Sık geçen başlıklar

21 şubat 2022 putin'in ulusa sesleniş konuşması 2

ekşi'de gör
putin ukrayna'nın tabutuna son çiviyi çaktı. tipik bir genişleme hamlesi yaparak hitler'in yaptığının aynısını yaptı. ayrılıkçı iki bölgenin bağımsızlığını tanıdı. ukrayna buna karşı çıksa sıcak savaş onu tamamen mahvedecek. karşı çıkmasa bir süre sonra bu iki bölge rusya'ya katılma kararı alacak.

putin baştan sona haksız değildi elbette. tarihin ilk rus devleti kiev'de kurulan rus knezliğiydi. buradan ve ortodoksluk sayesinde rus çarlığı doğmuştu. fransız ihtilali neticesinde milliyetçilik akımları ise halkların kendi kaderini belirleme sosuyla bir süre dizginlendi. almanlar barbarossa harekatıyla sovyetlere ukrayna'yı ezerek başlamışlardı. ukraynalılar ise bu işgalci devleti başlangıçta kurtarıcı olarak karşılamış ama sapkın nazi doktrini alt ırk olarak gördüğü bu halkı katletmişti. stalin ise nazilerle işbirliği yapan bu halkı savaştan önce olduğu gibi acımasızca cezalandırmaktan geri durmamıştı. sovyetler dağılırken de bu batıya açılan uçsuz bucaksız verimli topraklar yeni bağımsız bir cumhuriyet olarak büyük bir rus hoşgörüsü ile kuruldu. borçların rusya federasyonu tarafından ödenmesi buna örnekti. soğuk savaşın kaybedilip polonya'nın batı bloğuna geçmesiyle ukrayna en önemli tampon bölge olmuştu. sovyetler dağılırken ise ruslar özellikle kafkasya ve doğu avrupa'da azınlıkları bazı bölgelerde çoğunluk olarak serpiştirmeyi ihmal etmemişlerdi. ermenileri azerbaycan'a, azerileri ermenistan'a, osetleri gürcistan'a ve elbette rusları da kazakistan ve ukrayna'ya iskan eden bu satrancın üstadı olan ruslardan başkası değildi.

batı ise tüm enerji bağımlılığına rağmen bu halk olmayı tam olarak beceremeyen ukrayna'yı kaşımaktan geri durmadı. turuncu devrim ve ardılları, rusya ile çok girift bir ilişkisi olan ukrayna'ya hiç de iyi gelmedi.

şimdi ukrayna, başlangıçta kağıt üzerinde çok rahat bastırabileceği bir krizin devasa boyutlara gelmesine müdahale etmekten çok uzak. kendisini batı'nın şefkatli (!) kollarına teslim ederken sesini çıkarıp çıkarmama konusunda kararsız bir konumda kalıyor. rusya ne yapacağını daha önceden osetya ve abhazya'da gürcistan'a, dağlık karabağ'da da azerbaycan ve ermenistan'a gösterdi. şimdi ise mükafatların en büyüğünün peşinde. ne yazık ki ukrayna'nın böyle bir mücadelede hiç şansı yok. burası birinci dünya savaşının sırbistan'ı mı yoksa ikinci dünya savaşının polonya'sı mı olacak göreceğiz.

türkiye için ise durum ukrayna'dan daha dramatik bir hal almış olabilir. putin'in tarihsel olaylara dayanarak hak iddia etmesi, boğazlar ve doğuda toprak taleplerini yeniden diriltmesi ile sonuçlanabilir. ya da bundan da daha kötüsü türkiye bir taraf olmak durumunda kalabilir. bu ise yakın tarihimizin en büyük krizi demek. ne yazık ki bu krizi yönetebilecek bir siyasi kadromuz yok. rusya'ya küresel tepki zamanında ve önleyici olacak şekilde verilmezse, türkiye kafkasya, suriye, karadeniz ve boğazlarda ciddi sorunlarla karşılaşacaktır. nato'nun abd provokasyonuyla karadeniz'e savaş gemileri ile girmesi ise tüm karadeniz ülkeleriyle ciddi problemler yaşanmasına neden olacaktır. çünkü rusya'nın bu hamlesinin romanya ve moldova'da ciddi karşılıkları var.

putin bugün ne dediyse hitler de 21 haziran 1941 tarihinde aynı şeyleri diyordu. ona göre de almanya'ya karşı ruslar uzun süreden beridir silahlanıyor ve sınıra yığınak yapıyorlardı ve eli kolu bağlı şekilde bekleyemezdi. aynı zamanda orada da yaşayan alman ırkından soydaşlar vardı ve alman imparatorluğunun geleceği bu topraklarda şekillenecekti. putin şimdi aynı algoritmayı elindeki nükleer silah ve enerji kartlarını blöf olarak kullanarak devreye aldı. avrupa'nın churchill'i abd'nin roosevelt'i türkiye'nin de inönü'sü ise maalesef yok. batı demokrasileri ise büyük bir açmaza girmiş durumda. türkiye gibi demokrasinin kağıt üzerinde kaldığı ülkelerde bile demokrasinin yegane amacı bir sonraki seçimi kazanmaktan başka bir şey değil artık. tüm büyük devletlerin önünde seçim var. putin batı'nın bu açmazının farkında ve kendisi neredeyse 2036 yılına kadar ülkesinin başında kalmayı garantilemiş biri. batıda savaş isteyenlerin ya da başka bir devletin topraklarında konsolide bir gücü asker ve parasal açıdan besleyecek bir iradenin olmadığını görmek gerek. böylece batı, uzun sürecek bir savaşın tarafı olmaktan çok uzakta. böyle sorunları batı demokrasileri aşmaktan çok uzakta. böylelikle batı'nın elindeki tek koz olarak ekonomik yaptırımlar kalıyor ancak bu sefer de özellikle avrupa kıtasının müstakil devletleri enerji dezavantajı ile karşı karşıya kalıyor. avrupa halen yüksek teknolojisi ve yenilenebilir kaynakların payının artmasına rağmen rus doğalgazına ve petrolüne muhtaç. petrol ikame edilebilir olsa bile ısınmanın çevreci politikaların da etkisiyle doğalgaz dışında başka bir kaynaktan sağlanması neredeyse imkansız gibi. abd yüzünden iran kapalı olduğundan rusya'ya karşı aynı cüretkarlıkla davranamıyorlar. demokrasinin esnetilmesini fransa özellikle covid önlemlerinde ara ara denese de bu macron açısından pek de hayırlı olmadı. abd'de ise demokrasinin esnetilmesi ya da kısmen rafa kaldırılması hollywood yapımı süper kahraman filmleri ile işleniyor ancak endüstriyel tüketimi ateşlemekten öteye gitmiyor. bu yüzden savaş ekonomisine çok uzaklar ve rusya'nın birkaç hamlesini izlemek zorunda kalacaklar. ruslar ise bu gibi hamleleri ekonomilerin artık duracağı noktaya kadar atacaklardır. naziler önce avusturyayı kendilerine bağlamışlar, ardından çekoslovakya'yı ilhak etmişler ve batı tepki göstermez diyerek polonya'ya girmişlerdi. hitler için sürpriz olan bu polonya için ingiltere ve fransa'nın savaş ilan etmesi olmuştu. çünkü chamberlain gitmiş yerine asla taviz vermeyen ve tam da savaş başbakanı olan churchill gelmişti. ingilizler savaşı adeta tek başına kazanan churchill'e ise en fazla savaşın sonuna kadar sabretmis ve sonunda da koltuğa attlee'yi oturtmuşlardı. avrupa'da şimdi herkes chamberlain. gelişmekte olan ekonomiler için bir felaket işte bu sürecin pandemi ile birleşmesi olacak. türkiye'deki seçimler için de şimdi yeni bir kart açılmış oldu. seçimleri kesin kazanıyoruz gözüyle bakan muhalefet şimdi bir kez daha düşünmeli. savaş ve kriz anlarında demokrasilerde radikal değişimler pek mümkün olmuyor. insanlar davranış biçimi olarak daha önce tercih ettiklerini tercih edip bilinmedik bir tercihin riskini almaktan uzaklaşmayı seçiyorlar. kılıçdaroğlu'nun bu açıdan bir kez daha yüz kez daha bin kez daha düşünmesi ve karar vermesi gerekiyor.

allah ukrayna'nın ve türkiye'nin yardımcısı olsun....
hay sizin şakalı komikli espri tarzınıza sokayım. tüm dünyanın kulak kabarttığı bir olaya bizim ekşici sikik esprileriyle dahil olur. he, çok komik amk. bir şey biliyorsanız yazın, bilmiyorsanız sikik esprilerinizi de alın başka yerde oynayın.