debe başlıkları

2160p kalitesindeki güneş videosu

  • bu güzellik bir nevi uydurma, uzay haberlerine eşlik eden görsellerin hemen hepsi gibi. güneşin dibine bile gidip baksak böyle şeyler göremeyiz (bolca peynir görürüz).

    genelde bu görseller ya hayalgücü ürünleri oluyor (artist's rendering/imagination yazarlar 1.5 puntoyla resmin altına) ya da büyük oranda rastgelelik içeren bir metodun ürünleri. bu video ikinci tipten:

    güneşi bir sınıf dolusu öğrenci olarak düşünün, biz de karşı binadan (dünya) bunları izleyen bir sapığız. öğrenciler boy (dalgaboyu) sırasındalar ve biz sadece ortanca boylu 3-5 tanesini az çok görebiliyoruz. dürbünle de baksak (teleskop), okulun dibine de gidip baksak, sadece o aynı 3-5 öğrenciyi görüyoruz. ama sınıfta yüzlerce öğrenci olduğunu biliyoruz, o boy sırasının (elektromanyetik spektrum) çok uzun olduğunu biliyoruz. nasıl? çünkü bu veletlerinin şarkılarını (enerji) taa bizim binadan duyuyoruz işitme cihazımızla (x-ray teleskoplar, vb).

    işin ilginç yanı, binaya ulaşan tüm gürültünün neredeyse yarısı, tam da bizim gördüğümüz o 3-5 çocuktan çıkıyor. kalan yüzlerce gör,ünmez bebenin sesleri genelde pek rahatsız edici değil (dünyaya ulaşan güneş enerjisinin %55'i olan infrared, ısı) ama bazıları var ki, sesleri cılız olmasına rağmen (toplam enerjinin %3-%5i olan ultraviyole, okudukları uzun havalar bizi ağlatıyor (kanser). o yüzden evi pimapenlettik (ozon tabakası), evin içinde bile kulak tıkacıyla dolanıyoruz (güneş kremi).

    şimdi gelelim v'deoyla alakalı yere:
    görmediğimiz yüzlerce çocuktan 10 tanesinin şarkılarına odaklanmışız. ve bu şarkılardan, yüzleri olsaydı çocukların neye benzeyeceklerini tahmin etmeye çalışıyoruz. bunu yaparken de, sadece gördüğümüz çocukların suretlerini kullanabiliyoruz. ortaya çıkan kompozit portre güzel ama yanıltıcı... ve daha iyisi yapılamaz.

    insanlığın 3-5 tepe noktasından biri olan nasa, bu metodu açıklamış. (kalan tepe noktaları: david attenborough, npr, bill gates vakfı, almanlık)

    sonuçta, algı dünyamız dışındaki şeyleri görselleştirmek, 3 boyutlu bir objenin gölgesini iki boyutlu kağıda yansıtmak gibidir: birincisi, bilgi kaybı kaçınılmaz. ikincisi, bu yansıtma sürecinde bazı rastgele seçimler yapılır (ışığı objenin neresine tutarsanız, gölge de ona göre değişir). burada da biri gelip "dalgaboyu 4000 angstrom olan sinyalin bizim duyu dünyamızda bir karşılığı yok, biz bunu sarı renk olarak gösterelim" diye bir seçim yapmış.

    buradaki önemli nokta, dalgaboylarına göre, ölçülen sinyallerin değişik atomlara ve reaksiyonlara denk geldiği. yani resmin kendisi doğadan esinlenilmiş ve bizim algı dünyamızın diline tercüme edilmiş bir sanat eseri ise, resmin altındaki kanvas da bize milyonlarca kilometre ötedeki güneşin ve milyonlarca ışık yılı ötedeki başka güneşlerin yapılarını, yaşlarını, ilişki durumlarını bildiriyor, ona göre tinderdan yazıyoruz

    ***

    bu tip tasvirlere bakıp aşka gelmek anormal bir durum değil. bunu herkes kendi meşrebince yapar: hayatı boyunca her şeye kuran temelli bakmayı öğrenmiş biri ayet okur (burada bolca beğenilmiş bir örneği var), sufi mistik hayallere dalar, romantik şairin kalbinden dizeler taşar, müzik odaklı beyinlerin kıvrımlarından notalar dökülür, new age'ci abla evrenle bir olduğunu hisseder, vs.... dışavurum yöntemi değişse de temeldeki bu hayret duygusunu (ing: awe) paylaşıyoruz ve yeterince şanslıysak, zamanın ve hayatın durduğu bir varoluşu tecrübe edebiliriz. bu, sadece bir çeşit bir öznel tecrübe. bu gibi öznel tecrübelerin kendileri formüllere indirgenemez (bkz: fenomenoloji), fakat sebepleri tamamen dünyevi ve banal olabilir (beynin bazı kısımlarına akım verildiğinde insanın bedeninden ayrıldığını hissetmesi, yahut zaman duygusunu yitirmesi, yahut odada bir gücün dolaştığını hissetmesi, vb).

    insanların çoğu farkı özümsemiyorlar. bir şeyin gayet dünyevi olabileceğini, fakat her bakımdan da objektif (başkalarıyla paylaşılabilen, matematik gibi ortak bir dille anlatılabilen) bir çerçeve oturtulamayacağını uzlaşmaz zıtlar sanıyorlar. hele ki öznel tecrübelerinin büyüsüne kapılmışken. bu durumdaki bir mistik, bir "gönül adamı", bir şaman bu tecrübenin doğasını da, nedenlerini de doğaüstü hikaye şablonlarına uydurarak açıklamaya çalışacaktır.

    ve yeterince tekrarla, kısa bir süre içinde, buradaki neden-sonuç ilişkisi tersine çevrilir:
    eskiden: beyinde şunlar bunlar olduğu için bu duyguyu duydum.
    şimdi: bu duyguyu duydum öyleyse, bir doğaüstü güç beynimi etkiledi"

    organize din versiyonu:
    1) bu duyguyu duydum, bu bilgiyi öğrendim öyleyse kutsal kitabım doğru olmalı
    2a) kutsal kitabım doğru olmalı çünkü bu duyguları duyacağım orada yazıyordu (halbuki bu gayet sıradan bir tahmin, herkes yazıyor)
    2b) kutsal kitabım doğru olmalı çünkü bu bilgiler orada yazıyordu (detayını bırak genel olarak da yazmıyor ama bu noktada düşünce akışının bir momentumu var önceki adımlardan gelen, o yüzden çok gevşek bağları bile hemen o akışa oturtmakta kullanıyoruz)
    3) gizli hikmet bulundu, achievement unlocked.
    4) alternatif açıklamalar kesinlikle yanlıştır çünkü şeytan seni saptırmaya çalışacaktır
    5) aha alternatif bir açıklama, kutsal kitabım beni buna karşı uyarmıştı, öyleyse kitap duble doğru.

    bu standart bir confirmation bias şablonu aslında. bu şablonu takip ederek, bu başlıktaki konu üzerinden onaylanmaya çalışılan inanç islam olunca, bonus olarak iki de leziz ironi ortaya çıkıyor:

    -nasa'nın zahmet edip bulduğu şeyler üstünden, nasa'nın bu buluşları yapmasına imkan veren dünya görüşüne (akılcılık, ifade özgürlüğü, mutlak doğru veya kesin bilgi diye bir şeyin olmaması, yani bir nevi epistemolojik alçakgönüllülük), hemen her anlamda ters bir dünya görüşünün doğrulamasını yapmaya çalışmak.

    -"bu mük-kemmel manzaranın kendiliğinden oluşması mümkün mü, öyleyse kuran doğru" diye kutlanılan şey aslında, sözde tanrının suretinde yaratılmış insanoğlunun, bu müthiş evreni algılamasını sağlayamayan araçlarının ilkelliğini (yetersiz duyular, binbir düşünsel tuzağa düşmeye hazır bir beyin), sistematik merak ile (bilimsel metod) ve gücünü özgürlükten alan sanatkarlığı ile bir nebze telafi etme çabasıdır. dolayısıyla bu, farkında olmadan yapılan bir humanizm güzellemesidir

  • iki sene bekleyip 5k ile seyretmeyi deneyeceğim videodur. *