fakirlerin isyan edip ayaklanmama nedeni

  • bugün asgari ücret 2324 lira olarak açıklandı. yarın sabah kalkıp hiç birşey yokmuş gibi günlük hayatlarına devam edecekler.

  • sabır ve şükür temelinde sürekli kötü örneklerle korkutulmaları kafi gelmektedir. ayrıca asıl olan bu dünya yaşamı değil, sonsuz hayatta bu sabır ve şükür karşılığının işlenmesi her türlü aykırı düşünümü ve eylemi engellemektedir.

    bir bakıma bu da vardır.

    ‘ bazı toplumlarda sosyalizm olmaz. çünkü fakirler kendini sömürülen sınıf olarak değil, geçici sıkıntı yaşayan milyonerler olarak görmektedir. ‘ j. steinbeck.

  • öyle çürümüş bir düzen içinde fakir kalıyorlar ki, hepsi aynı çürümüşlükten bir gün yararlanıp yırtabileceği umudunu taşıyor...

  • şimdi dolmuş parası bul, atla ayaklanma alanına git, orada zaman geçirirken su iç, yemek ye derken bi ton masraf. boş ver hiç gerek yok.

  • orta sınıftır. herkes orta sınıf mensubu olabilir, olamadıysa bu olsa olsa ya iyi bir bölümü kazanamamış olduğundan ya da kpss'ye iyi çalışmamış olduğundandır. fakirlerin çoğunun da hayalini orta sınıf süsler. zengin olmaları belki mümkün değildir ama orta sınıfa mensup olmaları hep mümkündür; ayrıca kendileri olmadı çocukları orta sınıf olabilirler pekala. orta sınıftakiler de fakirler gibi olmaktan korktukları için yerlerinden kıpırdamaz, zengin olmaya çalışmazlar. buna çabalayanların başarısızlık hikayeleri ağızdan ağızda dolanır, kalkışanları ve çabalayanları demotive eder; hevesini kırar.

    orta sınıf ve fakirlerin aralarındaki imgelem çatışması kendi hallerine şükretmeleri, memnuniyet belirtmeleriyle sonuçlanır. zenginler böylece rahat eder. çünkü o çatışma fakirlere bitmeyen bir ümit sağlar; orta sınıfa da yerinden kıpırdamayıp başka şeylere kalkışmamaları için korku verir.

  • öldükten sonra cenneti yaşayacaklarına inanmalarıdır.
    sınırsız kadın ve şarap şelaleleri gibi.

  • “... çünkü halk kitleleri özgürlüğü kaldıramayan ya da gerçekle yüzleşemeyen, dolayısıyla kendilerinden güçlü birileri tarafından yönetilmesi ve sistemli bir biçimde aldatılması gereken zayıf, korkak yaratıklardı.” george orwell- bin dokuz yüz seksen dört

    doğru olabilir mi acaba?

  • elimizdeki üç kuruş paradan da oluruz korkusu.

  • - bak şimdi, benim yatım, villam var ya...
    + evet
    - yatımda kaptanım ve miçolarım, villamda havuzum, hizmetçilerim var ya...
    + evet
    - sen bunlara göz koymazsan, ibadet edip bulunduğun duruma şükredersen senin de olacak.
    + ne zaman?
    - ölünce, öbür tarafta.
    + a iyiymiş.

    (bkz: bütün dinlerin fakirlere seslenmesi)

  • gelin bir analiz yapalım:
    -
    tarlada çalıştığım zamanlar, aklî ve maddi fakirlik çeken insanların arasında bulundum. istisnasız hepsi, en azından görünüş itibarıyla, dindar kişilerdi. 20 yaş ve altında olanların evlilik gayeleri vardı; 30 yaş ve üstü olanların birçoğu da erken yaşta evlenmişti. gereksiz yere kendini heba edip çok çalışanlar övülüyordu; sabıkalı, küfürbaz, ilkokul mezunu, esrar bağımlısı olmaları fark etmeksizin. bilhassa genç çalışanlar, suyu çıkana kadar çalışıp bundan mutluluk duyuyorlardı. alınan para ise değişmiyordu ve hatta bu gayretlerini gören toprak sahibi tarafından daha da çok çalıştırılıyorlardı.

    bu fakir insanların sahip olduğu en büyük motivasyon ise o şekilde çalışarak sefaletten kurtulabileceklerini sanmalarıydı. başka seçeneklerinin olmadığını düşünüp her denilene boyun eğmekten kıvanç duyuyorlardı; çünkü gerçekçi ve çalışkan olduklarını gösterirdi bu. diğer bir yandan 30 yaşın civarında olanlar, son model telefonlara sahiptiler. halbuki hepsinin zaten uç miktarda borcu vardı. ve kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda, açıkça, bunun bir zenginlik göstergesi olduğunu söylüyorlardı.

    velhasıl kelam.. fakirlerin isyan etmemelerinin sebebi: bu durumdan kurtulacaklarını, kendilerini heba ettiklerinde patronun bunu görüp bir kıyak çekeceğini sanmaları, gösteriş yoluyla kendilerini avutmalarıdır. peki ya din? din sadece bir kılıf; amaç değil, araç. diğer insanlara bir şeyleri itiraf edemeyen kişi, bütün sebepleri bir dini motife uyduruyor.