debe başlıkları

muto33
profili

  • gs'nin fatih terim'le 5 yıllık sözleşme imzalaması

    hâlâ daha tazminat diyenler var... şu tazminat diye kıçını yırtanlar bana göstersin bakalım terim galatasaray'dan ne zaman tazminat almış? galatasaray'dan kovulduğu tek sefer ünal aysal dönemidir, onda bile aysal'ın tazminat teklifini geri çevirmiştir. diğer iki döneminin ilkinde sözleşmesi bitmiş, kendisini italya'da denemek istemiştir, diğerinde ise "olmuyor" diyerek kendisi istifa etmiştir.

    terim iki defa tazminat aldı hayatında. biri, milan'dan, diğeri tüpçü'den. kaldı ki tüpçü'den aldığı tazminatı olduğu gibi çocuk esirgeme kurumuna bağışladı, eşşek gibi biliyorsunuz siz de.

    neyse... rakiplerin "acımadı ki :(" yapıp, kuyruğu dik tutma çabasına çok takılmayın bu haber sonrasında. hedef zaten türkiye ligi değil bundan sonra. türkiye ligi sadece hedefe giden bir araç.

    hayalleri dünyadan daha büyük olan takımın hayalleri dünyadan daha büyük teknik direktörüyle hayalleri gerçekleştirmek için karşılıklı verdikleri sözdür bu.

  • galatasaray

    sikmişim şampiyonluk için gereken kaos ortamının oluşmasını!

    bir tane daha şampiyonluk alsak ne olur, almasak ne olur? zaten 21 defa şampiyon olmuşuz bu ligde. 22 olmuş, olmamış ne değişecek?! önemli olan o değil. biz zaten şampiyonluğu da sadece ve sadece şampiyonlar ligi'ne direkt katılım ve maddi kazançları için istiyoruz bu sezon. çünkü bizim amacımız türk olmayan takımları yenmek ve uefa bunun için ön koşul olarak "maddi durumunuz sağlam olacak" diye bir şey getirdi 4-5 sene önce (bkz: ffp).

    ama galatasray'ın şimdi çok daha ciddi bir sorunu var: liseci zihniyet. bakın o sondaki ci çok önemli. bu adamlar galatasaray'ın başı ne zaman derde girse ortalıktan kayboluyorlar, kimse başkan adayı olmaya bile yanaşmıyor. sonra bir galatasaray aşığı gelip elini taşın altına koyuyor, işin ameleliğini yapıyor, sonra da bunlar geri gelip onu bunu bahane ederek adamın koltuğunu altından çekip alıyorlar.

    işte bu zihniyet çok zehirli... tam bir parazit! galatasaray başarılı olduğunda kazandığı finansal gelirlerin buhar olup uçmasına sebep olan bunlar, ve onların "sınıf arkadaşları". "aman benim devrem x var, maddi durumu iyi değil, ona şu görevi verelim" diyerek yönetiyorlar kulübü, ondan sonra transfer kontratı neden tersten fakslandı?

    galatasaray asla juventus'un italya'da yaptığını, lyon'un fransa'da yaptığını, bayern'in almanya'da yaptığını yapamaz. çünkü başarı beraberinde para getiriyor ve paranın kokusunu alan parazitler hemen kulübe doluşup kulübü hasta ediyor.

    buna dur demek lazım... ama nasıl yapılır ben bilmiyorum. adamlar tüzüğü öyle bir yontmuşlar ki kendilerine, dursun denen galatasaray'ın iliğini sömürmüş, kendi oteli için fatura kestirmiş adam ibra edilirken, galatasaray'a son 1 yılda mali disiplin getirmiş, kulübü kara geçirmiş bir yönetim ibra edilmiyor... ve bu ibra edilmeme için sunulan argümanlar ya yalan dolan dolu, ya da subjektif!

    ulan hiçbir şey bilmiyorsanız rakiplerin tepkilerine bakın! hepsi bugün son derece neşeli bu gelişme sonrasında. çünkü biliyorlar, cengiz giderse yerine muhtemelen galatasaray'ın içini boşaltmak için liseci zihniyetin atadığı bir kukla gelecek. ilk icraatlerinden biri de terim'le yolları ayırmak olur muhtemelen. daha ne istesin lan rakip?

  • istanbul başakşehir futbol kulübü

    adamların müşteri bile gelmeyen mağazalarının temizliğini bile istanbul büyükşehir belediyesi çalışanları yapıyor. değil 20, 50 paragraf da yazı yazsanız bu suni kulübü aklayamazsınız.

    kulübün gümüşdağ'a satılış şekli bile normal bir hukuk ülkesinde hapse girme nedeni, neden bahsediyorsunuz oğlum siz?

  • başakşehir'in gelir kaynağı

    son haftalarda sorgulanması birilerini feci rahatsız etmiş ki abdullah avcı bile çıkıp açıklama yapmak durumunda kalıyor.

    haberlerde konuşulmayan, taraftarı olmayan, 10 yıllık bile tarihi olmayan, bir kuruluş felsefi bulunmayan, ligde başarı için avrupa'da yarışmalardan kaçan, hatta kupadan bile kaçan bir takıma sponsorlar para yağdıracak öyle mi?

    siz gidin bir firmaya "bana sponsor olun" deyin bakalım. adamın size soracağı ilk soru "benim bu işten kazancım ne olacak?" olacaktır. başakşehir'i seven kimse yok. adamların forma sponsorunu sorsan bu sözlüğün spor kanalında bile 10 kişiden 3'ü bilmez. ama sponsor alıyorlar... yerseniz...

    başakşehir store'da temizlik yapan adam bile büyükşehir belediye çalışanı... siz kimi yediğinizi sanıyorsunuz birader? benzeri fb, bjk ya da gs store'da olsa spor programları yangın yerine dönerdi. ama kimsenin sesi çıkmıyor bu duruma.

    bu kulüp organik değildir. bu kulüp tepeden tırnağa sentetiktir. yapaydır. mide bulandırmaktadır.

  • fatih terim

    hani gta falan oynarken oyunu bitirmişsinizdir çoktan ama achievement kasmak için saçma sapan işler yaparsınız ya, terim de öyle... bu ligi zaten 7 defa aldı adam. şimdi de yarısını forvetsiz oynayarak şampiyon olma challange yapıyor.

    adamın bu ligde rakibi yok, kendisiyle yarışıyor resmen...

  • igor tudor

    şöyle söyleyelim:

    terim kovulduğunda drogba'sından melo'suna, elmander'inden sneijder'ine herkes "yolun açık olsun", "her şey için teşekkürler" gibi mesajlar yayınlamışlardı. bugün şampiyon olundu, drogba kim bilir nereden galatasaray forması giyip "imparator terim" falan diyor, soyunma odasında herkes "imparator fatih terim" tezahüratı yapıyor avazı çıktığınca...

    tudor kovulduğunda ise sadece gomis "her şey için teşekkürler" dedi. sadece gomis... o da gomis'in dünyanın en kibar, en iyi niyetli insanlarından biri olması dolayısıyla.

    tudor takımın kontrolünü elinden kaçırmıştı çoktan. galatasaray son hızla şarampole yuvarlanıyordu. kendisinden büyük teknik direktör olmasını falan bekleyenler için alex ferguson'un bir sözü var.

    "bütün teknik direktörler işin teknik, taktik kısmını bir yere kadar bilebilirler. ancak işin en önemli kısmı, 20'li yaşlarında multimilyoner olan 20-30 genci aynı anda idare edebilmektir. asıl sorun burada ortaya çıkıyor."

    tudor bunu asla yapamazken, terim futbolcularla adeta bir puppet master edasıyla oynuyor. aradaki fark burada.

  • mircea lucescu

    birisi kendisi için "kacirtacaksiniz su adami da diger basarili hocalari kacirttiginiz gibi" demiş burada. kendisinin asla kaçırılmaması gereken inanılmaz başarılı bir teknik direktör olduğunu düşünenleri şu soruları cevaplamaya davet ediyorum:

    1. türk futbolunda yabancı sınırlaması konusunda kendisinin yaptığı zırvalamaları nasıl savunacaksınız?

    2. kendisi yabancı olduğu halde, hatta kendisi en başarılı olduğu kulüp olan şahtar'da ukraynalıdan çok güney amerikalı oynattığı halde, bu yabancı düşmanlığı nereden geliyor?

    3. oğuzhan'ı çağırmama sebebini ("son 3 maçtaki performansından memnun değildim") hakikaten yediniz mi? yedinizse arda turan, selçuk inan, cenk gönen ve ozan tufan gibi isimleri neye göre çağırdığını sorguladınız mı?

    4. oğuzhan'ı sonradan çağırmasının sebebini ("son maçta daha iyiydi") gerçekten yediniz mi?

    daha "eskiden yabancı sınırlaması varken ingilizleri, italyanları yeniyordu türkiye, yabancı sayısı arttı, her şey kötü oldu" gibi gerçekle yakından uzaktan bağı olmayan, buram buram ısmarlama kokan açıklamayı sormadım bakın.

    buyrun birader... cevap verin şunlara. henüz bir tane bile cevap göremedik.

    ipucu vereyim (bkz: tüpçü)

    hoşunuza gitsin ya da gitmesin lucescu, tüpçü'nün yabancı sınırını tekrar daraltmak için kullandığı kamuoyu oluşturacak figürdür. burada bazı galatasaraylılar "sırf gs iyi gidiyor diye yabancı sınırını daraltmaya çalışıyorlar" falan diyorlar da, olayın galatasaray'la falan alakası yok bu arada. iş tamamen menajerlerin avantalarının azalması. galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe falan umrunda değil bunların şu anda. ekmeklerinin(!) derdindeler. lucescu da parasını alıp istedikleri açıklamaları yapıyor, zaten dünya kupasına kalınmazsa basar gider. bu şafaktan sonra lucescu mu düşünecek türk futbolunun geleceğini?

  • dursun özbek

    tabii, riva parasını harcamıyor. şu an harcadığı para geçen sezon galatasaray'ın avrupa başarılarından kazandığı para. aa, pardon, galatasaray ffp yüzünden avrupa'dan men edilmiş geçen sene? savunmasında da dünyanın en masum isimlerinden biri olan rahmetli aylan kürdi'nin bodrum sahiline vurmuş cansız bedenini kullanmak istemişti. rezaletin, utanmazlığın sınırı yok bu adam(!) için.

    valla ben baktım açılan maaş bütçesine de, satıştan gelen bonservislere de. sadece bonservislerde en az 20 milyon açığımız var. bruma, sneijder ve podolski gibi sözleşmelerinin son senelerindeki adamları gönderip de 3'er 4'er milyon euro'dan 3-4 yıllık 4-5 tane adam alınca da maaş bütçesi de göçmüş görünüyor...

    riva parası doğrudan bankalara borcu kapatmak için yatırıldı diyelim... bak "diyelim" dedim... çünkü dursun özbek defalarca yalan söyledi taraftara ve kamuoyuna ama yine de inanalım şimdilik. galatasaray'ın gelirleri aşağı yukarı belli. kombine desen çok ciddi indirime rağmen doğru düzgün bir satış olmamış, alanlar da zaten östersunds maçı sonrası canlı yayında yaktı kombinlerini, o ayrı hikaye. forma alan da yoktur doğru düzgün son iki sezondaki sportif çöküş sonrası. avrupa'dan men yediğimiz için oradan da gelir yok. çok uzun süre forma sponsoru da bulamadık, bulduğumuz adam gomis'in yıllık ücretini vermiyor bir senelik. sezonu 4. bitirdik, aldığımız başarı bonusu kuş kadar.

    e birader, riva'dan gelmiyorsa bu değirmenin suyu, gelir-gider arasındaki açığı kapatmak için yeni borçlar alınıyor demektir en basit mantıkla. bu da galatasaray'ın geleceğinin ağzına sıçmak demektir. çünkü ilerde satabileceğimiz ikinci bir riva yok!

    yok anasını satayım yok!

    bitti daha, yok işte!!

    deniz bitti...

    yediler galatasaray'ı. siz de izlediniz. hatta izlemediniz, adamlar galatasaray'ı yerken alkış tuttunuz. bundan sonra da başakşehir'i izlersiniz şampiyonlar liginde. zira uzun bir süre gidemeyiz biz sizin gibi "transfer" diye kıçını yırtan taraftar olunca!

    daha hala fernando'yu karşılamaya gidin siz hava alanına, geri zekalılar!

  • fatih terim'in galatasaray'a geri dönmesi

    bırakın gelmesini, gelme ihtimali bile galatasaray hisselerini uçuşa geçirmiştir borsada. gelirse ne olacağını aşağı yukarı biliyoruz. daha önce 6 defa gösterdi.

  • dursun özbek

    kendisine bugün gülenler çok değil 3-4 sezon sonra bir değişik modeliyle kendi takımında karşılaşacaklar. nitekim hayatın hiç de komik olmayan bir espiri anlayışı var. neyi kınarsan başına geliyor. nitekim bu parazit de bize aziz'e, tüpçü'ye güldüğümüz "aman ayrılma takımdan" diye aklımız sıra dalga geçtiğimiz için verildi.

    2 yıldır o koltuğu işgal ediyor, 2 yıldır yapmadığı rezillik kalmadı:

    - kendisinin zerre payı olmayan şampiyonluk kutlamalarında emeği geçenleri yok saydı.

    - takıma 15 sene sonra ilk defa 3 kupa kazanmış teknik direktörünü 14-15 yaşında twitter'dan çıkmayan fm ergenlerine hoş görünmek için kovdu,

    - grosskreutz ve sigthorsson gibi bir saniye bile forma giyemeyen skandal transferlere imza attı.

    - takım belli bir standardı tutturmuşken yine twitter taraftarına hoş görünmek adına sözleşmesi devam eden teknik direktöre sulandı.

    - ffp cezasından yırtmak için dünyanın en günahsız varlığı olan bir çocuğun savaştan kaçarken kıyıya vuran cansız bedeninden faydalanmak istedi.

    - rakipleriyle store ürünleri üzerinden laf dalaşına girip yine ergen taraftara şirin görünmeye çalıştı. galatasaraylılık karakterine tamamen zıt davranışlarda bulundu.

    - yine twitter taraftarına hoş görünmek için günah keçisi ilan edilen olcan adın'ı hukuki sorumluluklarını yerine getirmeden takımdan gönderdi. olcan dava açınca "imzayı atan arkadaş öldü bizi bağlamaz" savunmasıyla aşık atan "o kadar parayı haketmiyordu" savunması yaptı, oybirliği ile reddedildi.

    - sırf cumhurbaşkanı "ben bütün stadlara arena ismi verilmesini beğenmiyorum" dedi diye, ülkede statlara arena denmesini başlatan ilk stadın adını kafasına göre, sırf yalakalık olsun diye bir günde değiştirdi. o arena kelimesi, galatasaray'ın lakabının "aslan" olmasından ötürü verildiğini, yani timsah arena ya da vodafone arena gibi içi boş isimler olmadığını anlayamayacak kadar kulüpten kopuk olduğunu kanıtladı.

    - bonservis ödediği futbolcuya imza parası ödedi... bir de utanmadan ffp'den şikayet etti.

    - "avrupa fatihi" lakaplı takımın, avrupa kupalarında tarihinde ilk defa maça çıkan bir takıma madara olmasına sebep oldu.

    - galatasaray tarihinin gördüğü, galatasaray'ı hagi'den sonra bu kadar sahiplenmiş büyük bir futbolcuyu, ligin asist kralı olduğu sezonun yazında gönderdi. bonservis bile almadı.

    özetle, şampiyon aldığı takımı 2 senede enkaza, şampiyonluk sevinci yaşayan camiayı 2 senede ruh hastasına çevirdi.

    bu adam dururken tudor dahil, evet tudor dahil - onun zamanı da gelecek ama dursun varken tudor da dahil, başka birine laf eden galatasaraylı değildir. bu adamın bir an önce öyle ya da böyle o koltuktan indirilmesi, kulüp üyeliğinin silinip, içinde olduğu bütün fotoğrafların imha edilmesi; beyoğlu'na bile adım attırılmaması gerekir.

    kendisinin otellerinin adı, işletmelerinin adı paylaşılmalı, "ben galatasaraylıyım" diyen adamlar bu adam istifa edene kadar bu adamın şahsına tek kuruş para kazandırmamalıdır.

    taraftar her maçta arena'yı doldurmalı, küfür etmeden, 90 dakika boyunca "dursun istifa" diye inletmelidir o stadı. futbolculara "tepkimiz dursun'a, sizlere değil" diye de moral vermeli arada ki, ligde kalalım bu sezon. yoksa dursun'la o da imkansız.

    ben hayatımda bir insandan bu kadar tiksinmedim. bu ne yüzsüzlüktür... bu ne arsızlıktır... bir insanın her hareketi, her kararı, her sözü bu kadar falso olmamalı. dayanamıyorum artık!

  • younes belhanda

    hiç de umrumda değil instagram'ını açması ya da kapaması. boşu boşuna da "ama riera da drogba'ya verdi 11 numarayı" edebiyatı yapmayın. kendisinin yaptığı iş terbiyesizlikti, galatasaray taraftarı da 40 yılda eğrisi doğrusuna denk geldi, gayet de yerinde tepki verdi.

    önce riera & drogba ve melo & sneijder olaylarını açıklayalım.

    ikisinde de riera ve melo kendi istekleriyle forma numaralarını verdiler. hatta bu numaraları verdikten sonra sneijder de drogba da çıkıp kendilerine teşekkür etti. bu olayın normali de budur.

    ama sneijder hala resmi olarak takımdayken onun numarasının bir başkasına verilmesi terbiyesizliktir. futbolcunun da o forma numarasını giymeyi kabul etmesi en naif tabirle bu terbiyesizliğe alet olacak kadar aptal olmasıdır. eğer aptallığından değil de şark kurnazlığından dolayı o forma numarasını giymeyi kabul ettiyse "sen kimsin lan sneijder'in forma numarasını gasp edeceksin?" derler adama... nitekim demişler.

    o nedenle belhanda & sneijder olayı yukarıda bahsettiğim olaylara benzemiyor. o forma numarası verilmesi, sezon sonunda forma numarasının eski sahiplerinin rızasıyla oldu. belhanda & sneijder olayı, necati & lincoln ve cana & kewell olaylarına benziyor. ikisi de adnan polat dönemi rezaletleridir bu arada. yol yordam bilmeyen bir başka galatasaray başkanı... ikisinde de forma numarasının eski sahibine sorulmadan "biz yönetimiz, biz ne istersek o olur" kafasıyla yaklaşılarak, forma numaraları yeni transferlere verilmişti. necati küstü, ayrılmak istedi; kewell yine büyüklük yaptı, başka numara aldı.

    galatasaray'a iyi futbolcudan fazlası lazım. takım olmadan bir halt beceremezsiniz. belhanda'nın yaptığı takımdaşlığa aykırıdır. elbette bunu öngöremeyen yönetim kendisinden daha fazla sorumluluğa sahiptir bu konuda.

    hagi gittiğinde 1 sene 10 numarayı kimse giymemişti. ertesi sene ("para yok, famili yok ben geri döndü" diyen felipe'den sonra) hakan şükür giydi. o bile adını formaya "h. şükür" yazdırdı ve "oradaki h harfi hakan'ın değil, hagi'nin kısaltması" demişti giyerken bile...

    forma numarası önemlidir. sırf forma numarası yüzünden ivan zamorano ve brezilyalı ronaldo kavga etmişti inter'de. zamorano kavgayı kaybedince 18 numarayı giymiş, 1 ve 8 rakamlarının arasına da + koydurmuştu... futbolcularda takıntı yapacak kadar önemlidir forma numaraları.

    çok uzun oldu ama, bir örnek daha... cristiano ronaldo real'e ilk geldiğinde o zamana kadar real'in en çok gol atmış futbolcusu raul gonzales hala takımdaydı. ve 7 numarayı giyiyordu. cristiano ronaldo real'e bonservis rekoru kırarak gelmesine rağmen 7 numarayı alamadı... raul gidene kadar 9 numarayı giydi.. o cristiano, bugün real'in en çok gol atan futbolcusu oldu. ama ilk geldiğinde değildi. yerini bildi, kendini ispatladı.

    belhanda da yerini bilecekti. bilmedi, tepki çekti.

  • pc vs mac

    mac, pc'nin alt kümesidir. yani her mac bir pc'dir, ancak her pc bir mac değildir. pazarlama başarısı, insanların bilinçaltına ikisinin çok farklı şeyler olarak yerleştirilmesidir, başka bir şey değil.

    mac'lere de diğer pc'ler gibi windows, linux, bsd, vs. kurabilirsiniz.

    mac vs pc'nin "bmw vs araba"dan farkı yok. ne kadar saçma geldi değil mi? bu karşılaştırmanın fikir babası da steve jobs'tur. mac'i farklı konumlandırmaya çalışmıştır. görünen o ki, başarmıştır da...

    doğru karşılaştırma ancak "mac vs dell", "mac vs hp" gibi yapılır. mac'in diğer donanımlardan farkı, içindeki işletim sistemi, donanımla uyumlu çalışabilmesi için optimize edilmiştir. bu nedenle kendi üretmedikleri donanıma bu işletim sisteminin yüklenmesini önlemek için tedbir almıştır mac'in üreticisi olan firma. dolayısıyla mac = macos olarak algılanır, yanlış da değildir. ancak mac'lerin windows ve linux performansları bile bir çok "pc"den daha iyidir.

    mac ve linux

    mac ve windows

    ayrıca, doktora tezini basıma göndermek üzere olan bir mühendis olarak, bu tezi yazdığım ve tezde savunduğum çıkarımları desteklediğim sonuçları elde etmede kullandığım programları*** çalıştırdığım bilgisayara "hava atma cihazı" diyenin ailesine ve arkadaşlarına sabır diliyorum. bu kadar içi boş özgüvene maruz kalmak kolay olmasa gerek o insanlar için.

    hoşunuza hangisi gidiyorsa onu kullanın. birini savunurken diğerine bok atmak zorunda değilsiniz.

  • jan olde riekerink

    zamanının efsane ajax alt yapısının "efsane" olmasını sağlayanlardan biri olduğu, porto gibi yine alt yapı konusunda dünyada parmakla gösterilen takımlardan birinde görev aldığı için, galatasaray'ın alt yapısının başına gelmesi sneijder'in jor'a değil, galatasaray'a kıyağıdır.

    kendisinin a takımın başında olması ise, kimsenin bu galatasaray'ı, bu bütçe ve böyle bir sezon sonra yönetmek istememesi, herkesin (kıçı kırık denizli dahil) ardına bakmadan kaçmasından sonra olmuştur.

    unutanlar olmuş, abdullah avcı bile kendisinden çok kazanırken, şenol güneş ve dick advocaat bu adamın maaşının 3-4 katını almaktadır.

    sezon başında "bu sene geçiş senesi, bu seneden bir şey beklemiyorum" diyenler, devre arasına girmek üzere olduğumuz bu günlerde zirveden 3 puan uzakta olduğumuzda kendisine yemeden,içmeden, sistematik olarak, açıktan ya da alttan alttan hakaret etme derdindeler.

    işte bunlar, şerefsiz basının elinde top gibi oynadığı taraftar kitlesidir. basının her lafına, rakiplerin her gazlamasına koşarak giderler. bizim ahmak yönetim de bunları dinlediği sürece galatasaray iki adım ileri gidemez.

    her sene teknik direktör kovmaya devam ederseniz, yakında alt yapınızın başına geçecek adam bile bulamazsınız.

    edit: kimilerinin dedigine gore senol gunes 1.5 aliyormus. ben 2.5-3 arasi diye biliyordum, yanlis biliyormusum demek ki... neyse, 3-4 degil de 2-3 kat yazdigini dusunun karsilastirmada. yazinin tek cumlesi nedeniyle hesap soranlar falan var ozel mesajla... ben bu entry'yi diger takimlara satasmak icin yazmadim. bunu da biraz beyni olan herkes anlar diye dusundum. bu entry'nin hedefinde kendisinin boyle kaduk bir sezonda gonderilmesi icin sabah aksam hakarete varan yazilar yazan sozde galatasaray'lilar var.

  • mehmet demirkol

    fenerbahce - besiktas macini bile riekerink uzerinden elestiren saplantili biri demirkol. ama galiba kendisinin ikide bir riekerink'e neden "teknik direktor degil", "galatasaray'in hocasi olsa sampiyonluga oynar" dedigini cozdum:

    (bkz: #58447160)

    bunu gecen sene denizli hakkinda yazmisim. denizli galatasray'da 3 ayini doldurmadan "psikoljim bozuldu :(" diye agalamaya baslayinca "galatasaray'a geldigine pismandir. galatasaray kadrosu cok kotu durumda." falan diye denizli'yi aklayip galatasaray'i itin bir tarafina monte etmeye calisiyordu.

    simdi o berbat dedigi galatasaray'da gecen sezondan cok farkli bir kadro yapilanmasi yok. orta sahada selcuk'un partneri, defansin gobegi nde balta'nin partneri ve forvet degisti. forvet de tam degismedi, podolski ve eren degismeli oynuyor. podolski gecen sezon da bu takimdaydi.

    riekerink, denizli'nin psikolojisini bozan takimla iki kupa kaldirdi. eger devre arasina da liderle 5 veya daha az puan farkla girerse denizli'nin beceriksizligi cok daha ayan beyan ortaya cikacak. riekerink... alt yapi hocasi... hayatinda bu seviyede hic takim calistirmamis riekerink...

    sirf "ben demistim" diyebilmek icin sabah aksam riekerink uzerinde asagilayici yorumlar yapiyor kendisi. hakli ciktigini gostermek icin galatasaray taraftarini teknik direktorunun uzerine kiskirtiyor. bunu da galatasaray taraftarinin duymayi en cok sevdigi sozlerle "siz cok buyuksunuz, size yakismaz boyle capsiz adam" diyerek yapiyor. ilk puan kaybinda da bizim salaklar atladi tabii bu lafa.

    takim guclu degil artik, kabul. 5 sezon onceki iskeletin kalintilari hala sahada olan. ama ffp belasi yuzunden dogru duzgun bir yenileme yapmamiz cok da olasi degil yakin gelecekte. eldeki takim bu... bununla basari yakalayacagiz ki, degisiklik yapmak icin butcemiz olsun. takim guclu olmadigi icin taraftar destegi cok onemli. 2 sene once sezon basinda onune gelenden 4 yiyen takimi sampiyon yapti taraftar birlesince. yine yapar... ama kendisi gibi art niyetlilerin sozune bakarak olmaz bu is.

    son olarak sunu da birakalim donk'un galatasaray'a transferi hakkinda...
    https://www.youtube.com/watch?v=7bkwtgz79dk

    bu adamin ben galatasaray'in iyiligi icin tek bir cumle kurdugunu hatirlamiyorum yakin gecmiste.

  • jan olde riekerink

    ne kadar ekmek, o kadar köfte gençler. bu adam seneliği 900 bin euro'ya teknik direktörlük yapıyor. senede 4.5 milyon euro alıp, galatasaray'a da bir transfer döneminde 24 milyon euro bonservis harcatıp deplasmanda galibiyet göremeyenleri falan düşününce yine iyi performans veriyor fiyatına göre.

    iyi adam, düzgün adam. en azından futbolcularını taraftarın önüne atmıyor.

    alışsanız iyi olur, galatasaray'ın öyle üst düzey teknik direktörler getirecek maddi gücü de yok, finansal fair play cezası yedikten sonra yine finansal konuda prestiji de pek kalmadı. yine kendi içimizden çözüm üretmek durumundayız. hedef büyük transferler yapmadan (buna teknik direktör de dahil), mevcut takımla her sene adım adım büyümek olmalı. beşiktaş örneği burnunuzun dibinde. ama burnunuz büyük olduğu için yanı başınızda bu yollardan geçmiş takımın durumuna düştüğümüzü kabul etmek istemiyorsunuz.

    takımdaki en büyük sıkıntı psikolojik. bunu da basının her dediğine koşan geri zekalı taraftarımıza borçluyuz. galatasaray'da deniz bitti, biz yeniden damlaya damlaya göl yapmak mecburiyetindeyiz. o da iki günde olacak bir şey değil. denizi kurutanlara değil de, biriktirmeye çalışanlara saldırıyorsunuz. ne de olsa...
    (ara: deveye diken insanı*)

  • mustafa kapı

    2002 doğumluymuş. 2002 doğumlu insan mı olur lan? hasan şaş'ın brezilya'ya attığı golü 200 kişiyle beraber okul kantinindeki 37 ekran televizyondan izlememiş adam mı olur?

  • mehmet demirkol

    kendisi futbol konuşmazken türkiye'nin en iyi futbol yorumcusu, futbol konuştuğunda ise en kötü futbol yorumcusudur.

  • jan olde riekerink

    yakin cevresine "fenerbahce'yi rakip olarak gormuyorum" dedigi iddia edilmis.

    kiclarini yirtti bu serefsiz spor basini bu adami taraftarin gozunde kucultmek icin. olmadi, beceremediler. taraftar sevdi, umutlandi, 2 senedir yanlis ustune yanlis yapan yonetim bile dogru isler yapmaya basladi, bilet fiyatlarini ucuzlatti, taraftar tekrar stada gelmeye basladi...

    terim'in adini kullandilar son care, o da tutmadi. taraftar teknik direktorune basin uzerinden yapilan bu yipratma niyetli haberlere tepki koydu, bu haliyle takima da yansidi. gecen sene helva gibi dagilan takim, bu sene birakti kisisel mucadeleleri, takim olmaya basladi.

    oyle ki rakip takim taraftari bile takdir etti olculu soylemlerini riekerink'in.

    iste simdi taktik degistirdi kiralik klavyeler. baktilar galatasaray taraftari inatla bu adami koruyor, rakip takim taraftari kendisine cephe alsin, o kadar da sempatik gorunmesin diye kustah laflar ettiriyorlar masa basindan.

    lan rakibiyle kartal pozu veren adam, "yeeaa o takim bizim rakibimiz degil" diyecek he mi?

    isin kotusu bunu yiyecek mal da cok etrafta.

  • mehmet demirkol

    gercekten "sneijder galatasaray'da olmasa riekerink istanbul'a gezmeye bile gelemez." dediyse, bu adamin hic bir sozunun ciddiye alinmamasi gerek artik.

    riekerink galatasaray'in a takimina nasil geldi? gokten zembille mi indi?

    riekerink, ajax ve porto gibi alt yapisi ve oyuncu pazarlamasi dunya standartlarinda olan iki takimda alt yapidan sorumlu kisi olarak calisti. ve galatasaray'in basina da alt yapi sorumlusu olarak geldi.

    dursun ozbek hamzaoglu'nu keyfi yettigi icin kovup, yerine de teknik direktorlugu 7 sezon once fiilen birakmis denizli'yi getirmisti. sonra denizli de daha fazla kendini rezil etmemek icin istifa edince, takimda pro-lisansi olan kimse kalmadi.

    yani, riekerink, galatasaray'da pro-lisansi olan tek adamdi. mecburen maclara idareten cikti. bu idareten ciktigi maclarin biri de turkiye kupasiydi ve galatasaray in avrupa cezasini 2 yildan 1 yila indirmesinde pay sahibi oldu o kupanin alinmasiyla.

    galatasaray yazin yana done teknik direktor aradi. favre'ler, lucescu'lar falan havada uctu. kimse gelmedi. gelmek istemedi. takim avrupa'da yok, buyuk isimlerin alinabilecegi butce yok... hatta teknik direktorun kendi maasi icin bile kisitli bir butce var. galatasaray bu adamla konustu, senelik 900 bin euro'ya anlasildi.

    bu olaylarin tumu son 6 ayda oldu.

    ya mehmet efendi'nin beyni yandi, son 6 ayi hatirlamiyor. ya da milletin geri zekali oldugunu dusunup, bunlari hatirlamayacagini dusunuyor.

  • fenerbahçe

    fenerbahçe taraftarinin en ölümcül hataları ( top 10 )

    1. rakibinin birinden ilkokul bebesi gibi 6alatasaray olarak bahsetmesi,
    2. arthur zico nun gonderilmesine sessiz kalmasi,
    3. alex'in gonderilmesini sineye cekmesi,
    4. ersun yanal'in gonderilmesinde dilini yutmasi,
    5. aziz yildirim maskesiyle sahaya atlamasi,
    6. aziz yildirim'in her puan kaybindan sonra galatasaray'a sallamasina alkis tutmasi,
    7. mahmut uslu'nun her provakatif soyleminin pesinden kosmasi,
    8 . medyada baskanlarinin parali kalemlerinin sozlerini ciddiye almasi, onlari sosyal medyada korumasi,
    9. aziz yildirim'in "su olsun birakacagim, bu olsun birakacagim" sozlerinden medet ummasi,
    10. ulkenin gundemine gore rakiplerine donemsel olarak degisen iftiralar atmalari, atanlarin yaninda olmalari.