debe başlıkları

hrant dink

  • bu sabah işe gelirken canım ne kitap okumak ne de müzik dinlemek istedi. öylece vapurun penceresinden dışarıyı izledim. dün bir arkadaşıma artık yıldığımdan, vazgeçtiğimden bahsetmiştim. o da bunu farkettiğini ve bana kızdığını, yaptığımın yanlış olduğunu söyledi. neyse bu başka bir vaktin konusu. benim düşündüğüm kendimi en son ne zaman özgür, cesur, güvende hissettiğimdi. ya da korkunun içime ilk düştüğü an ne zamandı?

    sanıyorum 93 kışıydı. bundan 5 gün sonra 25. yılı dolacak olan uğur mumcu suikasti. ve sonra aynı senenin yazında yaşadığımız sivas katliamı. bu benim çocukluğumu bıraktığım senedir. korkmam gerektiğini, yaşadığımız ülkenin düşünebileceğimizden daha tehlikeli olduğunu anladığım sene.
    sonra işte 19 ocak 2007 gelir. insanların içinde hala iyilik olduğunu sandığım gençliğimin bitişi. bir insan ömrünün evrelerini başka insanların ölüm tarihleri üzerinden tanımlıyorsa, yakın tarihimiz fikirleri yüzünden katledilmiş insanlardan oluşuyorsa yılmamak için çelikten olmak gerekiyor.
    hrant dink denilince benim gözümün önüne gelen fotoğraf ömrümün geri kalanına yetecek kadar utanç barındırıyor ve o fotoğrafın bir şeyin başlangıcı haline geldiğini bilmek içimi parçalıyor.
    metin altıok diyor ya "ben o gün öldüm gülüm, bir daha ölmem artık”* öyle bir şey işte.
    saygıyla...

  • "düşün bir kez mehmet, türkler, kürtler ve ermeniler yerevan’da birlikte türkü söylüyorlar. hem de sadece kendi türkülerini değil birbirlerinin türkülerini. biz koltuk değnekleri de çıkmışız ortalığa halay çekiyoruz!"
    hrant dink

    (bkz: koltuk değneklerinin halayında)

    toprağında halay* özlemi çeken beyaz mendilli bir aşuğ..