Sık geçen başlıklar

ümit özdağ'ın kyk borçlarını silme vaadi 1

ekşi'de gör
mecburi ön edit: arkadaş, entry'nin tamamını okuyacak saygınız yoksa ishâl ağzınızdan sözcükler saçmaya gelmeyin yeşil yeşil. faizle ve ödeme takvimiyle ilgili yazdıklarımı okumamış, bana enflasyondan ya da işsizlerin ödeme zorluğundan yakınıyor. iş güç sahibi olana hatta ödeme plânı temel ihtiyaçlara engel olmayana kadar kimsenin yakasına yapışmamak gerektiğini yazmışım, değil mi?

vergi kaçıranlardan dem vurmaya gelenler de aynı şekilde hiç o konu üzerine bir fikrim yokmuş gibi coşkuyla geliyorlar. a kötü niyetli arkadaşım, a bedavacı arkadaşım; ülkede yanlış giden her şey bir başkasına yanlış yapma hakkı mı doğuruyor? nereye gider bu işin sonu? bugün nasıl olsa af çıkacak diye kimse vaktinde ödemiyor vergisini. bugün nasıl olsa itiraz ettiğinde çoğu trafik cezasını sildirebiliyor diye trafik kurallarına riayet etmeyen milyonlar var. bugün nasıl olsa seçim dönemi imar izni verilir diye imarsız arazide projeye başlayanlar var 90'larda nasıl olsa seçim döneminde tapu verilir diye gecekondu yapanlar gibi. buna mı dönsün iş? nasıl olsa avanta olarak yanımıza kalır diye devletin bütün kaynaklarını tırtıklayalım mı?

hayır, bir de "x'in affedilen borçlarına ses çıkarmayıp garibanın cebinde kalacak üç beş kuruşu kıskanıyorsunuz" diyen sığırlar ne yaptıklarının fakrında değiller. illegaliteye karşı ses çıkaranı kıskanç ilân etmeleri bir yana dursun, insanlara hangi suçlardan memnun olmamaları gerektiğini öğretiyorlar. adam bir gün tehdidine rağmen kendisinin girdiği ihaleye girdim diye beni çekip vuracak, yükselen itirazlara da "pkk'nın öldürdüğü insanlar rahatsız etmiyor da bu mu rahatsız ediyor sizi?" ya da "77 1 mayıs'ında insanlar çatılardan taranırken sesi çıkmayan ülke bugün benim üç beş kuruş kazanmak için öldürdüğün insana takılıyor. alacağım ihaleyi kıskanmaktır bu" tadında bir karşılık verecek. kimin hangi suça ve hangi suçlunun affına tepki yükselteceğine de siz karar verin, müthiş demokrat ve özgürlükçü insanlarsınız. çok iddialı bir nesil geliyormuş sahiden, biz kıskançlıktan kıvranıp duruyormuşuz meğer.

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

popülist ve kötü niyetli vaattir. borç affetmek o borca sadık olanları cezalandırmaktır. ülke koşullarından ötürü borcu ödemek zorlaşıyorsa ödeme plânı değiştirilir fakat günün sonunda borç yine tahsil edilir. 2 yılda bir vergi affıyla maaşlı çalışanları cezalandıran gukuk devletinin cezalandırmadığı bir borcuna sadık mezunlar kalmıştı.

kyk borcunun silinmesini istemek onursuzluktur. kyk borcuna yapılandırma istemek haktır zira bıraktım ülkenin son 10 yıldır içine düştüğü ekonomik buhranı, bu yıl mezun olan bir öğrencinin kyk sözleşmesini imzaladığı tarihte bile iş bulmak bugünkü kadar zor, ödeme yapmak bu kadar imkânsıza yakın değildi.

faizlerin düşürülmesi ya da silinmesi tartışılabilir, maaştan yapılacak kesintiyle aylık gelirin asgari ücretin altına düşmeyeceği bir gelir düzenine kavuşana kadar kimsenin peşine düşülmemesi ve faiz işletilmemesi ise gerekliliktir kanımca.

"ben iş güç sahibi olduğumda temel ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra cebimde kalanın hatırı sayılır bir miktarını bu borcun ödenmesine ayıracağım elbette, kimseye borç takacak değilim; neticede okurken devletten aldığım para vatandaşın alın teriyle kazandığından kesilen vergilerdir, bu ülkede vergi ödeyen kimseden daha özel değilim"

diyen yeni mezun kardeşlerimin yanında dimdik dururum, kendilerine saygımı sunarım ve istedikleri ne varsa hepsi için elimden geldiğince ses olmaya çabalarım.

yok, türlü çeşit bahaneye sığınıp borç takma peşinde olan ve "vergi kaçıran büyük başlardan tahsil etsinler önce alacaklarını yuaaa" diye küstahlaşan tiplerle muhatap oluyorsam orada yerim de çizgim de belli.

"kendimi tutamadım" editi: kendisini akıllı sanan bazı kimseler geçmişte iş bulmanın ve para kazanmanın kolaylığından girmiş mevzuya ve bile isteye aldığı borçtan yırtmak için bir meşruiyet zemini bulmaya tırmalamış. koşulları kıyaslayarak mikro-adalet yakalama telâşındaki arkadaşım; seninle aynı sene öss'ye girip kyk borcunu ödeyemeyeceği için kredi almayan, ailesinin kendisini okutacak ekonomik gücü de yok diye okulu pas geçip sigortasız işlerde sürünen insanlara karşı da başın bu kadar dik mi, derin bu kadar kalın mı? aldığı borcu ödememeyi kendine yakıştıramadığı için bu parayı almayan insanlardan utanmıyorsanız size diyecek başka sözüm yok.