Sık geçen başlıklar

ahmet haşim'in 1919 anadolusunu anlatan mektubu 1

ekşi'de gör
esasında osmanlı'nın her yeri böyle değildi. bir balkanlar olsun, bir beyrut olsun, bir mısır olsun, bir halep olsun bayağı zenginleşmiş yerlerdi buralar. zaten filmlerden de bilirsiniz mısır'dan, balkanlar'dan gelen paşaların ihtişamını..

ancak anadolu garip bir şekilde atıl durumdaydı. eğitimi balkanlar'a, zenginliği arap yarımadasına dağıtan osmanlı açlığı ve savaşmayı da anadolu'ya bırakmıştı.

türklerin yoğun olarak yerleştiği anadolu yarımadasının cehaletle ve açlıkla sınanması yetmiyormuş gibi bir de sürgünlerle demografik yapısı değiştirilerek türk nüfusu allak bullak edilmişti. onlarca anadolu beyliğinin diyarı tam anlamıyla talan olmuştu. tarihte başka hiçbir güç anadolu'ya göçen oğuz boylarını tarihten silmeye bu kadar yaklaşmamıştır.

mektupta yazılanların abartı olduğunu düşünenlere ise bayağı gülüyorum çünkü şundan 20 yıl önce dedemlerin köyüne ne zaman gitsem farklı bir şey görmüyordum. mesela karafatmaya benzetilen öküz arabaları o zaman da kullanılıyordu. bu arabalar iş verimliliğinden o kadar uzak yapılmıştı ki iki tahta tekerleğin ortasına şekilsiz bir ağacın konması ile ortaya çıkan bu araçlar neredeyse öküzlerin iflahını kesecek kadar zor yük taşınmasına sebep oluyordu.bkn ince işçilik ya da pratiklik diye bir şey yoktu insanlarda. eğri büğrü evler, şekilsiz yollar, yavan kültürler.. çok çalışıp, az doyup, çok kötü yaşıyordunuz. böyle hayatlardan tam olarak ne bekliyorsunuz?

osmanlı nerden bakılırsa bakılsın türk tarihinin en alacakaranlık sayfasıdır. bir ingiltere'nin geniş topraklara hakim olduktan sonra halkına verdiği şeylere bakıyorsun bir de osmanlı'ya.. bizimkisi bildiğin padişahın sikinin keyfine kurulmuş bir imparatorluk. biraz olsun insanlar eğitimli ve varlıklı olabilseydiler bugün bu topraklarda çok başka şeyleri konuşuyor olurduk.