debe başlıkları

alman kızları

  • üst komşum tayfun abi alman bi kızla evlenmişti ben çocukken. tayfun abi yakisikli degildi, zengin hic degildi ama cidden cok iyi adamdi.

    karisi hayatimda gelmis gelmis tanidigim en iyi kadindi.

    ailecek gorusurduk. guzel de kadindi. sempatikti, iyi idi. turkce ogrenmisti, yarim yamalak konusurdu ama iyi anlardi. annemler de bayilirdi kendisine.

    sallama bi hikaye anlatmiyorum. izmirde komşumuz tayfun abi ve alman karisini anlatiyorum.

    bi arkadas alman kadinlarini irkçi diye itin götüne sokmuş. asıl ırkçinin babasi sizsiniz ama haberiniz yok. butun alman kadinlarini bi çirpida dibe sokmuşsunuz.

    tayfun abinin karısı da mi ırkçı??? yazlikta yan komşumuz da almandi. adamin adi eric ama kadinin adini unuttum. yaşlilardi baya. turkceleri zayifti ama 10-15 sene komşu kaldik bunlarla (sonra serefsiz bazi emlakcilar kazik atti bunlara kacmak zorunda kaldilar burdan). harika insanlardi ikisi de. her gun selami eksik etmezlerdi.

    ne acayip yav. asıl bizim ulkedeki bi kesim dunyanin en buyuk ırkçısı ama cidden bundan haberleri yok.

  • birisi önceki entryme gönderme yaparak "beğenmediler mi seni ayy kıyamam" demiş.

    haklı, evet beni beğenmediler. ne yaptıysam türk olmanın üzerime yapıştırdığı bu laneti alman kadınının gözünden atamadım. kime "türküm" desem cüzzamlıymışım gibi baktı yüzüme. 8,5 yıldır almanya'dayım, burada yüksek lisans yaptım ve 6 senedir de mühendis olarak çalışıyorum. önceleri almancam kötü olduğundan bana böyle davranıyorlar sanardım, yanılmışım. mesele almancam değil ırkımmış.

    bugüne kadar farklı milletlerden kız arkadaşlarım oldu. bunlara amerikalı, rus, çek, letonyalı, ispanyol ve ermeni dahil. düşünün bakın, yıllar evvel ermenistan ermenisi bir kız arkadaşım oldu ki ermenilerin türklere karşı nasıl bir algıyla yetiştirildiğini hepiniz bilirsiniz. ilkokuldan itibaren türk düşmanlığı hafif hafif verilmeye başlanır ve soykırım konusu yıldan yıla itinayla işlenir. türklere karşı bu kadar önyargılı, bizzat kendi halkının katili olarak gören bir insan bile zihnindeki tüm tabuları yıkıp, gerekirse ailesini karşısına alıp türk bir çocukla sevgili olmayıgöze alabiliyor. karşısındaki insan eli yüzü düzgün, okumuş, efendi, saygılı ve aydın birisi olduğu zaman (bu konuda mütevazı olmayacagım) yüm önyargılar yıkılabiliyor.

    gel gör ki almanlar için durum farklı. gece klüplerinde, facebook gruplarında, gittiğim çeşitli kurslarda vs.yüzlerce alman kızla tanışmışımdır. şimdiye kadar bir kaçı hariç istisnasız tamamı ben "türküm" dedikten sonra muhabbeti kesme yoluna gitti. benim düşüncelerimin, fikirlerimin, dine olan bakış açımın, politik muhalif görüşümün, hobilerimin, eğitimimin ve işimin onlar için hiçbir önemi yok. önemi olan tek bir husus var: ırk. siz "türküm" diyerek aşağı ırktan birisi olduğunuzu belirtiyorsunuz ve alman kızı da sizi kafasından direkt olarak eliyor. sizin iyi bir insan olmanız, iyi eğitimli, efendi birisi olmanızın bir önemi yok. türksünüz, bitti.

    bir türkle birlikte olmak bir alman kadını için büyük bir prestij kaybı. hani bizdeki sünni yobazlar oğullarını kızlarını alevilerle evlendirmek istemezler ya, almanlarda da benzer bir kafa var. türk demek aşağı millet demek, aşağı ırk demek. arkadaşlarının arasında "o bir türkle cıkıyor" cümlesine mevzu bahis olmak bir alman kadını için büyük bir aşağılama. onun yerine "italyan sevgilim, ispanyol sevgilim, sevgilim mattias" daha sempatik, daha çekici görünüyor.

    hatta bu konuyla ilgini bir anımı anlatayım. bundan 4 sene evvel o zamanki calıştığım şirketteki oda arkadaşım wolfgang evleniyordu ve beni de düğününe çağırdı. iki dirhem bir çekirdek giyindim gittim. beni wolfgangın arkadaşlarının olduğu masaya yerleştirmişler. bir yanımda şirketten arkadaşım marcusun eşi marie ve onların küçük kızları lara sophie, diğer yanımda da wolfgangın cocukluktan arkadası 40 yaşlarındaki thorsten. torsten geldiğinde biz marie ile sohbet ediyorduk ve ben bir yandan da sophie ile oynayıp şakalaşıyordum. thorsten geldi oturdu, meraba dedi ve kendini tanıttı. sonra biz de marie ile kendimizi tanıttık, o esnada marcus etrafta olmadığından torsten marie ile bizi evli, sophie' de benim kucagımda oldugundan onu da bizim kızımız zannetti. adam eşekten düşmüşe dönerek öyle bir tepki verdi ki "nasıl yaaa? şimdi siz evli misiniz yani???" dedi. yani adamın gözünde beni gibi bir türkün genc ve güzel bir alman kadınıyla evlenip cocuk yapmış olma ihtimali o kadar korkunc bir ihtimal ki, gözleri fal taşı gibi açılarak "wieso???" dedi. marie araya girerek "hayır tabii canım, siz yanlış anladınız ben marcusun eşiyim, wolfgang marcusu davet ettiğinden onunla beraber geldim" dedi ve olay tatlıya bağlandı. ben orada ağzımdan tek kelime çıkmadan bu diyaloğu dinledim. marie gibi genç ve güzel bir alman kadın tabili marcus gibi bir alman mühendisin eşi olabilirdi, benim gibi aşağı ırktan sikindirik kara kafalı türkün değil.

    almanyadaki genel ırkcılıgı bir kenara koyarsak, alman kadını özelindeli bu ırkcı tavrın nedenini epey uzun zamandır düşünüp bunu kendimce formülize etmeye çalışıyorum ama içinden çıkamadım. neden böyle davranıyorlar? eskiden almancam iyi değildi ona yoruyordum ama artık o da düzeldi. gencim, tipim düzgün, iyi bir işim var, param var, kendimi gayet iyi ifade edebilecek kapasiteye sahibim ama yinede alman kadınının ukalalığıyla cebelleşmek durumunda kalıyorum. bir allahın kulu da bugüne kadar bana "tek başına bunca şeyi başarmışsın, bu ülkede iyi tutunmuşsun, okumuş iş bulmuşsun, almancanı da iyi geliştirmişsin" demedi. tamamı, özellikle de alman kadını bana hep "türkler zaten almanyayı istila etti, türkleri istemiyoruz, defolsunlar ülkelerine dönsünler" minvaliyle konuştu. ulan ben ayda 2000 € vergi ödüyorum bu ülkeye bre amına koduğumun karısı. maaşımın her ay 40%'ını kesip sonra da "türkleri istemiyoruz siktirip gitsinler" deme cüretini gösterebiliyorlar. bunun nasıl bir terbiyesizlik, nasıl bir kendini bilmezlik olduğunu anlayabiliyor musunuz? tamam o zaman onca yıldır ödediğim vergileri geri versinler ben de siktirip gideyim. yemin ediyorum bir dakika daha durursam en adi orospu çocuğuyum.

    daha geçenlerde uluslararası bir organizaszonun bir toplantısına katıldım. bir kaç kişiyle ayak üstü sohbet ederken 2 alman kızla tanıştık, konu da müzikti. ben türk oldugumu söyleyince alman kızlardan birisi şu tepkiyi verdi.

    - türklerin aptal bir enstrumanı var ya böyle (başparmaklarıyla eşeleme hareketi yaparak) ding ding ding diye ses cıkarıyor, onu mu çalıyorsun yoksa hahah? (kanundan bahsediyor)

    bu ve buna benzer tepkiler o kadar çok oluyor ki hangi birini anlatayım. ben şimdi buna ne cevap vereyim? nasıl muhatap olayım bu insanla? bunlar bir tane iki tane değil ki, babadan kıza nesil bunlar.

    dediğim gibi, yıllarca sorunu kendimde aradım. benim belki bir tavrımdan ya da hareketimden ya da almanca eksikliğimden dolayı bu böyledir diye düşünerek kendimi sorguladım. amacım elbette alman bi hatun bulmak değildi, almanyada asil bir vatandaş olarak saygı görmek istediğim için bunu yapıyordum "siz türkler şöylesiniz böylesiniz, kadınlarınızın kafasını kapatıp onlara kötü davranıyorsunuz, dincisiniz şusunuz busunuz" laflarıni işitmemek için bunu yapıyordum. ama nafile.. son zamanlarda artık algımı değiştirdim. bundan sonra atara atar, gidere gider politikası izliyorum.

    buradan almanyada yaşamaya yeni başlamış arkadaşlara bir çift lafım var: sorun sizde değil arkadaşlar. "bana neden böyle davranıyorlar?" diye düşünerek aşağılık komplekslerine girmeyin. ırkcılık almanlarda bir gelenek kadar köklü bir tutum. insanları ırklarına göre sınıflandırmak ve oradan hareketle tutum belirlemek her zaman yaptıkları birşey. siz almanlar yerine başka milletlerden insanlarla muhatap olmayı deneyin, bu ülkede hatrı sayılır miktarda yabancı da var, gidin kendinize rus ya da doğu avrupalı bir sevgili yapın. almanları siktiredin, asla kafanıza takmayın. uzak durun, hiç başınız ağrımasın. laf gömmeye çalışanına da anında karşılık verin.

    eyyorlamam bu kadar.

    debe editi: mesaj atan herkese cok tesekkürler. hepinize ayri ayri cevap yazacagim. ilgi gösterdiginiz, destek olduğunuz için sağolun.