debe başlıkları

xspace52
profili

  • 2018 ekonomik krizi

    akıl en büyük güçtür. aklı olanlar, uzun vadede daima kazanır. akla ve bilime önem vermeyen, küçümseyenlerin ise kaçınılmaz sonu bellidir.

    türkiye 2002 yılından beri aklı ve bilimi bir kenara koydu, birilerinin kalıcı iktidarı için sonuna kadar din sömürüsü yapıldı.

    türkiye'nin bugün yaşadığı olay bir kriz değil, bir çöküştür.

    türkiye son 50 yılda 10 kere kriz yaşamıştır. ancak bu krizlere baktığımızda şunu görürüz: krizin zirve noktasından 2 sene geriye ve 2 sene ileriye gittiğimizde her şey normalleşmiştir.

    şubat 2001'de kriz yaşadık. şubat 1999'da türkiye'nin durumu stabildi. ve şubat 2003'te de büyük ölçüde normale dönmüştük.

    şimdi durum öyle değil. değil ya, 10 ağustos'u krizin zirvesi kabul et, 10 ağustos 2016'ya git. durum yine kötü. şimdi 10 ağustos 2020'yi düşün, orada da normalleşmeyi yakalamış olmayacağız.

    şu anda bir kriz değil, bir çöküş yaşıyoruz. bu süreç sonunda türkiye'de milli gelir kalıcı olarak düşecek. türkiye'de tarihin hiçbir döneminde, 10 yıllık periyotlar aldığında, bir sonraki periyotta, bir öncekinden daha düşük milli gelir olmamıştır. yani 2001'de kriz oldu ama 2000'lerde, milli gelir 1990'ların altına düşmedi. ama artık düşecek. 2013'te milli gelir kişi başı 10 bin dolarken, 2023'te 7-8 bin dolar olacak.

    kriz, çeşitli gerekçelerle, bir ekonominin anlık olarak sıkışması, daralmasıdır. kalp krizi gibi düşünün. kalp krizi geçiren kişi, kalp damarlarının tıkanması nedeniyle anlık bir kriz geçirir. ancak o tıkalı damarla hayatına devam etmez. anjiyo olur, düzelir. ekonomi olarak bakarsak, kriz yukarıda anlattığım gibidir. kriz yaşanırken sorun hissedilir ama sonra düzelir.

    bir de kanser vardır. kanser insanı yavaş yavaş ya da iyiden iyiye hızlıca çökertir. başarılı bir tedavide bile kanserli insanın çok şansı yoktur. ölmese bile, kalan hayatının büyük ölçüde azaldığı açıktır. 60 yaşında kanser olan bir kimse, en iyi tedaviyi de görse 90 yaşını pek göremez. ilk kanseri geçse bile, birkaç sene sonra tekrarı görülür. bu kişinin hayatı artık hiçbir zaman eskisi gibi olamaz. yani hayatının bir önceki 10 yılındaki sağlığında asla olamaz. aha işte türk ekonomisi bu haldedir.

    türkiye neden gelişmiş ülke değildir? eksikler nelerdir?

    türkiye'de iki temel sorun vardır: sermaye ve üretim.

    birinci sorun sermaye sorunudur. türkiye ihtiyacı olan hiçbir şeyi, kendi öz sermayesi ile yapamaz. çünkü türkiye'de sermaye yoktur. bunun en temelinde türkiye'de uygulanan tüketime dayalı ekonomik modelin, insanları tasarruftan uzaklaştırması geliyor. kimse insanlar ne kazanıyor da, ne biriktirsin demesin. bugün çin'de ortalama tasarruf oranı %45 iken, türkiye'de %15. çinliden de mi az kazanıyoruz? henüz değil.

    biz harcamayı seviyoruz. biz çalışmak istemiyoruz, sadece harcamak istiyoruz. bu kültürel bir problem. akp de bunu çok iyi sömürerek, her kazandığımızı harcattı hatta kazanmadıklarımızı da borçlandırarak harcattı. şu anda türkiye'de 10 sene sonrasının parası harcanıyor. 450 milyar dolar dış borç işte böyle oluştu.

    küresel dünyada, paranın milliyeti, dini yoktur. kendi sermayen yoksa, dışarıdan sermaye getirirsin. ama belli şartlarla. iki çeşit yabancı sermaye mevcuttur. ilki uzun vadeli doğrudan yatırım, ikincisi kısa vadeli sıcak para yatırımı.

    uzun vadeli doğrudan yatırım, bir yabancının gelip ülkenizde şirket kurmasıdır, ortak olmasıdır. direkt iş yapmasıdır. bu tipte yatırımcı çok hassastır. istekleri nettir; uzun vadeli bir istikrar ortamı, hukuk devleti ve hukuki güvenlik, kalifiye işgücü, pazarlara ve hammaddeye kesintisiz erişim.

    türkiye'de şu anda istikrar ortamı mevcut değildir. 2020'de dolar 20 tl mi olur, iş savaş mı çıkar, erdoğan ölüdüğünde yerine berat mı yoksa bilal mi geçer belli değildir.

    türkiye'de hukuk devleti ve hukuki güvenlik de yoktur. rahip bir sözle tutuklanırken, deniz yücel bir sözle tahliye edilmektedir. kimse böyle bir yargı sisteminin insafına milyar dolarlık bir fabrika emanet etmez.

    türkiye'de kalifiye işgücü de yoktur. olma ihtimali de azalmıştır. okumuş kesim yurt dışına gitmektedir. bu da içeride kalifiye adam bulma ihtimalini azaltmaktadır. içine edilen eğitim sistemi nedeniyle yeni mezunlarda kalite düşmektedir.

    türkiye'de pazarlara ve hammaddeye erişim sorunu da mevcuttur. ambargo uygulanması riski mevcuttur. ayrıca komşularıyla ilişkisi gergindir. stratejik konumu şu an dezavantaja dönüşmüştür.

    doğrudan yatırımı geçtik yani, gelmezler. peki kısa vadeli sıcak para nasıl gelir. aha bunları getirmek daha kolay. bunlar daha az şeye bakarlar: yüksek getiri ve hukuki güvenlik.

    sıcak para yatırımı şöyle çalışır. adam 1 milyar dolar getirir, tl'ye bozdurur. gider onunla tahvil alır, hisse senedi alır. 1 yıl sonra karını alır, 1.5 milyar dolar yapar parasını ve gider. dolar tahviline koysaydı 1 senede 1.3 milyar dolar olacakken parası, 1.5 milyar dolar olduğu için de mutlu olur. işte yüksek getiri elde etmiştir.

    türkiye yüksek getiri vaat etmiyor artık. adam geliyor 1 milyar dolar bozduruyor, 3 milyar tl'lik tl enstrümanlarına yatırıyor. 1 sene sonra tl'si 3.3 milyar tl ediyor. gidiyor dolar alıyor 600 milyon dolar ediyor. haydaaaa. biz 1 milyar dolar ile geldik, 600 ile çıkıyoruz diyor. bunu gören diğer sıcak para sahipleri de, beklersek biz de böyle batarız diyor. yeni gelmeyi düşünenler de hiç gelmiyor.

    bunlar bir de hukuki güvenliğe bakıyorlar. bu da iki yönlü bir konu: 1-ambargo 2-hükümetin sermaye kontrolü yapması.

    türkiye bu konuda da sıkıntılı. türkiye üzerinde abd yaptırımları başladı. ayrıca hükümetin sermaye kontrolü yani döviz varlıklarına el koyma, yurt dışına çıkarmayı yasaklama gibi şeyler yapabileceği konuşuluyor.

    sermaye cephesinden türkiye bitmiş yani. 1 sene içinde bu sorunlar çözülür, 2 sene sonra ekonomi normalleşir diyebilen yok bu nedenle.

    eski krizlerde olsa, sorun getirinin düşük olması olur mesela. basarsın faizin gözüne, 2 senede toparlarsın bütün dünyadan sermayeyi. ya da sorun hukuki güvenlikse, iki yargı paketi ile aşarsın bu sıkıntıları.

    erdoğan yönetiminde ise sermaye yönündeki bu sorunların çözülmesi mümkün değil. hatta bu sorunlar daha da derinleşir. adam gidip çin'den kredi bularak falan sermaye sorununu çözeceğini sanıyor. bu kafaya yazıklar olsun.

    yazının başında bir de üretim sorununa değindim. kısaca açayım.

    üretimi insan yapıyor. türkiye'nin insani yapısı ne? çöp. geliştirmeye yönelik çalışma da yok. bizden mucit çıkmaz. doğru. imam hatipten ne mucidi çıkacak. papaz eriğini, imam eriği yapma mucidi amk.

    yerli ve milli helikopter yaptık dediler, pakistan 30 tane sipariş verdi. abd izin vermediği için satılamıyor. meğerse motoru abd'den geliyormuş. ulan bu nasıl yerli ajsdhaksdhk

    üretimde de durumumuz bu yani.

    sermaye ve üretime dair bu sorunların çözülmesini geçtim, bu sorunların farkında dahi olan bir iktidar yok. bu nedenle yaşadığımız şey bir kriz değildir.

    krizle ligden düşmezsin. türkiye lig kaybedecektir. g20'den düşecektir. bunun adı kriz değil, çöküştür.

  • 26 haziran 2018 chp önünde oturma eylemi

    kılıçdaroğlu'nun başarılıyız, akp 7 puan kaybetti, vekil sayımız arttı, millet bize ana muhalefet olma görevi verdi şeklindeki devam konuşmasından sonra tamamen kendi inisiyatifiyle parti önüne gelen 7-8 genç oturma eylemi başlatmış.

    bence de bu eyleme iştirak edilmesi gerekiyor. kk artık istifa etmeli. kaynak

    ***bilgilendirme***

    bugün öğleden itibaren başlayan oturma eylemi için akşam saat 20 sularında chp genel merkezi önüne çağrı yapılmaktadır. herkesi ankara-söğütözü önündeki chp genel merkezi önüne bekliyoruz. #saat20dechpönüne

    ***bilgilendirme***

    ***lütfen dikkat***

    bu eylem bir sivil inisiyatif olup, herhangi bir merkezden yönlendirilmediği için derli toplu bir plan olmaksızın gerçekleşmeye başlamıştır. ayrıntılara ve hareket tarzına ilişkin olarak bu entry güncellenecektir. teşekkürler.

    ***lütfen dikkat***istanbul için

  • 8 haziran 2018 m. ince bağdat caddesi mitingi

    muharrem ince zeki adam.

    farklılık dikkat çeker. gece mitingi diye bir şey çıkardı adam, gece miting yapıyor, binlerce insanı peşine takıyor. işte bu liderliktir.

    bu liderlik yarın bir hile olduğunda ysk önüne çağrı yaptığında 50 bin kişiyi oraya toplar.

    ihtiyacımız olan şey liderdi. bulduk. gerisi kolay.

  • darbecilikten müebbet hapis alan 5 günlük er

    ön edit: twitter'da bir kullanıcı, hikayenin doğru olduğunu, ahmet'in 5 günlük usta er olarak tutuklandığını doğrulayan bir tivit atmış. kaynak

    1996 yılında doğuyor ahmet özdemir. bu satırları okuyanların çoğundan küçük bir kardeşimiz ahmet.

    ahmet'in hayatı 2016'da değişiyor. o sene 1996'lıların çoğu üniversiteyi yeni kazanmışlar, hayatlarının tadını çıkarır halde, çoğu baba parası ile gününü gün ediyor.

    ahmet özdemir ise 2016'da askere gidiyor, okuyamamış çünkü. neden okuyamamış? babası mevsimlik işçi, annesi ev hanımı. almanya'yı, abd'yi dize getiren devletimiz, ahmet'in babasına doğru düzgün bir iş verememiş ondan.

    ahmet de mecbur ortaokul bitince çalışmaya başlamış. 14 yaşında başladım çalışmaya diyor. 2010 yılında yani. askeri vesayetin güya tarihe gömüldüğü, güya darbelerle hesaplaşılan yıllar. fetullah gülen'in mezardakileri kaldırıp akp'ye bastırın, evet'e bastırın dediği senelerde ahmet mecburen hayata atılıyor.

    tabi sonradan görüyoruz ki, bugünün darbecilerinin yükselmesi için gerçek vatan evlatlarının zindanlara atıldığı yıllar aslında.

    ahmet bu dönemde mecbur kalmış çalışmaya, ailesine destek olmaya ama ahmet şanssız çocuk. ailesinin durumu olmadığı gibi bir de engelli kardeşi var. yaratıcı ve hayat ona hiç de adil davranmıyor. ve daha sonra da davranmayacak ne yazık ki.

    ahmet bu şartlar altında sanayide en ağır şartlarda çalıştı senelerce. devlet baba, bu çocuğunun ne şartlarda çalıştığını sormadı, merak etmedi ama ahmet 20 yaşına gelince onu askere çağırdı. ee vatan görevi beklemezdi. ahmet'in babası başbakan değildi ki çürük raporu ayarlasın ya da bedelli parası bulsun ahmet'e.

    ahmet mecbur askere gitti. 2016'nın sıcak temmuz ayıydı. ahmet hayatında ilk defa istanbul'a geldi. 5 günlük askerdi. bir ay önce 2016 haziran'ında islamcı teröristler atatürk havalimanında terör saldırısı yapmıştı. atmosfer buydu.

    15 temmuz cuma günü akşamı komutanları ahmet'in de bulunduğu koğuşu ayağa kaldırdılar. askerleri tam teçhizatlı olarak hazırladılar. kamyonlara bindirip sokağa çıkardılar. terör saldırısı var, güvenlik önlemi alacağız dediler.

    tekrar edeyim ahmet 5 günlük askerdi, istanbul'a hayatında ilk defa gelmişti ve daha geçen ay istanbul'da büyük bir terör saldırısı olmuştu. bu koşullar altında ahmet'in bir boktan şüphelenmesinin imkanı yoktu.

    komutanlar ahmet'i ve arkadaşlarını istanbul belediyesinin önüne getirdiler. ahmet hala terör saldırısına karşı tedbir alındığını sanıyordu. ama sonra halk geldi. ortalık karıştı. ahmet kimseye ateş etmedi. fetöcü komutanları kaçınca o da silahını belediyenin özel güvenlik personeline teslim etti ve gelen polislere teslim oldu.

    emniyete götürüldü. işkence gördü. 30 gün gözaltında kaldı. avukat yok, ailesine haber vermek yok. insan haklarının ihlal edildiği bir dönem geçirdi ama bitmedi çilesi.

    savcı ahmet'in ne er olmasına baktı, ne 5 günlük asker olmasına baktı, ne silahını ateşlememesine baktı. direkt tutuklamaya sevk etti. savcı da kendince haklıydı, serbest bıraktırırsam bana da fetöcü derler diye korkuyordu belki.

    ahmet hakim karşısına çıktı. ne dediğini dinlemediler bile, matbu bir kararla tutuklandı. askeri kışla içinde hava kuvvetleri logolu özel üretim saatiyle yakalanan ilahiyat yardımcı doçenti adil öksüz'ün tarla bakmaya geldim savunmasıyla serbest kaldığı gün, 5 günlük er ahmet darbecilikten tutuklandı.

    ahmet hakkında darbecilikten dava açıldı, ağırlaştırılmış müebbet istendi hakkında. avukatı yoktu. 14 yaşında çalışmak zorunda kalan bir çocuğun avukat tutacak parası nasıl olacaktı? baro bir avukat atadı ama zaten yargılamada avukata ihtiyaç yoktu, zira savunmalara itibar ediliyor gibi bir görüntü de yoktu.

    ahmet 20 ayı hapiste sadece 2 ayda bir ailesi açık görüş yaparak geçirdi. mektup hakkı bile yoktu. mektup hakkı 20. ayda kendine verildi ilk mektubunu bir gazeteciye kullandı. bu mektubundan kısa bir süre sonra yargılandığı davada karar çıktı.

    5 günlük er ahmet özdemir ve diğer er arkadaşları, darbecilikten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

    darbecilikten tutuklanan 2. ordu komutanı adem huduti'nin 15 yıl hapis cezası almasından 2 hafta sonra çıkan bu kararda, 30 tane er darbecilikten ömür boyu ağır güvenlik rejimine tabi olarak hapiste tutulmaya mahkum edildi. (adem huduti sadece bir örnektir, belki ve büyük ihtimalle onun da yargılaması da hatalıdır)

    bugün twitter'da gördüm ahmet'in mektubunu. içime bir şey oturdu. gözlerim doldu. bunca adaletsizlik, bunca gaddarlık, kaldıramadım. genç bir avukat olarak, ahmet özdemir'in bir abisi olarak onun hikayesini üç beş kişi duysun istedim. ve sana söz veriyorum ahmet, ama seni unutmayacağız. senin haksızlığa uğradığını tarihe yazacağız.

    hayat sana adil davranmadı ahmet. 14 yaşında okulu bırakıp, sanayide 3 kuruşluk ustaların ağız kokusunu çektin, belki dayaklarını yedin. 20 yaşına kadar bu evlat ne yaptı demeyen devlet aldı seni zorla askere götürdü. bu da yetmedi, sınav sorularını çalan bir fetöcü komutanın emrine verdi. komutanın, vatan evlatları zindanlara atılırken, iktidar tarafından terfi ettirilen bir sünepeydi. bu adamın emriyle seni terör saldırısı diyerek darbeye çıkardılar. sonra o şerefsiz komutanların kaçtı. 5 günlük askerdin ahmet, istanbul'a bile ilk defa gelmiştin. kimse dinlemedi. fetöcüler hsyk'da hakimken büyük şehre tayin olmak için onlara yağ çeken adamlar seni sorgusuz sualsiz hapse tıktılar. sen hapse tıkılırken, adil öksüz serbest bırakılmıştı ahmet. avukat bile tutacak paran yoktu doğal olarak. gerçi tutsaydın da kimse avukatını bile dinlemeyecekti. orgeneralin darbecilikten 15 yıl aldığı yerde sana müebbet verdiler ahmet. bu uğradığın haksızlıklarda benim payıma düşen bir şey varsa, allah bana o paydan dolayı lanet etsin ahmet. sen de beni affet.

    ahmet'in mektubu
    müebbet alması
    ahmet özdemir

    edit: özel mesajdan da bir arkadaş, bir akrabasının da aynı durumda olduğunu yazmış. onun da mesajını paylaşıyorum.
    "yazınızı okurken gözlerim doldu açıkçası. o müebbet yiyen erlerden biride benim akrabam. çocuk üniversitesini bitirdikten sonra askerlikte aradan çıksın evlenirim diyordu. altı üstü şöförlük yapıyordu, darbe gecesi üniformasını giymeden çabuk gelsin diye çağırmışlar, o gece öğrendik ki tutuklanmış. ahmet gibi onunda olaydan haberi yok, güvenlik tedbiri ile gidiyoruz diye götürmüşler."

    edit 2: kaynak soranlar oluyor. bu mektup, posta yazarı gazeteci yazgülü aldoğan'a gelmiş. kaynak

    bu ahmet özdemir'in müebbet aldığını da boğaziçi üniversitesi öğretim üyesi prof. dr. cem say duyurmuş. kaynak

    prof. dr. cem say, fetö'nün kumpas davalarına korkusuzca direnmiş bir akademisyen. kaynak

    edit 3: bazı mesajlarda, bu mektupta yazım hatası olmadığı, eğitimsiz birinin yazamayacağı iddia edilmiş. ancak sanırım bu arkadaşlar akp'li oldukları için yazım kurallarına pek vakıf değiller. mektuptaki hataları çıkardım.
    *cezaevi bitişik yazılır
    *o günü terör eylemi var diyerek kışladan çıkardılar = cümle düşük
    *istanbula geldim = i büyük yazılmalı, a kesme ile ayrılmalı
    *hiçbir bitişik yazılır
    *istanbulda = i büyük yazılmalı, da kesme ile ayrılmalı
    *o günü belediye binasındaki güvenliklerine silahımı verip teslim oldum = cümle düşük
    *enğelli = engelli olacak
    *er'im = e küçük, im bitişik olacak
    *gelmek mi dedikten sonra soru işareti lazım
    *ben ve arkadaşlarım size teşekkür ediyor = ben ve arkadaşlarım size teşekkür ediyoruz olması lazım.
    *sayğılarıma = saygılarıma olacak

    yani mektup profesyonel birinin elinden falan çıkmamış. ortaokul mezunu birisi böyle bir mektup yazabilir. gayet normal bir mektup.

    edit4: özel mesajdan benzer bir olay daha geldi. paylaşıyorum: "benim de amcamın oğlu müebbet hapis cezası aldı tezkeresine 40 gün vardı, 22 ayda 7 mahkeme yaptılar yargılanan erlerin içinden birisi tahliye oldu o er akp'li ....'in hısımı nasıl adalet allah hepsinin belasını versin. diğer erlere 7'şer kez müebbet verdiler toplam 33 er. amcamın oğlu ve diğer 3 arkadaşının olaylara karışmadığı ve silahlarından ateş etmedikleri bilir kişi tarafından ve tanıkların ifadeleriyle mahkemede doğrulandı bu halde salınmadılar. ben sözlüğe bu konuyu taşıyamadım. senden allah razı olsun."

    edit5: meral akşener bugünkü mitinginde müebbet ceza alan askeri öğrenciler ve erler konusunu gündeme getirmiş. kaynak
    ince de cnn'deki programda bu konuya değinmişti. kaynak

  • kraliyet ailesinin yayınladığı rte fotoğrafı

    komplo teoristleri toplanın.

    ingiliz kraliyet ailesinin, 1.6 milyon takipçili resmi instagram hesabı mevcut. bu hesapta aile adına paylaşımlar yapılıyor.

    biliyorsunuz cumhurbaşkanı erdoğan da şu ara londra ziyaretinde. bugün de kraliçe ile bir görüşmesi oldu. görüşmeyi kraliyetin instagram hesabından bir fotoğraf paylaşarak duyurdular. ancak fotoğraf çok ilginçti.

    fotoğrafta erdoğan, doğal olarak kraliçeye bir miktar eğiliyor. ortaya değişik bir görüntü çıkıyor. esas bomba ise arkada, duvardaki tabloda da çok benzer bir görüntüde bir at olması. baktığınız zaman anlayacaksınız. kaynak

    bu kraliyet aileleri hep bir entrika, hep bir zehir, hep bir mesaj, hep bir üstünlük kurmak peşinde ya. iyi ki osmanlıları sürmüşüz de kurtulmuşuz.

    edit: aşağıdaki bir mesajda*, kraliçenin başkalarını da bu tablo önünde karşıladığı söylenmiş. inceledim. bu adamların hiçbiri devlet başkanı değil. hemen hepsi büyükelçi. 1200 odalı bir sarayda herhalde devlet başkanı karşılama odası ile düşük seviyeli misafir karşılama odaları farklı.

    araştırmaya koyuldum. en bariz örnekler abd ve rusya devlet başkanlarıdır diye girdim google'a.

    obama'nın karşılandığı oda merkel

    biraz daha arattım, kadın bütün devlet başkanlarını bu odada karşılamış. afrika ülkelerininkileri bile. kaynak kaynak 2 kaynak 3 kaynak 4

    erdoğan'ın karşılandığı odada ise hep düşük rütbeli görevliler karşılanmış. google görsellerde "elizabeth receives ambassador" diye aratınca full bu odanın resimleri çıkıyor. kaynak

    ilginç.

    not: bu odada karşılanmış yarak kürek olmayan ülke başkanı fotoğrafı varsa, bana gönderirseniz onu da bu mesaja ekleyeceğim. ancak şu ana kadar ben rastlayamadım. erdoğan'ın karşılandığı odada itibarlı hiçbir ülke başkanı karşılanmamış gibi.

    edit 2: bu odada en yüksek düzeyli olarak şimon peres ağırlanmış. bana gelen mesajlarda en yüksek o vardı. ab ülkeleri, rusya, çin, abd, kanada gibi g-8 klasmanındaki ülke liderleri bu odada ağırlanmıyor anlaşılan.

    edit 3: arkadaşlar, olay erdoğan'ın eğilmesi değil. erdoğan'ın eğilmesi ile atlı tablonun oluşturduğu şaşırtıcı uyum ve bunun en iyi açıdan şak diye yakalanıp, tak diye resmi hesaptan paylaşılması.

  • temel karamollaoğlu

    sıfır baraj ittifakı ile partisinin vekil çıkarabileceği yerlerden garanti vekillik almak yerine cb adayı olma cesaretini gösteren adamdır.

    hatta daha ileri gidelim. cumhur ittifakını kabul etseydi bakan olabilirdi temel dede. ama o makam mevki için değil, inandığı doğrular ve türkiye'nin geleceği için siyaset yaptığını gösterdi.

    adam akp'den bakanlığı, saadet'ten banko vekillikleri reddedip, gidip tek başına cb adayı oldu. helal olsun sana temel dede.

  • 23 nisan 2018 tsk'nın meclisi terk etmesi

    tsk'nın siyasallaştığını gösteren rezalet.

    akp'li vekil konuşurken terk etse, burada askeri vesayet diye ağlayacak akp'liler şimdi bu işe bir kulp ararlar.

    hdp'li vekil 5 dk önce "ermeni soykırı", "kürt illeri", "kürt kökenli değiliz kürtüz", "devlet kürt illerinde zulüm yapıyor" derken değil de, konuşma sırası iyi parti'ye gelince gerçekleşmesi de tsk'nın yeni hassasiyetinin ne olduğunu gösteriyor. vatan mı, makam mı?

    bonus (bkz: 23 nisan 2018 rte'nin ysk açıklaması)

  • 23 nisan 2018 rte'nin tbmm'yi terk etmesi

    tbmm'deki 23 nisan özel oturumunda sırasıyla akp, chp, mhp, hdp gruplarının konuşmasının ardından konunşma sırası iyi parti'ye gelince gerçekleşen hadise.

    erdoğan ile birlikte devlet bahçeli ve binali yıldırım da salonu terk etmiş.

    kaynak

    ilginç bir konu daha var, erdoğan ayrılınca tsk komuta kademesi de salonu terk etmiş.

    kaynak

    siyasetin asla girmemesi gereken bir kurum olan tsk'nın, iyi parti sözcüsü konuşacak diye tbmm'yi, devletin en yüce kurumunu terk etmesi kabul edilemez. türk ordusunun tarihine sürülmüş kara bir lekedir.

    hdp sözcüsü dahi konuşurken, demokrasiye olan saygısından en ufak bir hareket yapmayan türk askeri, iyi parti'den neden rahatsız oluyor?

    bonus (bkz: tsk'nın 23 nisan şarkısını sansürlemesi)

    bonus 2 (bkz: 23 nisan 2018 rte'nin ysk açıklaması)

  • kız çocuğu evlenene kadar bakire olmalı

    çok önemli bir açıklamadır.

    genelde bekaret takıntısının kökeninin rızai olmayan ilişkiler olduğunu ortaya koyuyor.

    zerrin özer, tecavüz mağduru olmasaydı yani bu konuda bir travma yaşamasaydı, sağlıklı düşünebilecek durumda olsaydı, böyle düşünmezdi. bunu da zaten itiraf niteliğinde bir açıklama olmuş.

  • benzin pahalıysa neden bu kadar çok araba var

    araba çok değil, yol ağı az ve karayolu ile taşımanın oranı yüksek demek lazım.

    araba çok demek tamamen cahillik.

    türkiye'nin nüfusu 80 milyon, araç sayısı ise 21 milyon. yani 4 kişiye 1 araç düşüyor.

    almanya'nın nüfusu da 80 milyon, araç sayısı ise 45 milyon. yani bizim iki katımızdan fazla araç var.

    neye göre türkiye'de araç çok?

    türkiye'de yıllık satış rakamı 2017'de 950 bin oldu. almanya'da ise 2017'de 3 milyon 450 bin araç satıldı. yani neredeyse 4 katına çıkıyor.

    türkiye'deki her yıl mevcudun %4,52'si kadar yeni araç satılırken, almanya'da %7,67'si kadar araç satılıyor. yani almanya'daki araç sayısı da bizden çok daha hızlı artıyor.

    sonuç olarak türkiye'de araç falan çok değil, aksine az. ve daha da ilginci, türkiye'de araç sayısı artmıyor. aksine azalıyor. zira %5 büyüme, aslında küçülmedir. çünkü %5 büyüme, ancak 20 yıllık araçlar hurdaya çıkınca oluşan daralmayı karşılamaktadır.

    ha ama bizde 20 yıllık araçların hurdaya gitmesi gibi bir durum yok. 1998 model arabaya hepimiz bineriz. fakir ülkeyiz çünkü. bu nedenle %5'lik artış, büyüme gibi algılanıyor. ama objektif kriterlere göre türkiye araç sayısının artmadığı bir ülkedir.

    sokaktaki araç sayısı da çok değil, azdır. ortalama bir türk vatandaşı hayatının çok daha az döneminde bir arabaya sahip olmaktadır. aileden şanslı olmayan bir türk, 30 yaşından önce araba sahibi olması zordur. buna karşılık bir batılı 18 yaşından itibaren, part time kazandığı parayla bile otomobil alabilir.

    peki araç sayısı az ise, yollar neden dolu? park edecek yer neden yok?

    bunun sebebi açık, yolun ve otoparkın az. şehirlerin dar ve sıkışık.

    istanbul'da şu anda şehir içi trafik iki aks üzerinden akıyor : tem ve e-5. şehrin nüfusu 20 milyon.

    batıda ise bu büyüklükteki bir şehirde sayısını bilmeyeceğiniz kadar çok ana arter olur. mesela los angeles'ta 8-9 tane bu şekilde highway var ve bunlar hepsi 5 gidiş 5 geliş yollar.

    ayrıca 20 milyonluk los angeles, 20 milyonluk istanbul'un en az 3 katı kadar alana yayılmış durumdadır. bu halde, senin aracın az olduğu halde, her yer araba gibi görünüyor.

    daha basitleştirelim, 4 katlı bir apartmanda oturalım ve her katta 3 daire olsun. toplamda 12 daire var. apartmanın altında ya da arkasında otopark olmasın. apartmanın önünde, sokağa park ettiğinde ancak 4 araç sığar. bütün apartmanların önüne 4 araç çekse, sokak baştan aşağı araç çöplüğü gibi görünür. ama normalde aslında daire sahiplerinin sadece 3'te birinin arabası vardır. işte bunu türkiye'ye uyarla, durum budur.

    bir de bizde lojistik olarak taşımacılığın karayoluyla yapılması da, zaten az olan yolları iyice dolduruyor. bu sebeple de araç sayısı fazlaymış gibi görünüyor.

    türkiye'de almanya gibi her yıl 2.5 milyon araç satılsa. çok değil 2 sene sonra, şehirlerde gece 1'de bile trafik yaşanır. şu anda araç sayımız çok az ve buna şükretmeliyiz.

  • meral akşener

    parti binasının açılışına bomba gibi başlamış iyi parti genel başkanı.

    "25 ekim'de partiyi kurduk, 29 ekim'de herkes iyi oldu. törenlerde kimse hastalanmadı. demek ki bunların iyi olması için iyi parti'nin kurulması gerekiyormuş." - sn. meral akşener

  • türkiye'nin ekonomide ispanya'yı sollaması

    çok fazla ekonomik veriye boğulmaya gerek yok.

    birkaç basit soru soralım.

    sizce şu anda bir ispanyol mu türkiye'ye göç etmek ister, yoksa bir türk mü ispanya'ya göç etmek ister?

    sizce ispanyol pasaportu ile mi yurt dışında gezmek daha kolaydır yoksa türk pasaportuyla mı?

    sizce bir suriyeliye sorsak hayatına türkiye'de mi devam etmek ister, yoksa ispanya'da mı?

    bu soruların cevabı belli. cevaplara göre hangi ülkenin daha iyi olduğuna karar verebilirsiniz.

  • kemal kılıçdaroğlu'nun tutuklanması

    yargıya verilen emirdir.

  • 500 suriyelinin torbalı'yı terk etmesi

    bu suriyelilerin memleketin her tarafından aynı şekilde siktir edilmesi lazım.

    islamcı zihniyetin demografik değişim yaratmak için bu suriyelileri kullandığını herkes biliyor. ulan avrupa'nın demografisi değişiyor bu salaklar yüzünden. almanya'da yılbaşı gecesi toplu taciz tecavüz vakaları yaşandı aq, tarihte olmamış bir şey bu.

    ben diyorum ki, türkiye'de iç savaş çıksa, bana yakın olan tarafın çoğunluk olduğu ege kıyılarına kaçar ve savaşa katılırım. bunlar ise ülkelerinden kaçmayı seçmişler.

  • gbt yapan polisin facebook'tan istek yollaması

    şerefsizliktir.

    gbt ve dahi bütün kolluk faaliyetleri insanların güvenliği, huzuru ve rahatı için yapılır. kolluk işleminin bir kimsenin rahatsız olması sonucuna yol açması kabul edilemez.

    burada da güya güvenliğiniz için, huzurunuz için gbt işlemi yapılıyor ama neticesinde güvenliğiniz ve huzurunuz tehlikeye düşüyor, tanımadığınız bir karşı cinsten, ürkütücü biçimde arkadaşlık isteği alıyorsunuz.

    gbt işlemi yapan polis sizin sadece adınızı öğrenmiyor. tc numaranızdan, adresinize, iş yerinize kadar öğreniyor. polis teşkilatı 260 bin personel çalıştıran küçük bir ülke nüfusu kadar kalabalık bir teşkilattır. bunun içinde sapığından, hırsızına da her tür manyak çıkabilir. (her meslek grubunda çıkabildiği gibi) nitekim eşini, sevgilisini öldüren polis duymuyor muyuz onlarca?

    ruh hali yerinde olmayan bir polis, bu şekilde ulaştığı bir kadına askıntı olsa, takıntı haline getirse ne olur? bunlar çok tehlikeli şeyler değil mi?

    profesyonel işlerimiz ile, mesleklerimiz ile özel yaşantımızı tamamen ayırmayı öğrenmeliyiz. iki hayatımız arasında köprü olmamalı. öğrencisiyle ilişkiye giren öğretmen de olmamalı, gbt yaptığı kişiyi taciz eden polis de olmamalı. devlet bunu engellemek için en sert tedbirleri almak durumundadır.

  • osmanlı gelecek alayınızı kılıçtan geçirecek

    psikolojik ve sosyolojik açıdan çok geniş bir arka planı olan bir tehdittir.

    köyünden büyük şehirlere göçüp, asgari ücret alarak haftada 60 saat civarı çalışma yapan insanımız, ne aldığı parayla istediği gibi bir hayat yaşayabiliyor ne de aslında sağlıklı kalabileceği bir hayat yaşayabiliyor. alınan ücretlerle et, süt gibi protein yönünden zengin besinler tüketemiyor, zihnini dinlendirecek sosyal faaliyetlerde bulunamıyor, tatile gidemiyor. bu durum hem fizyolojik anlamda hem de psikolojik anlamda bir enkaz yaratıyor. otobüste, metroda böyle çok insan görüyoruz. bu insanlar yaşamıyor, bu insanlar hayatta kalıyor.

    bu durumun bünyelerinde yarattığı enkaz etkisi de bir öfke problemi yaratıyor. şu sokak röportajları var ya, orada soruyorlardı sizi ne öfkelendirir diye. adamın biri de demişti ki, bizi her şey sinirlendirir çünkü paramız yok.

    http://galeri12.uludagsozluk.com/…iz-yok_844390.jpg

    şimdi bu insan da tabi tatmin olacak yerler arıyor hayatında. işte ezil, sokakta ezil, otobüste ezil, ailede ezil; sonuçta bir yerden bunca ezikliğin tatmini gerekiyor. bazı ülkelerde bu ezilmeler seks ile telafi ediliyor. örneğin sovyetlerden dağılan ülkelerde de ciddi fakirlik var ancak dindarlık pek etkin olmadığı için deli bir cinsel hayat var. insanlar cinsellikle rehabilite oluyor. türkiye'de din nedeniyle o da yok. bizde de siyasetten patlıyor.

    güçlü lider isteği de oradan geliyor aslında. ben güçsüzüm ama benim liderim güçlü olsun bari anlayışı var. oradan tatmin ediyor kendini. kendi hayatında altında kaldığı kişilere posta koyan bir lider. kendini azarlayan patronuna kürsüden laf eden bir lider. tayyip erdoğan desteğinin en büyük nedeni din değil, bu bence.

  • isveçli bakanların iran cb'si için türban takması

    çıkıp dini hassasiyetlere hoşgörü ile savunulamayacak rezil ve acizce hareket.

    iranlı kadın bakan seninle görüşürken başını açıyor mu ki sen onunla görüşürken başını örtüyorsun. diplomasinin temeli mütekabiliyettir. diplomaside hoşgörü falan yoktur.

    bizim rte dini hassasiyet ayağına yurt dışına gittiğinde kilisede günah çıkarsa olur mu? ne alaka?

    esas dini hassasiyetin varsa bu inanç özgürlüğü noktasında olmalıdır ki, bu durumda da isveçli bakanlar müslüman olmadığına göre türban takmaları özgürlük ve demokrasinin tamamen tersine bir harekettir.

  • 24 ocak 2017 meltem cumbul'un hayır demesi

    an itibariyle gelmiş kontr-ataktır.

    helal olsun. işte cesur türk kadını.

    https://twitter.com/…cial/status/823980609202700289

    edit: cem yılmaz ne yapmaya çalışıyor sizce?
    (bkz: 24 ocak 2017 cem yılmaz'ın alo demesi)

    edit2: athena gökhan da bir şeyler yapmış.
    (bkz: 24 ocak 2017 gökhan özoğuz'un atatürk paylaşımı)

  • türkiye iç savaşı

    iç savaş ile ilgili endişelerini paylaşanları hapse tıkarak önlenemeyecek iç savaştır.

    aksine, milleti sadece konuştuklarından ötürü hapse tıkarak iç savaşı hızlandırırsınız.

  • 2016 ekonomik krizi

    yok demekle yok olmayan krizdir.

    kamu alımlarını kısan siz, benzine 1 ayda %10 zam yapan siz ama kriz olduğunu kabul etmeyen de siz...

    kriz yok, ekşiciler boşa sallamasın.

    ardından gelen haberler
    - dolar 3.10 oldu
    - benzine %10 zam geldi
    - memur alımlarını durduruyoruz
    - memur zamlarını azaltıyoruz
    - taksitli alışverişi serbest bırakıyoruz

    şimdi bu haberlerle, kriz yok söylemi uyumlu mu?