debe başlıkları

walnutbreaker2
ekşi sözlük profili

  • arif v 216

    birçok kişinin gözünden kaçan (en azından sözlükte bahseden yok) sadece bir kaç yerde bahsedilen ince bir gönderme de şöyledir.

    gora yazılırken arif karakterinin gerçek adı samidir ve bütün senaryo sami karakteri üzerine yazılır. daha sonradan sami kulağa hoş gelmediği için cem yılmazın babasının adı olan arif ile değiştirilir. hatta cem yılmaz karakter ismini son anda değiştirdiklerini, son dakikada yazım programındaki ‘şu kelimeyi bul ve hepsini değiştir’ yöntemiyle samiyi arif yaptıklarından bahseder.

    --- spoiler ---

    geleceğe gittiklerinde ise arif pembeşekere kafayı yemiş bir şekilde

    -bundan sonra sami de bana sami benim adım samiyim ben

    gibilerinden laflar söyler

    pembeşekerin cevabı ise şu olur

    - ben arif diyeceğim kulağa daha hoş geliyor

    --- spoiler ---

  • aykut kocaman

    kendisinin oynattıgı futbolu bir çok fenerbahceli begenmez ve alex olayı yuzunden de bir cok fenerbahçelinin kendisinin teknik direktör olmasına sıcak bakmadıgına eminim. geldiğinide ligi ve fenerbahceyi iyi bilecegını için şampiyonluk yarısında olacagına neredeyse emin olsam da "aykut kocaman ve 7 önliberolar" ekolü yüzünden taraftarın gozune hos gelen bir futbol olmayacagını dusunuyorum. fakat herseye ragmen bu adamın oynattıgı yarı finale şans demek kötü futbol demek haksızlıgın önde gidenidir.

    yarı final oynadıgı sene fenerbahçenin oynadığı maçlara bakarsak:

    marsilya, mönchengladbach ve limassolun oldugu gruptan lider olarak çıkma başarısı göstermiş. marsilya'ya kadıköyde top göstermeden 2-0 önde götürürken uzatmada duran toptan yediği 2 gol ile berabere kalırken, deplasmanda 1-0 ile marsilyayı devirmiş. (kadıköydeki 2. gol alex'in fenerbahçe formasıyla attığı son goldür) grubun zayıf ekibi limassolu içerde dışarıda rahat geçerken, almanya'da mönchengladbacha karşı 4-2 gibi çarpıcı bir galibiyet almış.

    sonraki turlarda pek de avrupa ligi seviyesinde olmasa da bate barisov ve victoria plzeni elemiş( bu iki maçın da kadıkoyde seyircisiz olma ve bate deplasmanında meirelesin daha birinci dakikada kırmızı kart görmesi gibi dezavantajları oldugunu belirtmek gerek).

    çeyrek finalde ise ünlü italyan kulubu lazio'yu çok iyi bir futbolla kadıkoyde 2-0 geçerken, deplasmanda kontrollü bir oyunla istediğini alarak 1-1 ile dönmüş.

    yarı finalde ise o ana kadarki en zorlu rakibi benfica'yı kadıkoyde 1-0 lık galibiyet ile portekize yollamış( bu maçta fenerbahçe'nin biri penaltıdan olmak üzere 3 topunun direkten döndüğünü ve bir tanesi bile gol olsa final oynamış olacagını belirtmek gerek) bu aşamaya kadar oynadığı 13 maçta sadece 1 mağlubiyet almış olması ise oldukça dikkat çekici bir istatistik. yarı finalin 2. maçına ise hatırladığım kadarıyla oldukça eksik bir kadro ile çıkmak zorunda kalmıştı fenerbahçe ve o dönemde altın çağlarını yaşayan cardozolu gaitanlı maticli benficaya 3-1 mağlup olmuştu.

    sonuc olarak kendisinin futbol anlayısını beğenmesem de yukarıdaki özete bok atmak ayıptır. gelişini onaylamsam da zico ile birlikte fenerbahçenin avrupadaki en başarılı sonuçlarını almış teknik direktördür