debe başlıkları

darkcape19
profili

  • 31 temmuz 2018 pkk'nın yüksekova saldırısı

    çok sevdiğim bir devre arkadaşımdı hakan.

    izmir karşıyaka'lıydı... karşıyaka'nın verdiği havayla hafif fırlamaydı, espritüel ve insalcıldı. (şimdilerde hümanist diyorlar)

    güneydoğu'da bir ilçeye atanmıştı. terörün en yoğun olduğu dönemdi 90'lar...

    yeni evliydi, bir de 2 yaşında bebeği vardı.

    o yıllarda genç insanların araba alma şansı yoktu. o da eşini ve bebeğini alıp, o bölgeye giden bir firmadan 2 bilet aldı. nereden bilecekti ki, otobüs firmasında bilet kesen terörist yatakçısının kendisini ihbar edeceğini.

    görev yerine 100 km kala otobüsün yolu kesildi. içeri giren onlarca pkk piçleri direk hakan'ın koltuğuna giderek, kendisini ve kucağında bebeği ile eşini aşağı indirdiler. dipçiklerle vurarak yere indirdiler.

    eşinin tüm yalvarmalarına rağmen, hakan'ı otobüsün yanında özellikle başına sıkarak kurşuna dizdiler. bunu bütün otobüs yolcuları pencereden seyretti.

    hakan'ın bebeği bugün yetişkin. bu olayı hatırlamıyor ama biz unutmuyoruz. bunun karşılığı bir gün olmalı diye bekliyoruz.

    fazla beklemek de insanın sakinliğini yok ediyor.

  • özlem tekin'in milas'ta kulübede yaşaması

    sevdiğim bir sanatçıdan çok güzel bir hareket.

    ama uzun süre dayanacağından emin değilim. şöyle ki:

    okuduğum kadarıyla, milas'ın bir köyünden 17 dönüm tarla almış. bir kulübede yaşıyormuş. bazı arkadaşlar da bu duruma imrenmiş falan.

    gerçekler şöyle arkadaşlar;
    benim 3 dönüm kadar bir tarlam var. tek kat küççük 2+1 bir yığma ev yaptım. zeytindi, nardı, kayısıydı ağaçlar var. bir bölümüne de hobi olarak domatiz, sovan felan diktiydim. kırk yılın başı gidiyorum. yazlık kuşadası'nda bu tarla 8-10 km ötede, taa kirazlı köyünde.

    2 gün önce gittim. hem acurları sulayayım, hem de akşam verandada bi mangal yapayım. rakıyı da açayım, sessiz doğanın sesini dinleyeyim diye.

    gündüz sulama yaparken önümden bi tane siyah renkli bir yılan geçti. karamamba mı ne anlayamadım amk?
    fidanların altını açarken de bir akrep çıktı. rengi sarı felan ama kuyruğu vurdu mu hoplatır sonuçta :)

    sonuçta ben rakımı içip, sızdım. ertesi gün plajıma döndüm. sevgili özlem buna dayanabilir mi? :)

  • çocuğum tuvaletini yapıyor partisi

    bugün; ilkokul 1'inci sınıf bir öğrenci, kendi öğretmeni olan kuzenimin kolunu ısırmış (kendisi öğrencileri tarafından sevilen, yumuşak ve çocukları çok seven bir öğretmendir). olaya müdahale eden müdür yardımcısını ise tekme içinde bırakmış. rehberlik öğretmenine ise tükürmüş. (nasıl prens gibi yetiştirildiyse)

    sebebini şimdi anlıyorum.

    siz yapın çocuğunuza, "tuvalet" partileri... kendiniz kral/kraliçe değilken çocuğunuzu prens/prenses gibi yetiştirin.
    sonuçta hiç bir şey olmayacak o dahi sandığınız çocuklarınızdan.

    sen nesin ki, çocuğun ne olacak?

  • ülke beka sorunu yaşarken rte'ye düşman olmak

    beni tanıyanlar bilir, yaşım biraz büyük.

    ülkenin, tabiri caizse teksas gibi olduğu dönemlerde ortaokul öğrencisiydim. her gün olayların olduğu ve birilerinin gözümüzün önünde kalabalık gruplar tarafından acımasızca dövüldüğü, hatta öldürüldüğünü gördüm o çocuk gözlerimle.

    yaşadığım şehirde lise eğitiminin (boykot ve olaylar yüzünden) zor olduğu bir dönemde, biraz da ailemin isteğiyle askeri liseye gittim.

    okulun ilk yıllarında, bir yaz tatilinin son günleriydi (eylül ayının ortaları) ve evde fosur fosur uyurken, sabahın köründe annemin dürtmesiyle uyandım:

    "kalk kalk, darbe olmuş!"
    "nedarbesyavv?"
    "kalksana zıpır. darbe diyorum."

    (tipik ergen davranışı) "of yaa..."
    (annem ağlamaklı) "demirel'i asarlar mı?"
    (ben hala olaya adapte olmamış, uykulu bir şekilde) "neden ağlıyorsun ki? kimi asmışlar?"

    derken okuldan telefon gelir ve tatil bitimini erkene alırlar ve biz okula gideriz.

    bu olayı neden anlattım? bu ülkede anlattığım bu olay dahil, yaşadığım sürece bir sürü ciddi gelişim oldu ama hiç bir zaman "beka" olayı olmamıştı. çünkü beka demek, "hayatta kalmak" demektir.

    bu millet "beka" konusunu en son 1'inci dünya savaşı sonrası yaşamıştır.
    gerçekten hayatına kasteden düşmanları da rahmetli mustafa kemal önderliğinde başından defetmiştir.

    eğer şu an bir "beka" sorunu varsa, bunun sorumlusu 15 yıldır bu ülkeyi yöneten, gaflet, dalalet ve hiyanet içindekilerdir.

    şimdi bu başlığı açan insana soruyorum:

    "kime düşman olalım?"

  • bir kadını kendine aşık etmenin yolları

    (erkek olarak, tecrübelerimi aktarıyorum)

    evlilik öncesi:

    sevdiğini göster.
    sahip çık, yarı yolda bırakma!
    kibar ve nazik ol!
    cimrilik yapma! (ama maddi durumuna göre davran)
    yalan söyleme! (ama gerçekleri söylememek, yalan söylemek değildir)
    istemiyorsan, ayrılma konuşmasını yüz yüze yap. mesajla, maille vb. değil.

    evlilikte:

    aldatma! (başkasını seviyorsan, önce ayrıl, sonra ne istiyorsan yap)
    eşine şiddet uygulama!
    münakaşalarda hakaret etme, onur kırıcı sözler söyleme!
    dargın bile olsan yatağını ayırma, o gecelik sırtını dön sadece.
    başkasının yanında kesinlikle eşini eleştirme.
    onun olumsuz yönlerini (en yakınına bile) söyleme!
    annenle eşin çeliştiğinde, kimsenin tarafını tutma!
    paranız ortak olsun, maddi sıkıntıyı iki taraf da hissetsin.
    özel günlerinizi unutma! doğum ve evlilik günü yeterli.

    bunları yapan erkek, her kadın tarafından seviliyor.

  • örtünmeyen kadınların cehenneme gideceği gerçeği

    peygamberin bile kendisinin cennete gidip gitmeyeceğini bilmediği bir dinde, bu sapık çıkmış, birilerine cehenneme gideceksiniz diye allahlık taslıyor. kafir midir, münafık mıdır nedir?

    bu tip saftirik troller, aksi iddialar gelince hemen kaçabiliyor. o yüzden kendini allaha şirk koşan bu salağın yazdığı entiriyi şuraya koyalım.

    ekran

  • konya milli eğitim müdürlüğü çalıştay raporu

    (bkz: konya milli eğitim bakanlığı)

    konya, devlet oldu da haberimiz mi yok?

    edi: başlık taşınınca entrinin esprisi kalmadı, yine de silmeyelim onca fav boşa gitmesin bari.

  • inönü'ye fatiha okutur hale getirdiniz milleti

    talihsiz bir beyan.

    meral hanım,

    tayyip'e rakip olarak çıktıysan eğer; senden, onun ayaklar altına aldığı değerlere sahip çıkman beklenir.

    ismet paşa, türk kurtuluş savaşının batı cephesi komutanıdır. kurtuluş savaşı süresince düşmanın ezici bir üstünlükle sürekli ilerlemekte olduğu ve birliklerimizin karşı koyamadığı ve ankara'ya çok yaklaştığı dönemde batı cephesinde yapmıştır komutanlığını.

    mecliste bütün vekiller ümidini kaybetmişken, ismet paşa'dan gelen bir haber ortalığı aydınlatmıştır. kurtuluş savaşı sürecinde, ilk kez inönü muharebelerinde düşman yenilmiştir.

    bunun üzerine başkomutan mustafa kemal paşa, ismet paşa'ya çektiği telgrafta; "siz orada sadece düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz." demiştir.

    bu tarihten sonra düşman ilerlemeleri durmuş, türk ordusu toparlanma fırsatı bularak bir yıl sonra büyük taarruzunu gerçekleştirilebilmiştir.

    demek ki neymiş; ismet paşa 'nın tek başarısı ülkeyi 2. dünya savaşına sokmamak değilmiş. nankörlük yapmayalım. ismet inönü üzerinden yaptığınız bu popülist ve dindar kesime yaranma beyanı olmamış meral hanım! yazıklar olsun.

  • türkiye'de internetin ilk yılları

    biri gelip de;
    "abi 146 çevirince internete giriliyomış, denesene bi" diyinceye kadar her şey iyiydi mınaki ://

    telefon faturası gelince, evden kaçtım. halen laylon evde, köprüaltındayım. babama naylon demeyin, anlamaz!

  • 30 yaşında hala metal dinleyen insan

    gençliğinde ne tür müzik dinliyorsa, ölünceye kadar aynı türü dinleyen insandır.

    ne diyorsun anlamıyorum ki; kırk sene rock ve metal dinleyip, serdar ortaç'a mı dönüş yapalım?

  • başörtülü kızların master of puppets çalması

  • inançlı birinin atatürk'ü sevme sebebi

    atatürk'ün;
    islam dinini yobazlardan temizleyip tekke ve zaviyeleri yasaklaması,

    türk insanının, kendi dinini birinci elden, ana dilinde öğrenmesini sağlayıp kuran'ın en temiz mealini yaptırıp yayımlaması,

    tbmm'ni 23 nisan 1920 cuma günü, cuma namazından sonra dualarla açılmasını teklif ederek, kutlanmasını istemesi,

    diyanet işleri başkanlığını kurarak, türkiye cumhuriyetini kuran bütün insanların dini inanışlarını savunacak bir oluşuma ön ayak olduğu için olmasın?

  • fakirlerin isyan edip ayaklanmama nedeni

    - bak şimdi, benim yatım, villam var ya...
    + evet
    - yatımda kaptanım ve miçolarım, villamda havuzum, hizmetçilerim var ya...
    + evet
    - sen bunlara göz koymazsan, ibadet edip bulunduğun duruma şükredersen senin de olacak.
    + ne zaman?
    - ölünce, öbür tarafta.
    + a iyiymiş.

    (bkz: bütün dinlerin fakirlere seslenmesi)

  • ilk kez sigara içeceklere tavsiyeler

    sözlük kusura bakmasın. tanımsız bir başlangıç yapacağım.

    ilk kez içtiğim zamanlar henüz ergenliğin başlarıydı. üstelik yatılı bir okulda ve yasaklara inat olarak büyüdüğümüzün bir sembolü gibi içiyorduk. tuvalette yakalanıp, ceza da aldık, dayak da yedik.

    sonra gençlik dönemlerimizde, o kadar yaygındı ki, (saygın bir devlet okulunda okuyordum) devlet bize (isteyene) aylık sigara istihkakı veriyordu.

    her yerde serbestti. tatillerde memlekete giderken, otobüste bir paket bitirirdim. hatta bir yolculukta, önümdeki güzel bir kız sigara istemişti de yanına geçip ikram etmiş ve arkadaşlık kurmuştum :)

    o günlerde neredeyse içmeyenleri dövüyorlardı.

    eve gelen misafirlere özel, orta sehpada çeşit çeşit misafir sigarası olurdu. misafirliğe gelenlere; "ölümü öp, al bi tane." denirdi.

    düğün salonlarının girişinde bir genç kızın eline sigara tepsisi verilir, her markadan dal dal sigaralar tepsiye dizilir, gelen misafirlere ikram edilirdi.

    neyse, bu ortamdan 28 yıl sonra bir gün sabah iş yerime gelip, odama girip masama oturdum. bir sigara yaktım. sigaranın ucuna baktım. sonra ilk kez düşündüm:

    "kaç yıl oldu?"
    "28 yıl"
    "bu sigara, bu sabah kaçıncı sigaran?"
    "beş"
    "saat kaç?"
    "8.30 falan"

    ilk sigaramı kalkarken yatakta yakmışım.

    oysa ilk başladığımda, içime bile çekmiyordum.
    sonraları, içime çekerken bile arada bir, ondan bundan bir dal otlanıyordum.

    bunun aşamaları ilk önce bir paket sigara almakla başlıyor. o paket bir hafta gidiyor...

    sonra haftada iki paket, sonra her gün bir pakete gidiyor.

    günde iki pakete gittiği an ben uyandım.

    bırakalı 9 yılı geçti. ağzıma sürmedim. bir nefes bile çekmedim.

    hiç bir zaman, hiç içmemiş bir insan gibi olmadım. bırakmak çözüm değilmiş. "ben bunu istediğim zaman bırakırım." demeyin, bıraksanız bile, hiç bir zaman içmemiş insan gibi olmuyorsunuz. bana olanları size yazmayacağım. genç yaşta öleceksiniz. yaşasanız da en az bir bacaktan yoksun, tekerlekli sandalyede olacaksınız.

    sözüm henüz bir kaç dal içmişlere, hemen onu bir kenara bırakın.
    alışmışlar ise bırakın arkadaşım. (elektronik sigara kullanın. en iyisi o!)

    ben uyarayım da...

  • çalışılan pozisyonlar ve maaşları

    şöyle insanlar olacak yakında;

    yaş: 20

    meslek: emekli milletvekili

    çalışma saati: çalışma olayı yok (2 yıl çalışır gibi yaptım, bitti:) )

    maaş: 15 bin tl aylık (ömür boyu... her sene artacak ama)

    sağlık güvencesi: kendim dahil tüm sülalem (ömür boyu)

    bu referandumda evet diyenler, malum partinin büyükbaşlarının şu an 15-16 olan ve 2019'da 18 yaşında olacak çocukları ve bilumum yeğenlerinin geleceğini de güvence altına almış oldu!

    bunun farkında olmadıklarını biliyorum ama yine de söylemek istedim.

  • 30 yaşında birinin sahip olması gereken şeyler

    (bkz: aile terbiyesi)

  • cumhurbaşkanımız dön demeseydi orada ölecektim

    (bkz: giderken bize mi sordular?)
    (bkz: mavi marmara)

  • bütün dinlerin tek cümlelik özeti

    (bkz: ölmekten korkuyom)

  • hızlı trende baba kızın beraber oturamaması

    okuyunca, insanın denemek için kızını yanına alıp trenden bilet almaya gitme isteğini arttıran haber.

    haberdeki arkadaşın söylediği gibi bir cevabı alırsam, o görevliyi iki elimle bilet bankosunun içerisinden çekip, yere yatırıp, ayakkabımın topuğuyla kafatasını çatlatmak geçiyor bir an içimden.

    sonra sakinleşip entirilerin devamını okuyorum. sanki provokasyon habermiş gibi geliyor. bu kez haberi yapan ve buraya taşıyan arkadaşı yere yatırıp, pis burun bir vursam mı diyorum.

    çok sakin ve mülayim bir adamdım ben. nebçim oldum yaa...