gizli bir amacın gerçekleşmesi durumudur.
zira bu sayıda suriye vatandaşını ülke topraklarına almalarının tek sebebi "mazlum" edebiyatı değil, anadolu'nun yapısını demografik olarak bozmak idi.
2050 yılında kendi ülkenizde mülteci gibi yaşarsınız artık, ama iş yok geçinemiyoruz vs diye ağlamadan geçmiş olsun.
bayrak inmeyecek, ezan susmayacak!!…
ne kadar milliyetçi, ne kadar dindar ne kadar içten bir sözlem gibi duruyor değil mi ? biraz tarih okuması yaparak ingiltere sömürgesi sistemine bakın, ekonomik olarak kanını emdikleri müslüman ülkelerin hiçbirinde ne bayraklarına ne de ezanlarına karışmışlardır. çünkü uzun bir süre önce anlamışlardır ki bu milletlerin tepesindeki bayrağa kulağına çalınan ezana dokunmadığın sürece götündeki dona kadar sömürülmesi mümkündür.
işte türkiye de maalesef bugün aynı söylemlerin esiri olmuş, büyük atatürk'ün de işaret ettiği gibi kutsal değerler altına saklanan dahili bedhahların eliyle maddi ve manevi olarak tüketilmiştir.
o yüzden fesli tayfasına yunan galip gelseydi dediğinde kızmayın. çünkü onlar dahili bedhahların bir grubu olarak ülkedeki milliyetçiliği bayrak, dini ise okunan ezana indirgemiş, benliğini kaybetmiş ve ruhunu kiraya vermişlerdir. zamanında 6. filonun önünde secdeye yatanlar da atatürkçüler değil bu tayfadır. abdülhamid sever, iskip atıf'a üzülür ve bunlar üzerinden cumhuriyet düşmanlığı yapar. oysa cumhuriyet onlara bile bu şekilde düşmanlık yapacakları özgürlük alanını tanımıştır ve bu rejim ve kurucusuna olan eleştirileri hani çok övdükleri o başka ülkelerde yapsalar adamı çizerler.
asıl komik olan ise sömürge savaşlarının hala bir önceki yüzyıllarda yapıldığı gibi fiili işgal ile olduğunu, donanma ile gelip kapımıza dayanacaklarını sanan maalesef bir çoğunluk var. toprağına asker çıkmadan sömürge olunamaz diye filan düşünüyor. oysa siz hamaset ile zamanı tüketirken emperyalistler askersiz işgallerin temellerini attı. hiç düşündünüz mü neden türkiye tam da soros'un dediği gibi ihraç kalemi olarak askerlerini kullanmaya başladı ? neden ekonomi bakanı alım gücünün düştüğüne, ülke insanların bunca vergiye rağmen refah sıralamasında avrupa'nın en kötü ülkelerinden bile beter hale geldiğine hesap vermek yerine değer üreten bir ekonomi modeli olabilecekken rekabetçi kur başlığı altında bu ülkeyi 80 milyonluk karın tokluğuna çalışan ucuz işgücü pazarı haline dönüşmesini savunuyor ? çünkü karın tokluğuna çalışan, çocuklarına güzel bir gelecek sunma hayali dahi kuramayan adama üstüne bayrak kulağında ezan oldukça şükretmesi gerektiğini telkin ediyor ve ilginçtir "ben niye fakirlik ile sınanırken, o sırf yandaş diye 3 maaş alıyor, dün kurulan tabela şirketine milyonluk ihaleler veriliyor ? sen neden saraylarda yaşıyorsun ?" diye de sormuyor. işte burada da bütçede tüm bakanlıkları katlayan diyanetin din soslu afyon özelliği devreye giriyor. bir bakıma aslında türk insanı genel olarak ne hak ediyorsa onu yaşıyor ama bir kesim de arada kaynıyor durumu var.
ben ülkemde artık suriyeli istemiyorum mesela. neden ? savaş bitti artık ülkelerine dönebilirler. ama dönerlerse ne olur kağıt üstündeki mazlum edebiyatı biter, buraya yapılan harcama adındaki örtülü soygun azalır ama durun belki de dış güçlerin anadolu'yu bozma planları sıkıntıya girer ? pandemi sürecinde kendi vatandaşına 1 hafta evde kal ben sana bakacağım diyemeyen hatta üstüne de "herkes 10 lira ateşlesin" diye e ban dağıtan "bir devletin suriyeliler için 40 milyar dolar harcadık bir 40 daha harcarız deyip benim vergim üzerinden şov yapmasına bir ben mi uyuz oluyorum bilemiyorum ?
konu suriyelilerdi buraya neden geldi demeyin, bunların hepsi linkli ve birbiri ile örtüşen konular.
16.10.2020 · 50. sıra
daphne aria
15.10.2020 09:07 ~ 14:42