debe başlıkları

vodafone arena

  • açıldıktan sonraki yaklaşık dokuz aylık süreçte 1 şampiyonluk, 1 darbe, 1 terör saldırısı gören ancak henüz mağlubiyet görmeyen stadyum.

  • bu taraftar profili degisti lafi bana cok acayip geliyor ya.

    beşiktaşi kalpten sevmek ve tribunden desteklemek için parasiz olmak gerekiyor size göre cidden?

    eski inonudeyken, ben 30-40 lira biletimi alip sirada bekledigim an, stada gozumun onunde çift turnike yapip beleş giren, girince de tribune elindeki turborg kirmiziyi gosterip bunun akabinde tribundeki ekibinde alkiş alan ve tum maçi kafasi guzel, sirti sahaya dönük takip eden eleman benden daha mi çok seviyor yani size göre beşiktaşi??

    bu mu kriter abi ciddi ciddi??

    beşiktaş halkin takimi tamam da;
    2 milyon euro maaş alan quaresma sahaya çikip armayi öpünce size göre en kral beşiktaşli olurken ben passolig+1000 tlye kombine aldigimda züppe+yeni nesil seyirci mi oluyorum???

    arkadasim surdaki devasa celiskinizi goremiyor musunuz harbiden??

    dün skor 1-0 ken, dinamo kievli futbolcular kalemize 15 metre mesafede top cevirirken, bizim cocuklar sahada stress icinde götlerinden solurken, hemen dibindeki tribundekilerin sahaya tamamen sirtini dönüp üst tribune kartal gol gol gol diye bagirmasi, onlar asagidakilere bakip bagirmasi ama o sirada benim maçtaki pozisyonlara tepki gostermem beni seyirci, onlari taraftar mi yapiyor?? onlar buyuk beşiktaşli biz paraci tayfa miyiz?? biz çakma beşiktaşli miyiz??

    takim sahada götünden solurken, 1-0 i korumak icin yirtinirken tribunlerin maçin stres ve heyecanindan tamamen alakasizca "sevemez kimse seniiiiiii benim sevdigim kadaaaaaaar" demesi onlari benden daha buyuk beşiktaşli mi yapiyor yani cidden??

    sen sevemez kimse seniiii derken, aboubakara 3 kievli birden faul yapiyordu lan!!!! senin o sirada kievli futbolculari islik manyagi yapman, hakemi yuhalayip faul+ sari kart aldirtmaya calisman gerekmiyor mu sizce yani??

    aboubakara 3 kisi birden hayvan gibi faul yapan kievli topçular ve hakem tribunleri duyup "abi adamlar seviyor be ya, sert oynamayalim birakalim gol atsinlar beya" mi diyor acaba??

    herkesin dilinde bi profil degisti, passocular geldi vs laflari donuyor. bir seyin degistigi yok kardesim. o stadyumda herkes besiktasli, herkes kalpten bagli.

    ben acikcasi sevemez kimse seni denilirken mactan kopup gidiyorum. ne zaman ki hakeme islik tepki basliyor o zaman diyorum seyirci bu maçi istiyor. eminim futbolcu da bundan 1 gram farkli dusunmuyordur. isliklayan herkesin yuregine saglik. derbi ve kiev macinda tribunde elinizden geldigince hakemi de rakibi de etkilemeye calistik. simdilik bu kadar elimizden geliyor. gittikce daha iyi olacagiz ve takim sahada stressten geberirken tribunde birbirlerine kartal gol gol çekip maçi izlemeyen tayfa da degisecek diye dusunuyorum. o zaman bu stadyumdan harbiden kimse cikamaz hale gelecek.b

    yanlis anlasilmasin, tezahuratlara da katiliyorum. o da bu stadin ruhudur. onu yapanin da eline yuregine saglik. yillarini inonuye vermiş tribuncu arkadaslarin hepsinin eline koluna yuregine kalbine saglik. ama şu profil degisti sacmaligini birakin. herkes beşiktaşli. yeni stadyumda daha efektif olalim istiyoruz. onun yolu da rakibi ama en onemlisi hakemi etki altina almaktan geciyor. bunun yolu da şarki turku degil, islik ve reaksiyondur. mesele bu.

  • 416. blok (yani maraton üst tribün) 11.sıra 42 numarada bulunan kel arkadaşım. sana bir çift sözüm var. ha bunu yüzüne söylediğim halde anlamamakta ısrar ediyorsun. senin o dümdüz olan beyin kıvrımına 'saygılı ol' kavramını nasıl yerleştiririz bilmiyorum. seninle birlikte bu barzoluğu yapan herkese bir çift sözüm var aslında. çok sinirliyim. başlıyorum. hazır mısınız?

    son 2 maçtır görüyorum seni. koltuğun üzerine çıkmaman için 2 seferdir uyarıyorum. birincisinde indin teşekkür ederim. maç boyu dönüp dönüp tip bakışlarınla beni korkutmaya çalıştığının da farkındayım. ama yemedim. ikinci uyarımda 'sen de çık koltuğa ' dedin. 'koltuklar dünyanın parası kıymayın. bu stadyum için çok bekledik' dedim. dönüp olay çıkaracaktın sanırım ama o ara gol yedik.
    doğu üst tribünlerinin açısı o kadar dik ki aşağı uçmayalım diye yetkililerimiz demir bile koymuşlar önümüze. sen koltuğun üzerine çıkıp bir ayağını da demire koyunca dünya daha güzel bir yer olmuyor canım kardeşim. şenol hoca 'ulan bak adam inandı ta tepelere çıktı ben bi talisca'yı oyuna süreyim' demiyor. arkandaki ben, senin koca kafanı kalenin orada görüyorum. bu hareketinin kendine bir faydası olmadığı gibi koca stadyumda tek zararı bana. maç seyir zevkimin içine ediyor o koca kafan. gs maçında fabricio yerine senin koca kafan vardı kalede mesela. c90 görüş açım sayende c48-c38 oluyor. ha maç boyu cayır cayır içtiğin sigaranı 2.devre küçük yeğenimle beraber geldiğim maçlarda da içte gör bak ben o sigarayla senin hayal gücünü nasıl zorluyorum.

    şu koltukların üzerine çıkmayın sayın seyirciler/taraftarlar/fanatikler/holiganlar/her ne zıkkımsanızlar!!! sana git matematik olimpiyatları sorusunu çöz demiyorum ya da varoluş sancılarından kurtulmanın yollarını soran da yok! basit ya. bak basit valla billa. bak anlamayanlar için heceliyorum.
    şu kol-tuk-lar-ın ü-ze-ri-ne çık-ma-yın!

  • arkadaşlarla oturup özlem giderdiğimiz, biramızı içip sonra maça gidebildiğimiz semtte olmasaydı, ya da ona giderken on yıllardır yaptığımız gibi dolmabahçe'deki ağaçlı yolda kol kola yürüyemeseydik, maçı beklerken mis gibi deniz havasını hala çekemeseydik içimize; yani tam şu anda olduğu yere değilde saçma sapan bir otoban kenarına yapılsaydı, bu kadar sevmezdik herhalde. severdik de, böyle sevdiğini sever gibi sevmezdik hala.

    nasıl seveceksin, şu yukarıda söylediklerimi çıkarınca demir ve beton yığını kalıyor geriye.
    insan beton sever mi hiç, deli misiniz?

  • çarşı'yı kapalıya konumlandırmak için fikret orman'dan destek bekleyenlerin daha çok bekleyeceği stad

    paranız varsa gider alırsınız kapalı kombinenizi. ama siz yeni açık parasına kapalı istiyorsunuz kafanıza göre kendinizi eğlendirmek adına. bitti o devirler

  • eski inönü stadı romantiklerini ortaya çıkarmış stat. etrafımda eski inönü'yü özlediğini söyleyen çok kişi var. inönü stadı'na 5 yıl kombineyle girmiş ve vodafone arena'da maç kaçırmamış biri olarak bir karşılaştırma yapmak isterim.

    ilk olarak kapalı tribün kültürüne sekte verildiği aşikar. bunun aksini iddia edemeyeceğim. avrupa'nın tüm büyük kulüplerinde olduğu gibi* hiç susmayan taraftar grubu artık kale arkalarında yer alıyor. kapalı tribündeki aşırı fiyatlar, ateşli destek veren 16-25 yaş arası okuyan gençleri açık tribüne itti.

    taraftarın destek verme biçimi de bir nebze değişti. artık top rakipteyken yoğun ıslık yapan bir beşiktaş tribünü var. başarıya oynayan, şampiyonluk kovalayan takımlar için bu şart. bunun eleştirilmesi bana komik geliyor artık. "sevinmek için sevmedik" kafasından kurtulmamız bu takımı türkiye'nin en büyüğü yapacak kısa sürede.

    artık tezahuratlara, marşlara, atışmalara yeni açık veya yeni adıyla kuzey tribünü başlıyor. maç boyunca neredeyse hiç susmadan destek bu tribünden veriliyor. inönü stadı'ndan farklı olarak artık atışmalara ve tezahuratlara numaralı tribün de katılıyor. hiç maça gitmeyenlerin "yeni statta bağıran yok" aforizması çok yanlış.

    tribünde doluluk istenen seviyenin de üstünde. eski inönü'de, kapalı tribün avrupa maçları ve derbiler dışında tam dolmazdı. yeni kapalı olarak adlandırılabilecek yeni açık tribünü dünkü karabük maçında full çekti örneğin. statta da 28 bin kişi vardı ki, biz inönü'de bu tarz maçlarda 7-8 bin kişiye oynardık. vodafone arena'da 5 maçta 17 gol atılması da bunun kanıtı. inanılmaz bir itici güç var.

    en büyük fark stadın konforunda yaşandı elbette. inönü stadı'nda her tribüne bir yerden giriş yapılırdı. aramalar tek tek olurdu. yani sıradan bir maçı kaçırmamak için 1 saat, derbileri kaçırmamak için 2 saat önce stadın önünde olmanız gerekirdi. inönü stadı'nın içindeki hizmetler yeterli değildi. tuvaletlerin rezil halinden dolayı tüm koridorlarda ağır sidik kokusundan durulmazdı. 10 bin kişilik yere bir büfe düşerdi. sular daha maç başlamadan biterdi. yiyecek zaten hak getire. yeni açığın sonradan kapanan üzeri yağmurdan korumazdı. tribün önleri sırılsıklam şekilde maçtan dönerdi. kapalı tribünler için de aynısı geçerli. çıkışlar ayrı bir rezaletti. her maç sonu taraftar, kapalı demir kapıları patlatmak için uğraşırdı. izdihamdan yarım saatte çıkarsanız şanslıydınız. vodafone arena bizi bu konuların hiçbirinde mağdur etmedi. en geç girdiğim şampiyonluk maçına 15 dakikada girdim, 5 dakika çıktım. büfelerde istenen her şey olduğu gibi ihtiyacı karşılayacak şekilde ayarlanmış. yığılma olmuyor. tuvaletlerin sürekli temizlendiği belli. maç arasında tüm taraftarın girdiği tuvaletler maç sonunda tertemiz. tribünlerin üstü göstermelik değil gerçekten kapalı. içeride internete wifi'yla bağlanıyosunuz ve tam dolu stada rağmen kasma olmuyor.

    özetle bu konumda eski inönü stadı'nı özlemek bana biraz romantiklik geliyor. bu stada emeği geçenleri tek tek tebrik etmek gerekiyor. stattan istediği randımanı alamayanlar için bir tavsiyede bulunabilirim; "90 dakika bağırmak istiyorum, ben maç izlemeye değil takımı desteklemeye geliyorum ve boş tribün görmek istemiyorum" diyorsanız yeni açık (kuzey) tribünde olmalısınız. "maçı iyi yerden göreyim ama desteğimi de vereyim" diyorsanız kapalı üst (doğu üst) tribünde bulunmalısınız. "ara ara desteklerim ama bir gözüm maçta olur" diyorsanız kapalı alt (doğu alt) veya eski açık (güney) tribünde olmalısınız. "ben atmosferi ve maçı izlemek, video çekmek belki de yayın yapmak için buradayım" diyorsanız numaralı (batı) tribünde olmalısınız. eski inönü'de kapalı'da bulunan bir adam olarak, vodafone arena'da kombinemi yeni açık'tan aldım bunu tahmin ederek. ve istediğim randımandan daha fazlasını alıyorum. rüya gibi bir stadyum. değerini en çok biz bilmeliyiz.

  • hibrit lan o çim kodumun darbecisi.

  • şarkıcı türkücü tribün ile başarıya ulaşmak hayal. bursaspor maçında dale cavese yaptılar maç 3-2 oldu. bu maçta dale cavese yaptılar bir baktık takım maç bitti sandı oyunu durdurdu. bu kulaklar 70. dakikada pınarbaşı duydu.

    laylay ile olmaz o işler. maçı sevemez kimse seni ile 3-0 yapamazsın. baskı ve kontrol ile yaparsın. 3-0'dan sonra ne yapsan olur zaten.

    topu kapana kadar ıslık, yuhalama. bu statta artık bazı baskı unsurları yerleşecek. şarkı türkü 75'lerden sonra belki, maçın gidişatına göre.

  • ilk maça gidememiştim ancak kayseri maçında hacı olma şansına eriştim. gerçekten stada girdiğimiz an donup kaldık. stadın her bir detayını takip etmeme rağmen bu kadar etkileyici bir atmosfer beklemiyordum. görmeyen arkadaşların osmanlı maçına şartlarını zorlayıp gitmelerini tavsiye ederim.

    stadın üst katlarından maç izlemek gerçekten çok keyifli. maçtan önce biraz dolaştım tribünü, görüşe açısı kötü olan bir yere rastlamadım. üst tribünler çok dik olduğu için, önündeki kişi ayağa kalksa bile oturduğun yerden maçı seyretmek mümkün. önünde korkuluklar da olduğundan, sanki maçı kendine ait bir balkondan izliyormuş hissiyatına kapılıyorsun. gerçekten iyi bir deneyimdi.

    bu statla birlikte, beşiktaş'ın taraftar profilinin de değişime uğramaya başladığı görünüyor. bir tarafta hala maçtan bir haber taraftar grupları varken, diğer tarafta rakibe baskı yapmaya çalışan ıslıkçılar var (ben de bunlardanım). bu iki grup da maç içerisinde kontrolü zaman zaman ele geçiriyor. sana maç kazandıracak olan bu "ıslıkçılar"dır. ancak onun dışındaki organizasyonlar için de taraftar gruplarına hala ihtiyaç var.

    kayseri maçının ilk yarısında top kayseri'ye her geçtiğinde ıslıklayan, beşiktaş'a geçtiğinde alkışlayan, "yuh"lar, "ahh"lar çeken taraftarlar ile rakim takım ve hakemler üzerinde çok ciddi baskı kuruldu. maçı ilk yarısında koparan en önemli etken bence buydu. ancak ikinci yarıda artık maç kazanılmış olduğu için bu grubun konstantrasyonu düştü ve daha çok tribüncüler devreye girdi. tribünlerin özeti temel olarak buydu. bu iki grup zamanla birbirine yakınlaşıp yeni bir taraftar profiline evrileceklerdir. böylece rakibe baskı kuran, takım düştüğünde kaldıran ve organizasyon becerisi yüksek yeni bir profil oluşacatır. biraz daha zaman lazım

  • tabi arkadaşım sen karaköy'e kız arkadaşın ile gidip yiyişeceksin diye o stad oradan kaldırılmalı.

    60 senedir orada olan stad için ambulans örneği vermiş birde. senin o takıldığın trafik fb-gs maçındaki ihbardan sonra emniyetin aldığı kararla trafiğin maçlarda kesilmesi kararınca oluyor.

    mesela bugün kadıköy'e gitme fener'in maçı var, gene kesilen trafikte kız arkadaşınla mahsur kalırsın.
    birde mecidiyeköy'deki stadın taşınması trafikten değil devletin rant merakından. çok futboldan anlıyorsan bunu bilmen gerekirdi.

    sonuçta güzel stad.