debe başlıkları

mukemmelligi hizlandiramayan adam7
profili

  • sözlükçülerin en az 2 kez bitirdikleri dizi

    (bkz: how i met your mother)
    (bkz: prison break)
    (bkz: friends)
    (bkz: spartacus)
    (bkz: 24)
    (bkz: supernatural)
    (bkz: banshee)
    (bkz: two and a half men)
    (bkz: dexter)
    (bkz: six feet under)
    (bkz: game of thrones)

    ömrüm yeterse bu dizileri en az 20 kere daha izleyeceğim.

  • avrupalı kız ile türk kızı arasındaki farklar

    türk baba ve sevgilisi ile, yabancı baba ve sevgili arasındaki farklara bakılırsa, aradaki uçurumun sebebi anlaşılabilir. bir de hangi maksatla sürekli insanımızı aşağılıyoruz? türk kadınını beğenmeyen erkekleri uzaylılar değil, yine bir türk kadını yetiştiriyor. rahatsız olunması gereken türk kadını ya da erkeği değil, türk mantalitesi. çünkü kadın ve erkek arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkları, toplum yapısının cinsiyetleri eşit tutmaksızın birey yetiştirmesinden kaynaklandığını düşünüyorum.

  • bir kadın için çabalamayan erkek

    mutlaka bir nedeni vardır. kadına kaçma, erkeğe ise kovalama görevini boşverin.

    sürekli bundan bahsederiz:
    "emek."
    önceleri kalbimizi şöyle avuturuz,
    "hep denedin ve hep yenildin. olsun. yine dene ve yine yenil. daha iyi yenil."
    sonra da avutma şeklimiz şöyle değişir;
    "olmuyorsa, zorlamayacaksın."

    bu ateşli ve kararlı duruşumuzdan, son derece kaderci ve de şiirsel felsefik ruh halimize kolay geçmiyoruz ama.
    öncelikle şunu belirtmek gerek;
    çabalamak iyi güzel ama bir erkek neden çabalamalı?
    nedir bu? yarış mı? final maçı mı? neden ilişkiler doğal ve karşılıklı çekimle değil de bir tarafın çabalaması, kendini kahretmesi, yorulması, tükenmesi üzerine kurulmaya çalışılıyor? özellikle kadınların erkeklerden ekstra çaba ve ilgi beklemeleri ve bu ilgi beklentilerini haklı çıkarmak adına erkeğin kendilerini "çalışarak" hak eden bir taraf olarak görmelerini anlamam mümkün değil.
    şimdi çabalamak nedir? atıyorum bir kadını seviyoruz diye 6 saatlik yol tepmek mi çaba, o seni gördüğüne mutlu bile değilken?
    ya da yine atıyorum boynunda dursun ve baktıkça seni hatırlasın diye pahalı mı pahalı kolyeler almak mı, o senin yüzüne sahtece gülümserken?
    onun için yemekler hazırlamak mı, her doğum gününde ve yıldonümlerinde aynı klişeleri düşünmek mi sizin şu sikik "çabanız?"
    sizi sevmeyen birine, sizi sevdirtmek için, onca yolu denemek mi çaba?
    yahu sevgi hiç zorla olur mu? aşkla bağlanmak taktiğe ve tekniğe bakar mı?

    velhasılkelam, erkek sevdiği ve kendisini seven kadın için çabalamalı. değmeyen ve kendisini sevmeyen, bahaneler üreten bir kadın için çabalamaz. çabalanmaz, yıpratır çünkü erkeği.
    nasıl denir; "keşke şöyle yapsaydım belki severdi deme. o senin için ne yaptı da sevdin sanki? akıl işi değil bu. gönül sevdi mi gerisi bahane."
    öyle işte.
    zorla yenmemeli aş. çünkü ya karın ağrıtır ya da baş.

  • türk kadınlarının orgazm olamaması

    masters&johnson ve kinsey raporları, daha sonra da shere hite'nin "kadın cinselliği üzerine rapor"u yayınlandıktan sonra dünya şunun farkına vardı; kadınların çoğu orgazm olamıyor. tabi biz erkekler olayı çok yanlış anladık ve bunun sebebi kesinlikle birlikte olduğu erkektir diye düşünüp tasalandık ve bir görev bilinci edindik; "ben diğer erkeklerden farklıyım" dedik. işte burada erkek; kendini diğer erkeklerden farklı bir yere koyarak, narsistik bir tatmin sağlayıp, aynı zamanda da kadınların sorununu sadece erkeğe indirgedi. kadın orgazm olabiliyorsa erkeğin başarısı, olamıyorsa erkeğin başarısızlığı. kadın denklemde yok amına koyayım. işte burada 70'lerin ikinci kuşak feministleri "ben kendi orgazmımdan sorumluyum" diyordu. kastettiğim "türk erkeklerinin tamamı seks machine" anlamı taşımıyor elbette. ve tüm bu orgazma giden yolun, sürekli yarısından dönülmesinin yegâne sebebi kadınlardır da demiyorum. şunu kabul etmeliyiz; cinselliğin tabu sayıldığı hastalıklı bir toplumda yaşıyoruz. yemek yemek kadar, su içmek kadar ve evde uyumak kadar elzem olan bu sevişme arzusu, ülke de sadece erkeklerin tekelindeymiş gibi gösterilirse, burada daha çok ağlarsınız "aşkım yapma dediği için, orama burama dokunma dediği için, ışıkları kapat dediği için" diye.

  • neşeli kaprissiz anlayışlı huzur veren kadın

    hiçbir özelliğin sürekliliği yoktur. kadın veya erkek gözetmeksizin kimse hayatı boyunca neşeli, kaprissiz, anlayışlı, huzurlu olamaz. genel özellikleri veya çabası bu yönde olabilir. fakat en nihayetinde insanız. her birimizin sinirlendiği, suratını astığı, karşısındakini yeterince anlayamadığı, anlamak için efor sarfetmediği, kırdığı ve kırıldığı, güldürdüğü ve güldüğü ve nihayetinde ağladığı ve ağlattığı anlar mutlaka olacaktır.

  • eşek gibi çalıştıktan sonra erkeğe yemek yapmak

    içeri gidip televizyon izlemek yerine mutfakta sizinle muhabbet ediyor, yardımcı oluyor ve masayı kuruyorsa ne ala. hatta sadece kendin için yemek yapmaktan daha mutluluk vericidir. hayat yardımlaşan insanların varlığı ile daha güzel.

  • ekşi itiraf

    kendimi özlüyorum bu ara. eski deli dolu hallerimi. sevdiğim ve sevildiğim zamanları. deli gibi yağan yağmura inat sokakta kahkahalar attığım o mutluluk patlamalarımı. özlüyorum kendimi. hem de çok. kimseyi özlemediğim kadar. kimsenin beni özlemediği kadar. kötü bir şey anlatırken bile gülümseyen yüzümü özlüyorum.