chessboard19
profili

  • fox tv'nin türkiye'de bir ilk olacak olan dizisi

    - zengin ama duygusal bir erkek... check

    - fakir ama zengin koca aramayacak kadar saf(!) temiz(!) zarif(!) esas kız... check(tek derdi evine ekmek götürmek ama ne kadar ironiktir ki bir kaç bölüm sonra çiçek sattığını bir daha göremeyeceksiniz... tek derdi aşk olacak bu zillinin)

    - esas oğlanın esas kıza vurulma anı ve yarım saat bakışmaları... check(burası çokomelli... zira oğlan acayip zengin, her gece 200 dolar verip dünyanın en güzel kadınlarıyla vakit geçirebilir ama o fakir kızın bakışlarından etkilecek... yerseniz... yoo hiçbir zengin parayla seks yapmaz, ıyy iğrenç)

    - oğlanın anası şirret ve kaknem... babası dünyadan bi haber embesil... check(anne kesinlikle dükkanı kapatmış olacak, baba da evli otuzbiriyle mi devam ediyor, ne yapıyor bilemeyeceğiz)

    - en az bir adet yamuk, nonoş, vurdurduğundan şüphelenilen dost canlısı ve geveze erkek... check (esas kızın arkadaşı olabilir yada esas oğlanın. ibne olduğu için tehdit ihtiva etmez. komiklikler ve şebeklikler yapsın diye dizidedir.)

    - en az 30 bölüm birbirlerini öpecekler diye beklemek... check(zaten bi 5 bölüm kimse kimseyi öpemez, izleyici tepkisi beklenir teamüller gereği... reyting düşerse çapraz eşleşmeler başlar, reyting yerlerde sürünürse esas kız, esas oğlanı straponla bile sikebilir, ahh ama işte rtük... izin vermiyor)

    - oğlanın eski bir sevgilisinin çıkagelmesi... check (bak bu en az 10 bölüm oyalar ha)

    - son model arabalar, yatlar katlar, hizmetçiler, kahyalar... check

    - ama esas kız bunların hiçbirine tav olmayacak... check (işte gerçekçiliğin koptuğu an burası. "sik beni" diye bağırması lazımdı oysa ama rtük buna da izin vermiyor. "imam nikahı kıy, iman tahtama çök hart diye ısır beni çember sakallı müslüman" dese belki rtük kabul edebilirdi...)

    - keza kızın yine aynı mahalleden bir aşığı olması ve kıza hiç açılamaması... check

    - zengin oğlanın bu 5 parasız çapulcuyu kıskanacak kadar keçileri kaçırmış olacak olması... check

    - greta thunberg denen zillinin "how dare youuu" diye anırmasında çıkardığı seslerle günlük hayatında konuşan, asas kızın çok yakın bir kız arkadaşı... check(bu kız hafifmeşreptir, hatta yolludur. habire esas kıza akıl verir ama işte kendinde akıl yoktur)

    - en az bir aldatılma olayı... check(izleyen hayvanların önüne bir leş atacaksın ki parçalayıp vakit geçirsinler... bu aldatan kişi gerçek hayatta twitterda linç edilecektir. çünkü türk milleti diziyi dizide bırakmaz. polat alemdar için gıyabında cenaze namazı kıldık lan biz)

    - 30. bölümde tam öpüşürken reklama gitmek... check

    - reyting düşünce apar topar bir son bölüm ile tüm karakterli birbiriyle evlendirmek... check (buna kısaca toplu sikiş diyebilirsiniz)

    - bir mucize gerçekleşir de varoşlar diziyi beğenirse, sezon finalinde esas kız yada oğlanın arabayla uçurumdan yuvarlanması... check(acaba öldü mü endişesi verilmelidir... beyninizi sikeyim sizin ölürse dizi biter amına koyayım)

    sonra seneye sezon açıldığından yine aynı terane...

  • emine erdoğan'ın israftan vazgeçin demesi

    ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler lafının ortadoğu versiyonudur.

    mantık aynı. sadece zaman ve mekan farklı.

  • cumhurbaşkanlığı forsu ile ülkelere yardım etmek

    sadece amblem de koyması yetmeyebilir. keşke her palete şöyle not da düşselermiş, "bak ekrem değil, mansur değil... ben yapıyorum. tayyip yapıyor, tamam mı"

    aslında bu tür rezilliklere diktatörlüklerde rastlanılır... ama yoo biz demokrasi ile yönetiliyoruz. sizi böyle söylemekten men ederim. ayıp.

    edit - aşağıda bir düdük makarnası şu entryi girmiş (bkz: #104595425) ss

    suratına tükürmeye elbette tenezzül etmem ama naçizane,küfürle selam sarkıtmış her türlü yaratığa da cevap verme hakkını kendimde saklı tutarım...

    "şerefsiz piç kuruları" demiş, üstüme alınmadım ama sormak isterim, "millet için yaptırdığını" iddia ettiği sarayların hangisine 300 metreden daha yakınına yaklaşabilmiş...

    hadi onu siktir edelim, milleti yardıma muhtaçken, milletinden para dilenirken başka ülkelere yardım edilmesi hiç mi yüreğine dokunmuyor...

    türkiye cihanşümul bir devlettir ya hani, ulan önce hizmet etmesi gereken halka mı cihanşümul olmalıdır acaba... hı? efendim? duyamadım?

    ayrıca kuduran falan da yok... keriz yerine konmak hoşumuza gitmiyor sadece...

  • 27 mart 2020 millet camii cuma namazı

    --- spoiler ---
    beştepe millet camisi'nde bugün, diyanet işleri başkanlığınca belirlenen az sayıda katılımla, salgına karşı tedbirler alınarak cuma namazı kılınacak.
    --- spoiler ---

    "belirlenen az sayıda katılımla"... kilit cümle bu. belli ki bazılarına davetiye gitmiş, özenle seçilmiş kişilerin sevaba girmesi sağlanmış...

    ulan sevap işlerken bile yandaşlar kollanır mı, oha...

    ne zaman "daha ne kadar ileri gidebilirler ki" diye sorsam, hep şapkadan tavşan çıkartmayı beceriyorlar. bu nasıl bir azim... nasıl bir tutkudur moruk ya...

    edit - mesaj kutum patladı. din ile dalga geçiyormuşum, allah benim belamı verecekmiş, gazabı üzerimde olacakmış, yanacakmışım, şimşekler çakacakmış, zebaniler yedi sülalemi sinemaya götürecekmiş... hem de korku filmine... arkada oturup çatur çutur patlamış mısır yiyip sinir bozacaklarmış...

    taharet musluğu bozuk tuvaletlere oturtacaklarmış...
    kebapçıdan aldığım ıslak mendil kuru çıkacakmış...
    otobüste duracak butonu da yanmayacakmış, "acaba durakta duracak mı" diye histeri krizlerine girecekmişim...
    2 ay mesajlaştığım kadınla sevişmeye başladığımız da kalkmayacakmış, emeklerim boşa gidecekmiş...
    iban'ı whatsappdan fotoğraf olarak atıp fıtık edeceklermiş...
    porno dolu harici harddiskim bozulacakmış...
    greta thunberg denen zilli her sabah beni "how dare youuuu" diye anırarak uyandıracakmış...

    daha neler neler... yeri göğü yaratan yüce rabbimin de hakikaten hiç işi gücü yokmuş, bana kafayı takacakmış.

    tamam. eyvallah.

    şimdi tüm müslümanlara, inananlara sesleniyorum... cuma namazına adam seçip, yandaşlar sevap puanı toplasın diye organizasyon düzenleyen mi suçludur yoksa bunu eleştiren mi...

    hadi elinizi vicdanınıza koyup da mesaj atınız...

  • 25 mart 2020 bilim kurulu toplantısı kararları

    (bkz: teşekkürler)

    öyle bir bilimsel kurul ki, kime teşekkür edeceklerini konuşacaklar...

    ulan bi dezenfektan tarifi verin bari... yok
    "bi iki kişi bulduk aşı geliştirecek" deyin bari... yok

    her şeyi bir kenara bırakın... bilim kuruluna üye olan kişiler farklı televizyonlarda, birbirlerine zıt bilgiler veriyorlar. biri maske tak der, diğeri takma der, eldiven gerekli mi gereksiz mi karar bile veremeyen bir kaç dinozor...

    ulan önce siz bir kendi aranızda anlaşın da "kelle paça iç" diyenin, "ağzınızı tuzlu su ile gargara yap" tavsiyesi verenlerin ekrana çıkmasını yasaklayın.

    masadaki kurabiyeleri yiyip meyve suyu içecek bir kaç kuklanın kendi arasında eğlencesinden başka bir şey değildir. heyecanlanan falan da varsa gidip çoraptan top imal edip evin koridorunda oynasın... daha eğlenceli.

  • elazığ'da yapılan corona içerikli sokak röportajı

    türkiye'de yaşayan "lümpenleri" analiz etmenizi sağlayacak zengin içerikli sokak ropörtajıdır.

    gavurun ümüğünü “bilimle” değil “iman gücüyle” sıkmaya çalışan, anca kokoreçin boklarını temizlemeyebilecek kadar el becerisi ve motor yetenekleri gelişmiş, zeka seviyeleri bir hayli düşük olduğundan "kerhanede peçetecilik" yapmanın bile zor bir iş olduğunu düşünen, ne doğulu olabilmiş ne batılı, resmen "arafta" kalmış kuru kalabalık bir cahil kitlesi...

    - baldızını düdükleyen zampara...
    - sinema salonunda yiyişen çember sakallı ve türbanlı kız...
    - umreden gelip geneleve giden ve yüksek dozda viagradan hidayete eren hacı amca...
    - sattığı tarla parasını 1 gecede pavyonda yiyen ekonomi özürlü çiftçi...
    - gerdek gecesi iki rekat namaz kılıp ardından karının iman tahtasını hart diye ısıran dayı ve sabahına kanlı örtüyü balkona asan varoş teyze...
    - "father-figure" arayışını şeyhini bularak sonlandırmış, el ayak öpen "embesil"...
    - donla denize giren, suya girince “aburruuu böbürrüüü” diye sesler de çıkaran...
    - hatta suda uzun eşek de oynayan ve birbine pandik atan kıllı gudubet ayı...
    - bulgur pilavı ve turşu suyu ile beslenmekten dolayı genetiği bozulmuş, suratı lağım gibi olan çirkin yaratık...
    - son derece güvenilmez ve kaypak...
    - acı çekmeyi "içselleştirmiş" acı çekmek fazla geldiğinden, çekmeyi ve çektirmeyi seven "sado-mazo"...
    - ne mala ne davara faydası da olmayan "öküz"...
    - ne aşk ne sevgi, kadını yalnızca genelevinde görmüş "kıro"...
    - en sevdiği tatlı "kerhane tatlısı" diye tabir edilen, glikozlu kepazelik olan "beyinsiz"...

    eğitimsiz, eğitimsiz olduğu gibi eğitilmesi için vakit çoktan geçmiş, bön, boş, azıcık dürtüklendiğinde ufacık kızgınlıklardan kocaman cinayetler çıkarıverenler... değer yargıları yoktur. hayat standartları da. kısacası varoşturlar.

    kente daha yeni gelmiş, işportacı, tamirci çırağı, minibüs muavini, trafik ışıklarında yol kesip araba camı silen, otobüs duraklarına tüneyip karı-kız kesen... bunlar hep bu kitleden çıkıyor işte.

    ohoo sabah kadar yazar listelerim, çeşitlendiririm... gerek yok.

    izleyiniz. görünüz bu ülkede hangi yaratıklarla dipdibe yaşadığınızı...

    edit- "türk halkını aşağılıyormuşum, beni böyle yazmaktan men ederlermiş"...

    hoop orada durun bakalım! ben mi aşağılıyorum yoksa onlar mı aşağılık davranıp kendilerini rezil ediyorlar?

    çok ironik bir tarafı bu işin. yukarıda yazdığım sosyolojik tespiti falan siktir edin... bu lümpenlerle, aynı coğrafyada, aynı topraklarda, aynı devlet yönetimi içerisinde yaşıyorsunuz ammaaa yazınca yadırgatıyor değil mi...

    türkiye'de, en bilinen gerçekler bile bilinmez kılınmışlardır. yazarsanız, hem yadırgatır, hem de küfür yersiniz. çünkü türkiye hem görmez, hemgörmek istemez, hem de gösterene kızar köpürür.

    ben sadece daima "gözünüzün önünde olan" ama bir türlü "görmek istemediğiniz" şeyi, gözünüze soktum... yada "götünüze"...

    acıtıyor değil mi... acıtıyor.

  • 19 mart 2020 berat albayrak açıklamaları

    - çok dinamik, etkili, hızlı adımlar atacakmışız
    - ciddi bir rahatlama getirecekmiş
    - virüs sürecini yakından takip ediyormuş...
    - likidite ihtiyacını karşılayacaklarmış...

    her zamanki teraneler... likidite ihtiyacını hangi bakanların böbreklerini satarak karşılayacak, virüs sürecini takip ederken kolonya ile ağzını çalkalıyor mu, rahatlamayı sağlamak için kaç posta atması gerekiyor, "çok dinamik, etkili, hızlı adımlar" atmaya çalışırken sike yan basıp düşme ihtimalimiz var mıdır falan...

    tabi bunların cevapları yok.

  • 200 milyar euro'luk ekonomik paket

    ejder meyveli smoothie olarak içildi o paralar... yok para.

  • salgını sabır ve dua ile aşacağız

    (bkz: tabi lan manyak mısın)

    başka nasıl aşacaksın salgını... bilimle mi... hayret bişi.

  • dünyanın gelmiş geçmiş en güzel kadını

    (bkz: monica bellucci)

  • türk kızlarının hepsinin zengin erkek araması

    geçen gün genç bir sözlük kızı yeşillendirdi, diyor ki;

    "bir çocuk buldum, benimle evlenmek istiyor, ben de ciddi olarak düşünüyorum".

    çocuk gecede en aşağı beş eğlence yeri dolaşıyor, bornova sokağı, alsancak barları, bostanlı kafeleri, ege üniversitesi civarı falan derken beş yüz lira harcıyormuş. ayda yaklaşık onbeş bin lira gezme parası...

    "hayırlı uğurlu olsun, çok sevindim, allah mesut etsin, bir yastıkta kocatsın" dedim.

    "ne iş yapıyor, tekstilci mi?

    "aaa, nereden anladın?"

    "işim bu" dedim kıza. "neyse, tekstilci olsun da hayırlı koca olsun. içki (!), sigara (!), gece hayatı (!), kadın düşkünlüğü (!), kokain (!) falan gibi olağan kötü alışkanlıkları dışında önemli bir kötü alışkanlığı var mı?"

    "yok... sadece küçük bir kusuru var.."dedi.

    "neymiş o?" dedim. "nasıl yani? ibne falan mı?

    "hayır. sadece... çocuk yüz elli kilo!"

    "o kadarcık kusur fabrikatör oğlunda bile bulunur" dedim, "kaçırma bari."

    "ne yapayım," dedi, "parasız mutsuz olacağıma, paralı mutsuz olurum."

    "peki, mutlu olmayı niçin denemiyorsun?" dedim.

    deneyemezdi. çünkü adama benzeyen adamlarda para yoktu. habire yazdım, "be zilliler, içinizden birisi de şöyle tıp fakültesi'ni seneye bitirip doktor çıkacak falan, fakir ama yakışıklı bir delikanlıyla gezsin tozsun, vallahi söz, çeyizinizi ben yapacağım! sen yeter ki sevdiğin, sevebileceğin adamla çık, buzdolabın çamaşır makinen benden!"...

    orasına burasına dövmeyle kelebek resmi yaptırıp, konuştuğu çocuğun adının baş harfini derisine yazdırıp, sonra da maraza çıkınca kazıtmaya yada üstüne kapatmaya kalkan kızlar beni çok üzüyorlar...

    ara sıra, uğradığım "hiper lüks" eğlence yerlerinde, ancak işid'in ordusunda başçavuş olabilecek genç adamların, "modadır", diye elindeki havana purosuyla zifir gibi dumanını içine çeke çeke tıknefes olmuş toraman oğlanları...

    kafayı bir numaraya vurdurup dört kat ensesine kabak gibi meydana çıkarmış tosuncukları...

    baba parasıyla geçinip, ona buna caka satan kan emici keneleri...

    küçük yaşları 90'lar devrine denk geldiği için yalnızca hamburger köftesinin hormonlu etiyle ve deve hamuru ekmeğiyle ve bol şekerli cola içeceğiyle ve yağda kızarmış patatesle beslenerek büyümekten eski mısır kralı faruk'a dönmüş iri kıyım genç piçikoların yanlarında oradan oraya gezdikleri çiçek gibi kızlara bakıp bakıp yüreğim burkuluyor...

    çocuklar abullabut yürüyor, el ayak nereye konur, hangi yemekle ne içilir kesinlikle bilmiyorlar.

    saat kaçta hangi müzik dinlenir, bir kadınla nasıl konuşulur, haberleri yok...

    borsada yükselip düşen kağıtlar ve haftanın maçları dışında kadına anlatacakları hiçbir lafları da yok...

    kızların, beş yer dolaşıp bin lira harcattıktan sonra sabaha karşı bu oğlanlarla yatmaktan mideleri bulanıyor. ama ya iyi tarafına gelir, (eh, eşek değiliz ya, herife iyi de verirsek!) , altıma bir araba çekerse?

    eskidendi o, ekonominin "iyi", oğlanların henüz "uyanmamış" oldukları dönemdeydi. şimdi artık cherokee'nin yalnızca anahtarı veriliyor, ayrılınca geri almak üzere, hem de hediye edilmiş bütün takılan, etekler, cep telefonları bile çatır çatır geri alınmacasına...

    malların üzerine yatmaya niyetlenecek uyanık karıyı da dayak bekliyor!

    yani, gecenin son, sabahın ilk saatlerinde katlanılan mide bulantısı, "kalıcı" bir yatırıma dönüşemiyor, üç beş gezip tozduğunla kalıyorsun.

    oysa o kadarını herhangi bir "düzgün adam" da sağlayabilir. biz de sana git de çakmaklara gaz dolduran oğlana takıl demiyoruz ya...

    siz onlara uymayınız. toplasan toplasan sayılan elli bini geçmeyen paralı serserilerle profesyonel şıllıklara özenmeyiniz sakın.

    sevdiğiniz adamın kollarına girmenin onurunu asla elden bırakmayınız. "gold digger" olacağım derken "poor bitch" olarak kendinizi bulmayınız. şeyma'ları kıskanmayınız...

  • bakan için şehit cenazesinin tekrarlatılması

    ne kadar ironik ki savundukları inanç ile taşak geçenler yine kendileri.

    okul merasimimi lan bu, piyes mi, tiyatro mu... "geç kaldım, kaçırdım, tekrarlayın"

    (bkz: vay be)

  • 2 mart 2020 putin'in açıklamaları

    putin pes etmeyecek ama savaşa da girmeyecek. dengeli bir biçimde hem türkiye ile köprüleri atmayacak hem de yüzyıllar sonra akdenize inerek kazandığı başarıyı da korumaya çalışacak.

    rusya müthiş siyasi akıl ve strateji ile boşluğu doldurdu. batıyı kündeye getirdi.

    erdoğan'ı da çok güzel kullandı. sadece 2.5 milyar dolarlık s400 sayesinde abd ile arasını açtı, f35'lerden de etti. bir taşla iki kuş vurdu.

    suriye ve esad şimdi onun elinde bir oyuncak, biz de fareyiz. canı istediğinde tekme vuracak, canı istediğin gezinmemize izin verecek.

    şu an suriye'yi vuruyor olmamız da o izin verdiği için olması gibi...

    putin erdoğan'a götüyle gülüyordur muhtemelen. zaten olmayan siyasi aklımız, bir de hamle yapmaya çalışınca rezil olmamız üzerine tuz biber oldu.

    öyle sınır kapılarını açmak falan da hikayedir. ancak yunanistan'ı falan sıkıştırırsınız. avrupa bu tür ayak oyunlarına izin vermez, kolaylıkla sıyrılır.

    o yüzden bolca a haber izleyin, "idlib'i vurduk, uçakları düşürdük, rejimi anasını ağlattık, oh ne de iyi yaptık" haberleriyle gazınız alınsın da sonra gündem değişir merak etmeyin.

  • 28 şubat 2020 rusya'nın idlib açıklaması

    (bkz: hassiktir oradan)

    "erdoğan ile göreşecek bir şeyimiz yok" açıklamasından sonra askerlerimizin vurulması tesadüf mü yani...

    çıkın adam gibi "türkiye ile anlaşamadık ve vurduk" deyin, "suriye'de elde ettiğimiz pozisyonu kaybetmemek için vururuz" deyin...

    "biz o kadar kalleş orospu çocuklarıyız ki, türklere hava sahasını açmadık ama biz askerlerinizi uçaklarla vurduk" deyin.

    100 tane askerimizi öldürdünüz lan, neyin şirin gözükme çabası bu...

  • dr. ramazan kurtoğlu'nun koronovirüs açıklamaları

    (bkz: büyük resmi görme kursu)

    yine mi dış güçler amk...

  • ekrem imamoğlu'na ulaşım zammı tepkisi

    sanki ülkeyi ekrem yönetiyor. insanlar daha hedef seçmeyi, kime kızması gerektiğini bile bilmiyor.

    damadın yakasına yapışsana “hani şahlanıyordu ekonomi” desene götün yiyorsa. yapamazsın değil mi?

  • bir kızın evlenilecek kız olduğunu anlamanın yolu

    böyle bir şey yok çünkü evlenince mutasyona uğruyorlar. sevgiliyken her ne görüyorsanız nikahtan kısa bir süre sonra sonra tamamen değişecek haberiniz olsun.

    evlenesiye kadar size gösterdikleri sadece bir "intro", bir tür "teaser", "first look"... ama gerçekle alakası olmayan görüntüler.

    hani şu yumurtayı fırçalayınca ilk günkü halini koruduğu iddia edilen boktan diş macunu reklamları gibi... çamaşırların yıkandıktan 1 hafta sonra bile kokusu hala burnunuza geldiği iddia edilen pespaye ve yalanla harmanlanmış yumuşatıcı reklamları gibi...

    o hani evlenilecek kadın olarak belirlediğiniz dişi ile aynı eve girdiğinizde neler olacağını farkında bile değilsiniz. işte bunu farkında olmayan ve "ben evlencem abi artık yaşım geldi" diyen adamları gördükçe böğrüme öküz oturuyor adeta, nefes alamıyorum.

    hani hayatı düzen içerisinde ilerlerken "abi belamı arıyorum, dur bi hayatımın içine sıçıp geleyim" der gibi...

    allah belamı versin, zeus yıldırımlar indirsin, tüm roma tanrıları bana küssün ki "nafaka"dan bahsediyorsam. "nafaka" sadece bir sonuç. o sonuca gelesiye kadar yaşadıklarınız ve çektiğiniz ızdırap ise birer hicran yarasıdır.

    klozetin kapağı kapanmadı diye histeri krizlerine girmeler, yastığı fırlatıp "git salonda yat" demeler, günlerce evin içinde küs dolaşmalar, ailelerin her boka salça olması falan filan işin folklörüdür. bunlar bile hiçbir şey.

    ben her şeyi saatlerce yazarım, karşıma alıp günlerce konuşurum, boyu 1 metreyi aşan entryler de girerim ama bir erkeğe yolun sonundaki uçurumu gösteremem. düşmeden anlayamaz.

    o zaman hep beraber elele atlayın dostlarım.

    merak etmeyin ama ucunda ölüm yok.

    ölüm gibi bir şey ama öldürmüyor, süründürüyor.

  • dedemin ameliyatına öbür dünyadan doktor geldi

    öbür dünyadan gelmiş ama ameliyata karışmamış, dikkatinizi çekerim...

    "manevi doktorluk" yapmış. bir tür "refakatçi" ya da elinde beziyle doktorun terini silen hemşire kılığında...

    sentetik kafası bu. nerede görsem tanırım.

  • 12 şubat 2020 erdoğan açıklamaları

    - amerika ile müttefikliğe methiyeler
    - rusya ayıp etti, türkiye nato üyesidir
    - esed rejimi sabrımızı zorlamasın, vururuz
    - suyu ısıtın, biraz daha mülteci gelecek
    - asıl fetöcü cehapedir
    - kanal istanbulu engelleyemeyecekler
    - ekonomik göstergeler çok iyi durumda
    - gazetecilere önceden ezberletilen soruların cevaplanması
    - istiklal marşı
    - kapanış