debe başlıkları

bir erkekle bir kız gerçekten arkadaş olabilir mi

  • uzun zamandir ilk defa bu konuda kafam karmakarisik.
    kisa bir sure once dostum diyebilecegim bir insanin (erkek) bir kac olay sonucunda aslinda benimle ilgili farkli dusunceleri olabilecegi ihtimalinin farkina vardim.
    belki de en basindan beri hep gozumun onundeydi ben gormuyordum ya da o cok ustaydi. fakat tek bildigim zor gunlerimde yanimdaydi ( isten ayrildigimda iliskim bittiginde vs) ben de onun ailesi saglik vs pek cok durumunda yaninda oldum. bana gore kardes gibiydik. birbirimizde emegimiz gecti ve lay lay lom bir arkadaslik degildi.
    zaten bu donemde benim iliskim yokken bile onun iliskileri aile araciligiyla tanistigi kisiler oldu. yani o kadar alakasizdik bana gore.
    tek bildigim ona asla ve asla umut yaratacak bir davranista kasitli olarak bulunmadigim ve gercekten dostluguna inandigimdi.
    simdi yasadigimiz bir kac olay neticesinde gecmisi donup dusundugumde hersey farkli geliyor, ona asla ayni bakamiyorum ve cok kirginim ve aldatilmis hissediyorum.
    ofkeliyim bir yandan.
    onca zaman sadece bir gun aramizda birsey olur umuduyla mi arkadasi gectim en yakin dostlarimdan biri gibi davrandi/taklit etti..bunu dusununce cildiracak gibi oluyorum. bunca zaman rol muydu strateji miydi yani?..biz dostuz sanirken.

    tek soyleyebilecegim karsi cinsle arkadas olarak bilmiyorum ama eger dost olacaksaniz birsey hissetmediginizden emin olun.
    bir insanla sirf beraber olmak icin/en yakininda olmak icin dost taklidi yapmayin.
    hayatimda uzun zamandir hic kendimi bu kadar kandirilmis ve guveni sarsilmis olarak hissetmemistim.
    geriye donup bakinca artik hersey oyunmus, bir gormeyen aptal benmisim gibi geliyor.

    bir erkekle kadinin birbirini sadece "insan" olarak gormesi bu kadar zor mu gercekten? kendimin "kadin" onun da "erkek" oldugunu unuttugum icin tum bunlari hak etmis mi oldum?

    hepsi bu kadar basit mi? hem de 30'u gecmis yetiskin insanlar icin.

  • freudun lafı olan konudur.

    aynen arkadaşlar freud demiş. ama 50bin kere yazmanızın amacı ne?

    freud dedi abi bunu daha önce.

    lan sen bi başlıkta freud diye arayıp baksana yazmışlar mı diye.

    2 sayfa freudun lafı var entry olarak.

    evet freud abi yaa.

    aynı şeyi yazmaktan keyif mi alıyorsunuz anlamıyorum.

    aynen freud moruk.

    (bkz: aramaya inanmak)

  • lisede ezgi diye bir kızla arkadaş olmuştum.son derece kafa dengi bir kızdı, çok iyi anlaşıyorduk.aramızda seviyeli bir ilişki olduğundan ortamı bok etmemek için aklıma farklı şeyler getirmiyordum.işe de yarıyordu aslında, sorunsuz biçimde devam ediyorduk.derken bir gün bu ezgi bir çocuğa aşık oldu.yalan yok çocuk boylu poslu, yakışıklı bir çocuk ama ezgi nerd tipli bir kız.çocuğa aylarca açılamadı, çok utangaç bir kızdı zaten.her gün ümitsizce ağlıyordu kızcağız.derken bir gün bir mucize yaşandı ve çocuk ezgi'yle konuşmaya başladı, bir süre sonra da çıkmaya başladılar.ezgi dünyanın en mutlu insanıydı artık ama ben kendimi tuhaf hissetmeye başlamıştım.kendime itiraf edemesem de o arkadaşlık boyunca ezgi'yi sever olmuştum.kendimi adım adım geri çekmeye başladım, ezgi başta mutluluğundan fark edemedi benim uzaklaştığımı ama fark edince üstüme gelmeye başladı.ben kaçtım o kovaladı ve sonunda pes ederek (hem kendime, hem ezgi'ye) her şeyi itiraf ettim.çok kırılmıştı ezgi, klasik ben seni arkadaş olarak görüyorum muhabbetinden sonra bir daha konuşmadık.okulda günler eziyete dönüşmüştü, uzaktan uzaktan ezgi'nin mutluluğunu görüp tuhaf oluyordum.sonra ne mi oldu? bir sikim olmadı amk ezgi'yle elemanın efsane ilişkileri oldu, aynı şehirde üniversite kazandılar (ezgi hukuk, eleman makine mühendisliği okudu), okul bitmeye yakın nişanlandılar, bitince de evlendiler zaten, elemanın işi gereği kanada'ya yerleştiler, gayet mutlu bir evlilikleri var şimdi.ben ise aldığım dersle yetindim; kadın erkekle arkadaş olabilir ama erkek kadınla arkadaş olamaz.

  • olabilir tabi. ama erkek ilk fırsatta siker bak söyliim.

  • tamam, freud "hiçbir erkek cinsel ilişki kurmak istemeyeceği bir kadınla yakın arkadaş olmak istemez." ifadelerini kullanmış olabilir. lakin evladım, sen manda mısın yoksa kırkayak mı? işine gelmediğinde "ben aydınlandım" diyorsun; soyun condorcetler'e, diderotlar'a, montesquieuler'e dayanıyor da, burada mı karşı cinsle arkadaş olamıyorsun? arap yarımadası'nda bunu hiç sorgulamıyorlar bile. lan yoksa...?

    esasında zarif dokunuşları hak eden asıl nokta, buradaki esrarlı "arkadaşlık" söylemi. arkadaşlık, insanlar arasında çabayla, belli bir planla kurulan bir ilişki değil; tamamen zorunluluklardan dolayı bir arada kalmış insanların arasında zamanla gelişen; sınırı, ucu bucağı belli olmayan bir sıradanlık hâli. esasında arkadaşlık denen şeyin, bir söylemden ibaret olduğu bile düşünülebilir. saussure'ün hakkını saussure'e teslim ederek devam etmek gerekirse, insan cinsiyet gözetmeksizin özellikle arkadaşlıktan kaçınmalıdır (eğer kaçınamıyorsa bile, gerektiğinde o ilişkiden ayrılmasını sağlayacak kaçış hızını saklı ve hazır tutmalıdır). arkadaşlık demokrasi gibidir; insanları sıradanlaştırır. daha eşsiz, daha amorf bir bilinç düzeyini yakalamak adına, sosyal zorunlulukların değil, doğal veya meditatif yönelimlerin izinden gidilebilir.

  • yaş 15 veya 16 köydeyim.

    kaçırmışım dayımın bisikletini deli gibi sürüyorum. altımda gri bir eşofman, üstümde siyah bir badi var. boynumda ince bir zincir ve sağ pazumda güzel bir dövme var. bu detayı mahsus veriyorum ki, anlatacağım şey gözünüzde canlansın diye... neyse, süre süre gittim dayı kızının yanına. çimenlik bir alanda oturmuş köyün kızlarıyla sohbet ediyor. tanıyorum kızları. hepsi arkadaşım. bir kız var aralarında adı melike. aynı yaştayız o kızla. o benim en iyi arkadaşım.

    yaklaştım yanlarına ve '' bakkala gidiyorum bir şey isteyen var mı? '' dedim. bakkal da taa anasının amında. madem köylüyüz neden bakkalı dağın yamacına kurmuyoruz demişler. yakında bi tane bakkal yok. köylülerin yorgun sıfatını gören bakkalcı orgazm oluyor. öyle manyak bi tip. hımfss hımfss diye koyuyor nevaleyi.

    ama konu bakkalcı değil tabi. konu kız arkadaşım melike...

    bu melike birden ayağa kalkıp üzerini silkeledi. '' aa nejmi ben de geleyim mi bakkala'' dedi. '' ne demek melike arka teker üzerinde yerin var '' dedim. o zamanlar da böyle salak şakalar yapardım. güldü kızlar ve melike bindi bisiklete. dolandı belime...

    yani yuhh anasını satim. saniyede dikildi çüküm.
    böyle olacağını bilsem bindirir miydim gülüm.

    o benim panpam lan. ama işte etkilendim sarılınca... tahrik oldum istemeden. her pedal çevirişte bisikletin direksiyonunu sıkıyorum, utanmasam vıyng vıyng diye öten kornosunu mıncıklayacam, yalıcam aynasını falan. bakkala gidene kadar ellerim terledi. nasıl terlemesin ki? arkada yan oturmuş güzel bir kız var ve o kız belime dolanmış okşuyor beni. tümseklerden geçince ayy ayyy off ayy falan yapıyor. bildiğin sevişiyorum bisiklet tepesinde. yemişim kankayı.

    neyse, boşalmadan geldik bakkalın önüne.

    inemiyorum.

    insem şeyim belli olacak.

    dedi noldu ? neden inmiyorsun?

    ya çok sıkıştım tuvaletim geldi, atla gidelim çabuk dedim. bu bir saniye deyip bakkala girdi. bakkalcı boşaldı kız çıktı.

    ulan insin diye ölmüş nenemi düşünüyorum o an. üzücü şeyler getiriyorum aklıma ama olmuyor. yahu o benim panpişim lan, neden olmuyor?

    tam bülent ersoy'un tavuz kuşlu halini düşünürken hopp atladı melike ve elini belime koyarken pipimi elledi.

    ee yuhhhh! artık kazayla mı oldu, gerçek mi yaptı bilmiyorum ama eliyle şeyimi kavradı ve saniyesinde çekti. yerin dibine girdim o an. sürüyorum bisikleti. zaten bu bisikletin adı da böyle böyle olmuş sanki. bir-sik-ellet, bir sik ellet, bi-sik-let. ne bileyim? icat eden adamı da mıncıklamışlar belki. ama melike bu lan. o benim en iyi arkadaşım. dürtülerimi yenmeli ve yoluma devam etmeliyim ama dinlemiyor çük işte. tetikte şerefsiz. çok dikkatli sürmeliyim. tümseklerden geçmemeye çalışıyorum. bir kere daha ayyy dese boşalırım çünkü. tanıyorum ibneyi. kankaymış falan hiç işi olmaz, çok pis kıvam bu...

    neyse, konuşmadan gittik kızların yanına. indi melike. dayı kızı dedi nejmi şu kütüğü iteler misin? yakar topu oynayacağız engel oluyor dedi.

    inemedim.

    allah hiç indirmesin halen kemik gibiydim çünkü.

    özetle; arkadaş ayağı harbi göt ayağı abi. sen panpiş olmak istiyorsun ama alttaki şerefsiz onu bazen popiş olarak algılıyor ve ne bok yiyeceği inanın hiç belli değil. tavanı izledim bütün gece.

  • şimdi genel bir çıkarım yapalım ve cevabı siz bulun.

    1) burada "evet olabilir" diyenlerin %95'i kadın. bunu diyen kadınlar, "biz beraber yemek yiyoruz, siyaset konuşuyoruz, sinemaya gidiyoruz, dertleşiyoruz, içiyoruz, şunu bunu yapıyoruz ama hiç o türden bir şey düşünmedim, arkadaşlığımız devam ediyor." yazıyor.

    2) aşk ve ilişki temalı başlıklarda ise umduğunu bulamayan erkeklerin %95'i de aynı şekilde "beraber sinemaya, tiyatroya gidiyorduk, dertleşiyorduk, her türlü konuyu rahatça birbirimize açıyorduk, benden hoşlandığını zannediyordum, o yüzden açıldım ama reddetti, vb, vb." yazıyor.

    mesele hiç de kadınların kafasındaki ve görmek istediği gibi değil demek ki. bu konu dini, ahlaki, toplumsal, kültürel, vb. bir durum değil, başka açıdan bakarsanız daha az erkeğin kalbini kırarsınız hanımlar. yakın arkadaşınız olduğunu düşündüğünüz erkekleri kafanızda whatsapp kız grubundaki herhangi bir kız ile aynı kategoriye koymaya çalışmakla kendinizi kandırıyorsunuz.

  • orhan pamuk tarafından da masumiyet müzesi adlı eserde bir kenarından değinilmiş sorudur.

    --- spoiler ---

    "yani bir erkekle bir kız, kapalı bir odada avruplalılar gibi uzun bir süre sevişmeden duramazlar mı?

    durabilirler tabii... ama burası türkiye olduğu için herkes onların matematik değil, başka bir şey becerdiklerini düşünür. herkesin böyle düşündüğünü bildikleri için, onlar da o işi düşünmeye başlarlar. kız namusu lekelenmesin diye 'kapıyı açık bırakalım' filan demeye başlar. erkek kendisiyle uzun bir süre aynı odada kalmaya razı olan kızın pas verdiğini düşünür ve ona hala bir şey yapmamışsa, erkekliğine laf geleceği için kıza asılır. bir süre sonra kafalarının içi herkesin yaptıklarını düşündüğü şeylerle kirlenir ve o şeyi yapmak gelir içlerinden. sevişmeseler bile suçluluk duymaya başlarlar ve odada sevişmeden fazla kalamayacaklarını hissederler."
    --- spoiler ---

  • yıllar boyunca sadece memesi ve poposu dışında hiçbir şeye sahip olmayan bomboş kadınlar tanıdığım için bu soruya hep ''böyle bir şeyin olması düşük bir ihtimal'' cevabını verdim. ''hayır olamaz'' diyerek net bir cevap vermekten hep kaçındım. belki ileride öyle bir kadınla tanışırım ki sadece güzelliği dışında etkileneceğim bir şeylerini bulurum ve yıllarca arkadaş kalırım diye umdum.

    geçen sene esra ile tanıştım. esra, bugüne kadar tanıdığım kadınlardan çok farklı. bilgisine, kültürüne ve insanlığına hayranım. haftanın en az 4-5 günü beraber vakit geçiyoruz. ondan her gün yeni şeyler öğreniyorum.

    esra sayesinde bu konudaki tüm şüphelerim ortadan kalktı ve bu soruya artık çok net bir şekilde cevap verebiliyorum;

    ''kesinlikle imkansız''

    çünkü esra ile ne zaman başbaşa kalsak aniden soyunması için dua ediyorum :/