debe başlıkları

386 dx10
ekşi sözlük profili

  • dibe vurmuş insanlara tavsiyeler

    motivasyon beklemeyi (ya da daha beteri aramayı) bırakın.
    motivasyon yalan. ihtiyacınız olan şey motivasyon değil disiplin.

    bir sebepten iyi hissetmeye başlayıp sonra oradan alacağınız yaşama sevinciyle hayatınızı düzeltmeyeceksiniz. kötü ve demotive hissetmenize rağmen ve hiç içinizden gelmediği halde bir şeyleri düzeltmek için ite kaka uğraşıp disipline girdikten sonra iyi hissetmeye başlayacaksınız.

  • donald trump

    "2015'deki san bernadino saldırısı sonrasında obama 38 ülkenin vatandaşına 90 günlük vizesiz abd'ye gelip kalma hakkı sağlayan ve zaten bir lütuf olan visa waiver program'ından ırak, iran, sudan ve suriye'yi çıkarıp, libya, somali ve yemen'i ekledi. bu ne demek? listeden çıkarılan 4 ülkenin vatandaşları vizesiz değil, vize alarak abd'ye gelecekler demek. bilmiyorsunuz bari sallamayın."

    hep diyorum, coğrafyadan bağımsız çağımızın en büyük sorunu arsızlık. mesela adam yarım yamalak okuduklarıyla şu lafları sıkabiliyor. zerre utanıp sıkılıp mahcup olmadan sekiz paragraf döşeyebiliyor, bir de üstüne tüy dikip "bilmiyorsunuz bari sallamayın" diyor.

    neymiş? obama vwp'den iran, ırak, sudan suriye'yi çıkarıp libya, somali, yemen'i eklemiş.

    şimdi, olayın aslı şöyle: https://www.cbp.gov/…rist-travel-prevention-act-faq

    yani kongre'nin 2015'te çıkardığı bir kanuna göre 2 mart 2011'den sonra ırak, suriye, iran, sudan'a gitmiş vwp vatandaşlarının abd için vize alması gerekiyor. obama yönetimi bu listeden bir ülke çıkarmadığı gibi üstüne libya, somali ve yemen'i de listeye ekledi. mesela ben 2014'te yemen'e gittiğim için bir ingiliz vatandaşı olduğum halde abd'ye artık vizesiz giremiyorum.

    entry'ye dönelim. diyelim okuduğun en basit ingilizce'yi anlayamayacak kadar cahilsin, peki iki saniye kafanı da mı çalıştıramıyorsun? 2015 yılında abd'nin bir iran veya suriye vatandaşını ülkesine vizesiz alabileceğine nasıl inanabiliyorsun? hangi dünyada yaşıyorsun sen? ne biçim bir akıl tutulması bu ya? hadi bu herif süzme salak veya feci art niyetli diyelim. peki gayet akıllı birikimli insanlar nasıl geliyor da bunu favlayabiliyor?

    ben söyleyeyim: sizin tayfa artık gerçeklikten neredeyse tamamen koptu. görmek istediklerinizi görüyor, inanmak istediklerinize inanıyorsunuz. kanıtlar, factler, en temel akıl mantık hiçbiri umrunuzda değil. somut dünyada değil hayallerinizde yaşıyorsunuz. yeni neslin feci sheltered büyümesi, postmodernizm, beyinleri bulamaç eden anaakım medya, kabileci sosyal medya kültürü, bir takım dogmatik ideolojiler, trigger warning'ler, safe space'ler, entelektüel tembellik ve işte sonuç bu.

    sürekli kendi kafanızda insanlarla kendi içinize kapanıyor, bu kolektif manyaklığı sürekli daha da azdırıp büyütüyorsunuz. savlarınızın büyük çoğunluğu şu üstteki entry'den hiçbir şekilde farklı değil ve bu histeriniz her geçen gün daha da absürdleşiyor. kimsenin de sizin bu çirkefliğinizle uğraşıp laf anlatmaya kasacak sabrı ve mecali yok. şanslısınız ki ben bugün uykum kaçtığı için geldim vakit geçsin diye sevabına bunları yazdım. gidin şu bubble'ınızdan çıkın artık allah aşkına. aklınızı başınıza devşirmezseniz böyle manyaya manyaya birkaç yıla kendinizi jonestown'da falan bulacaksınız. sizler için ciddi anlamda endişe ediyorum.

  • social justice warrior

    dünya ekonomik forumu cinsiyet raporu denen şeyin ne kadar yalan ve yanıltıcı olduğunu ilgili entrylerimizde anlatmıştık: (bkz: #56353021) örneğin ırak'ta erkekler sürekli savaşlarda öldüğü için ortalama kadın ömrü daha uzun ve bu ırak'ı atıyorum kadınların ortalama 75, erkeklerin 76 yıl yaşadığı gelişmiş bir batı avrupa ülkesinden o alanda daha "eşit" yapıyor. kadınların yarısının tecavüze uğradığı ruanda bu rapora göre dünyanın en eşit 6. ülkesi. böyle gerizekalı bir metodoloji.

    kafası azıcık çalışan hiçbir insan da zaten suudi arabistan'da daha araba kullanmasına, yüzünü açmasına bile izin verilmeyen kadının türkiye'dekinden daha iyi durumda olduğunu iddia edecek kadar saçmalamaz. ama işte dünkü entry'mde* de dediğim gibi bu rapor neymiş, nasıl eleştiriler almış, acaba gerçekler benim ideolojime ters olabilir mi diye açıp okumak, düşünmek, gerekirse yanıldığını kabullenip fikirlerini değiştirmek zahmetli iş. onun yerine "bak bilmemne raporu böyle demiş" diye ilk bulduğun linki verip gitmek çok daha kolay. çünkü bir sjw'nun temel dürtüsü adındaki j'nin aksine adalete ulaşmak değil, ayrıcalık kovalamak ve iyi hissetmek. bu uğurda da doğru ve gerçek gibi kavramlar can sıkıcı ve önemsiz ayrıntılardan ibaret. sjw yüzeysel olduğu gibi kendini ait gördüğü grup için ayrıcalık peşinde koşarken yalan söylemekten de, diğerlerini ezmekten de çekinmiyor. işte onun için sevilmiyorlar, onun için alay konusu oluyorlar. yaptıkları işler boş konuşmaktan ibaret olsa da siyasette, medyada, üniversitelerde ve toplumsal hayatta somut bir etkileri var. nihayet son dönemde kendilerine karşı aktif bir mücadele başlamasının sebebi de bu.

    türkiye'deki kadınlar için hayat elbette toz pembe değil. islamdan, mahalle baskısından, geleneksel değerlerden ve evet ataerkil kültürden kaynaklı sorunları hepimiz biliyoruz. sjw'lar ise bu sorunları yaşamayan, ya da türkiye özelinde konuşursak yetiştiği aile, yaşadığı çevre, eğitim ve maddi imkanlar sayesinde çok daha az yaşayan, buna rağmen kendini en büyük mağdurlarla bir sayan ve kendi dev toplumsal avantajlarını da yok sayan bir kesim. yozgat'ın bilmemne köyünde güldüğü için öldürülen kadınla plazada çalışıp ortamlara akarken boş vakitlerinde sjw'luk yapan kadının hayat şartları bir değil. sjw sorunu yanlış tanımladığı gibi faturayı ve cezayı da gerçek sorumlulara değil gücü kime yetiyorsa ona kesiyor.

    örneğin bir sjw kadınların erkeklerden daha az kazandığından şikayet etmeyi çok sever ama bunun karşılığında erkeklerin ödediği bedelleri önemsemez. erkeklerin daha zor bölümler okuması, daha uzun saatler ve yıllar çalışması, daha çok risk alması, kariyerine daha çok emek vermesi ve daha fazla yıpranması gibi faktörler önemsizdir. erkek daha çok kazanırken kadının daha rahat bir iş/hayat dengesine sahip olması konuyla ilgisizdir. paranın çoğunu erkekler kazandığı halde kazanılan parayı çoğunlukla kadınların harcadığını gösteren istatistikler yine gözardı edilir. en tepedeki %1'lik kesimin çoğunlukla erkek olması bir şekilde her erkeği avantajlı kılar. milletvekillerinin kadınları kayıran yasalar çıkarması önemli değildir, milletvekillerinin erkek olması sorundur.

    sjw din ya da tutucu aile kültürü gibi gerçek sebeplerle savaşsa yine eyvallah ama kendileri elbette böyle büyük ve zahmetli mücadelelere girişmiyorlar. türkiye'deki sjw çıkıp örneğin islamcılıkla mücadele etmiyor. uğraştıkları şeyler ya küfürlerin cinsiyetçiliği ve kız bebek bezinin pembe olması gibi yarrak kürek işler, ya kadın beyanının esas sayılması gibi akılalmaz ayrıcalık talepleri, ya da toplumsal kopuklukları iyice arttıran erkek düşmanlıkları ve segregasyon çığırtkanlığı. olmayan sorunlar için mağduriyetler yarattıkları gibi gerçek sorunların da sebeplerini çarpıtarak çözülmelerini engelliyorlar. sadece karşılarına aldıkları değil, (güya) yanlarında durdukları kesimlere verdikleri zararlar da büyük. işte onun için bu kanser daha fazla yayılmadan yok edilmesi şart.

  • kızlara dair bilinmesi gereken gerçekler

    beyin yapısındaki onlarca farka ek olarak diğer biyolojik farklardan bazıları şöyle:

    - kadınların karaciğerlerinde binden fazla gen erkeklerinkinden farklıdır. alkol, uyuşturucu, ilaçlar ve bazı yemekler kadın vücudunda daha farklı şekilde ve hızda işlenir, farklı etkiler gösterebilir. örneğin alkol tüketimi kadınlarda testosteron oranını arttırırken erkeklerde düşürür.
    - hormon döngülerinden etkilenmedikleri için deneylerin çoğu yalnız erkek fareler üzerinde yapılır. dolayısıyla ilaçların beklenmedik etkileri kadınlarda daha fazla görülür.
    - kadınlar daha az kekeler. erkeklerde ortalama kekeleme üç, aşırı kekeleme on kat daha fazla görülür.
    - kadınların dişleri erkeklerinkinden daha uzundur.
    - penisteki naviküler fossa sidiği döndürerek düz çizgi şeklinde çıkmasını sağlar (bkz: yiv set). kadınlarda bu olmadığı için hedefleyerek işeyemezler.
    - kadınların kan dolaşımı daha dengesizdir. kanın çoğu rahim çevresinde ve iç organlarda dolaştığı için elleri ayakları daha çok üşür.
    - kalça kemikleri daha geniştir.
    - alınları daha düzdür.
    - boyunları genelde daha uzundur.
    - göz çukurlarının üst tarafı daha keskin hatlıdır.
    - kalp krizi belirtileri daha farklıdır. erkeklerde göğüs, sol kol ve çene ağrısı, kadınlarda sırt ve üst karın ağrısı şeklinde ortaya çıkar.
    - kaşları ve kirpikleri erkeklerinkinden daha kısadır.
    - kadınlar renkleri, erkekler sesleri daha iyi ayırt ederler.
    - ince motor becerileri daha erken gelişir. kızların el yazıları daha güzeldir.
    - periferik görüşleri erkeklerinkinden daha geniş, tünel/derinlik görüşleri daha azdır.
    - vücutları daha az kıllıdır.
    - adrenalin patlamasında reaksiyon süreleri daha yüksektir.
    - daha iyi koku alır, daha az terlerler.
    - derileri daha ince, kollajen lifleri daha düzensizdir. daha fazla selülit olur, kavanoz açmakta daha çok zorlanırlar.
    - süt ve gözyaşı üreten prolaktin hormonunu daha fazla salgıladıkları için erkeklerden daha çabuk ağlamaya başlarlar.
    - otistik olma ihtimalleri erkeklere kıyasla dört kat daha azdır.
    - kadınlar yaşlandıkça düşük, erkekler yüksek frekanslı sesleri daha az duyar. (mutlu evliliğin sırrı)
    - cinsel organları dışarıda olmadığı ve bacak kemikleri daha içe dönük olduğu için daha düz yürürler.
    - çeneleri daha fazla, kafatasları daha az çıkıntılıdır.

    neyse şuraya varacağım. toplumsal güzellik algıları ve erkek-kadın rollerinin çoğu bu biyolojik farkların gündelik hayata büyüyerek yansımasıyla ortaya çıkar. örneğin kimi kültürlerde kadınların boyunlarına halkalar takıp uzatması zaten uzun olan boyunlarını daha çok belirginleştirmek içindir. göz makyajı zaten kadınlarda daha keskin olan hatları iyice ortaya çıkarır. "erkekler ağlamaz" çünkü ağlama eşikleri daha yüksektir. uzun boylu erkekler daha çekici çünkü erkekler kadınlardan daha uzun boylu. kadınlar vücut kıllarını alır çünkü kadın vücudu daha az kıllı olduğu için kılsız vücut daha kadınsı ve çekici gözükür. bunlar ve benzerleri rastgele ortaya atılmış sosyal değerlerin veya safi eziyet olsun diye oluşturulmuş sinsi komploların sonucu değildir.

  • taciz ve tecavüzde kadın beyanı esastır

    bu tartışmanın kabataş rezaleti sonrası tekrar açılmamak üzere kapanması gerekiyordu.
    hala pişkince çıkıp savunanlar var.

    o halde birkaç örnek verelim.

    yalnızca son 1 yılda medyaya yansıyan olaylardan bazıları:
    - aldatan sevgilisinden intikam almak için tecavüz iftirası atan 16 yaşındaki kız
    - club'da adamdan yüz bulamayınca tecavüz iftirası atan kadın
    - kadın rüyasında gördü diye tecavüzden 28 yıl hapis yatan adam
    - tecavüz oranlarındaki sürekli düşüşe rağmen sahte suçlamalardaki %1483 artış
    - tecavüzle suçlandıktan sonra intihar eden 17 yaşındaki genç
    - sahte tecavüz suçlamasıyla okuldan atıldıktan sonra 245,000$ tazminat kazanan öğrenci
    - ilgi istediği için 17 yaşındaki çocuğu tecavüzle suçlayan 21 yaşındaki kadın (tabii ki ceza almamış)
    - tazminat için güvenlik görevlisini tacizle suçlayan kadın (o da ceza almamış)
    - hoşlandığı çocuk kendisine yüz vermeyince toplu tecavüz iftirası atan öğrenci
    - reşit olmayan çocuklarla ilişkiye girdikten sonra kendilerine tecavüz iftirası atan kadın (savcı da çocukları suçlamış)
    - tecavüz suçlamasıyla okuldan atıldıktan sonra kendisinin tecavüze uğradığı ortaya çıkan öğrenci
    - sevgilisini tecavüzle suçladıktan sonra üç ay boyunca kendisiyle seks yapmayı sürdürdüğü ortaya çıkan manyak kadın
    - bdsm ilişkide safe word'e riayet ettiği halde tecavüz suçuyla okuldan atılan öğrenci
    - mahkemede aklandığı halde tecavüzle suçlanıp okuldan atılmaya çalışılan öğrenci
    - sahte kanıtlarla tecavüz iftirası attıktan sonra fitbit kaydıyla yalan söylediği fark edilen kadın
    - sahte tecavüz suçlamasıyla 200,000 sterlinlik şantaj yapan sekreter (tabii ki o da ceza almıyor)
    - 10 yılda 11 sahte tecavüz suçlamasında bulunduktan sonra nihayet ceza alan kadın
    - oğluna tecavüzcü iftirası atılınca anyayı konyayı gören feminist kadın
    - daha bir hafta öncesinden: parkta cinsel saldırıya uğradıklarını iddia ettikten sonra yalan söyledikleri ortaya çıkan 12 ve 13 yaşındaki kızlar (her zamanki gibi ceza yok)
    - son olarak yurdumuzdan bir örnek: sokak ortasında arkadaşını döven kızı ayırıp kameraya çektiği için kızdan önce dayak sonra tacizci iftirası yiyen adam
    - ve çok daha fazlası

    özellikle dikkat çekmek istediğim iki haber daha:
    1. http://www.washingtonexaminer.com/…/article/2587732
    bugün feminist manyaklığın üniversiteleri ele geçirmiş olması sonucu abd'de tecavüz suçları artık polisle, savcılıkla, mahkemeyle ve adalet kurumlarıyla değil üniversitelerin kendi uyduruk kanguru mahkemeleriyle çözülüyor. örneğin james madison üniversitesi'nde okuyan iki öğrenci arkadaş ortamında tanıştıktan sonra aynı gece ilişkiye giriyorlar. ertesi gün mesajlaşıp tekrar ilişkiye giriyorlar. birkaç gün sonra kadın adamın odasına gittiğinde başka bir kadın görüp çıkıyor. sonrasında iki kere daha seks yapıyorlar ve iki taraf da bunları kadının başlattığını kabul ediyor. aylar sonra kadın adamı tecavüzle suçluyor. adam kendisini suçlayan kadının kim olduğunu epey süre öğrenemediği gibi isteği dışında başka bir yatakhaneye aktarılıyor. nihayet suçlamaları görebildiğinde ise kopyasını almasına izin verilmiyor. kadın ilk buluşmalarında içkili olduğu için rıza gösteremeyeceğini ve dolayısıyla tecavüze uğramış sayılacağını iddia etse de kadının bir arkadaşı bunu yalanlıyor.

    üniversite paneli adamı suçsuz bulduktan sonra kadın kararı temyiz ediyor. bu sefer adamın ne yeni kanıtları görmesine ne de duruşmaya katılmasına izin veriliyor. bu yeni "kanıtlar" güya kadının arkadaşını haksız çıkarmasına rağmen bu arkadaşın ifade vermesine veya kendini savunmasına izin verilmiyor. sonrasında adam suçlu bulunup 5.5 yıl boyunca üniversiteden uzaklaştırılıyor.

    2. https://en.wikipedia.org/…sebert_v._lukasz_gottwald
    şarkıcı kesha 2011 yılında görülen bir davada verdiği yeminli ifadede prodüktörü dr. luke'ün kendisine taciz ve tecavüz ettiği iddialarını reddediyor, adamın kendisine herhangi bir cinsel yaklaşımda bulunmadığını söylüyor. yıllar sonra bu ifadesini birden değiştiriyor ve ilişkilerinin başından beri adamın kendisine cinsel, fiziksel, sözlü ve ruhsal saldırılarda bulunduğunu iddia ederek kontratının iptal edilmesini istiyor. lady gaga'sından taylor swift'ine kadar cümle alem kesha'ya destek yağdırıyor. sony kontrat iptalini kabul etmiyor ancak kesha'ya başka bir prodüktör ayarlıyor. ortada en ufak bir kanıt kırıntısı yok. haliyle iddialar mahkemede reddediliyor. feministler kuduruyor.

    feministlerin hayalindeki dünyada binlerce yıllık temel hukuk kaidelerini çöpe atıp kadın ne derse inanmamız gerekiyor. peki kadın veya erkek kim böyle bir dünyada yaşamak ister? kız arkadaşının canını sıktı diye tecavüzle suçlanıp yıllarca hapis yatacağını, aklansa bile toplumun gözünde her zaman suçlu kalacağını bilen erkek bir kadına ne kadar güvenebilir? ne kadar sağlıklı bir ilişki kurabilir?

    sırf "bana tecavüz etti" diyerek yasal sorumluluklarını üzerinden atabilecek bir kadınla ciddi iş anlaşması yapmayı kim göze alır? eşşek gibi çalışacak erkek dururken "ben yıllarca ücretli izin alıp kariyerime ara vereceğim ama siz bana maaş ödemekle kalmayıp terfi de ettireceksiniz" diyen kadını (ayrı başlıkta tartışırız) kim tercih eder? bugünkü feminizm erkekleri harcamak pahasına hayatta başarılı olamamış bir grup kadına gerçekten çıkar sağlıyor. ancak kendi ayakları üstünde duran, çalışan, didinen ve kendilerini var etmeye uğraşan kadınların toplumda ve iş hayatında kabul ve saygı görmesini, yalnızca erkeklerin değil kadınların da eşit ve adil bir dünyada yaşamasını engelliyor.

    üçüncü nesil postmodern feminizm yalnızca nefret dolu, akılsız, mantıksız, bilim inkarcısı ve gülünç değil, aynı zamanda insanlığın, adaletin, eşitliğin ve ilerlemenin önünde ciddi bir tehdit derken işte bunları kast ediyoruz. eleştirilen feministlerin teoride sahip olduklarını iddia ettikleri ve aslında sahip olmadıkları eşitlik gibi amaçlar değil, pratikte yaptıkları. ends değil means. nasıl ki bazı müslümanların bir yerlerde zulme uğraması ışid'i haklı çıkarmıyorsa namus cinayetleri veya türkiye'deki hukuk sisteminin leşliği de feminist pratikleri haklı yapmıyor. çünkü arkaik sözlük tanımını geçip de gerçek dünyadaki bu ve benzeri çabalarına bakınca görüyoruz ki feministler yalnızca erkek düşmanı değil, kendileri gibi düşünmeyen kadınların da düşmanı. feministler adalet ve eşitlik değil güç ve ayrıcalık peşinde. çoğunlukla kötü insanlar. alay edilmeleri veya yok sayılmaları değil, daha da fazla güç sahibi olmalarına izin verilmeden aktif olarak mücadele edilmeleri gerekiyor.

    batı toplumları feminizmin sözlük tanımının ötesinde ne halt olduğunu yavaştan da olsa fark etmeye başladığı için cinsiyet eşitliğini savunanların oranı sürekli arttığı halde örneğin abd'de kendine feminist diyenlerin oranı son iki yılda %28'den %18'e düştü. gerisini de zaten feminist pratiklerinden habersiz naif kitle, güç ve ayrıcalık peşindeki bazı art niyetli kadınlar, kimlik bunalımındaki birkaç ergen öğrenci ve ekmeğini buradan yiyen bir grup akademisyen/yazar/gazeteci tayfası oluşturuyor. evet, batı akıllanmaya başladı. darısı başımıza.

    ----------

    konuyla alakalı bir diğer yaygın destek toplama taktiği de tepkiler artınca "yhaa biz onu iddialar ciddiye alınıp soruşturulsun anlamında söylüyoruz" diye yan çizmek. halbuki feminist yayınlara, eylemlere, entrylere, twitter hesaplarına ve pratikte yapılanlara baktığınızda ekseriyetle neyi talep ettikleri gayet açık.

  • entry silme

    ssg'nin açıklamalarını okudum. benzeri pek çok yüksek hacimli site ve büyük veritabanlarıyla çalışmış biri olarak teknik izahını ikna edici bulmadım. gerçekten doğru söylüyorsa da bu anlattığı darboğaz en fazla 2-3 günlük bir çalışmayla rahatça çözülebilir. ssg'nin yıllardır yaptığı şark kurnazlıklarını ve milleti ısrarla aptal yerine koyan açıklamalarını düşününce kendisinin samimiyetine de pek inanasım gelmiyor.

  • kanzuk

    2016 yılında hala bu sözlükte takılmaya devam ettiğimiz için bence her yaptığı bize müstehak.

  • ekşi sözlük

    yeni tasarımla ilgili olarak kanzuk şöyle bir gerekçe göstermiş:

    "reddit, twitter, facebook gibi sözlük kullanıcılarının en fazla zaman geçirdiği platformların tamamı beyaz fonlu."

    reddit'i düzenli kullananların büyük çoğunluğu res ile kullanıyor, onda da seçili postun arka planı gri. ayrıyeten nightswitch seçeneği var.
    twitter için yine yaygın kullanılan tweetdeck, twitpane ve benzeri uygulamalarda karanlık tema seçenekleri mevcut. kaldı ki twitter'da uzun uzun yazı okunmuyor, içeriğin yarısı resim.
    facebook yine uzun yazıların olmadığı görsel ağırlıklı bir site.

    yine bu sitelerin hiçbirinde beyaz boşluk oranı yeni ucube sözlük tasarımındaki kadar fazla değil.

  • estonya

    yahoo'nun yahoo olduğu zamanlarda yahoo'da çalıştığım dönem chris diye uc berkeley mezunu bir iş arkadaşım vardı. hayatımda tanıdığım en iyi java yazılımcılarından biri olan bu chris terfi alıp takım lideri olduktan kısa süre sonra istifa ederek estonya'ya taşınmıştı. patron dahil hiçbirimiz anlam verememiş, yaptığı şeyi kariyer intiharı olarak görmüştük.

    sonra yıllar içinde teknolojiyle alakalı türlü türlü istatistiklerde, makalelerde, sohbetlerde sürekli bu ülkeye denk gelmeye başladığımı fark ettim. bağrından çıkan start-up'ların dünya çapında başarılarının yanında özellikle e-devlet teknolojilerinde mucizeler yaratan sihirbaz gibi bir ülke estonya. bilişim bütçeleri, teşvikleri ve eğitim politikalarıyla böbürlenen abd, hindistan, ingiltere, almanya, israil, kore ve cümle iskandinav ülkelerini dahi hepi topu 1.3 milyonluk nüfusuyla donunda sallıyor. en son dünyanın açık ara en gelişmiş göçmen takip altyapısına sahip olduklarını öğrendim. altyapı derken damperli kamyonla milyar dolarlar döküp server çiftlikleri dizmeyi değil, düzinelerce farklı ve karmaşık işlevde kullanılan dijital kimliklerden tut dev blockchain veritabanlarına kadar gerçekten ultra yenilikçi sistemleri kastediyorum.

    başarısının sırrıyla ilgili çeşitli teoriler olsa da öne sürülen başlıca sebepler teknolojik okuryazarlığı yüksek nüfus, iyi yönetim, girişimci kültür, devlet yatırımları ve sovyet dönemi politikalarından gelen güçlü miras.
    http://www.economist.com/…tonias-technology-cluster

  • 23 adamla yatıp geçmişi boşver senleyim diyen kız

    "aynısını yapan erkekten farkı yoktur" diyenlere henüz bu hafta londra'da şahit olduğum bir olayı anlatayım: misafirimle kapının önüne sigara içmeye çıkmıştık. sokakta bizim tarafa doğru yürüyen iki erkek fark ettik. aniden yanlarına bir kız yaklaştı, "ya kusura bakmayın, kalacak yerim yok, geceyi sizde geçirsem olur mu?" diye sordu. sadece yaşını sorup adını bile sormadan direkt kabul ettiler. kız sağdakinin koluna girdi, önümüzden geçerek eve gittiler.

    yani diyeceğim şu: bugün ortalama altı güzellikte bir kadın bile 23 erkekle yatmak istediği takdirde bu hedefine 24 saatten kısa bir sürede kolayca ulaşabilir. oysa aynısını isteyecek bir erkeğin çok zengin, çok aşırı çekici ve/veya muazzam yetenekte bir laf ebesi olmadığı takdirde bunu başarması dünyanın hiçbir yerinde olasılık dahilinde değil. nitekim kadın ve erkek arasındaki konum ve ihtiyaç farkları da sadece kültürel ve toplumsal değil, büyük ölçüde biyolojik.

    hele ki türkiye gibi arz-talep farkının uçurum olduğu ülkelerde ortalama erkeğin (parasız/hilesiz) sekse ulaşması imkansıza yakın. dolayısıyla bir kadın bir erkekle seks yaptığında erkek sadece temel bir ihtiyacını karşılamıyor. aynı zamanda kadın tarafından yüzlerce istekli talip arasından seçilip beğenildiğini, kabul edildiğini, onaylandığını, değer verildiğini hissediyor. bir erkek için seks asla sadece seks değil.

    kadın için ise seks her istediğinde zahmetsizce ulaşabileceği bir zevkten ibaret. aranan şey "çok iyi seks" veya "ilişki" olduğunda şartlar biraz daha eşitleniyor olabilir, ancak düz seks için durum söylediğim gibi. bir erkek 23 kadınla yattıysa bunun sebebi ortalama hemcinsine kıyasla çok şanslı olması ve biraz da kendini kanıtlama ihtiyacıdır. bir kadın 23 erkekle yattıysa bunun tek sebebi 23 erkekle yatmayı tercih etmiş olmasıdır. fark burada.