debe başlıkları

sigara kibrit51
ekşi sözlük profili

  • ekşi itiraf

    herkese benden çay. şakir'e bile çay.

    işsizler ordusundaki görevimi (2 dizi, 30+ film, 6 kitap) başarıyla bitirdim ve tezkeremi aldım. sabaha işbaşı yapıyorum.

    25 yaşında yeni mezun işsiz ilişkisi olmayan insan tanımlamasındaki işsizi eledik şimdilik.

  • 29 mart 2018 fransa'nın menbiç'e asker yollaması

    twitter'da, başka bir ülkenin kucağına oturacağı için sevinen hevaller ve fransa kim amk ingiltere ve italya da gelsin diyerek meydan okuyan kurtlar vadisi izleyici kitlesi var resmen.

    ne de olsa oradaki asker de asker yakını da siz değilsiniz.

    inci sözlük'te yazılmış, ortadoğu temalı bir şiiri paylaşmak istiyorum;

    orta doğu, orta doğu
    heryeri terörist dolu
    kim lanetledi bu toprakları
    hangi amına koduğumun oğlu

    orta asyada bok mu vardı
    niye göçtük lan buralara
    başka yer mi bulamadık
    komşu olduk araplara

    yapacağınız işe tüküreyim
    ben burada şiirimi bitireyim
    son bir sözüm var atalarıma
    göç ettiğiniz yeri sikeyim

  • tek kadınla doyan erkek sapıktır

    akla şu hikayeyi getirir;

    bektaşi camiye gitmiş...
    hoca konuşuyor; "şarap içenler öbür tarafta her türlü cezayı çekecek, şarap içmeyenler her türlü sefayı sürecek. hatta her birinin emrine 40 huri verilecek. huriler de çok güzel olacak. şarap içenlerin ise içtikleri her şişe şarap, sirat köprüsünden geçerken boyunlarına asılacak!"

    bektaşi dayanamayıp seslenmiş; "hoca efendi, şişeler dolu mu olacak boş mu olacak?"

    hoca gürlemiş; "bre zındık, sen dolu şişelerle öbür tarafı meyhane mi sanırsın!?"

    bektaşi itiraz etmiş; "peki hoca, adam başı 40 huri ile sen öbür tarafı kerhane mi sanırsın?"

  • eski sevgilinin yeni sevgilisiyle fotoğrafı

    (bkz: onun gülerek çektirdiği fotoğrafa ağlayarak bakmak)

    gariban bir ailenin oğlu olan arkadaşım, çok zengin bir ailenin kızıyla sevgili olmuştu. arkadaşımın babasının hayatı boyunca çalışıp da biriktiremeyeceği para, yenge hanımın babasının kendisine aldığı doğum günü hediyesiydi (bkz: mercedes e 250)

    kız, gayet mütevazı, çok da güzel, kültürlü bir kızdı. arkadaşım da öyle yakışıklı, efendi, başarılı, potansiyeli olan biriydi ama fakirdi. (anasını, avradını sikeyim o fakirliğin.) sürekli kızın yanında ezildiğinden dem vurup dururdu. kız da o kadar anlayışlı ki buluşmaya toplu taşımayla gelirdi. hesabı ortaklaşa öderlerdi. hediyeleşme yoktu. para konuşmak yasaktı....

    birbirlerini deli gibi seviyorlardi ama bizimki fazla gururlu davranıp; "ben zengin kadın avcısı değilim." diyerek terk etti kızı. kız ne yaptıysa bizimki kararından dönmedi. hatta babasına bile anlatmış; "baba benim sevdiğim var ama kendini bana layık görmüyor" diye, üstüne sitem etmiş; "niye bu kadar zenginsin" diye.

    daha sonra zaman geçtikçe bizimki pişman olmaya başladı. artık istese bile kızla muhatap dahi olamazdı. olamadı da zaten. o boktan karardan iki ay kadar sonra bir yerlerde otururken, konu açıldı, o ne yapıyora geldi. "bilmem ki, bakalım hemen instagram'dan" dedi. arama çubuğuna kızın kullanıcı adını yazdıktan 2 saniye sonra yüz ifadesi öyle bir değişti ki anlatılmaz. hiçbir şey görmedik ama içimiz parçalandı. telefonu bize çevirdi ve ex yenge ile yeni sevgilisinin fotoğrafı vardı. benim işim var diyerek apar topar kalktı. aşk acısı zaten zor, fakirlere 3 kat daha zor, üstüne pişmanlığı da ekleyince kafayı yedi bizimki.

    şu an ikisi de ne yapıyor bilmiyorum ama umarım mutludurlar.

  • kitap okuyanlarda görülen burnu havadalık

    @

    --- spoiler ---
    bence gereksiz bir aktivite insana bir şeyler kattığına da inanmıyorum okumayanlar okuyanlardan daha sosyal ve samimi insanlar.
    --- spoiler ---

    "kitap okumanın insana bir şey kattığına inanmıyorum" diyorsan en yakındaki kitaba bak; o da senin gibi bir zamanlar odundu.

  • 14 aralık 2017 tcmb faiz kararı

    dolar; 3.82
    euro; 4.52
    enflasyon; % 12.98
    işsizlik; % 10.6
    cari açık; 41.9 milyar $ (2017 için tahmin edilen rakam)
    doğrudan yatırımlar; 2.01 milyar $(2017 ocak-ekim)
    portföy (hisse senedi) yatırımları; 3.07 milyar $ (2017 ocak-ekim)

    fed'in faiz arttırdığı yani "vasat ülkelerde risk alacağınıza gelin bize risk almadan yatırım yapın" dedikten saatler sonra faiz kararını açıklayacak merkez bankasının bugünkü kararı yukarıdaki verileri hem olumlu hem de olumsuz değiştirecek.

    faiz arttırımının olumlu sonuçları;
    tüketim azalır, tasarruf artar ve enflasyon düşer.
    lira'ya talep artar, artan dövizin ateşini söndürür.
    yüksek faiz için ülkeye döviz girişi artar.
    sanayimiz ithalata dayalı olduğu için ithalat da düşer ama bu cari açığın da düşmesi demektir.

    faiz artırımının olumsuz sonuçları;
    şirketlerin borçlanma maliyeti artacağı için çekilen krediler azalır, doğal olarak yatırımlar azalır ve işsizlik artar.
    yatırımlar azaldığı için ekonomik büyüme de düşer.
    şirketlerin maliyeti artar, kârları azalır. hisse senetleri ve tahvil faizlerine kadar olumsuz etkilenebilir.

    günü kurtarmak için faiz arttırılacak.

    fed, 2018'de 3 kere daha faiz arttıracağını da söyledi. dolar değerleniyor, abd cazip hale geliyor. çare; günü kurtarmak değil, dış kaynak bağımlılığını azaltacak uzun vadeli önlemler almak.

    edit; bilgi düzeltme.

  • bedelli askerlik yapıp erkeğim diye dolaşmak

    benim dedem zamanında 4 yıl* askerlik yapmış. adam, askere giderken kundakta bebek olan kardeşi, askerden geldiğinde sokakta oyun oynuyormuş.

    şimdi dedem çıkıp; "biz zamanında 4 yıl aralıksız askerlik yaptık, şimdiki gençler 6 ay veya 1 yıl askerlik yapıyor. bunlar nasıl erkek? asıl erkek 4 yıl askerlik yapana denir." derse ne olacak? nasıl ispatlayacaksın erkekliğini?

    imkanı daha doğrusu şansı olan bedelli yapar. imkanı, şansı olmayan mecburen gider yapar askerliğini.

    (bkz: çare profesyonel ordu)

  • bu başlıkta kendimizi eleştiriyoruz

    para lazım; iş aramıyorum.
    yüksek lisans istiyorum; ales'e çalışmıyorum.
    plan yapıyorum; uymuyorum.
    hoşlanıyorum; yaklaşmıyorum.
    uzaklara gitmek istiyorum; korkuyorum.
    ne istiyorum ben de bilmiyorum.

    piyasa kaygısıyla yazılmış, vasat türkçe pop şarkıları gibi oldu.

  • zencilerin çirkin olması

    zenciler çirkin değil paşam, senin bilinçaltın kirli sadece.

    bir insan grubu; türk, kürt, alman, zenci, çekik gözlü, kadın... çirkin, ilkel, vahşi, iğrenç, pis, aptal, kurnaz, zeki, akıllı... gibi sıfatlarla tanımlanıyorsa bu, ayrımcılığa, önyargıya dayanan, temelsiz bir yargıdır.

    abd'de 1969’da martin luther king'in bir suikastle öldürülmesinden sonra, ıowa eyaleti riceville kentinde kendi öğrencilerine (3. sınıf) ırksal ayrımcılık konusunu deneyimsel olarak öğretmek ve onları ayrımcılığa karşı duyarlı bir hale getirmek isteyen ilkokul öğretmeni jane elliot, bir gün sınıfa gelip öğrencilerini göz renkleri üzerinden iki gruba ayırır; mavi gözlüler ve kahverengi gözlüler. elliot, mavi gözlülere bazı özel ayrıcalıklar tanır; daha fazla öğle yemeği yiyebilme, daha uzun teneffüsler, öğle yemeğine daha önce gidebilme vb. "çünkü mavi gözlü insanlar kahverengi gözlülerden daha iyi, daha üstün, daha akıllıdırlar. benim de diğer zeki insanlar gibi mavi gözlerim var." der.

    dahası kahverengi gözlüler, daha "akıllı" olan mavi gözlülerden kolayca ayırt edilebilsinler diye daha geniş yakalar takacaklar ve sınıfın en arka sıralarında oturacaklardır. elliot, mavi gözlülerin daha akıllı, diğerlerinin daha unutkan ve tembel oldukları yönündeki cümleleri sık sık tekrarlar. dakikalar içinde, mavi gözlüler kahverengi gözlülere aşağılayıcı sıfatlar takmaya, alay etmeye, onlar aptalmış gibi davranmaya başlarlar; kurallara uymadıklarını düşündüklerinde kahverengi gözlüleri cezalandırmak için çok hevesli olurlar.

    deneyin ikinci gününde, elliot sınıfa gelip, önceki gün yanlış yapmış olduğunu, aslında kahverengi gözlülerin mavi gözlülerden daha akıllı ve üstün olduklarını söyler ve ayrıcalıkları bu sefer kahverengi gözlülere verir. geniş yakaları da bu sefer mavi gözlüler takmak zorundadır. yine dakikalar içinde bu sefer "üstün" olan kahverengi gözlüler mavi gözlülere aynı aşağılayıcı, ayrımcı muameleleri yapmaya başlarlar.

    bu deneyin sonuçları genel olarak şöyle özetlenebilir;

    -her iki durumda da "üstün" olarak etiketlenen çocuklar daha güvenli, daha buyurgan davranmaya başlamışlar ve ödevlerde, sınavlarda daha başarılı olmuşlardır.
    -her iki durumda da "aşağıda" olarak etiketlenen çocuklar yaklaşık 15 dakika içinde özgüven erozyonuna uğramışlardır. bu çocukların hal ve tavırlarında depresif işaretler gözlenmiştir. kimi çocuklar "aşağıda" oldukları için ağlamışlardır. bu genel mutsuzluk, derslerine de yansımış ve "aşağıdaki" grup, derslerine odaklanamamış ve daha başarısız olmuştur.
    -"aşağıdaki" grup üyeleri arasında saldırganlık artmıştır. kavgalar, alay etme, vurma, kindarlık, suçlama ve çeşitli antisosyal davranışlar gözlenmiştir.
    -her iki durumda da "üstün" diye nitelenen çocuklar hiyerarşik sınıflandırmayı sevmişlerdir. sonradan "üstün" olanlar intikam peşinde koşmuşlardır.
    -sonuç olarak, birbirleriyle arkadaş olan ve deney gününe kadar göz rengi üzerinden bir gruplaşma yaşamamış 9 yaşındaki 3. sınıf öğrencileri, otorite olarak gördükleri öğretmenlerinin yönergesi sonucu, dakikalar içinde göz rengi üzerinden saflaşabilmiş ve bu saflaşma üzerinde ciddi derecede önyargı ve ayrımcılık üretebilmiştir. bu deney, her tür ayrımcılığın kristalleşmiş bir prototipini gösterir.

  • malatya'da pembebüs uygulamasının başlaması

    kadınlar için pembebüs yapacağınıza sapıklar için yobazbüs yapın hem erkekler hem de kadınlar rahat etsin.

    eşitlik; tüm insanların şehirleri, kamu kurumlarını, kamu kaynaklarını eşit biçimde kullanabilmeleri, ulaşabilmeleri demektir.

    pozitif ayrımcılık; toplumda dezavantajlı insanların (engelli, yaşlı, dul vb.) lehine geliştirilen politika, yöntem ve uygulamalardır.

    pozitif ayrımcılık, toplumdaki dezavantajlı grupların eğitim ve iş alanında ayrıcalıklı muamele görmeleri amacına yöneliktir. dezavantajlı gruplara cinsiyet, ırk, dil ve din bakımından ötekileştirilen ve bedensel ve/veya zihinsel engeli bulunan bireyler örnek gösterilebilir. örneğin; engellilere burs önceliği, gelişmemiş şehirlerde kadınlara geri ödemesiz teşvik desteği, 65 yaş üstü insanların toplu ulaşımdan ücretsiz faydalanması vb.

    kadınlara yönelik kamu kurumlarında uygulanan sözde pozitif ayrımcılık; kadınlar plajı, pembe metrobüs gibi uygulamalar kadınları kamusal alanlardan tecrit etmekten başka bir şey değildir. olması gereken kadınların taciz, rahatsız edilmelerini engellemek için kadın plajı, pembe metrobüs gibi uygulamaar değil tacizin bitirilmesi, tacizcilerin caydırıcı cezalar almaları, toplumun bilinçlendirilmesidir...

  • cinayeti vatan şaşmaz işledi

    ölenin ya da öldürenin ırkı, dini, mezhebi, cinsiyeti, mal varlığı... tartışılıyorsa orada masum insan yoktur. orada art niyetli insanlar var demektir.

    ne yani şimdi vatan şaşmaz'ın ailesinden bir erkek çıkıp, bu yazıdan rahatsız olsa ve yazan kadını öldürse; kadın o katili azmettirmiş mi olacak? katilin hiç mi suçu olmayacak?

  • hiçbir kız tarafından gerçekten sevilmemiş erkek

    gizli bir sevenim yoksa o erkeklerden biriyim. (gizli hayranım varsa hemen söylesin) ne zenginim ve vay anasını dedirtecek yakışıklılığım var ama tipsiz de sayılmam.

    lise 3. sınıfta en yakın arkadaşıma aşık olup, avcumu yaladığım günden beri karşı cinse karşı ciddi bir yaklaşımım olmadı. beğendiğim, hoşlandığım hatta sevdiğim oldu, beni beğenenler, hoşlananlar da oldu. sadece bu kadar. aşksız, sevgilisiz yaşayamayanlardan değilim. ilgi manyağı yapacak, trip çekecek biri de değilim. tanışma için ilk adımı atacak biri hiç değilim. üniversiteye başlayıp, ortamları, değişik tipleri, kültürleri, seviyeleri görünce aşk meşk işlerinden iyice soğudum.

    arkadaşların seni kızla tanıştıracağız dedikleri ortamı terketmişliğim var, numarasını veren kızı aramamışlığım var, yabani davrandım hep. gezip tozmak, lay lay lom ilişkileri bana göre değil. ben de bulunmaz hint kumaşı olmadığıma göre doğal olarak kimse de beni tanımak, benimle vakit geçirmek istemiyor. #70336396

    şu an hoşlandığım bir kız var, belki sevebilirdim onu. bir süre (aynı sınıfta olduğumuz için) vakit geçirdik. kıza karşı ilk başta ilgisizdim zamanla hoşlandım, şu an başkasıyla takıldığını duydum. ya hiç beğenmedi ya da baktı, ilgi yok, hareket yok, okul dışında muhabbet yok başka kapı çaldı, belki de onun kapısı çalındı bilmiyorum. şöyle bir itiraf yazdım kendisine (çok abartılı oldu ama neyse) #70458914. bunu kendisine yazsam büyük ihtimalle dalga geçerdi.

    kızlar ilgi istiyor, mesaja boğulmak istiyor, kontrollü kıskançlık istiyor... bende de hiçbiri yok amk. benim neyimi sevsinler? sonumuz nasıl olacak, bekliyoruz.

  • ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı

    bugün 3 arkadaş bir yerde oturuyorduk. karşımızda da 3 kız oturuyordu. detaya gerek yok tavırlarından "pelinsu" oldukları belliydi. benimkilerle kızlar sürekli bakıştılar. kalkmaya yakın bizden en tatlı dilli, yakışıklı olan gitti konuştu. gelin hep beraber oturalım diye haber yollamışlar. ben mümkün değil tanımadığım insanlarla oturmam, akrabaya bile tahammülüm yoktur. siz oturun ben arabada sigara yakar beklerim dedim. geçtim arabaya bekle bekle gelen giden yok. 30 dakika sonra tanışmaya giden yakışıklı geldi. kızlarla konuştum altımız birden bize gideceğiz, şu kızla da sen takılırsın dedi. kız güzel ama böyle ortam da bu kız da bana göre değil. ben eve kaçtım.

    ertesi gün konuştuk. bana ayırdıkları kızı eve bırakmışlar, dördü eve geçmişler. yine detaya gerek yok, finali tahmin edersiniz. 2-3 gün sonrasına yine sözleşmişler.

    ulan kızda hastalık mı var, belalı bir abisi mi var, sevgilisini mi aldatıyor, nedir ne değildir bilmeden, tanımadan, güvenmeden biraz da sıcaklık hissetmeden yakınlaşmak hem de eve çağırmak bana göre değil. aha içerken kız çıkardı içkine uyku hapı attı, evi soyup soğana çevirdiler, böbreğini aldılar, devreye mafyalar girdi zorla 100 bin liralık senet imzalattılar?????

    benim gibi düşünen, anlık heyecanlardan sevmeyen, karşı cins konusunda katı olan başkası var mı merak ediyorum? ben mi sorunluyum, fazla mı hassasım? hem erkekler hem kadınlar ne düşünüyor acaba?

    böyle halimden memnunum ama galiba ben, beni süründüren, ağlatan, üzen, zor kızları seviyorum ya da ne bileyim yalnızlığı seviyorum.

  • türkiye insanının çirkin olduğu gerçeği

    güzellik kavramı göreceli olmakla beraber, genetik miras güzel olmaya yetmez. başka şartlar da gerekir. (genellemeler bütün kötülüklerin annesidir)

    maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi'ne göre insan ihtiyaçları temel ihtiyaçlar ve üst düzey ihtiyaçlar olarak ikiye ayrılır.
    temel ihtiyaçlar;
    1. temel ihtiyaçlar (yeme, içme, şu)
    2. güvenlik ihtiyaçları (barınma, tehlikeden korunma)
    3. ait olma, sevme, sevilme ihtiyacı (kız arkadaş, bir gruba girme, statü kazanma)
    4. saygı, saygınlık ihtiyacı (başarılı olmak, isim yapmak)

    üst düzey ihtiyaçlar;
    5. bilme, anlama ihtiyacı (dünya turuna çıkma)
    6. estetik ihtiyacı (sanatsal ve kişisel tatmin)
    7. kendini gerçekleştirme ihtiyacı (emekli olup, kendi domatesini yetiştirmek)

    amerikalı psikolog abimiz abraham harold maslow'a göre insan ihtiyaçları seviye seviye ilerler. yani bir insan açken telefon modelini, güvenlik sorunu varken tiyatroyu, geçim sıkıntısı varken dış güzelliğini düşünmez. ülkemiz yıllarca terör sorunu, darbeler, işsizlik, enflasyon, daha özelde aile baskısı, evlen baskısı, erkek şiddeti gibi sorunlarla uğraştı durdu. insanlar spora, sanata, kendilerine vakit ayıramadılar. çünkü daha önemli sorunları vardı; para kazanmak, dedikodu çıkmasın diye evlenmek, töre cinayetine kurban gitmemek için evlenmek, çocuk yapmak vs.

    kimse kız çocuklarına da erkek çocuklarına da fikirlerini sormadı. evlendirdiler, ya istedikleri işte çalıştırdılar ya çalıştırmadılar. ses çıkaranı dövdüler. mutsuz nesiller yarattıklar. mutsuz, geçim sıkıntısı çeken insanın nasıl göründüğü, nasıl koktuğu, vücut hatları, saçı, makyajı, dişi, game of thrones umrunda olmuyor maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre.(istisnalar vardır tâbi)

    mutlu, refah seviyesi yüksek insanlar mutlu nesil yetiştiriler, mutlu nesiller kendilerine bakarlar, spor yaparlar, hobi edinirler. hem fiziksel hem ruhsal olarak yetişir giderler...

    önce fakir bir ailede dünyaya gelmiş ünlülerin 15-20 yaş arası hallerine bakın sonra da 30 yaş civarı hallerine bakın. para, mutluluk, imkan ve istek olunca insan kendini hem fiziksel hem ruhsal olarak değiştirip, geliştirebiliyor.

    başka ülkelerden örnek vermek gerekirse hindistan'da bir bollywood'un kadın yıldızlarına bakın bir de sokaktaki kadınlara bakın. bollywood yıldızları dünya çapında güzellikleriyle göz kamaştırırken sokaktaki kadının yüzünden acı, korku eksik olmaz. çünkü 15-16 yaşında zorla evlendirilmiştir, şiddet görmüştür, tacize uğramıştır, değil okumak için kitap tuvaleti bile zor bulmuştur.

    son olarak 1-2 ülke dışında spor ve sanatta başarılı, söz sahibi ülkelerin hepsinin refah seviyesinin yüksek olduğuna hepiniz dikkat etmişsinizdir. işsizlik, iç savaş, siyasi-ekonomik krizler, salgın hastalıklar, kıtlıklar varken sanat ve spor ilgi görmez.

    edit; ekleme.

  • kedi köpek için duyar kasıp mülteciler ölsün demek

    dün gündemde suriyelilerle ilgili 2 haber vardı; birincisi alanya'da küçük bir kızı taciz eden suriyeliler, ikincisi ölen 13 günlük bir bebek.

    bir bebekle ölüm kelimesini, çocukla taciz kelimesini bile aynı cümlede kullanmak korkunçken dün ikisi de gerçekleşti. suriyeliler ölsün, ne hali varsa görsün, bize ne diyen yok. sadece bayramda ülkelerine gittikleri gibi gitsinler istiyoruz. zaten her şeyin zor olduğu ülkemizi daha fazla zorlaştırmasınlar istiyoruz.

    kedi, köpek için duyar kasanlar kedi, köpek için bir şeyler yapıyor. suriyeliler için duyar kasanlar hiçbir şey yapmıyor. canlılar arasında değerli diye bir şey yoktur, hepsi değerlidir. hepsi iyi yaşamı hak eder.

  • aracının arkasında köpek sürükleyen vicdansız

    ilgili orospu çocuğunu kapalı odada bir aslanla başbaşa bırakacaksınız, kendinden güçlü canlıdan vahşet görmek nasıl bir duyguymuş öğrensin. amaç empati.

  • zeki kadınların genelde yalnız olması

    "yanında aptal bir kadın olan bir sürü zeki adam görürsünüz ama yanında aptal bir adam olan zeki kadın kolay kolay göremezsiniz." -erica jong

    erkeklerin çoğu şekilcidir. büyük göğüslü, iri kalçalı, harika bacaklı, yönetmesi kolay aptal kadınlar varken yönetmesi zor, zeki kadın ile kimse ilgilenmez.

  • ibrahim erkal

    çare gelmez ağlamaktan,
    ayrılır mı et tırnaktan?
    başka yol yok ayrılmaktan,
    farz et sevgi yalan yârim

    en güzel şarkısının nakaratıydı bu dörtlük. klibi de şarkı da çocukluk anımdır.

    ne magazin sazanıydı ne siyasi yalakası, onurlu, sessiz, güçlü bir adamdı. ailesine, sevenlerine bol sabır dilerim.

  • ekşi itiraf

    bugün bankada hesap işim vardı, öğrenci* olduğumu öğrenen bankacı kadın ısrarla bana sen diye hitap edip, küçümser ifadeyle konuşurken(hesaba atacak paran var mı? öğrencisin ne yapacaksın? vs), takım elbiseli, kırklı yaşlarında bir godoman geldi ve "x bey nerede, biliyor musun?" diye sordu, bizimki gülerek "bilmiyorum, bi arayıp sorun" dedi. ben siz diye hitap etmeme rağmen, ısrarla bana sen dedi, o godoman da emir şart kipleriyle konuşup sen diye hitap etmesine rağmen bankacı abla siz diye hitap etti. belki başkası takılmazdı bu konuya ama deli oldum ben. o bankada birkaç milyon lira mevduatım olsaydı acaba bana nasıl hitap ederdi?

    öyle kesinlikle bana siz denilecek gibi bir kompleksim yok, sadece gösterdiğim muameleyi görmek istiyorum ama ne banka önüne çekecek bir audi a6'm(zengin, godoman denince aklıma direkt bu araba geliyor böyle bir algı var) var ne milyonluk mevduatlarım.

    parasızlığın tek güzel yanı var; sahte ilgi ve yalaka insan olmuyor etrafınızda.

    edit; kelime düzeltme.

  • ekşi itiraf

    kendini iyi hissetmeyenler varmış; ben kendimi bile hissetmiyorum artık.