%100 doğru bir tespittir. 1972'de john yudkin şekerin zehir olduğunu "pure white and deadly" yani "saf, beyaz ve ölümcül" isimli kitabıyla kanıtlamıştı ama hazır gıda şirketleri bu adama karşı çok fena bir lobi yaptı, itibarına saldırdı ve milyonlarca insanın ölümüne neden olan ancel keys'in hipotezini kabul etti. (bkz: ancel keys/@jaheira) ama zaman, john yudkin'i haklı çıkardı.
sigara şirketleri de 1950'lerde doktorlara sigara içirtip sigaranın sağlığa yararlı olduğunu iddia etmişlerdi. sonra millet kalp krizinden patır patır ölmeye başlayınca güneşi balçıkla sıvayamadılar ve bugünlere geldik. şeker de sigaranın geçtiği yollardan geçiyor şu an. herkesin patır patır şeker hastası olmasının nedeni bu. ama tip-2 diyabet iyileştirilebilen bir hastalık. şeker ve un tüketmeyince, bir de aralıklı oruç yaptığınızda sistemi sıfırlayabiliyorsunuz. the magic pill belgeselini izleyin.
canımın içi profesör doktorum robert lustig, şekeri kokaine benzetiyor ve katıldığı bu yayın "bunu izledikten sonra bir daha asla şeker yemeyeceksiniz." başlığıyla paylaşılmış: youtube linki ben bu adamın tüm röportajlarını izledim. izledim izleyeli de ağzıma şeker zerresi bile sokmuyorum. eşek gibiyim.
özetle diyor ki: şeker, sizin hücrelerinizin yapısını bozar, hücre bozulursa da hastalık gelişir, sonra ölür gidersiniz. yani: görsel robert lustig, kalori hesaplamasını çürüten adamdır. şekerle aldığınız 2000 kalori ile, etten aldığınız 2000 kalori aynı değil. vücutta farklı işlem görüyor. şeker sizi öldürürken, et yaşatıyor.
aynı zamanda şeker, tüm ülkelerdeki sağlık sistemi üzerindeki en büyük yükün nedenidir. ekürileri de un ve mısır şurubu. yani aylarca raf ömrü olan tüm hazır gıdalar. şunu bilmeniz lazım: raf ömrü olan, paketlenmiş gıda yapay gıdadır. gerçek besinin raf ömrü yoktur, çabuk bozulur. yani et, hayvansal gıda ve sebze tüketmeniz gerekiyor. bunlar sağlıklı yiyecekler. aslında insanımızı sağlıklı beslenmeye ve günde 1 öğün yemeye bi alıştırsak hastanelerde in cin top oynar. hastanelere sadece bi kaza sonucu yaralanmış olan insanlar gelir ve kronik hastalığı olan kimse kalmaz. boş konuşmuyoruz, referans aldığım doktorlar şunlar: robert lustig, yoshinori nagumo, john yudkin, jason fung, william davis, tim noakes. hepsinin ortak iddiası şu: fabrika ayarlarına göre beslenen ve hareket eden bir vücutta hastalık olmaz. insan vücudunun kendisi dünyanın en iyi doktorudur, sadece benzini doğru koymanız lazım. bir de: görsel
the secrets of sugar belgeseli de çok ibretlik. röportaj yaptıkları, domates çorbasının içine bile kaşık kaşık şeker koyan şirketlerin yetkilileriyle görüşüyorlar. hepsi de bu konuda yorum yapmamak için kıvırıp duruyor ve hepsi de en sonunda "bize ne kardeşim? yemesinler." diyorlar. tamam da, bu konuda insanları bilgilendirmek, bağımlılık yaptığını da söylemek zorundasınız. abur cuburun çocukların dişlerini nasıl mahvettiğini ve çocuklarda bile nasıl bir obezite pandemisi olduğunu anlatan bir ingiliz belgeseli: link
şeker, zehirdir. hayat ve yaşamak güzeldir. lütfen sağlığınızı riske atmayın.
edit: arkadaşlar "olupta" yazan ve şekerin faydalı olduğunu söyleyen kişilere n'olur inanmayın. adam daha kendi ana dilini sökememiş ya. bundan mı sağlık tavsiyesi alacaksınız? benim verdiğim tavsiyelerin hepsinin kaynağı belli. o doktorları dinleyerek ne dediğimi anlayabilirsiniz. şeker, brain fog denilen zihin bulanıklığına ve bununla beraber kronik yorgunluğa da yol açıyor. böyleleri de bunun en güzel örneği.
edit2: sağlığı konusunda bilgilenmeye meraklı olan kişileri görmek çok güzel. ancak aynı zamanda bir ton cahille de uğraşıyoruz ve onlar adına o kadar üzülüyorum, o kadar bilmiyorlar ki... hayır ya hasta olacaklar ya da ölüp gidecekler ona üzülüyorum. şekeri öven cahilleri geçtim, bazı veganizm sempatizanları et yemeyi övdüğüm için alınmış ve "atalarımız neden erken yaşta ölüyordu? et yiyorlardı da ondan!" diye acınası bir tespitle gelmiş. yani savaşları, bulaşıcı hastalıkları, tıbbın yeterince gelişmemiş oluşunu, aşının ve penisilinin henüz bulunmamış olmasını ve kötü hijyen şartlarını bir kenara atalım, adamlar et yemekten ölüyormuş yav! vay be... arkadaşlar, carnivore diyeti diye bir diyet var. yani sadece etçil beslenmeye dayalı bir diyet. bu diyetin henüz kötü bir etkisine rastlanmadığı gibi, bazı otoimmün hastalıkları iyileştirdiği bile görüldü. en ünlü örneği jordan peterson'ın kızı mikhaila peterson. kızda artrit varmış ve sadece et yemeye başladıktan sonra sağlığı düzelmiş. joe rogan'a falan çıktı, izleyebilirsiniz.
tabii ben et, hayvansal gıda ve sebzeye dayalı bir beslenme biçimi uyguluyorum ama kırmızı et konusunda önemli olan şey şu: bu hayvanların doğal beslenmiş olması gerekiyor. "grass fed animals" diyorlar buna. bu hayvanların çayırda çimende ot yiyerek beslenmeleri, öyle mısır küspesi falan yememiş olmaları gerekiyor. işte böyle hayvanın kırmızı eti tam bir şifa ve dinlediğim doktorlar ette ve hayvanların organlarında ihtiyacınız olan her şeyin olduğunu söylüyor. bizim türümüz sadece 15.000 senedir tarım yapıyor ama tam 100.000 "nesildir" et yiyor. bu bile tezimi kanıtlamak için yeterlidir. ayrıca veganları hoplattığım entrym de şu: (bkz: #160326374) çok konuşmasınlar.
yukarıda bahsettiğim doktorları lütfen araştırın, onları dinleyin. hadi ben kaynak vererek konuşuyorum ama klavye kullanabilen herkes konuşuyor. ekşi sözlük'teki cahillerden beslenme tavsiyesi almayın. bu konuda ter dökmüş doktorları dinleyip ona göre bu beslenme biçimini uygulayın ya da uygulamayın. ben kendim tıp alanında bir şey bulmadım ama nerede sesi cılız çıkan, araştırmalarına dayalı konuşan saygın bir doktor varsa onu dinledim çünkü bu adamları sizi zehirleyen gıda şirketleri yok etmeye çalışıyor, söz hakkı bile vermiyor. haliyle ünlenemiyorlar. bunun en büyük örneği robert lustig ama en çarpıcı örnek tim noakes isimli doktor. tim noakes, insanlara düşük karbonhidrat, yüksek protein diyetini önerdiği için galileo davasına benzer bir biçimde bu herifler tarafından yargılandı. herkes dünya düzdür derken dünya yuvarlıktır diyen adamlar bunlar. tim noakes, güney afrika'da çok tanınan, saygın bir doktor ve bu adamın dediğini de birçok insan dinleyeceği için millete şekeri, unu dayayan mısır gevreği şirketleri adamın itibarını yok etmeye çalıştılar. aynı entynin başında bahsettiğim john yudkin'in başına gelen gibi. davayı kazandı ama, iyi haber bu.
dinleyeceğiniz doktorların niteliği önemlidir. ben yıllardır sağlıklı beslenmeyle ilgili çok araştırma yaptığım için sık sık bu doktorlardan öğrendiklerimi paylaşmaya çalışıyorum. kendi vücudumda da tüm faydalarını bizzat gördüğüm ve deneyimlediğim için de öğrendiklerime güveniyorum. şekerden, undan, bitkisel yağlardan ve yapay gıdadan uzaklaştığınızda, aralıklı oruçla vücudunuzu dinlendirip onardığınızda ve düzenli olarak spor yaptığınızda vücudunuzda şunlar oluyor:
vücut anında daha sağlıklı olmaya ve sizin biyolojik yaşınızı düşürmeye başlıyor. asla kilo almıyorsunuz, fazla kilonuz varsa da vücut kendini ideal kilosuna düşürüyor zaten. şeker ve un miskinliğe yol açtığı için bunlar devreden çıkınca aşırı enerjik oluyorsunuz ve asla yorgun hissetmiyorsunuz. hiç sivilceniz çıkmıyor. üstünüzdeki atlet sırılsıklam olsa bile ter kokmuyorsunuz çünkü içerisi ne kadar sağlıklıysa dışarısı da o kadar sağlıklı oluyor. sigara içenlerin teri kötü kokar mesela. beyniniz sanki önünden bir perde kalkmış gibi çok net ve zehir gibi çalışmaya başlıyor. brain fog'un kalkması bu yani. çok huzurlu ve kaliteli bir uyku çekiyorsunuz. şeker ve un iştahı çok arttırdığı için bunları yemeyince acıkmıyorsunuz ve çok yemeseniz bile tıka basa doyuyorsunuz. cildiniz ve yüzünüz gençleşiyor (bkz: sirtuin) çünkü şu an aralıklı oruç yaşlanma karşıtı hipotezlerin temelini oluşturuyor. açlık sırasında büyüme hormonu devreye girdiği için vücudunuzda bir arıza ya da hastalık varsa eğer vücut bunu yok ediyor. (bkz: otofaji) inanması zor ama kronik hastalıklar olan diyabet, kalp rahatsızlığı, tansiyon, astım gibi hastalıkları vücudunuz yok ediyor. the magic pill isimli belgeselde otistik çocuklarda bile inanılmaz ilerlemeler görüldü, kanser hastaları sadece beslenmelerini değiştirerek kanseri yok etti. doğru benzini verdiğinizde vücudun yapabildiği şeyler inanılmaz çünkü vücudunuz siz ne yaparsanız yapın sizi her zaman yaşatmaya çalışacak. bu yüzden bağışıklık sistemimiz dünyanın en güçlü savunma bakanlığı.
bakın buraya bunları yazıyorum, yıllar geçtikçe zaten şu an yeteri kadar kanıtı olan bu beslenme şekli çok daha fazla ünlenecek ve itibar kazanacak. o dalga şu an batıdan bize doğru geliyor ve pastacılık kursuna gidip küçük bir kafe açma hayali olanlara kötü bir haberim var: hiç o yola girmeyin, batarsınız. şekerin geleceği yok.
şeker, zehirdir. bitti.
11.01.2024 · 38. sıra
jaheira
10.01.2024 14:01 ~ 20:52