Sık geçen başlıklar

21 şubat 2023 ekşi sözlük erişim engeli 5

ekşi'de gör
sen misin siteye dünya kadar emek veren, başka yerlerde olmayan nadide bilgileri halka sunmak için yüzlerce saatini harcayan, kendi eğlencesinden, sosyal hayatından feragat edip senin sitene birbirinden değerli bilgiler yazan onlarca kıymetli, kaliteli, kalburüstü yazarı uçurup bütün yazdıklarını silen, uçurmadığını da mobbingle yıldırıp kaçıran?
böyle laneti yer oturursun işte mirim. şark kurnazlığı akıllılık, zekilik demek değildir. o yediğin hurmalar gelir günün birinde götünü işte böyle tırmalar. ekşiyi ekşi yapan, entelektüel kalitesi senin yüz katından fazla olan yazarları kovup yerine ak trolleri doldurmanın bir bedeli olacaktı elbet. seve seve ödeyeceksin şimdi onu.
"auschwitz’den sonra şiir yazmak barbarlıktır” demişti adorno. dehşet ötesi acılara tanık olduktan sonra hayatta kalmamızın, kendi yüzümüze bakabilmemizin zorluğunu anlatan en doğru cümle bu olsa gerek.
6 şubat sabahından itibaren tanık olduğumuz doğal afetin faciaya dönüşmesinden sonra insanın kendisini bir şey yapmaya/yazmaya ikna etmesi hiç de kolay olmuyor. her ne kadar yaşar kemal'in , ''dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır, bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir, kendi iyiliğine de baş kaldır.'' sözünü yaşam felsefesi yapmaya çalışsam da, gördüklerinizin/hissettiklerinizin travmasını atlatamıyorsunuz. insanlığı (“insanlık tek başına kollarımda can verdi”) ve kendinizi harakiri kıvamında bir özeleştiri yağmuruna tutuyor, tüm olanların utancından ışıkları kapatmak istiyorsunuz. çünkü lüks içinde yaşattığımız pek kıymetli yöneticilerimiz üstlerine düşen görevleri yerine getirmemiş, hatta parmak sallayarak tehditler savurmuşlardı bizlere. ama yine de birileri sorumluluk almalıydı değil mi? bu kadar ölmemeli, bu denli çaresiz kalmamalıydık.
oysaki bizi çaresiz ve kimsesiz hissettirenler hiç de öyle düşünmüyorlardı. 6 şubat, on binlerce insanın ölümle yaşam arasındaki savaşı, kötülükle iyiliğin yarışı ve tüm yoksulluğuna rağmen yine de 85 milyon kişinin (kamu bankalarıyla, beşli-onlu çeteleriyle ve yalakalarıyla inşa edilmiş sahte şov hariç elbette) dayanışmasıydı.

peki, ne yaptı bu vatandaşının varlığını kendi varlığı için tehlike zannedenler? acizliklerini örtmek adına “defterlerine” yeni düşmanlar eklediler.
dünyanın ilk sosyal medya platformlarından birisi olan, binlerce farklı düşünceyi barındıran bir mecrayı, hiçbir hukuki gerekçe göstermeden, sırf canları öyle istiyor diye kapattılar. ne yani... ay’a çıkacağını iddia edip de hatay'a 4 gün sonra giden, sözde diyanet adı altında deprem bölgelerindeki çocukları tarikatlara teslim eden, borsayı açan ama twitter'ı kapatan; halkın çıplak elleriyle enkazdaki ailelerini kurtarmaya çalışırken yardım feryatlarını duyuramayıp deliren, karanlığa/soğuğa/açlığa terk edilen insanlardan bahsetmeyecek miydik? yardımları organize ettiği için cemevine bile kayyum atayabilen basiretsiz/insafsız bir yönetimi eleştirmeyecek miydik? koskoca ülkeyi berbat bir distopyaya dönüştürdüklerini yazmayacak mıydık?

aklıma ikinci abdülhamit dönemi geldi nedense. malumunuz olduğu üzere kendisi “ilginç” bir kişiydi. mesela mülkiyeden yönetime dair olumsuz eleştiriler duyunca, okuldaki tüm aydın hocaları uzaklaştırmış, edebiyat tarihi derslerini eğitim planlarından çıkarttırmış, ve bu derslerin yerine de fıkıh, kelam, tefsir vs. gibi dersler koydurtmuştu. hatta işi o kadar abartmıştı ki diğer okullarda okutulan edebiyat ve tarih kitaplarından da vatan, özgürlük, inkılap vs. gibi daha pek çok kelimenin kullanılmasını da yasaklamıştı.
dolayısıyla, sayın abilerim, ablalarım ve sevgili kardeşlerim, (eskiden vapurlarda bu tarz hitaplarda bulunan seyyar satıcılar olurdu, şu an onları bile özlediğimi hissettim.) siz hiç merak buyurmayınız... nasıl olsa tüm dönemler gibi bu dönem de bitecek.

bu arada rica ediyorum, lütfen ama lütfen unutmayın... unutmayın... unutmayın...
bir yerlerinden uydurdukları sübjektif sebepler ile erişim engeli getirilmesi durumu.

meali; seçim yaklaşıyor, buralarda yeteri kadar aktroll pompalaması yapamıyoruz, yazar yaptığımız trollerin de ömrü kısa oluyor. dolayısıyla kapatalım gitsin.

seçime kadar açılacağını kesinlikle sanmıyorum. iktidar daha seçimden önce twitter ve youtube'u da engelleyecek. ekşi sadece başlangıçtı. depremi bahane ederek muhalif medyaya cezaları yağdırdılar zaten. bu cezalar artarak devam edecek. ekşiye teknik yollardan girmeye devam edeceğiz.

çok kritik bir seçime giriyoruz. türkiye karanlık bir despotluğa doğru sürükleniyor. iktidar kaybedeceğini anladıkça kaybetmesine sebep olan icraatların şiddetini de arttırıyor. çivi çiviyi söker hesabı... bakalım planları istedikleri gibi tutacak mı?
“aslında hiçbir şey yasadışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu.”
seni gidi taşaksız dürümcü seni. dik duramadın şu sözlüğün başında, göt yok göt. doldurdun trolleri, anasını siktin sözlüğün. kaç zamandır troll engellemekten yazı okuyamaz haldeyiz. ve onlar yüzünden fazlasıyla taraflı bir kitleye dönüştü sözlük ahalisi. şerefiyle ban yemesi lazımdı bu sözlüğün, böyle alçakça ve kahpece değil. al sana çok seslilik.