debe başlıkları

en güzel bira

  • çok fazla yanlış bilgiye maruz kalan başlık.

    öncelikle kabul edelim ki renkler ve zevkler tartışılmaz herkes istediği birayı güzel bulmakta özgürdür ama malesef en iyi bira da bu başlığa yönlendiriyor ve bir şeyin iyi olması subjektif bir değerlendirme değildir.

    dün (#88965940) 300'e yakın beğeni aldı belki geçmiştir bile ama malesef cehalet paçalardan akıyor. gün içinde cevap verdim (#88969612) ama kaynayıp gittiğini düşünüyorum. bjcp sertifikalı bir birey olarak birinci vazifem dünyanın farklı bira, mead ve cider stilleri öğrenmeyi, anlamayı ve değerini bilmeyi teşfik etmek.

    o yüzden 00:00da entry girme ameleliği ile dün girilen yanlış bilgileri kendimce düzeltmeye çalışacağım. baya uzun olacak şimdiden özür dilerim.

    entry'deki en yanlış cümleyle başlayalım (edit olarak eklenmişti sonradan silindi sanırım - (#88969612)'de orjinal entry'ye cevap verdim bu entry'de sonradan eklenenler üzerinde duracağım - bunlar hala yazmıyorsa bile okuyun birşeyler öğrenmiş olursunuz :) )

    "çünkü en iyi biralar lagerdir, bu gerçeği kabul etmek gerekir." bu cümlenin en iyi taşıtlar 2 tekerleklidir, bu gerçeği kabul etmek gerekir demekten farkı yok. biralar kullanılan mayanın türüne göre 2 ana gruba ayrılır. saccharomyces pastorianus yani lager mayası ile soğuk mayalanan biralar, saccharomyces cerevisiae yani ale mayası ile sıcak mayalanan biralar. bu iki ana grubun dışında bir de lager-ale kırması hybrid biralar ve genelde ale altında kabul edilen mixed-fermentation veya başka vahşi mayalarla (mesela brettanomyces) ve bakterilerle (mesela lactobacillus) yapılan ekşi biralar da vardır.

    olayın vehametinin anlaşılabilmesi için bu resmi de şuraya koyayım: https://eksiup.com/97282b504158

    görebileceğiniz gibi lager grubunun içinde 10larca alt tür var. bu türler içinde %3-4 alkollü light beer denen dünyanin en tatsız biraları da var, alkol seviyesi %12lere kadar çıkabilen dark baltic porterlar ve eisbocklar da var.

    o yüzden en iyi bira lagerdir demek kategorik olarak yanlış bir önerme. burada kastedilen sanırım dünyada satılan biraların hacim olarak neredeyse %90ını oluşturan ve büyük multinationallar tarafindan (aklıma gelenler angeuser-bush inbev, heineken, carsberg ve asahi) kontrol edilen biralar. bu biraların çoğu corona ve budweiser gibi american adjunct lager veya avrupa çıkışlıysa heineken gibi european pale lager'dir. bu biraların üretiminde amaç maksimum kar elde etmektir. mümkün olan en tatsız şekilde farklı ağız tatlarını rahatsız etmeden düşük kalite malzemeyle üretilirler ve bira nerdlerine hitap etmezler. amaç en fazla içilebilecek birayı üretip bunu en ucuza satmaktır. anlayacağınız bunlar biranın mcdonald'sıdır.

    mesela şöyle bir örnek vereyim 2-3 ay önce ltm'in grande cuvée porter baltique'ını buldum bir şekilde. hiç bira sevmediğini iddia eden bir arkadaşımız yemeğe davetliydi, güveçte dana kaburga yanında bunu içtik. eve dönerken bu birayı nereden bulabileceğini sordu. o da bira bu da bira hatta ikisi de lager. biri dediğim gibi mcdonald's çizburgeri diğeri wangyu kıymasından yapılmış, trüff mantarlı ve 2 yıl bekletilmiş çedarlı, ekmeği o gün taze fırından çıkmış çizburger.

    biradan eser miktarda anlayan, gerçekten iyi biralar içmiş hiç kimse bu biralara güzel veya iyi demez. bu tür biraların çok satılmasının 3 nedeni vardır: ucuz olması, iyi biraya ulaşamamak ve nasıl olması gerektiğini bilmemek.

    çok çok daha iyi pale lagerler içmek istiyorsanız türkiye'de de bulmak zor değil. mesela pilsner urquell gerçekten güzel bir bohemian pilsnerdir. çek budweiser'i de bulunuyordu galiba bir aralar. güney almanya'ya gitme şansınız varsa hacker-pschorr'ün münchner gold hellesi ve oktoberfest zamani çıkarttığı festbieri kusursuz biralardır.

    "guinness gibi stout biralar, çok kısa sürede ısınıyorlar. ve bu ısınmaya bağlı olarak korkunç bir lezzet kaybı yaşıyorlar." 2 büyük yanlış var. bir biranın ne kadar çabuk ısınacağını türü belirlemez. köpüğün biraz etkisi olur havayla temasını kısıtladığı için o da çok az miktarda etkiler ki guinness nitrolu olduğu için çok köpüklüdür. biranın buzlu bardağa konması soğumasını geciktirebilir ve guinness genelde buzlu bardağa konmaz çünkü diğer biralara göre daha sıcak içilir. eskiden 12-13 derece civarı oluyordu son yıllarda cask'tan nitro'ya geçince bu ısıyı 6 dereceye kadar düşürdüler. hatta extra cold diye satılanı 3-4 decereye kadar düşüyor. gerçek bir irish dry stout'u irlanda'da veya ingiltere'de iyi bir pub'da içiyorsanız 12 derecenin altında gelmez. beer hunter michael jackson'un (pedofil olan değil) internette bulabileceğiniz ingiliz ale'leri ile ilgili bir belgeseli var oradan ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

    ikinci büyük yanlış da şu kısım `bu ısınmaya bağlı olarak korkunç bir lezzet kaybı yaşıyorlar.` bu tamamen yanlış bir önerme. bir kere dilin algılayabildiği tatlar tatlı, tuzlu, acı ve ekşi ile sınırlıdır. bir de umami var ama o tam olarak dille mi alınıyor yoksa dil-burun beraber mi emin değilim. bunun dışındaki bütün nuanslar burundan alınır alınabilmesi için de içilen sıvının buharlaşıp burna gitmesi gerekir. bu yüzden kötü biraların çoğu şişeden ve soğuk içilmek üzere pazarlanır ki tadı alınmasın. iyi bir bira ise sadece ve sadece bardaktan içilmelidir. ne kadar sıcak olursa o kadar çok lezzeti alınır ama bazı biralar soğukken daha güzeldir orası doğru. çünkü ısınması en ufak hataları daha belirgin yapar.

    yazarın burada asıl demek istediği ben stout tadını sevmiyorum o yüzden sadece çok soğukken tahammül edebiliyorum. bu bireysel bir tercih olarak haklıdır ama ben sevmiyorum demekki stout güzel değil demek çok başka birşeydir.

    "weihenstephan, leffe veya blanc gibi ale biralar da keza hem çabuk ısınan, hem de içindeki aromatik tatlar nedeniyle arka arkaya içilemeyen, insanı çabuk yoran biralardır." bu cümlenin aromatik olmasıyla ilgili kısmı biraz doğru gibi ama aslında değil de. bazı biralar özellikle de alışık olmayan damakları yorabilir. mesela ben de craft bira olayına ilk girdiğimde ipa içmekte gerçekten zorlanıyordur ama bu bir süreç. tat duygusu da aynen kaslar gibi zorladıkça gelişiyor. boşuna acquired taste diye birşey yok. siz sürekli efes içerek dilinizi efes'e alıştırıp ondan zevk alabilirsiniz ama bu sadece daha iyi biralardan alacağınız çok daha yüksek olan zevki almanızı engeller. bir kişi ale içmekten yoruluyor ve bundan zevk almıyor diye kimse ale içmesin herkes tatsız lager içsin mi diyeceğiz?

    birçok kez bir oturuşta 10'dan fazla birbirinden kompleks bira tattığım ve dilimin gerçekten çok yorulduğu oldu. bu elbette her ortamda yapılacak birşey değil ama benim ve biradan benden çok çok daha fazla anlayan birçok kişinin çok zevk aldığım birşey. bu arada weihenstephan dışındaki 2 bira çöp. :)

    "tuborg ve carlsberg gibi en çok tüketilen lager biralar da ne yazık ki başarısızdır. zira insanı çabucak hantallaştırıp, davul gibi şişiriyorlar. " ben olsam hantallaştırmak gibi bir tanım kullanmazdım ama denmek isteneni anladım. bu tamamen üretimde kullanılan yöntem seçimleriyle ilgili bir durum. seri üretim lager biraların hemen hemen hepsi forced carbonation'la yani coca-cola gibi şişelenirken ya da kegden koyulurken içine karbondioksit basılarak yapılır. böyle biraların karbondioksiti biranın içine yeterince eşit dağılmaz ve köpüğü iri taneli olur. içerken de hayvan gibi şişirir ve geğirtir. gazsız da sidik gibi birşeye döndükleri için böyle içmeye mahkumsunuz. bottle-conditioned veya cask-conditioned biralar ise canlı biralardır. şişelenirken içlerine bir miktar şeker ve maya konur, zamanla maya şekeri yiyerek karbondioksit üretir. böyle biraların içimi çok daha yumuşak olur. mesela hoegaarden gibi witbier'lar çok daha fazla gazlıdır ama iyi bir witbier asla şişirmez bilakis ferahlatır.

    neyse gelelim sadede. bahsettiğim mesajın hem orjinali hem de editlenmiş hali kişisel tecrübelere dayanan yanlış bilgilerle doluydu. gerçi burası egoların tavan yaptığı ekşi sözlük. ben de bir yazar olarak kimseye şöyle deme böyle de diyecek halde değilim. ama bira konusunda teknik bilgi ve tecrübesi ortalamanın oldukça üzerinde olan 2000 e yakın bira tatmış ve bunların çoğunu özen göstererek yapmış, 5 yıldır da kuzey amerika'da bira yarışmalarında jürilik yapan birisi olarak yanlışları düzeltmek boynumun borcu. isteyen corona ve budweiser'in güzel biralar olduğunu zannetmeye devam etmekte özgürdür elbette, ama şurdan 2 kişinin gözünü açabildiysem o da kısa günün karı olsun.

    başlıkla ilgili bişeyler de yazalım notu:
    türkiye'de bulunabilen (hala bulunuyor mu bilmiyorum) içtiğim gerçekten iyi biralar da şunlar
    - hoegaarden
    - fuller esb
    - fuller london pride
    - arrogant bastard ale
    - petrus oud bruin
    - sierra nevada pale ale
    - pilsner urquell

    çok sık türkiye'ye gelmediğim geldiğimde de tatil beldelerine gittiğim için türk craft biralarını pek takip edemiyorum ama gara guzu ipa 4c fena değil.