Sık geçen başlıklar

akp'nin oy kaybetmemesinin nedeni 2

ekşi'de gör
hizmet...

açık ve net, evet halkın eğitimsizliği, cehaleti, din istismarına olumlu cevap vermesi vs her şeyi sıralayabilirsiniz. fakat en temel öge "hizmet". çünkü ideolojik sebepler vs gibi algılarla halk ilk seçimde herhangi bir partiyi iktidar partisi yapabilir fakat o partinin diğer seçimlerde kalıcı olması yaptığı hizmete, belediyecilikteki başarısına bağlıdır.

eğer en küçük ilçe belediyesinde bile milyarlar harcanmamış, yeni hastaneler, yollar, çevre düzenlemeleri yapılmamış olsaydı bu akp bu zamana kadar iktidar partisi olmazdı. edoğan her ne kadar eğitimsiz ve entelektüel birikimden yoksun biri olsa da basit halkın ihtiyaçlarını çok iyi bilmektedir ve devletin imkanları ölçüsünde de bu ihtiyaçları belli ölçülerde karşılamaktadır.

nedir bu ihtiyaçlar, yukarda saydıklarımız, ek olarak o çöpün sokaktan toplanması vs. düşünün, hitler'in demir yumruğunu bu memlekette iktidar yapın, her ne kadar faşist ve zorbalıkla yönetiyor olursa olsun o çöp o sokaktan her gün düzenli olarak toplanmak zorunda sevgili dostlar. üç gün sokakta kalsın sen bak o zaman önce ev hanımları nasıl homurdanmaya başlıyor ve zamanla o sokakta başlayan rahatsızlık nasıl mahalleye hatta şehre hakim oluyor ve devletin yöneten yapı nasıl giderayak zayıflıyor...

bizim ülkeye baktığımızda 15 yıldır bu memlekette küçük ilçelere büyük yatırımlar yapıldı. daha önceden yapılmadı demiyorum son 15-20 yıldan bahsediyorum. doğuda, iç anadolu'da veya karadeniz'de adını insanların unuttuğu kasabalara, köylere yepyeni yollar ulaştı yakınlarına hastaneler yapıldı. tam teşekküllü bir hastanenin anadolu insanı için ne kadar önemli olduğunu anlamanız lazım. yıllar evvel insanlar basit bir ameliyat için bile köyünden kalkıp büyük şehirlere gelmek zorunda idi. artık öyle bir durum söz konusu değil köyünün az ilerisindeki ilçeye bile büyük hasteneler yapıldı ve insanlar ordan yeterli olmasa dahi tatmin edici bir sağlık hizmeti alabilmekteler. en azından ufak tefek ameliyatları buralarda alabilmekteler. evet sağlık sistemi kötüden beter olabilir, sağlık çalışanları aşırı yoğun çalışma şartlarından şikayetçi ve onların talepleri halı altına süpürülüyor olabilir ve bu şu gerçeği değiştirmez. seçimde birinci partiyi bu basit halk belirler, sabahtan akşama kadar yüz hastayı kontrol etmiş zavallı doktor değil. ceremesini sağlık çalışanları çekiyor olabilir, akp onlar için kılını kıpırdatmıyor olabilir ama akp hangisini memnun etmenin sandığa yansıyacağını iyi bilmektedir ve sağlık çalışanlarından ziyade sade halkı memnun edecek çözümler üretmektedir.

anadolu'yu en son ne zaman gezdiniz bilmiyorum ama burda, her şeyin imkan dahilinde olduğu büyük şehirlerde bol keseden sallamanın, olayı cehalete bağlamanın bir manası yok. belki cehalet herhangi bir partiyi iktidar yapabilir fakat o partinin kalıcı olması ilk paragrafta söylediğim gibi verdiği hizmet ve belediyecilikteki başarısında yatar. benim gittiğim ilçelerde gördüğüm tablo yeni hastaneler, içinde havuz bulunduran yeni spor salonları, daha uygun fiyata, içinde okul cami vs gibi yapıları barındıran toplu konutlar yapılmış olmasıdır. gecekondudan bozma evlerde, çarpık kentleşmede yaşayan basit insanlar toki'den daha uyguna ev sahibi olup güvenlikli bir sitede yaşama imkanına sahip olmuşlardır. ilçelerden köylere kadar olan bozuk yollar taş döşenerek daha rahat ve kullanışlı hale getirilmiştir. vatandaş istanbul'dan kalkıp köyündeki evine kadar yepyeni yollarla rahatça gidebilmektedir. evet vergi orta sınıfın sırtındadır, köprüye, yola dünyanın vergisini ödüyoruzdur ama basit halk böyle düşünmez ve iktidarı orta sınıf değil alt sınıfın oyları belirler.

benim gezdiğim köylerde, ilçelerde devleti hiç bu kadar yakın, evinin önünde hissetmemiş halk, bunu kendileri anlatıyor. şimdi belediyecilik ayaklarına kadar gidiyor. yepyeni kocaman bir hastaneyi gören basit halk hayran hayran bakıyor. yaşlıları ameliyat olan veya hasta olan insanlar eskiye göre daha iyi bir sağlık hizmeti alabiliyor. bak alıyor diyorum, bizim bok attığımız bu sağlık hizmeti bu insanlara lüks bile geliyor. önceden bir odada 4-5 hasta kalırken şimdi 2 hasta kalıyor. dolayısıyla bu iyileştirmelerde o evlerde, o mahallerde, o ilçelerde konuşuluyor. yani "hizmet"...

bir de bizim toplumda neden olduğu tartışılır bir algı var. dürüst adamın iş yapamayacağı algısı. yani köye muhtar seçilecekse bile algı şudur; "falancı kişi sahtekar, hırsız, üçkağıtçı olabilir ama bu işi yine en iyi o yapar. çünkü işi takip eder, bir şekilde belediyeden vs adam bulur çevirir köyü ne sususuz bırakır ne de muhtaç". "falancı kişi çok dürüst, bu adam iş yapamaz, böyle işleri çevirebilmek için biraz üçkağıtçı, girişken olmak lazım" gibi. işte benim gözlemlediğim ve her konuşmanın sonunda hissettiğim bilinçaltı budur. neticede "çalıyor ama çalışıyor" gibi bir lafı akp kendi propaganda etmedi, basit halk bunu buldu ve söyledi. bu basit halka cahil cahil diyebilirsiniz ama entelektüel olmak zorunda mı tartışılır. belki on tane köşe yazarı tanımaz, belki sorsan pek gazete kitap ismi bile bilmez ama oy verirken köşe yazarlarını, gazeteleri değil aldığı hizmeti gözden geçirir halk. akp'nin tüm hoyratlıkları elbette bazı kesimlerce biliniyordur ama akp kendisi için "çalıyor ama çalışıyor" dedirtiyor. zaten önemli olan da bu "çalışıyor" dedirtmek. çünkü kalıcı olmanın en temel sebebi bu.

bir de en önemli sebeplerden biri yaşlılara, engellilere, engelli çocuğu olan ailelere aylık bağlanması. bu bildiğin tüm zamanların, bizim ülke için diyorum, en iyi sosyal devlet hizmeti denebilir. köylerde kimsesi, belli bir geliri olmayan yığınla yaşlı insan var ama şimdi o kadar muhtaç değiller, en azından ekmek alabilecek, faturalarını ödeyebilecek bir miktar para ellerine geçmektedir. özellikle otizm, down sendromlu, zihin engelli gibi çocuklara sahip binlerce aile var ve bunlara devlet, çocukların ihtiyaçları için aylık bağladı. aynı zamanda rehabilitasyon merkezlerinden ücretsiz ders alabilmekteler. şimdi bu insanlar çoğu şeyin akp sayesinde olduğunu biliyorlar ve seçim sabahı geldiğinde hangi partiye oy vereceklerini bilerek sandığa giriyorlar. dolayısıyla akp, önce nasıl sandığa gireceğini biliyor ki açıldığında da sandıktan birincilikle çıkıyor.

daha çok şey yazılır da zamanım yok. fakat şunu ısrarla vurgulamak isterim sözlük hakikaten bir halttan haberi olmayan, analiz, bilgi, birikim düzeyi sıfıra yakın ergenlerle dolduruldu ve şu başlıkta bile onlarca entry içinde elle tutulur doğru düzgün bir yazıya denk gelmek gerçekten şans meselesi. iyi bir entry okuyacağım derken onlarca salaklık içeren espriler, gerçeklikten uzak analizler, hakaretler okumak zorunda kalıyoruz.

chp'ye de eleştiri getirmeden olmaz. merak ediyorum doğrusu chp en son ne zaman tokat'a, ardahan'a, sivas'a, ığdır'a, urfa'ya, mardin'e gitti? ne zaman oralarda örgütlenme çalışmalarını kontrol edip, hızlandırıp, yöneticilerini toplayıp, "şu seçimde yereli mutlaka almalıyız" diyerek kafa yordu? benim bildiğim oralara en son, başında ecevit gibi bir lider varken gittiğidir. tüm anadolu'yu, ilçe örgütlerine varana kadar gezdiği traktörlü çiftçiyi, emekçi köylüyü peşine taktığıdır. zaten bunun sonucunda da duvarlara "umudumuz chp" yazılmış bunun sonuçları sandıktan alınmıştır. maalesef chp kasım gülek'in başlatmış olduğu, ecevit'in üzerine koyarak devam ettirdiği "halkçılık" anlayışını devam ettirememiş bu günün sadece bir salon partisi olma konumuna gerilemiştir. özellikle gençler üzerinde en örgütsüz parti chp'dir. %1 bile alamayan partilerin güçlü ve kendinen bağımsız gençlik örgütleri varken chp'de böyle ne yapı, ne de çalışma söz konusu değildir.

her gün gündemi takip eden, onlarca köşe yazarını aksatmadan okuyan bir insanım. ve gördüğüm tablo şu; chp'nin kendisini sürekli akp üzerinden konumlandırması evet, bütün politika bunun üzerine. ağzı açılan milletvekili veya bilmem ne il, ilçe yöneticisi "akp şöyle, akp böyle, akp neden bunu yaptı" diyor. oysa ki halkın bunları duymaya ihtiyacı yok, halkın, "ben bunu yapacağım, ben şu reformları gerçekleştireceğim" gibi vaatler duymaya ihtiyacı var. chp iktidara geldiğinde gerçekten bir şeyler yapabileceğine, yerel yönetimlerde akp'den de kaliteli bir hizmet sunacağına halkı inandırmalı ve bunu yalnızca batıda değil doğuda yapmalı. çünkü batı nüfusunun belki de yarısından çoğu doğu oluşturmaktadır. siz sakın ardahan'ı köy kadar nüfusu var diye küçümsemeyin. çünkü istanbul'da ki ardahan'lılar memleketlerine yapılan yatırımları görür ve bunun seçim sonuçları hem ardahan'da hem de ardahan'lıların yaşadığı diğer illerde görülür. dolayısıyla doğunun en küçük ilçesi bile önemlidir.

bu günlük eyyorlamam bu kadar.

not: chp spor