debe başlıkları

lantirn1617
ekşi sözlük profili

  • 17 kasım 2017 arjantin denizaltısının kaybolması

    sıkıntılı olay.

    denizaltı 1980'li yılların başında arjantin donanması tarafından almanya'ya ısmarlanan tr-1700 sınıfı 6 denizaltıdan biri. borda numarası s-42. kızkardeşi santa cruz (s-41) ise serinin ilk denizaltısı. üçüncü denizaltı santa fe (s-43) ve dördüncü denizaltı olan santiago del estero (s-44) kızağa konduktan bir süre sonra iptal edilmiş. isim verilmeyen serinin son iki denizaltıları ise (s-45 ve s-46) doğrudan iptal edilmiş. bu projenin böyle sonlanmasında muhtemelen falklands savaşı'nın da etkisi olmuş.

    denizaltının kaybolduğu suların ortalama derinliği 1200 metre. en derin yerine 2200 metre diyorlar. tr-1700'ün test edilmiş maksimum derinliği ise 300 metre. yani 300 metre altında denizaltı biraz daha dayanır ancak 1200 metre denizaltı için çok fazla ve konserve kutusu gibi ezilir.

    denizaltıcılık pis meslektir. denizaltıların batma nedenleri çeşitlidir. açık unutulan veya tam kapatılmayan gevşek bir kapak, taşıdıkları mühimmatın patlaması, dahili bir yangın sonucu elektrik sisteminin çökmesi, hatalı sualtı seyri nedeniyle sualtı engebelerine çarpma, yılların verdiği metal yorgunluğu sonucu su alma gibi nedenler denizaltıları batırabilir.

    denizaltılar batar. ilk defa yaşanan bir durum değil, denizin dibinde de bir gizem filan yok. soğuk savaş döneminde amerikalılar uss thresher ve uss scorpion isimli nükleer denizaltılarını kaybettiler. sovyetler ise k-27, k-8, k-219, k-278 komsomolets ve k-429 denizaltılarını kaybettiler.

    denizaltılar batma durumu yaşarsa gemiden otomatik veya manuel ayrılan bir imdat şamandrası olur. bu şamandra denizaltının yerini belli eder. ama çok derin sularda kaybolma olursa maalesef bu işe yaramaz. zaten çok derin sular denizaltıyı bir anda basınçla ezeceğinden ve denizaltı paramparça olacağından bu şamandra yüzeye çıkamaz bile. eğer batma olayı gerçekleşmişse deniz yüzeyinde yağ ve dizel yakıtı görülecektir. belki bir miktar enkaz ve naaşlarda görülebilir ama yağ/dizel yakıtı kümesi en net belirtidir. umarım batma olmamıştır ve denizaltı bulunabilir.

    denizaltının su yüzeyine çıkmadan 30 gün seyir olayı tüm sistemler faal olursa geçerli. yani elektriği olacak, hava temizleme ve üretme sistemi çalışacak, su arıtması çalışacak, ısıtması çalışacak filan. onun dışında elektrik kesilip dibe oturularsa zaten hava bitmeden önce o soğukta kısa bir sürede donmak işten bile değil. bir de oturdukları derinliğin test edilenden çok fazla olmaması lazım, yoksa sıkıntı olur illa su almaya başlar.

    denizaltıcılara yüzeye kaçma eğitimleri verilir ve kaçış teçhizatları (submarine escape and immersion equipment) vardır ama 1200 metre gibi ortalama derinlikte yüzeye çıkamadan boğulursunuz. birkaç yüz metrede bile çıkmazsınız, teçhizatlar işe yaramaz, ciğerleriniz basınç farkına dayanamaz. şu andaki teçhizat ile 180-200 metreden filan çıkılabiliyor. tabi denizaltı battığında gemi içinde uygun lokasyonda bulunmak ve giysiye erişebilir olmak da önemli.

    ve son bir not, şöyle başlıklarda salak salak espri kasanları gördükçe deli olmamak mümkün değil. çok komiksiniz, yarıldık! burada...! bilgi verecekseniz verin, yoksa komik değilsiniz.

    edit: bu bir konvansiyonel denizaltı ve 1980'lerin teknolojisi. bu tip bir denizaltının batması bir nükleer denizaltı kaybı gibi görülmemeli. nükleer denizaltılar hala çok gizli askeri sırlar içeriyor mesela yüzeylerindeki kaplama malzemeleri, reaktör tasarımları filan. ama taşıdıkları en önemli şeyler elbette (füze denizaltıları için ) füzeleri veya nükleer/konvansiyonel torpidoları.

    edit-2: denizalti ile son irtibat kurulan bolge san jorge korfeziymis. bu korfezin ortalama derinligi 85 metre. yerel medyada denizaltinin en son kiyidan 300 km acikta 70 metre derinlikte oldugunu bildirdigi bilgisi yazilmis. bu durumda asiri derin sularda gezinmediklerini ve eger bir kaza olmussa dibe oturmus olabileceklerini soyleyebiliriz. ama elbette gemide elektrik vs destek sistemler calismiyorsa her dakika bulunmalari acisindan cok onemli.

    edit-3: gemiyi anlatan video-1 ve son modernizasyonunu anlatan video-2

    edit-4: denizalti sualtinda batik vaziyette bulunursa ve icinde yasayanlar olursa amerikan donanmasinda bir ornegi bulunan submarine rescue diving and recompression system/ (srdrs) benzeri cihazla denizcilerin kurtarilmasi mumkun olabilir. mesela bu alet tek seferde 16 kisi alabiliyor ve 600 metre derinlikte kurtarma operasyonu icra edebiliyor.

  • türkiye'nin abd'den 16 adet f-35b satın alması

    kaynağı bir adet twitter adresi olan ve doğrulanmaya ihtiyaç duyulan haber.

    şimdi bu işi bayağı iyi bilen biri olarak gelin anlatayım size. hamaset yok, kahvehane goygoyu yok. basit ifadelerle anlatacağım.

    öncelikle şu yazılım muhabbetini bir kenara bırakın. eğer kendi uçağını kendin yapmıyorsan seve seve o yazılım kıstasına takılacaksın. o nedenle burayı geçelim.

    f-35b vertical take off/landing kabiliyetine sahip bir uçak. yani dikey inip kalkabiliyor. normal de inip kalkar ama harrier uçaklarındaki gibi bir iniş/kalkış sistemine sahip.

    amaaaaa

    bu uçağın en büyük dezavantajı ortasında bulunan ve dikey iniş kalkışı sağlayan fan mekanizması ile poposundaki döner nozzle (egzos) kısmı (foto). bu sistemin en büyük eksisi çok fazla karmaşık bir mekanizma olması ve doğal olarak yüksek bakım maliyeti ve arıza riski. diğer büyük eksi, sistem nedeniyle uçağın taşıdığı yakıt miktarının azalması ve harekat sığası denilen etkin alanın azalması. ayrıca uçağın taşıyabildiği mühimmat kapasitesinin azalması da diğer bir olumsuz nokta. mesela bu nedenle uçakta bir makineli top yok. harici pod takılıyor sırf bu yüzden. bu ne demek? mesela it dalaşında top podu olmayan uçakla bir f-16 karşı karşıya geldiğinde f-35b'de hava-hava füzesi yoksa f-16 pilotu takır takır sıkarken f-35b anca kaçmaya çalışacak. veya sen bir top podu takacaksın hoop yük istasyonlarından biri kayıp, yani daha az füze/bomba taşıyacaksın. yani etkinliğin azalacak falan filan. bir de bu tip bir sistem diğer jet sistemlerine göre daha fazla yabancı madde hasarına duyarlı oluyor, yani helikopter gibi oraya buraya inmek olmuyor.

    harrier benzeri bir kullanım şekli olan f-35b'nin amerikan deniz piyadeleri ve deniz kuvvetleri hava kolunda uçak gemilerinde kullanılması elbette olacak ama unutmayın amerikan konseptine göre uçak gemilerinde aslında karada konuşlu savaş uçaklarının mümkün olan en az şekilde değişikliğe uğramış uçakları kullanma eğilimi vardır. mesela f/a-18 uçağı veya bundan önce kullanılan f-4'ler gibi. yalnız amerikan donanması f-4'lerden memnun kalmayınca yerine gelen f-14'lere acayip ısındılar ve bayağı bir onlarla gittiler. ama bu uçağın hayvani bakım giderleri sonunda ipinin çekilmesine neden oldu ve sonradan f/a-18'e geçtiler.

    bu noktada ayrıca şunu söylemek gerekir ki amerikalı deniz havacıları çift motor tercih eder çünkü uçağın bir sorun yaşaması durumunda en azından tek motorlar gelip uçak gemisine inmesi istenir. çünkü bir hava platformuna şu anda milyonlarca dolar para gömüyorlar ve eskide olduğu gibi 100 kilo alüminyumla 10 tane corsair çıkartmıyorlar. o nedenle f-35b amerikan deniz havacıları tarafından çok tutulmayan bir uçak olacak. bir de uçak gemilerinde katapult sistemi olduğundan f-35b o sisteme uymaz ve zaten o nedenle c versiyonu yapılıyor uçağın.

    bazı goygoycular gelmiş burada tcg anadolu, yunanlıları sıkıştırma filan diyorlar. onu da kısaca anlatalım.

    #69212716 numaralı entrymi okuyunuz. uçak gemisi konsepti bir saldırı silahıdır. tek başına gezdiremezsin. zaten eskişehirden kalkan uçaklar 15 dakikada ege'ye çıkıyor, anadolu'nun batısı komple adamlar için tehdit, sen uçak gemisi ile yunanistan'a adamların batı kıyısından (yani italya tarafından) mı saldıracaksın ki yunan sıkıştırıyorsun?!

    ikincisi uçak gemisinde komuta kimde olacak? ahahahha işte bizim cengaverlerin hiiiiç düşünmediği şey bu, komuta kontrol sorunu? uçak gemisinin seyrüsefer işini denizcilere verip içindeki f-35b filosunu havacılara mı vereceksin, yoksa gemiyi komple denizcilere verip f-35b'lerden de daha önce deniz kuvvetlerinde hiç olmayan bir konsept oluşturup deniz avcı filosu mu kuracaksın? bizim denizcilerin hava kolu konusunu bir inceleyin bence, daha önce bu tip bir muharip filoları olmuş mu olmamış mı bir bakın. kötülemek adına söylemiyorum ama muharip hava filosu kuruluşu, işletilmesi, lojistik desteğinin sağlanması, eğitimlerinin düzenlenmesi öyle çok kolay şeyler değil ve daha önce bu işi yapmadıysanız alın uçak hadi uçun demekle olmaz o iş.

    offf daha yazarım ama canım istemiyor bugün. kısa kısa bir iki not daha yazayım. detaya inersem beton entry olur uçakla ilgili gerek yok buna.

    f-35 projesi bugün amerika'nın üretim konsorsiyumuna üye ülkelere attığı en büyük kazıklardan biridir. geçen onca yıla ve harcanan paraya rağmen uçağın combat effectiveness denilen (türkçesi harekat kabiliyeti) tarafı ciddi anlamda tartışılmakta. daha birkaç ay önce uçağın f-16'lar tarafından çoğu yönden tokatlandığı yönünde haberler ayyuka çıktı. ayrıca yüksek maliyetler, aşırı karmaşık lojistik sistemi, uçağı alacak ülkelere amerika'nın dayattığı pahalı lojistik sistem ve daha birçok sorun başta amerika ve ingiltere olmak üzere üye ülkelerin çoğunda tartışılıyor.

    askeri havacılık hakkındaki bilgisi izlediği top gun filmleri olmayan ve bu işleri az biraz takip eden herkes bu uçağın bizim gibi ekonomik durumu iyi olmayan ülkeler için çok lüks olacağının farkında. bu noktada aslında jas-39 gripen gibi fiyat/performansı daha uygun ürünlere bakmak varken zamanında birilerinin "ouuuvvvvv uçağa bak" şeklinde gaza gelmesi sonucu bu kazığı kendimize soktuk. umarım f-35b haberi de doğru değildir çünkü eğer böyle birşey olursa o benzine/mazota itelenen 10-15 kuruşluk zamlarla ancak f-35b'nin egzosunu satın alırsınız.

    edit: korkulan oluyor sanırım, jane's de dillendirilmiş mevzu. ya arkadaş red alert'te hava kuvveti basar gibi uçak mı alınır? bir ölçün biçin hesap kitap yapın ohoooo.

  • s-400

    rus imali hava savunma sistemi.

    gelin ben size işin özünü anlatayım.

    bir ülkenin hava savunma sistemi sadece füzeye veya sadece uçağa bağlı olamaz. eğer amerika gibi izole bir coğrafyada değilseniz silah olarak füze+uçak kombinasyonunu kullanmak durumundasınız.

    hava savunma sistemleri alçak irtifa ve orta-üst irtifa olarak kabaca ikiye ayrılıyor. alçak irtifada omuzdan veya kundağı motorlu bir araçtan ya da sabit bataryalardan atılan füze sistemleri ile eski model klasik uçaksavar topları kullanlıyor. orta-üst irtifa içinse s-400, nike vb sistemler var.

    bundan başka işin diğer bir boyutu ülkenin radar kaplamasının tam olması ve radarların gerektiğinde birbirilerini örtmesi. bu nedenle sabit ve hareketli radar istasyonları da kombine kullanılıyor.

    uçak ise artık en son savunma hattı. uçaklar kalkmaya başladığında düşman artık çok yakında demek.

    şimdi s-400'ün tek başına alınması bölgesel koruma anlamında çok caydırıcı bir olay. ancak bunu ülkenin geneline yaymak ve ülkeyi bir şemsiye gibi koruyan bir ağ kurmak lazım.

    radarlarımız sorunsuz gibi dursa da ülkenin ciddi bir alt irtifa korumasına da ihtiyacı var. bundan başka s-400 sistemini belki şimdi alınandan daha fazla almak lazım. uçak olayı ise şu anda çok kötü durumda. hava kuvvetlerinde çok ciddi bir yetişmiş eleman sıkıntısı var ve bu durum elbette uçakları kullanacak pilot sınıfını da kötü etkilemiş durumda.

    s-400 entegre olacak mı, kaynak kodları ne, dost-düşman tanıma (bkz: iff) yapamıyormuş falan feşmekan bunları geçiniz. bunlar kulaktan dolma duyulan kahvehane ağızları. o alım sözleşmesi imzalanırken bu tip detayların üzerinden daha en başında geçiliyor. siz sanıyor musunuz ki füze almak isteyen şekline şemaline bakıyor, aldıktan sonra "aaa dur bakalım bu bizi tanıyacak mı acaba" diye araştırıyor! o anlaşma yapılmadan önce belki 100 defa üzeriden geçiliyor, inceleme yapılıyor hem ssm'de hem kuvvette, hem genelkurmay'da. birinden kaçarsa diğeri soruyor zaten.

    iff dediğiniz sistem küçük bir kutu ve bu kutuya periyodik olarak yüklenen yazılım kodlarından ibaret. biz zaten kendi iletişim kodlarını yazıyoruz. o kutuyu alıp s-400'ün görev bilgisayarına entegre edecekler olay bu.

    nato sistemine entegre olma filan geçiniz bunları. nato eski nato değil. yıkılan sovyetler sonrası dümenden rus tehdidi çıkarıp eski mantığını ve gücünü korumaya çalışan ama netice itibariyle işlevsiz kalan bir yapıdır nato ve artık amerikanın dünya üzerindeki çıkarları için yedekte tutulan bir sopadan başka bir özelliği yoktur. dolayısıyla aldığın füze o sisteme entegre olmasa da olur. buyrunuz yunanistan'ın aldığı s-300'ler paşa paşa yatıyor adalarda. nato bünyesine eski demirperde ülkelerini doldurdular, sanki hepsi gidip amerikan silahı mı aldı? hala t-serisi tanklarla, brdm'lerle, mi'lerle, mig'lerle takılıyor adamlar. abartmayın bazı şeyleri komik oluyorsunuz, kulaktan dolma yazdığınız o kadar belli oluyor ki.

    edit: #70755365 numaralı entry'de eski büyükelçi şükrü elekdağ tarafından eleştirilmiş bu alım.

    bilemeyen genç arkadaşlar olabilir, şükrü bey büyükelçilik zamanlarında ve daha sonraki milletvekili olduğu dönemde isabetsiz analizleriyle bilinen biridir. bu sisteme karşı olma nedenini de nato uzun menzilli radar ve onun bilgi aldığı abd uydu sistemine entegre edilememesi sonucu füzelere karşı kullanılamayacağı olarakbelirtmiş ve sistemin yalnızca uçaklara karşı etkin olacağını söylemiş. bunun yerine fransa-italya konsorsiyumu imali başka bir sistemi işaret etmiş.

    şimdi bu açıklamayı (bizzat isim vererek başka bir silah şirketinin reklamını yapmadığını varsayarak) iyi niyetle değerlendirdiğimizde büyük bir yanlış yönlendirme yaptığını söyleyebiliriz. s-400'ün ürün kataloğuna bakarsanız +/-600 km menzilde füzeler de olmak üzere +/-300 hedefi izleyip neredeyse 100 küsür tanesine aynı anda kilit atabildiğini görürsünüz. nato erken uyarı sistemi dediğiniz şey nato üyesi ülkelerin radar ağlarından alınan bilgilerin online paylaşıldığı bir ağdır. yani size x lokasyondan füze atıldığında orayı görecek radarınız yoksa oraya en yakın nato radarı size bilgi verir.

    gelgelelim sizin size atılan bir füzeyi durdurmanız için +/- binlerce km'ye ihtiyacınız yoktur. günümüzdeki çatışma durumları hazırlıklı olarak beklenilen durumlardır ve bu tip erken uyarı sisteminin asıl amacı eskiden sovyetlerden bir anda atılacak olan onlarca icbm'yi erkenden tespit etmek içindi. aslında içindi diyorum çünkü hem o dönemler geçti hem de artık tehditler farklı yerlerden de gelebiliyor. mesela bizim güneyimizde nato üyesi ülke var mı? yok. peki oradan atılan füzeyi mesela ışid salladı attı 5-10 tane scud, hangi erken uyarı sistemi gösterecek? (oraya bakan bir istihbarat uydusu yoksa, olsa bile abd tüm istihbaratı anlık paylaşmıyor canlarım sizinle, yani sürekli online durumda bir flight radar benzeri bir site yok uçan her şeyi gösteren.)

    şükrü bey'in çuvalladığı nokta bu işte. balistik füzeler gibi hedefleri siz anca yakın mesafeden kilitlenip yokedebilirsiniz, 2500 km'den zaten kilit atamazsınız. yani size akdenizin ortasından atılan bir füzeyi 3 dakika erken öğrenmeniz elbette önemlidir ve hazırlıklı olmanız için fırsatınız olur ancak bu durum sistemleriniz komple kapalıyken ancak size avantaj sağlar. eğer sistemi açık tutarsanız sürekli, yani s-400'ün arama radarı sürekli arayış içinde olursa +/-600 km alan sürekli taranır ve hedef görürse kilitlenirler. dolayısıyla sizin erkenden uyarılmaya vs ihtiyacınız olmaz. işte tüm entegrasyon işinin olayı budur.

    şükrü bey'in bence hoş olmayan bir şekilde farklı bir füze sistemini işaret etmesi doğru değil. reklam mı yapılıyor o haberde ben anlamadım. ayrıca ruslar gibi hava savunma sistemleri konusunda amerika'dan bile üstün sistemler üreten ve sistemleri defalarca kanıtlanmış işler yapan (doğru/yanlış orasını tartışmıyoruz) bir ülke (rusya) ile bu alanda daha önce kanıtlanmış başarılı bir sistemi üretmeyen 2 farklı ülkenin ortak sistemini işaret etmesi (bu sistemi kullanan 4 ülke var, 2 tanesi üreticisi olanlar ki onlar zaten kullanmak zorunda yoksa satamazlar, ingiltere ve sonuncusu da avrupa'da üretilen her silah bokunu satın alan suudi arabistan) ve bizim devlet adamların o pek sevdiği bir türlü bitmek bilmeyen teknoloji transferi hikayesine bel bağlaması ne denli doğru? ruslar teknolojik sırları vermez demiş. he babam, avrupalılar veriyor değil mi o sırları?! bu teknoloji transferi muhabbetini f-35 ve a-400m içinde çok yaptılar, ama içyüzünü kimse bilmiyor elbette. adamlar bunu her istedikleri için koz olarak kullandı, bakın şunu şunu yapmazsanız alırız elinizden bu hakkı dediler. peki şimdi ne yapıyoruz bu kapsamda? al buyur a-400'de sana kaportacılık yaptırıyorlar, asıl önemli olan aviyoniklere, motorlara vs. vs. diğer elektroniğe giremiyorsun bile. teknoloji transferine bak peeeh.!!! (yapılan işi küçük görmüyorum ancak durum bu maalesef.)

    size olayı şöyle anlatayım, s-400 ve öncesi sistemler feci etkilidir. kimse bilmiyor, bundan birkaç sene evvel ırak karışmaya başladığında rusya güneyimize indirdi o sistemleri suriye'ye filan. (amerikalılar da ırak'ın kuzeyine yığdılar benzer şeyler.) bizim pilotlarımız kendileri söylüyordu, daha malatya'dan, diyarbakır'dan kalkar kalkmaz kilit yemeye başlıyoruz diye.adamlar çekinir oldular suriye sınırında keşif yaparken, ne anlatıyorsunuz siz kardeşim, s-400 gibi sistem şu anda keşke daha fazla alınsa. yunanistan s-300'leri adalara koydu, bizim ekipten kilit yemeyen kalmadı o bölgede. entegre miydi o sistem nato'ya? değil, eee ama caydırıcı oldu bizim taraf açısından...

    bir de nedir bu nato entegresi olayının kastırılıp durmasının önemi nedir yahu? entegre olursa bile amerika kalkıp bize füze atarsa bir yanda da ben size füze attım diye radar ağından bilgi mi geçecek bize? yani o ağı kapamayacak elemanlar he mi?! ya zaten olay o noktaya gelirse dünya karışmış demektir meraklanmayın biz sadece figüran durumundayızdır.

  • sadece askerde karşılaşılan olaylar

    komutani oldugum hatta cayci olarak verilen psikopat uyusturucu bagimlisi askerin bir cuma vardiya nobetindeyken kafayi kirip nobetci kd.bcvs ile oturdugumiz yere girip sacma sapan hikayeler anlatmaya baslamasi, ben durumu idare etmeye calisirken bcvs arkadasin bir anda cosup "sktr git muğa koduuum, gotune roket takarim 3 ay sicamazsin ne anlatiyon lan sen" diye adamin uzerine yurumesi, o anda tirsan askerin odadan kacip "gostercem lan ben size" diyerek karanliga karismasi, benim "yav abi naptin bu manyak, ne yapacagi belli olmaz" diye endiselenirken bcvs'un durumu sikine bile takmamasi ve bir sure sonra olayi unutmamiz, pazartesi mesaiye geldigimizde beni ayni bascavusla yanyana goren bakim komutaninin "lan senin asker napmis oyle" demesiyle bir anda gotumun tutusmasi megerse bizim yanimizdan o gece kacan askerin mutfaktan kilic benzeri bir bicagi calip ust bas parcaladiktan sonra daldassak piste *kostugunu, o sirada inise gecen afganistan'dan gelen ve saatlerdir havada olan kuryenin (bkz: c-130) bu sigiri gorup bir anda pas gectigini, uzerine pilotun " lan pistinizde canli yamaha (bkz: fod) var, gozunuz sike mi bakiyo" diye kuleye firca cektigini, bunun uzerine panige kapilan deneyimsiz kuleci astsubay cavusun "usse terorist girdi, pistte inise gecen ucaga roket atacak" diye guvenlik taburunu alarma gecirdigini, o panikle piste kosan tepeden tirnaga silahli bir duzine uzmanin bizim malin pesinden yarim saat kostugunu bu arada havada daire cizerek bekleyen ve icinde ankara'ya inmesi gereken bir ton insan ve malzeme bulunan yakiti azalmis c-130'un bilimum kufurler esliginde kayseri'ye yoneldigini, durumun ayni gece us komutanina bildirildigini ve us komutaninin "kim ne yapmis lan o askere, neden delirmis pezevenk sorumlusu bulunsun" diye emir verdigini ogrenmemiz ve bascavus arkadasla iceriye dogru sicmaya baslamamiz, akabinde durumun askerin muptelaligina ve psikopatligina baglandigini, adamin gata psikiyatriye sevkedildigini ogrenerek rahatlamamiz, hemen ertesi gun yine ayni bascavusla nobetciyken gecenin bir saatinde bu amk evladinin nasil olduysa gata'dan askeri hat kullanip arayarak bir sekilde kendisine kaydiran bizim bascavusu ulasmasi ve "beni burdan kurtarın komtanım" diye bascavusa yalvarmasi, bizim bascavusun "yine mi sen amk evladi senin yuzunden hayatimizi sikeceklerdi" diyerek herife bir daha kaydirmasi, sonradan duydugumuza gore adamin ayni gece gata psikiyatride intihara kalkismasi, olaylarin sonunda bu ney amk diyerek bascavusla kis kis gulmemiz.

  • kıbrıs barış harekatı

    hakkinda rumlara karsi etnik temizlik yalanini soyleyenlerin oldugu 2 asamali askeri harekattir.

    bu harekatta rumlara karsi etnik temizik yapildigini iddia eden tiplemeler zaten "yuzyil basinda ermenilere bla bla" diyerek renklerini belli ediyor entrylerinin sonunda. ben burdan yazayim da sallamalar ortaya ciksin.

    rumlara karsi etnik temizligi nasil uygulayacaksin ulan. dunyanin gozu orda, adada baris gucu unvani ile yuzlerce ingiliz askeri var, olaylari surekli kayda alan iki tarafinda gazetecileri var. etnik temizlik gibi agir itham iceren lafi geliyorsun burada kullaniyorsun arkasina onune bakmadan. orda turk askeri etnik temizlik yapsa su ana kadar 5000 kere bunun gorusmelerde onumuze konacagini veya bunla ilgili bircok kanitin ortaya cikacagini bilmiyor musun? sallamak daha kolay tabi burda, salla gitsin.

    baska herhangi bir millet var midir acaba kendi memleketine bu kadar dusman vatandasi olan?! tarikatcisi bir yandan, soykirimcisi bir yandan, kürtcüsü bir yandan...

  • kerime kumaş

    yav biri de yazmamış arkadaş yok sabiha gökçen'den sonraki ilk kadın savaş pilotuymuş da bilmem neymiş de.

    şunlara şu payeleri vermeyin.

    bundan önce berna şen var.

    burcu şahinkaya var.

    züleyha dombay var.

    ve bir de kadın pilot şehidimiz var. ayfer gök, mekanı cennet olsun.

    kendi vatandaşına bomba atmak veya korku salmak için uçakları, helikopterleri kullanip bir de uzerine "aa ben darbe yapcaaamizi bilmiyodum, sadece emirleri uyguladim.xoxo" diyenleri yüceltmeyin artık!

    tanım: gözaltına alınan pilot.

    edit: typo

  • pkk kamplarının vurulma görüntüsü

    pkk'nın sözlükteki sempatizanlarının ortaya attığı saçmalamalardan bir tanesi. doğrusunu anlatalım da şu saçma sapan propaganda videosunun ardına 40 sayfa abuk sabuk yorum yazılmasın.

    öncelikle bu bir propaganda ve dezenformasyon videosu. o nedenle hemen atlayıp askeri ve stratejik tespit yapmayın.

    gelelim bu saçmalığı hazırlayan mallara. yavrucuğum her uçak sesinin ardına bir patlama görüntüsü var diye ötmeyin bunlar dağı taşı bombalıyor gak guk hesabı. bu işi bilen var anlatır g*t olursunuz.

    şimd bizim hava kuvvetlerimizin kullandığı bombalar belli. mk serisi bu bombalar genel maksat bombaları olarak geçer ve ağırlıklarına göre sınıflandırılır. 250 lb (yaklaşık 120 kg)'dan başlar ve 500, 1000 ve 2000 lb kadar çıkar. bu bombalar böyle 2.dünya savaşı filmlerinde gördüğünüz gibi havadan hedefin üzerine belli bir açıyla pike yapılarak salınır. eğer bunlara çeşitli hassas güdüm kitleri de takarsanız isabet oranları da artar.

    bu bombaların şekillerine bakıp "lan bu ufacık şey birşey olmaz bundan" demeyiniz. evet kendileri fazlaca büyük olmayabilir mesela 250 ve 500 lb olanlar ama içlerindeki patlayıcının gücü inanılmaz fazladır ve blast etkisini hissedecek kadar yakınınıza düşerse eğer parçalanmazsanız adamın ciğerlerinden tüm havayı söker. bu bombalarla ilgili detaylı bilgiyi isteyen gider internette okur. 80 tane versiyonu var bunların uzun uzun anlatmaya gerek yok.

    şimdi gelelim sığırların sıçtığı bu videoya.

    burada hava bombardımanı filan yok gençler. bu patlamalar klasik topçu bombardımanı görüntüsü. özellikle 0.26 ve 0.27'nci saniyelerde bu açıkça belli. eğer hava bombardımanı olsa çok daha büyük patlamalar görürsünüz ve bombanın ses hızının üstünde bir hızda indiği açıkça görülür. ayrıca bombanın farklı bir düşme sesi olur yani ses hızını geçtiği için bomba böyle havayı yırtar gibi bir ses gelir. bakınız şuradaki linkte 500 lb'lik bir bombanın düşmesi, patlaması ve etrafındaki blast etkisi açıkça görülmekte (0.53'üncü saniye):
    https://www.youtube.com/watch?v=cr34plspew0

    haydi gelin bir de 1000 lb olanına bakalım:
    https://www.youtube.com/watch?v=k42t9irpaae

    şimdi bombaların sesinin, patlamasının ve çevreye olan etkisinin nasıl olduğunu anladığımıza göre bu şerefsizlerin bir köşeye sinerek kendi kaçış istikametlerini ateş altına alan topçu unsurlardan saklandığını açıkça anlayabiliriz. o anda da bunların tepelerinden geçen uçakların gürültüsü olduğu için bu salaklar "hehehe hadi bakalım dağı taşı bombalıyorlar diye video yapalım, dezenformasyonun dibine vuralım" diye bu saçmalığı hazırlamış durumdalar. nasılsa sözlüklerde şurda burda en ufak bir fırsatta tsk'ya saldıralım, aşağılayalım diye pusuda bekleyen bir ton işsiz, bilgisiz ama fikir sahibi tip var.

    ve peşin bir not; şu ana dek yapılan hava harekatlarında elbette dağ taş da çok vuruldu. ama bu hava saldırılarının vazgeçilmez bir handikapı. neden şu anda bomba geliştirilmiyor da hassas güdüm kiti denilen mühimmatı hedefe en kesin doğrulukla götürmeye çalışan ekipman geliştiriliyor? işte yanıtı da bu. o nedenle "...ama yine hava kuvvetleri bol bol dağ taş vurdu" diye bu videoyu dolaylı da olsa destekler tarzda yazı yazmayın.

    peşin not 2: son dönemde yapılan hava harekatlarında sürekli hassas güdüm kiti takılı bombalar kullanılmakta. yani adrese teslim ölüm. o nedenle bunun gibi saçma salak videolara inanmaya gerek yok.

    göz var izan var editi: yav birader anlatamıyor muyuz? videonun olayı zaten propaganda yapmak. burada açıklıyoruz hala boş alan bombalanmış diyorsunuz. orda adamlara doğru topçu ateşi açılmış. ya kaçış istikametlerine tahmini atışlar yapılıyor ya da görüntü alınmış rastgele sallanıyor. topçu atışının klasik özelliği boş alanlara düşmesi ve şarapnel/blast etkisiyle etrafındakileri temizlemesi. zaten o amaçla atılıyor top mermisi.

    başlığı açan editi: yuh aq hala nüfuz edici bomba diyor. lan neye nüfuz edecek bomba orda mağara mı var. gözümüz kör mü sanıyorsunuz basbayağı bildiğin tepenin bir yamacına ver ha topçu mermisi ateşleniyor. hem meraklanma o kadar değerli değil kırsaldaki adam, kafasına nüfuz edici atılacak kadar. kaç para biliyor musun o bombaların tanesi?! mağara networküymüş. ha network ha, windows 10'a terfi ettirin o networkü bari! al bu da kapak olsun videosu, nüfuz edici bombanın çalışma prensibi ve patlama görüntüsü:
    https://www.youtube.com/watch?v=a1y_vplpbhi