'' yine değşik bir cevap vermemiş'' diye sitem edilmiş ama hayatımda sizin kadar değişimden nefret eden bir topluluk da görmedim. bir tek devletçi ve milliyetçi güdülerinizi okşayacak değişimler talep ediyorsunuz, gözümden kaçtı sanmayın. uyanık sığırlar sizi. hadi bir an oldu ya, gergerlioğlu ekşi sözlük ahalisinin ısrarına dayanamadı ve başladı aynı telden konuşmaya:
''pekaka cani, kalleş, hain, bölücü, acımasız, suçlu, cart, curt bir terör örgütüdür.'' falan dedi. soru şu; bunun sizdeki karşılığı ne olacak? bu sefer ''hahaha amk kancığı, zoru görünce nasıl da çark etti. yüce milletimiz ve devletimiz işte böyle kıvırtır sizi, zaaa koyduk mu,'' sözleri dışında ne çıkacak ağzınızdan, çok merak ediyorum. hadi bunun, tahir elçi'nin düşürüldüğü alçak tezgahın aynısı olmadığını varsayalım şimdillik. sende ne değişecek, de hele? mesela tüm ırkçı, devletçi, nefret içeren, ilkel ve barbar söylemleriniz için kendisinden özür mü dileyeceksiniz? her bir hücresine, damga puluna, yazıcısına, zımnasına ve fotokopi cihazına canınızı, malınızı, evladınızı seve seve feda ettiğiniz devlete gidip ''tamamdır, hadi şu sorunu insan gibi çözmek için adım at, bak adamlar örgüte terör örgütü de dedi. boku çıkmışçasına merkezileşmiş yönetim yetkilerini biraz tabana doğru dağıt, anadilde eğitim ve öğretimin önündeki engelleri kaldır, bu savaş, (dur, hadi sizi kırmayayım buna da çatışma diyeyim) bu çatışmada yaşanan sayısız faili meçhul cinayeti, suikasti, katliamı vs araştıracak araştırma komisyonu kur, maksimum sivil katılımın sağlandığı yöntemlerle oturup bu kanser olmuş sorunu kökünden çözmek için sivil, çağdaş ve demokratik bir anayasa yap'' falan mı diyeceksiniz, hayırdır! o da "bu bizi nereye vardıracak" diye sorarken bunu kastediyor işte. bu sözleri söylemesinin; sizin hayvani güdülerinizi, milli gururunuzu ve gerici, türkçü fantezilerinizi okşama dışında bir tesiri olmayacak sizde, bu açık. e bunu da ''as bayrakları as'' diye ota boka bakıp zorlama anlamlar çıkararak yapıyorsunuz zaten yıllardır. dünyanın her yerinde politika şöyle yürütülür; "sen şunu yap/söyle, kazanımımız bu olacak." ama yok, burunlarla beraber akıl da havalarda. emir veriyor paşam, hadi şunu da söyle bakalım.
oturmuş klavyenin başına sipariş veriyor dingil; ''bunu da söyle, şunu da söyle, şunu da bu şekilde söyle, bunu söyleme, bu benim hoşuma gitmedi, sevmedim, olmadı, sinirlendim, elim ayağım titriyor'' falan... sen kimsin la atın oğlu! yarın kalk git çok taptığın bir devlet kurumuna, çok insani bir talebini dile getir bakalım. senin bu yaşamdaki yerin ve kıymetin hakkında asla unutamayacağın bir sunum yapsınlar sana, bizi uğraştırma.
21.03.2021 · 24. sıra
rdvn0465
20.03.2021 00:49 ~ 01:25