beni de teget gecmis furyadir.
15 ocak 1994
6 yasinda olmaya aylar kala; “en azindan kendimizi koruyalim abi” maksadiyla kareteye yazilmistim. daha dogrusu evdekiler yazdirmisti. zira 6 yasinda kendimi korumaya calistigim tek sey ispanakti.
neyse efendim. mekan evin oralarda bir yer alti salonu. adi da silla uzakdogu sporlari merkezi. her ne kadar salon coktan kapanmis da olsa kimligimi hala sakladigim icin bilgiler taze. kimlik dedigime bakmayin, o siradan bir kimlik degil. onun bir sifati var. “utanc kimligi”. bilmeyenler icin o zamanlar ki karate kimliklerinin oneminden cok kisa bahsedeyim. on taraf bildiginiz fotografli kimlikti ama arkasi sizin karate karneniz. bir cesit gelisim cizelgesi gibiydi. mevcut kusaginizin derecesi, calismaya geldiginiz gunler vs. yazardi. neredeydim ne oldum demek icin bir kanitti adeta. onemli bir hadiseydi yani.
soguk bir cumartesi sabahi, hem kayit olmak icin hem de ilk antrenmani gerceklestirmek uzere evden hareket ettik. pederle valide de geldi haliyle. hem heyecanliyim hem de anaokulunda dovmeyi planladigim kisileri kafamda listeliyorum. kisa suren kayit islemleri sonrasi; giydirdiler beyaz kiyafetleri, aldilar beni mindere. tek basimayim. etrafta tanidik kimse yok. anneme bakiyorum gozukmuyor. baba diyorum ses yok. herkes birbirleriyle sakalasiyor. icerisi de oyle bir soguk ki olmeden morga girmis gibi hissediyorum. hazir dress code’da uygun.
herkes birbiriyle kardes gibi. biri birinin kusagini cekiyor, digeri oburun solundayken sag omzuna dokunup taklaya getiriyor. muthis egleniyorlar. ben de tek basima minderde oturuyorum. icerde bunlar yasanirken; aniden kisa boylu orta yasli biri geldi. hocaydi belli ki. kafasiyla selam verip: “beni tanimayanlar icin ben ugur karabay” dedi. icimden dedim ki “bir dahaaaaa soyleee”. ortada hicbir sey yokken birden sert emir cumleleriyle komut vermeye basladi. apar topar dizildik ip gibi. sahsimi mevcut ekiple tanistirdi. yanaklar al al “merhaba” dedim. sonra ufaktan bir seyler gostermeye basladi.
1, 2, 3 caaaat...
hoca, her yumrugunda, her tekmesinde hatta neredeyse her hareketinde heeeyt!!! huuueeyt!!! tarzi sesler cikariyordu. boyle cigerden cigerden, kalin tonlarda. ulan. bir dayandim, sakin ol huylu adam. iki dayandim, sakin ol cocuguuum. ancak en fazla 5 dakika korktugumu saklayabildim. ve kontrol disi utanc goz yaslari dusmeye basladi. hoca hueeeeyt!!! dedikce ben de kontra olarak uhuuu :((( diyordum. hoca yukseliyor, ben de yukseliyordum. artik ortam iyiden iyiye cirkinlesmeye baslamisti ki; arka camdan izleyen ev halki, agladigimi gorunce “dayak atsin diye getirdik dayak yemeden aglamaya basladi” diye diye yanima geldi.
bir dizi toplantidan sonra kaydimi alip, evin yolunu tuttuk.
iste o yuzden o kimligin adi “utanc kimligi” ve iste o yuzden kimligin arkasinda sadece tek bir sey yaziyor.
15 ocak 1994
23.06.2019 · 46. sıra
huylu adam
22.06.2019 00:04