ekşisözlük başta olmak üzere kardeşim ve teyzemin ölümüne sebep olan trafik kazasındaki kaçak sürücü nevzat demir ile ilgili sosyal medyada paylaştığım gönderiler nedeniyle, son bir haftadır fotoğraflarına bakılırsa 13-14 yaşlarında ve soyadaş olduğuna göre muhtemelen aynı aileden bir kız çocuğu beni sürekli tehdit ediyor.
toplu tecavüz tehditleri ve ağır eril cinsel küfürler içeren mesajları yazan kişi profili kullanan başka biri değil de bu yaşta bir kız çocuğu ise durum çok vahim. dün facebook messenger üzerinden aramaya da başladı. açmıyorum, mesajlara yanıt vermiyorum. avukat bir dostum ile süreci konuştuk ve yasal adımları atıyoruz.
anlatma sebebim şu; memlekette suçlu olanın güçlü de olması gerçekten artık kanıma dokunuyor.
benim durumumda; benim tarafımdan iletilen bir tehdit, küfür, hakaret, iftira yok. polis bize sürücünün adını resmini vermiş, arıyoruz demiş, avukatı avukatımızla iletişime geçmiş, dava açılmış. iki canımızın canını alan adam 3 aydır aranıyor. konuyu gündemde tutmak, görgü tanıklarına ulaşmak ve emniyete yönlendirmek için ara ara sosyal medya üzerinden duyurular yapıyorum. dümdüz vatandaşım, başka ne yapacağım zaten... aldığım dönüş tehdit ve hakaret... ailecek sinirlerimiz bozulacak, korkacağız ve davayı geri çekeceğiz, 2 kişiyi öldüren kişi de normal hayatına kaldığı yerden devam edecek, herhalde bizden beklenen bu...
geçmiş zamanda bol bol hakaret dolu mesajlarla yine canımı çok sıkan birileri olmuştu, yahu ne kolay hakaret ediyor, tehdit ediyor insanlar. delilik bu başka bir şey değil. haydutluk içimizde mi var, sonradan öğreniyoruz onu da bilmiyorum.
tehditleri ağır dili nedeniyle ifşa etmiyorum. ama üzerine düşünelim istedim; bir trafik kazasında 2 akrabasını yitiren yaslı, alelade bir vatandaş tehdit ve şiddet görebiliyor. ve bu, bu memlekette çok normal.
minibüs caddesinde kaldırımda yürürken taksiyle yarışan bir minibüsün katlettiği bir arkadaşımızın ailesine de benzer tehditlerin edildiği kulağımıza gelmişti. onların tehditçileri, sözlerinin hukuki karşılığını bilmeyen zavallı bir çocuk da değil, düpedüz minibüs çetesiydi...
düz insan olarak yaşadıklarımıza bakınca; devletin belirlediği kalıba uymayan "tehlike arzedenler" neler yaşıyor, hayal edemiyorum. günlerdir bunu düşünüyorum. bizim yaşadıklarımız ne ki... dink ailesine, ali ismail'in ethem'in analarına, azınlıklara, siyasi tutsaklara ve onların ailelerine yapılan tehdit ve hakaretleri hayal etmeye çalışıyorum... olmuyor...
yaşadığım ülkede yozlaşmış adalet duygusundan, yok olup gitmiş vicdandan, geçmişten ve bugünden artık nefret ediyorum. yarını düşünmek ise sadece midemi bulandırıyor...
sonra diyorum, sakin olalım. umudu yitirmeyelim. kötüye teslim mi olacağız?
adalet beklemek bile ne zormuş...
edit: imla ve bir kelime...
01.11.2016 · 48. sıra
pufu
11:41 ~ 11:44