saldırgan çocuğun ya ailede ya da yakın çevrede şiddet gördüğünü gösteren olay. iki kere iki, dört.
özel okuldayım. on bir yaşında bir kız öğrencimde engel olamadığı bir şiddet davranışı söz konusu. öfke kontrol sorunu var ve ilk tavrı daima vurma, küfür etme oluyor. aile de bizimle irtibatında şeker gibi. ama görüşmede sormak durumunda kalıyorum, şiddete maruz kalıp kalmadığını.
anne kabul etti ağlayarak. baba da anne de hekim. gençler üstelik. ama baba da zamanında aile içi şiddete maruz kalmış ve zaten zor bir çocuk olan kızını idare edemediğinde şiddete başvuruyor.
çocuk ise standartta babaya aşırı düşkün. bu nevi durumlarda düz akılları, iki türlü yorum yapar:
1- babam yaptığına göre bu davranış doğru
2- vurmak kötü diyor öğretmen ama babam kötü değil. (bu noktada babayı aklamak için şiddete meylediyor)
yani çocuk, çelişki sevmez. gri yoktur üstelik onda. siyah ya da beyaz. babayı aklamak için baba gibi olmaya başlar. yetişkin olunca da "babam iyi ki dövmüş, yoksa asla yola gelmezdim" diyen biri olacak bu. bize uyguladığı şiddeti : "beni de öğretmenim çok dövdü. iyi ki de öyle yaptı, öğretmen oldum sayesinde" diye aklamaya çalışan bir ilkokul öğretmenim vardı. gidip kendi öğretmeninden intikam alma şansı yoksa, içinde aklayarak başediyor koca adam. o böyle yapıyorsa el kadar bebe naapsın?
vuran çocuk incelenmeli, destek almalı. diğerine de müdahale şart. süreç iyi yönetilmezse o da aynı yola başvurabilir güçsüz çocuk gördüğünde. doğa böyle işler.
kendi kızım dahil pek çok çocuğun büyüme aşamalarında aktif rol aldım ailede. çocukken şiddet görerek büyüdük hepimiz, yalan yok ama tüm kuzenlere bu konuda ısrarla telkin verdim: şiddet kabul edilemez, meşrulaştırılamaz, eğitim yolu olamaz. dinleyen de oldu dinlemeyen de. sonuç: anne babadan şiddet görmeyen çocuk, problem çözmede daha yaratıcı yollar buldu hep. yetişkinle işbirliği yapmayı, derdini anlatmayı, kendini meşru yollarla savunmayı öğrendi.
ha, sen fiske vurmadan büyütürsün, okulda iki tokat yer, ona da daha kolay gelir ve o da başlar. bunu da kontrol etmen lazım. günün sonunda yapılan sohbetler, sıkı takip önemli.
benim kız çocuk vurmayı bilmez. ben parmağımın ucuyla dokunmadım, babası da... ki ikimiz de agresyonu yüksek insanlarız ama mazeret değil. daha doğmadan dedik: şiddete başvurma hakkımız yok. o, bizim değil. sadece bizimle.
yani öyle bir hak tanımadık kendimize baştan hiç. şanslı velet, okulda da denk gelmedi. ama bu noktada ev seçerken hep muhite göre hareket ederek, gideceği okulun veli profiline dikkat ederek yol aldık. özel çocuk çünkü. zorbalık için açık hedef. şartları hep kontrol altında tuttuk bu nedenle.
doğamızda var şiddet diye kendinizi acizleştirerek sıyıramazsınız len yetişkinler! onu yönetecek de aklınız var, yok mu? ama seviyorsunuz meşrulaştırmayı. şurda iki dakikada çocuğu da anasını babasını da tokat manyağı ettiniz fantezilerinizde. biz ne diyoruz siz ne diyorsunuz yani.
eğitin, şekillendirin, yön verin, koruyun. ama ne görmek istiyorsanız, önce siz o olun.
edit: çocuğa piç diyen, boğazını sıkmak isteyenler falan var. yemin ederim koca gövdeli çocuklarsınız hepiniz. ama hepinize yetecek sayıda değiliz maalesef, sağduyulu insanlar olarak. aklınızı başınıza toplayın. altına odun attığınız bu şiddet, sizden uzak ve savunmasız haldeyken vuruyor çocuğunuzu. payınız hiç az değil.
27.06.2022 · 33. sıra
ooopapatya
26.06.2022 09:03 ~ 09:22