Sık geçen başlıklar

ali cabbar 7

ekşi'de gör
(bkz: vasat) ve köylü işi (bkz: tekerleme)

arabesk mi drama mı ne olduğu belli olmayan bir şarkımsı. sözler ve anafikir aşırı demode, bu yılda bunlarla duygulanan siktirsin gitsin köyünde yaşasın. melodisi de çocuk şarkısı seviyesinde, az enstrüman ve tekerleme gibi kendini tekrar eden az nota var. düşük iqlülere ve müzikten anlamayanlara hitap ediyor.

böyle bir şarkının 2023'de hit olması çok üzücü. insanımızdaki seviyesizliği, vasatlığı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor
yine işte o vıcık vıcık arabesk kültür. entrylerimde ara ara söz ediyorum. sarkı değil arabesk olan. arabesk şarkılar - ki böyle bir müzik türü yok zaten- sadece bu kültürden para kazanmak isteyenlerin karikatürize sözlerinden ibaret. acı, daha çok acı, acayip acı.. netice: bok gibi para.

arabesk kültür hakkında kesin tanımım şudur:

normalde çözümü kendinde olan problemleri çözümsüz gösterip yaptığı veya yapacağı bozguncu davranışları mazur gösterme hastalığı.

bu hikayede de klasiğimiz olan aşık oldum kavuşamadım dünyanın en büyük derdi kederi bende retoriği var. türk gençlerinin yüzde 80'i böyle.

amk matematik netleri eksilerde, dil bilen var mı belli değil, gelecek ne olacak düşünmez hiç biri ama vaov kızı verdiler.

aşk doğal bir süreç. bunu kimse reddetmiyor edemez de, yalnız gel gelelim getirdiği sonuçlar da bu kadar ağır ve abartılacak şeyler değil.

bana istersen faşist de ister duygusuz ki değilim. nasıl ki eski insanın eve mamut getirmek dışında derdi olmamış ise, modern insanın da güç istemi dışında bir derdi olmamalı. çağımızda dünya üzerindeki her şey dikenli teller ile çevrili ve dünya üzerindeki bir çok imkanı edinmek için güçlü biri olmalısınız. bu da çalışmak, iyi para kazanmayı öğrenmekten geçer ki eski insanda nasıl ki avı fiziki olarak en güçlüsü yiyorsa bugün de maddi gücü en çok olan bu pastadan payını alır.

bunun dışındaki tüm dert tasa şu bu osuruktur ve boşa zaman öldürmektir.

arabesk her öğe sizi güç sisteminden alıkoyar. yok kızı vermediler yok kız gitti öbürüne verdi yok şu oldu bu oldu. bunların etkisi makul oranda sürmeli, acısı makul seviyede yaşanmalıdır. bunu arabesk bir hale getirmek 'zayıf' olduğunu kabul etmektir. yaşam zayıfları affetmez.
çok kötü şarkı, her yerde çalmasından gına geldi.
türk insanının bu şarkıyı çok sevmesi normaldir.
eziklik, özgüvensizlik, ağlaklık, yıllardır istedim vermediler kavuşamadık arabeskliği vs
yarak gibi şarkı, bok gibi yorum, götten uydurulmuş arabesk hikaye.
şarkının hikayesinin çok benzeri yaşanmış bizim ailede, seneler önce.
ismi de aynı, cabbarsız ali.
bir de bizimki ölmüyor ama yok oluyor, tamamen farklı bir ile göçüyor.
10 sene sonra tamamen tesadüf eseri bulunuyor, ali dayı.

evlenmek istediği kız, komşunun kızı, sevgili olmuşlar, sene 1950ler.
ali dayım askere gidiyor mardin'e, döndüğünde kız evlenmiş, çocuğu bile olmuş.
gerçekten hayata küsüyor, bütün akrabalarını siliyor, buna nasıl izin verirsiniz diye ve terk ediyor şehri.

yıllarca dedem arıyor ve izini bulamıyor.
10 sene sonra babam ilkokuldayken yeni bir öğretmen geliyor okula, babama diyor ki, “ben mardin'den tayin oldum, senin soyadında biri var mardin'de buralı olduğunu söyledi, babanı çağır gelsin bir konuşalım.”
dedem öğretmenle konuşuyor ve ertesi gün yola çıkıyor, mardin'e.
ali dayıyı buluyor, kendinden yaşça küçük biriyle evlenmiş 4 tane çocuğu olmuş, en büyük kızına komşu kızının ismini vermiş, meryem.

dedem gelmeye ikna ediyor dayımı, yazın geliriz çocuklarda benim memleketimi görür diyor.
o yaz ölüyor ali dayı, memleketini göremeden.
eşi genç yaşta dul kalıyor.
çocuklarıyla, torunlarıyla görüşüyoruz hala.

şarkıyı ilk dinlediğimde çok tuhaf hissetmiştim, benim için ali cabbar, bizim ali dayı.