debe başlıkları

vatanım sensin

  • --- spoiler ---

    dinci, gerici, yobaz, orospu evladı: bundan sonra yolumuz ankara.

    --- spoiler ---

    ankara ananızı iyi sikti ama. günümüze kadar gelen artıklarınızı da bu halk sikecek merak etmeyin.

  • son beş dakikaya kadar kaçak prenses anastasya'sıydı, vitaminsiz kerim'iydi derken sabrımın sınırlarına dayanmıştım ama son anda toparladılar sanki. o yüzden az önceki kadar hevesle gömemiyciğim, tüh :p

    --- spoiler ---

    son sahnede azize'nin tam bir badass edasıyla kızını, damadını ve kocasını kurtarması nasıl efsoydu be! anan da mı hitgirl'dü azize sultan? aferin kız, bu sezon göze girenler kadrosundaki yerini kimselere kaptırmıyorsun. ayrıca bi zahmet artık kızın ve kocanla gözyaşları içinde kavuşunuz; gereksiz yere ayrı kalmanızdan fenalık geldi.

    kadronun geri kalanına ise epey laflar hazırladım. yakup'la başlayayım: eeeyyyy yakup, sen ki kelebek gibi uçar arı gibi sokarsın, ingilizleri ingiliz olduğuna inandırmış adamsın; bir ufak rus kızı seni alt etti öyle mi? bir de karına sarkan aleksi herifiyle ortak olacak, hem de ali kemal'in mirası olan meyhaneyi açacaksın ha? ay üstüme iyilik sağlık. biz seni yıldız'ı adam edersin zannettik ama kötü kararlar alma konusunda körle yatan şaşı kalkıyor...

    tevfik ya sana ne demeli? iyi adam olmuşsun diyorlar, ama charles'ın dönekliği ne kadar inandırıcı ise seninki de ancak o kadar inandırıcı, kusura bakmayasın... aslında tevfik ilk sezonda biraz daha gri bir karakter olsaydı bu hikâye daha tutarlı olabilirdi; ama zavallı eftelya'ya yapmadığını bırakmayan, hatta onu kurtaran yaşlı çifti bile gözünü kırpmadan öldüren bir sosyopattan bahsediyoruz. bu adamda empatinin zerresi bile yok ki kendisine bakıp iyilrştiren halkı sırf minnet duygusundan koruyup yunan'la savaşsın... ayrıca şeytani zekâsıyla tanıdığımız tevfik'in sehersu'ya "gel de vur" dercesine arkasını dönmesi ona hiç yakışmadı...

    sonra anastasya hikâyesi... vay arkadaş yav, milletin yıllardır hakkında efsane üstüne efsane ürettiği son prenses anastasya bizim izmir ellerinde cevo'yla filipos'un elinde oyuncak olmuş meğer... bir an bu kızı da cevo'nun evindeki çocukların arasına katacaklar, "ha bir boğaz eksik ha bir boğaz fazla..." diye hikâyeye yamayacaklar, hatta aleksi'ye falan yapıp "vatanımsan evlenelim" isimli çiftleştirme programımıza yeni bir halka ekleyecekler diye fena tırstım! neyse ki en temizinden hakkın rahmetine kavuştu da, biz de "ay şekerim kayıp prenses anastasya meğer izmir'e yerleşip türkleşmiş, bi türk'le evlenip evinin kadını, çocuklarının anası olmuş, nihayet seksen yaşında sekte-i kalpten vefat etmiş" gibi bir efsane dinlemekten kurtulduk :) hareme düşen yabancı prenses masallarını muhteşem yüzyıl'da yedibinbeşyüz kere izlemiştik cnm, hiç almiyim sağol...

    nişantaşı bacısı sehersu ve onun beyinsiz kardeşi kerim sahnelerini sürekli gözlerimi devirerek izliyorum. allahım nolur azize şu müptezel kerim'i öldürmüş olsun, valla bu "ablaaa ben karı istirem!" modunda gezen ergenden fenalık geldi! ayrıca bu kerim vitaminsizi kossskoca izmir'de leon'la hilal'i nasıl şıp diye buldu da üzerlerine silahını doğrulttu? kızın üstüne gps mi taktın, eşarbını köpeğe mi koklattın, naptın oğlum? yalnız hilal'le leon nebiçim ifşa oldular, hem cevdet'e hem azize'ye nasıl yakalandılar ama, askjaskfkaskl :))) oğlum leon, bi de gidip ev falan tutmuşsun ama sen o işi unut yavrum, azize'yle cevdet hilal'i bir daha senin yüz metre yakınına bile yaklaştırmazlar :)) ha gerçi kızımız gebe falan kaldıysa işler değişebilir... yalnız leon, az çakal değilsin ha. o ıssız kulübede romantik bir şömine ışığı eşliğinde kızla artık ne planların vardı ki hemen öncesinde evlilik teklifini yapıp her şeyi meşrulaştırıverdin :)) bir de uzun bir aradan sonra sokrates'ten alıntı yaparak eski entel günlerine selam çakman pek hoştu, kıps. yalnız sevgili hilalcim, kendi aranızda ayın şahitliğinde kıydığınız o nikah dini ve hukuki olarak geçerli olmuyo yavrucum. hayır ben söyleyeyim de, sen yine "ay benim güzel perçemli kocacım <3 <3" diye kendini kandırmaya devam et ;)

    dağıstanlı konusunda hâlâ kafam karışık olduğu için orayı gömemiyciğim. hayır karakteri sevmiyorum; ama kendi içinde tutarlı olduğunu düşünüyorum. cevdet'e ve subay olan diğer askere "biz sizin gibi hesap kitap adamı değiliz! koduk mu oturturuz!" modunda konuşması falan çok yerinde olmuş; böyle dağlı, kaba-saba bir adam olduğu güzel yansıtılmış. yani senaristler burada eğitimli kesimi aşağılayan, her şeyi kaba kuvvetle çözebileceğini zanneden, belki yiğit ama son tahlilde kafasız, cahil insanlara çok güzel dokunduruyorlar. hatta "işte milli mücadele bunların eline kalsaydı yunan hepimizin ağzına sıçardı. atatürk'ün düzenli ordu ısrarı bu yüzden önemliydi" demek istiyor bile olabilirler. yani umarım öyledir, ben diziyi öyle okumak istiyorum. fakat senaristler ankara'nın savaştaki zekice hamlelerini biraz daha aktarmazsa artık sinirlenmeye başlayacağım.

    --- spoiler ---

  • yakup’un habersiz evlendirildiği giydiği içlikten anlaşılıyor.
    insan her ihtimale karşı gerdeğe belki sevişirim donu ile girer.

  • çoğu kişi 'ah azize vah azize' diye dövündü haklı olarak.

    fakat asıl acı olan ne biliyor musunuz? bu topraklarda bu olayları gerçekten yaşayan onlarca azize vardı. ama ne yazık ki, bizi bu acılardan kurtaran insanlara bırakın minnet duymayı, hakaret etmeyi marifet sanan zavallılar var hala.

  • --- spoiler ---

    hasibe'ye cevdet neden söylemiyor hala anlayabilmiş değilim kadının zaten 3 gün ömrü kaldı, konuşamıyor 2 ayağı da çukurda hem azize de biliyor, söyle işte hain değilim diye nolcak?

    2. gıcık olduğum şeyse tekne flashback sahnesinde azize dese ki: "ben yunan generalin karısıyım, bana dokunan olursa kocam belanızı.." hiç atraksiyona gerek kalmadan olay kapanacak, salacaklar bunları..

    --- spoiler ---

    halit ergenç'in aştığı, senaristlerin sıçtığı dizi.

  • genel kanının aksine ikinci sezon ilk bölümünü beğenmediğim dizi.

    geçen sezon son bölümlerde uçuşa geçen ve insanları televizyona kitleyen bir yapımdı vatanım sensin. insanların atatürk'e duyduğu özleme milli mücadele günlerini görme isteği de eklenince soluksuz izlendi. fakat gelin görün ki ikinci sezon benim açımdan tam bir fiyasko olarak başladı. öncelikle, cevdet'in vasili'ye kurduğu komployu veronika bilmiyor mu? ali kemal'in dimitri olduğunu onlara söyleyen cevdet, ali kemal'i kaçırması için vasili'ye akıl veren cevdet, vasili'yi yakalatan da cevdet. hatırladığım kadarıyla da veronika bunlara şahit. ama gelin görün ki veronika'nın ağabeyi flippos ali kemal'in dimitri olduğunu bildiği halde bunlardan habersiz ve ilk dakikadan itibaren tabir-i caizse cevdet'e aşık. gerçekten ilginç.

    gelelim karakterlerin bir anda saf değiştirmesine. charles türkler adına çalışan bir ajan olmuş, sebebi de lucy'nin öldürülmesi. peki yakup charles'ı tutuklamışken, charles nasıl serbest kaldı? diyelim ki charles türkler'in tarafına geçtiği için salıverildi, peki yakup ile birbirlerinden haberleri yok mu? biri cevdet'i kurtarırken diğeri öldürmeye çalışıyor çünkü. hadi charles yine inandırıcı olabilir de, tevfik'in kara efe olması ne alaka? bir bölüm önce mustafa kemal'e suikast düzenleyen adam efe olmaya nasıl karar verdi? kurguyla bu kadar oynamanın, mantığı bu kadar zorlamanın gereği var mıydı pek emin değilim.

    gelelim manda ve himayeyi getirmek isteyen refik bey meselesine. sevr imzalanmışken ve çok daha önceden kongrelerde manda ve himaye kabul edilemez denmişken, refik bey bir kaç kelamla milletvekillerini ikna edebiliyor da, mustafa kemal neden illa ki cevdet-yakup-charles üçlüsünden gelecek telgrafı bekliyor? siz mustafa kemal'i ne sandınız? büyük taarruz öncesi başkomutanlık yasası uzatılmadığında meclisteki konuşmasıyla red oylarını evete döndüren mustafa kemal, ya istiklal ya ölüm demek için o telgrafı mı bekleyecekti? öyle bir senaryo yazılmış ki, lucy'nin ölmesiyle türklerin tarafına geçen charles ve böylece hain damgası yemekten kurtulan cevdet, yanlarına yakubu da alarak refik beyin oyununu ortaya çıkarıyor ve mustafa kemal böylece ingiliz himayesi baskısından kurtuluyor. koca milli mücadele şans faktörüne bağlanmış biraz.lucy öldürülmese, charles taraf değiştirmese yakup cevdeti öldürecek, mustafa kemal ingiliz himayesi baskısı altında kalacak her şey çökecek gibi bir algı oluşmuş. çarpık ve 10 kasım öncesi mustafa kemal atatürk'ün anısına yakışmayacak bir kurgu yapılmış maalesef.

    dizi bir tarih belgeseli olmadığı için dağıstanlının çerkez ethem olmasıyla ilgili bir şey yazma gereği duymuyorum. öyle bir kurgulamışlar ki, dağıstanlı hem çerkez ethem hem değil. çerkez ethem'in vereme yakalandığı iddiası vardır ki dizide de dağıstanlı öksürüyordu, çerkez ethem'in mebus abisinin adı reşitti burada da refik. yani ima edilmiş ama aslında o değil denmiş. gerek var mıydı tartışılır. çok da eleştirilmez ama bana kalsa kara fatma tüm gerçekliğiyle gösteriliyorsa çerkez ethem de o şekilde gösterilmeli, böyle sağdan soldan çarpık çurpuk olmamalı.

    velhasılı kelam dizide her şey iç içe geçmiş maalesef. çok daha güzel anlatılabilecek bir hikaye varken elde döndü dolaştı başa sardı senaryo. cevdet yine izmir'de yunan ordusu generali, bu seferde çocukları ve annesi vatanperver olduğunu öğrenecek mi öğrenmeyecek mi ekseninde geçecek bir ikinci sezon. maalesef görüntü bundan ibaret. araya da bir iki sakarya savaşı mizanseni eklerler olur biter. kısacası, ikinci sezon başlangıcı beklentilerimin altında kaldı. umarım diğer bölümler daha iyi olur.

  • tanım: bir televizyon disizi.

    allah, hz.muhammed, türkiye cumhuriyeti ve atatürk rızası için sesimi duyun:

    biliyorum, kutsal bilgi kaynağımizda, eli kolu uzun yazar arkadaşlarımız var.

    ben atatürk'e çok benzetiliyorum. bundan da inanılmaz derecede onur duyuyorum.

    atatürk'e aşık bir atatürkçüyüm.

    geçtiğimiz sezon bu dizide, atatürk'ün sadece bir fotoğrafını gördük diye salya sümük ağladık.

    dizide, atatürk canlandirilacaksa, bu rolü oynayacak kişide aranan nitelik öncelikle atatürk'e fizyolojik benzerlik ise, bu role adayım.

    37 yaşındayım. öğretmenim.

    tiyatro eğitimim yok. çöp adam bile oynamadim.

    para, ün, pok püsür istemiyorum.

    sadece, geldikleri gibi giderler diyebileyim.

    bakın, yarın atamın ölüm yıldönümü, atamın adını verdim.

    atamın rızası için, ulkeme, cocuklarimiza bir hizmetim dokunsun.

  • sürekli bu başlığa dizinin içeriği ile ilgili seri entry giriyorum fakat bu sefer anlatmak istediğim başka bir şey var.

    hani bu sözlükte maaşlı sandığınız, aktroll dediğiniz insanlar var ya, ha işte onlar hiç de maaşlı değil. son derece gerçekler ve arkalarında hissettikleri güçten ötürü entry girer gibi konuşmaktan hiç korkmuyor, hiç çekinmiyorlar. çevremde böyle biri var.

    'vatanım sensin çok güzel izlesene' dediğimde yüzüme küçümseyici bir ifade ile bakıp 'izlemem ben onu ya' dedi. gerçekten anlamadım, nedenini sordum. halit ergenç'i sevmiyormuş paşam. yalan.

    geçenlerde sinirlenmiş. çünkü biri ona 'insanlar keşke kuran okuyacağına nutuk okusa' demiş. çok sinirlenmiş amın evladı. insanlar kuran okuduğu kadar nutuk da okumuş olsa bu ülke bu halde olmazdı, ama bunu bir sığıra anlatmak imkansız. atatürk'ün türk topraklarında islam'a yaptığı güzelliği anlatmak da imkansız. istiyordu ki herhalde, atalarını yunan, fransız falan siksin. ama bir şeye çok eminim. bu topraklarda hristiyan olarak doğmuş olsa, yine yobazın önde gideni olurdu. buna adım kadar eminim.

    mustafa kemal atatürk'ü sevmiyor. o yüzden de kendisine her tür ideolojiden ve siyasi partiden uzak bir şekilde diziyi seyretmesini önermiş insana aşağılarcasına bakarak 'izlemem ben onu ya' diyerek dalga geçercesine o siktimin ağzında yavşak bir gülümseme oluşturma kuvvetini alıyor. nereden alıyor tahmin edersiniz. çünkü neden? çünkü orospu çocuğu.

    senin o kuvveti aldığın yerleri sikeyim. soysuz ve kansızsın. dizi özelinde düşündüğümde küfür olarak yunan'ı bile kullanmam. keşke o dönemdeki şerefsiz yunanlardan biri olsan, ama daha kötü, senin kanın bile yok. adamların en azından bir helen ideali falan varmış, senin idealin nedir? kadınları metroda ayrı vagona bindirmek? senin vizyonunu sikeyim. senin zihnini, senin sapkınlığını sikeyim.

    tarih boyunca bu ülkenin başına gelmiş en kötü şey sizsiniz.

    imza: selanikli, pipisiolmayangil.

  • leon'un iç çatışmasının çok güzel işlendiği dizi. annesine direkt olarak söylemese de, aklındaki soru: "ne yani, babam, 20 yıldır yanında olan oğlu için, yunan ideallerinden ve görevinden vazgeçmedi de, hiç görmediği ali kemal için mi tüm bunları feda etti?" boran kuzum, o kıskançlıkla karışık hayal kırıklığını, gerçeği reddetme sosuna bulayıp, çok güzel yansıtmış.

  • dimitri'nin yani ali kemal'in ''ben türk'üm, ben türk'üm'' diye aidiyet duyduğu milleti haykırıp ağladığı; türk milleti'nin tek lideri olan yüce mustafa kemal atatürk 'ün ''ne mutlu türküm diyene!'' lafını anımsayarak ali 'kemal' ile karşılıklı ağladığım sahneye ev sahipliği yapan dizidir. yüce ata'mın bahsettiği tam da bu işte, belli bir ırka ait doğmaktan değil o ırka kendini ait hissettiğin anda başlıyor o muhteşem aidiyet!
    diziye gelince bundan güzel ev sahipliği, bundan güzel haykırma olur mu? özellikle şu sıralar türk'üm dediğin an ırkçı etiketini yapıştırmaya çalışan bir dünyada...