debe başlıkları

türkiye'den siktir olup gitmek

  • 7 sene oldu gideli, hala agir geliyor bazen. ailemden biri hastalaninca, birinin telefonda sesi kirik gelince, birine sarilasim geldiginde hep icim sizliyor.

    lakin son bir senedir memlekette olanlara baktikca babamla yasadigimiz bir an aklima geliyor. havaalanindayiz, annemle babam pasaport kuyrugunun yanindalar, beni geciriyorlar. onumde sadece bir aile var, o yuzden seritlerle belirlenmis koridoru ailenin pesisira hizli hizli takip ediyorum, bir yandan da bizimkilere el sallayip "gidin artik" isareti yapiyorum. o gun havaalani tenha oldugu icin bazi seritleri cikarip shortcut yapmis guvenlik, ben de oyle bir ara noktadan gectim. sonra arkama donup baktigimda daha evvel onumde olan ailenin arkamda kaldigini gordum, onlarin gozunden kacmis demek ki o acik serit. ben de o yuzden durup bekledim sakince, onume gecmelerini isaret ettim, sonra yurumeye devam ettim. babam kenardan saka yollu seslendi "ohoo sen de iyice avrupali olmussun valla". nedensizce gozlerim doldu, "ben hep boyleydim baba, o yuzden gitmek zorunda kaldim" dedim. kisacik, aci dolu bir an boyu bakistik, sonra sira bana geldi, el sallayip vedalastik.

    hakkimiz olanin luks bulundugu, adil olmanin aptallik sayildigi bu ulkede dogruyu yanlisi ayirmayi bilen insanlar aci cekiyor. sahane iyi insanlar oldugumuzdan degil; olunmasi gerektigi gibi oldugumuzdan mecburen siktir olup gidiyoruz iste normal bulundugumuz ulkelere.

  • bir arkadaş demiş ki;
    "zaten siktirip gittiğiniz için elinizi taşın altına koymadığınız ya da en azından koyanlara destek olmadığınız için memleket bu halde değil mi?"

    cevap veriyorum;hayır! doksanlardan beri elimi taşın altına koyuyorum. 2011 de ne yazmışım; #22382647

    oturup eleştirmemişim, aktif biçimde mücadele etmisim. sonuç ?

    gezi protestolarında polisin hedef gözeterek ateş etmesi sonucunda yüzüme gaz bombası geldi ve 14 dişim kırıldı, dudağım parçalandı. nikah fotoğraflarımda ağzımda takma diş var.
    tarifsiz agrilar içinde geceler boyunca uyuyamadım ve hala elma yiyemiyorum!

    benimkini boş ver, ufak is bizimkisi. kör kalanlar oldu, omur boyu sakat kalanlar oldu, ölenler oldu...

    sen ne yaptin da başkasına "elini taşın altına koymuyorsun" deme hakkını kendinde buluyorsun? haddini bil!

    ilk başvurduğum ise kabul edildim, tavsiye ederim.

  • baslik bildigin mal turnusolu amk !

    adam gelmis 2.sinif vatandas olmamayi onurun hebelo hobolo diye baslamis ataturk ve silah arkadaslarindan cikmis.

    olm salak misiniz siz? neden 2. sinif vatandas olacaginizi dusunuyorsunuz anlamiyorum, bu kadar asagilik kompleksi olan bir toplum daha yoktur herhalde. 2 senedir turkiyeden uzagim bir kere bile 2.sinif vatandas muamelesi yapan insanla karsilasmadim. aksine yabanci oldugumu anlayinca insanlar hep bir yardim etme moduna giriyor, devlet daireleri de dahil.

    siktirip gidiniz efendim. boyle sacma sapan irkci dusunceler sizin gibi kalbi ve dusunceleri pis insanlara ait.

    guzel soyluyorsunuz ataturk, ulke falan filan da, ben napayim amk ! ya da sen napiyorsun ki amk! ulken isgal altinda olur cikarsin savasirsin ama icinde bulundugumuz durum bambaska. sabah 8 aksam 5 ise gidip gelip haftasonu aileninle avm gezip akp disinda bir partiye oy vererek ulkeyi kurtardigini mi dusunuyorsun ? hem ulkeyi kimden kurtariyorsunuz allasen kuzum bana da soyleyin. en buyuk isgalciler icerde, karanlik cagi yasiyoruz resmen, kimi kimden kurtaracaksin, adamlar gayet hallerinden memnun.

    siktir edin ulkeyi filan, kendi hayatiniza bakin, zaten hayat kisa ve binbir cesit aciyla dolu kalan guzel zamanlarimi da tum dunyanin turkiye'ye dusman oldugunu dusunen comarlari kurtarmak icin kendimi niye tuketeyim lan, ya da hastanenin ortasinda ayakta sican insanlar icin niye harcayayim olm ben kendimi?

    insan illaki sever ulkesini,kendi dilini, dogup buyudugu topraklari ama unutmayin sokrates'i olduren de galilei' yi de oldurmek isteyen de kana susamis kendi toplumundan baskasi degildi.

    uzun lafin kisasi, gonul isterki insan dogdugu yerde, ailesiyle, arkadaslariyla beraber, huzurlu, mutlu yasasin, tatli ve keyifli bir hayat sursun, ama biz o asamayi geceli cok oldu gencler. kalip mucadele rerorororo filan hic baslamayin kalbinizi kirarim.

    tanim : bir eylem.

    edit : insan nerede sevemiyorsa artik, ordan gecip gitmeli.

    sozlukteki en cok sevdigim baslik bu sanirim lan...

  • başlığın ilk entry'si 2012'de yazılmış.

    türkiye'nin tepetaklak dibe doğru dalış yapması da yaklaşık olarak 2011 seçimlerinden sonrasına denk geliyor. 2011 seçimlerine kadar kör topal da olsa yaşanabilir bir ülkeydi türkiye, bunun sebeplerinden biri de her ne olursa olsun bol doların getirdiği ekonomik rahatlık idi, seküler kısım yine de kurtarılmış bölgelerde kendi gibi insanlarla bir arada bulunabiliyordu, çomarlar yine çomardı ancak bu kadar gemi azıya almış, kana susamış değillerdi.

    2011 seçimlerinden sonra son iki yılı sallantıda geçen tayyip %50'yi çakıp "tamam lan bana bişi olmaz artık" dedi. ama yanlış düşünmüştü, yardakçısı fetullah beklediğinden fazlasını istedi ondan, öküz ölünce ortaklık da bozuldu.

    sonrası çözüm(!) süreci, 17-25 aralık, pkk-ışid-öso-el nusra, 400'ü alamayışı, kaosu seçen millete "bak kaos böyle olur" diyişi, 1.5 senede 1000'den fazla insanın teröre kayıp verilmesi, 15 temmuz darbe girişimi, ohal...

    memleketin en son halini hepimiz görüyoruz. erken farkedenlerden gidebilen gitti, gidemeyen de gitmek için varını yoğunu koyuyor ortaya. geç farkedenler de bu güruha katıldılar, bir göç havası oluştu.

    "siktir git"çi çomarları anlayabiliyorum, onlar istedikleri herşeye kavuştular zaten.

    peki "pembe götlü apartman çocuklarısınız, gidin siz, biz savaşçaz" diyen arkadaşlar son 5 senedir ne yaptılar? gezi diyenin ağzına fırıncı küreğiyle vururum, hani gezi ruhu "istanbul united"da birleşmişti lan? bütün futbol başlıklarında ana bacı birbirinize sövmekten geri durmuyorsunuz, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

    ne yaptınız savaşmak için? "zoru görünce kaçıyorsunuz yha.s" diyorsun da çözümün, önerin nedir sayın amına koduğum? hangi cephede kime karşı savaşacağız? ben hazırım, hadi çıkalım sokağa? atatürk'ün gençiğiyiz ya, hangi cepheye koşacağız onu da söyle bana.

    eğer sen sorunu tayyip ya da ak parti olarak görüyorsan, onlar gidince türkiye iskandinav ülkelerine parmak ısırtacak sanıyorsan zaten dil dökmeme bile gerek yok, ortada çomar çomar diye gezme hiç. bir farkın yok çünkü.

    bana gelince, ben gidemedim henüz. evet, bu kadar sana kızmama rağmen utanıyorum da bunu istediğim için. bir canım var, çocuğum olmasa torunum iyi bi hayat yaşasın diye feda etmeye hazırım.

    ama burada ölü istatistiğine +1 olarak değil, gurbete giderek, dilini, kültürünü, bilmediğim bir ülkeye gidip herşeye sıfırdan başlayarak bu fedakarlığı yapmayı göze alıyorum, aramızdaki fark bu.

    çünkü cehaletle savaş silahla savaştan binlerce kat daha zor.

    umarım anlatabilmişimdir.

  • #64615826

    entrym debe'ye girmis. oncelikle hepinize ilginiz icin tesekkur ederim.

    birkac mesaj gelir diye dusunuyordum ancak 70 in uzerinde gelince buradan en fazla sorulan ana konular uzerinden cevaplamak daha cabuk olacak diye dusundum. yine de mesajlari sonrasinda tek tek soz verdigim gibi yanitlayacagim.

    1- oncelikle ben ve esim hem turk hem bulgar vatandasiyiz yani gitmek icin vize almamiz gerekmedi. bu cift vatandaslik ulkeye ilk adimi atmak ve oturum ve calisma izinlerini almak icin buyuk avantaj ancak her sey degil. sizin calisabileceginiz bir is yoksa ve dili bilmiyorsaniz sadece size orada turist gibi gezmenizi saglar. yani sizde cifte vatandaslik yok diye umutsuzluga kapilmaniza gerek yok. burada is bulup gelmis ve yerlesmis, durumu ben ve ben gibilerden cok daha iyi turk vatandaslari var.

    2- evet isi gitmeden once bulmustuk. is aramayi ve basvurumuzu yapmayi buradaki bir arkadasim yapmisti. biz sadece cv yolladik ve sonrasinda gerekli evraklari bize listelediler ve onlari topladik. evet bir iste gercekten kalifiye olmaniz ve istenen, aranan ozellikte olmaniz gerekli. mesela telekominikasyon,makina, bilgisayar, internet web, kimya, muhendislik dallarinda yetiskin diplomali eleman aradiklarini duymustum ancak bunlar kimlerdir ve nasil basvurulur bilmiyorum.

    3- benim kendi cevremde fiziki olarak arandigini bildigim isler tir, otobus ve kamyon soforlugu ( suan hem kendi sirketimizde hem de bagli bulundugum grupta 5 sofor araniyor mesela). is makinasi veya cnc tezgah operatoru, elektrik ve su tesisatci, catici, dis kaplama, izolasyoncu, pvc , pizza ve donerci gibi kas gucune bagli ama ustalik gerektiren isciler de arandigini duyuyorum ancak yurtdisi basvurulari nasil yapilir o konuda bilgim yok. fransizca veya flamanca tam olarak bilmedigim icin tam olarak ogrenmem zor. bu islerde calisan bir arkadas veya yakininiz yada internetten bilgi edinilebilir.

    kadinlar icin ev temizligi ve cocuk bakimi gibi isler de bulunuyor ve saat ucreti 10 é gibi rakamlar veriliyor ki bu cok vasifsiz isler icin gayet iyi bir para.

    4- burada maas icin hic endise etmeyin. her isin ayri bir asgari ucreti var. mesela insaatta ustaysaniz 1.500é dan az veremezler. benim gibi agir vasita soforlere 1.650 de asagiya maas veremiyorlar her meslek icin ayri ayri standart yapmislar ve bu calisanlari koruyan bir sistem. vasifsiz veya az vasifli isler icin de 1.250é gibi birsey olmali cunku issizlik maasi okadar. ben geldigimden beri almadim asgari ucreti. esim part time iken haftada 22 saat calisip 950é aliyordu.

    5- burada haftalik is saati 38 ve bunun dusmesi icin gosteriler grevler yapiliyor. ben biraz daha fazla calisiyorum ancak karsiligini yakit ve alisveris fisi olarak aliyorum.

    6- belcika'dan ve avrupa'da yasayan yazarlar mesaj atmis birisi maasimi yuksek bulmus 1.600é falan aliyor soforler buradan boyle yazarak insanlari yaniltip umutlandirma diye ayrica ev fiyatlarini da dusuk yazmisim eger duzeltmezsem bunlara baslik altinda cevap verecekmis. cevap verip duzelteyim; ben zaten evler 120.000 den basliyor dedim. oturulacak olanlar 140-160.000 dedim. yani 120.000é alacagin evde hic tamir yapmadan veya para harcamadan oturulacak demedim. sehrin merkezinde iddiam hic olmadi. ikinci olarak bu yazarin soyledigi maas en alt agir vasita sofor maasi esasen tir soforleri, tehlikeli madde tasiyan ve daha fazla saat calisanlarin maaslari 2.300é da geciyor. benim maasim ortalama bir maas ne cok ne az.

    diger yazar da yil sonundaki gelir vergisini yazmadigimi, gelen tatil parasinin oraya gittigini hatta bazen onu da gectigini soylemis. dogru yilsonunda gelir vergisi var ama ben zaten daha 1.5 yildir buradayim ve esim calismiyor ve yarim issizlik maasi aliyor, okula giden oglum var ve kiradayim. bu yil ben oradan geri para bile bekliyorum. yani benim durumumda para istemezler para iadesi bile alabilirim diye dusunuyorum.

    kusura bakmayin ama buradaki insanlara hayal sattigim yok. kimseye bot ve can yelegi satip onlari sudan gecirmeye calismiyorum. bildiklerimi, yasadigim tecrubeleri yaziyorum. sizin gibi yillardir orada yasayip, her imkanindan yararlanip hep turkiye'yi ovmek ama sadece yazlari gelip bmw-mercedes araclariyla birkac cikolata getirip
    "off bilseniz biz oralarda ne zorluklarla yasiyoruz isimiz gucumuz olmasa, ev kredimiz olmasa ve cocuklarin okulu olmasa geri donerdik" deyip ancak emekli olunca ege kiyilarindan yazlik alip yine yabancilarla yasayan insanlari cok iki yuzlu buluyorum kusura bakmayin.

    bu konuda bir sey daha var; ben bu entry yazarken ve hatta bitirirken bombalama olayi daha henuz olmamisti. orada da bombalamalar ve teroristler var diyen yazara hic birsey demiyorum. yaziklar olsun, yani burayi bu sekilde kotuleyeceksin ama once ulkemize bir bak diyorum daha fazla birsey soylemek istemiyorum. bu iki entrymi siyasetten uzak sadece bilgi edindirme ve tecrube paylasma olarak tutmak istiyorum.
    ama soylemeden gecemeyecegim ( zaten diger entrylerimden bellidir ) ataturkcu ve laik birisiyim deistim herhangi bir dine inanmiyorum. yani bana fetocu vatan haini diyen yazar bozuntusu neden boyle demis anlamadim. muhtemelen bir tek bu entry dolayisiyla degil oncekileri de okumustur ama yine soyluyorum burada elbette turkiye'nin elestirilecek taraflarini elestirdim karsilastirma yaptim ve secim sansimi buradan yana kullandim yine olsa ayni seyi yapardim pisman degilim.

    7- neden ogretmenlik yapmadigim sorulmus. evet daha fazla maas alip daha kolay calisirim ama dili tam olarak bilmedigimden calisamayacagim. yoksa milli egitim bakanliginin verdigi her diploma her sertifika apostilli olunca kabul ediliyor. benim burada ogretmenlik hakkimi taniyorlar esim programlama mezunu, onu da taniyorlar ama yabanci dilimiz yeterli olmadigindan calisamiyoruz. yani yasal hic bir engel yok. bu sizin icinde boyle. belcika bu konuda cok kolay. sadece belgeleri konsolosluga yollayip teyit ediyorlar o kadar o da 2 veya 3 hafta suruyor.

    8- buradaki is sozlesmenizdeki en ama en onemli husus sinirsiz sureli veya en az 10 yillik olmasi. bu buradaki oturum evraklari, taksitli alisverisler hatta kira bulmanizda cok farkeden bir sey.

    9- oglumun okulu tamamen ucretsiz mi diye sorulmus. gittikleri tiyatro,muze ve tarihi yerler bedava sadece yol ucretini oduyoruz. gezi, sinema, havuz veya etkinlikler icin ucret oduyoruz. ancak bunlara isterseniz katilmiyabiliyorsunuz.yemegini evden goturuyorve gozetmenler esliginde yiyiyor, yemezse veya yemeden atarsa bize gun gun bidiriliyor. okulda aylik 20é odeniyor buda onlara verilen kitaplar, a4 ve kirtasiye masraflari icin. bunu okul ucreti olarak saymadim hadi senelik 8x20= 160 é oduyoruz diyelim. ben turkiye'de sadece kres icin en dandik yere 600-700 tl odemek zorunda kalirdim.

    10- 5.5 yasinda buraya gelen oglum alismakta zorluk cekti mi diye sorular var.
    ilk etapta dil bilmedigi ve arkadaslari olmadigi icin zorluk cekti ancak simdi dili bizden hizli ogrendi ve arkadaslari olusmaya basladi. bu yil okuma yazma ogrenecek. okulundan herhangi bir sikayet gelmedi. zaten okuldaki temizlik ve cocuklarin giyim ve yemeklerinden sorumlu kadin turk oldugu icin cok yardimci oluyor. anlamadigi seyleri ona ceviriyor, okul ile olan telefon gorusmelerimizi onun uzerinden yapiyoruz.

    11- aracimi ne zaman ve kaca aldigim, modelini soran yazara cevaben;
    birkac ay icerisinde aldim cunku burada otomobil cok gerekli bir sey. ise aracimla gidip geliyorum ve yakit sirketten geliyor. aracim 2004 model w211 e serisi 220 cdi avantgarde. 6.300 éuroya aldim. hem kendisi hem vergisi daha ucuz olan bir arac alabilirdim ama bu hayalimdi ve ilk etapta beni zorlasa da kendimi biraz simartmak istedim. evet daha dusuk silindir hacimli aracin vergisi ve sigortasi cok daha dusuk. ama benim verdigim yillik 1.000é bana cok gelmiyor. buradaki tum otoyollar ve kopru ve tuneller ucretsiz. sadece birtane ucretli tunel var hollanda'ya giderken onun da ucreti 8 é sanirim.

    12-burada okul ile nasil gelinir, burada devam edilir mi bilmiyorum. ancak turkiye'den tum milli egitim bakanligi belgelerini kabul ettiklerini yazmistim. her diploma ve sertifikayi taniyorlar.

    13- ev alarak veya yatirim yaparak buraya yerlesme imkani var evet. bu tum dunyada olan bir sey. yalniz bunun alt sinirini bilmemkle beraber 120.000é dan yukari oldugunu tahmin ediyorum. turkiye'deki emlak balonunda evinizi satip buradan alabilirsiniz. bu konuda emin oldugum sey kredi cekemezsiniz yani pesin almak zorundasiniz.

    14- dili ne kadar ogrendigim sorulmus. ingilizce yi turkiye'de a2 seviyesine kadar ogrendim. buradaki gerekli olan her yerde de kullaniyorum cogu insan biliyor. sizin kadar bilseler bile anlasabiliyorsunuz. suana de hastanede ve daha onceki entryde anlattigim dogum tarihi yanlisliginda tercuman gerekmisti. onun haricinde tum alisverisinizi yapabilir, ev araba alabilirsiniz. mesela ben aracimi hic ingilizce bilmeyen yasli bir almandan aldim. ilani gordum, araca baktim begendim ve aldim. burada pazarlik olayi yok fiyat neyse odur. kira veya otomobil alirken pazarlik pek yapilmiyor. ben eski aliskanlikla deniyorum pek ise yaramiyor.

    15- kiralik evlerin esyali tam dayali doseli olanlari da var ama fiyatlari 100-150 é daha yuksek. sizden once kimin yasadigini bilmediginiz icin pek dogru bulmuyorum. ben iki kira degistim ve ikisinde de buzdolabi, mutfak ve banyo dolaplari, firin ve kombi vardi. bazilari da evi bosaltip icinde esyalari birakiyorlar, onlari cok ucuza alabilirsiniz.

    16- suriyeli gocmenler sorulmus. ben burada sadece bir tek alanca gordum cadir kent, konteyner kent gibi bir yerde izoleler yani sokaklarda oyle basibos gocmen cok az. rahatsiz edici boyutta degiller. totalde tum belcika'da 40-50 bin olmasi gerekiyor. zaten onlarda kuzey ulkelerine ve ingiltere'ye gidebilmek icin buraya siginma basvurusu yapmiyorlar diye biliyorum.

    17- gecinmek icin minimum rakamlar sorulmus; bu kisiden kisiye degismekle beraber ortalama kiralar 500-700 é arasinda. ben 600 e oturuyorum ve gayet temiz ve sehir merkezine cok yakin. tek dezavantahi 55m² yani kucuk ama bize yetiyor. aldi ve lidl adinda cok ucuz marketler var ve bizim bim marketlerden farkli olarak icki ve et satisi da var. haftalik 100-150 é ya yiyecek iceceklerini aliyor insanlar. yani aylik 1.000 ila 1.200 é gecinmek icin yeterli. gaz, su, elektrik pahali degil. hepsi birden aylik 100 veya 150 yi gecmez. zaten evler izolasyonlu ve kombiler tasarruflu, evler de kucuk oldugundan isinma gideri cok az. yasadigim evde 2. kademede yanan kombiyi gece kapatiyoruz ve sicaklik kolayca gitmiyor.

    18- belcika' da her bir yol isiklandirilmis ve cok cevreyolu ve otoban var. almanya'dan savas tazminati olarak yollarini yaptirmis ve isiklandirmis. 2010 yilina kadar da elektrik ucretlerini odetmis. arac kullanmak son derece rahat ve stressiz. insanlar birbirine saygili. yollarda cakarli araclar yok denecek kadar az. trafik yogunlugu sabah ve aksam is cikis saatlerinde biraz oluyor ama insani cildirtacak noktada degil. zaten alternatif yollar da var.

    19- benim bildigim diger tum avrupa ulkelerive abd turk ehliyetini sinirli sure kabul ediyor ( max 6 ay ) sonrasinda mutlaka bir sinava girip oyle aliyorsunuz. bu konuda belcika bir istisna ve ehliyetinizialip turk konsolosluguna yolluyor. eger gecerli bir ehliyet oldugu turk makaminca teyit edilirse hemen size tum dunyada gecerli belcika ehliyetini veriyor. bu arada tir, otobus ve kamyon ehliyetini de cod 95 adi verilen egitimi tamamlarsaniz ticari olarak ta yuk ve yolcu tasiyabilirsiniz. ozel arac icin hic bir kisitlama yok. 10 yilda bir goz muayenesi var o kadar. sadece motorsiklet ehliyeti icin bir sinav gerekiyor sanirim. ilginc olan bana 40 ton tasim ve 50 yolcu tasima hakki
    veren belcika, sadece kendi hayatimi tehlikeye atabilecegim motorsiklet ehliyetini vermedi. simdi zaten ihtiyac duymadigim icin kurcalamiyorum. ogretmenlik yapacagim zaman ihtiyac olursa alirim.

    son olarak sunu anlatayim; turkiye'den ayrilirken en keyif aldigim zaman abonelikleri ve taahutleri iptal edip sonlarken aldigim keyiftir.
    d smart, kredi kartlari, faturali cep ve ev telefonlari, ozel saglik sigortasi ve aracin kasko, sigortasi tum bunlar beni epey ugrastirmisti. size ne teklifler ne avantajlar sunmaya basliyorlar akliniz sasar. onlari usulca dinleyip " hayir ben yurt disina yerlesiyorum ve tatil haric donmeyi hic dusunmuyorum" dediginiz an karsi tarafin soyleyecek hoc bir seyi kalmiyor konu o kadar hizli kapaniyor ki paha bicilemez!

    bir arayip deneyin bence, gitmeye kararsizsaniz size gaz olur. gitmezseniz de hic olmazsa bir suru indirim kazanirsiniz.

    dilerim herkes istedigi yerde yasar...

  • 2015 agustosunda yaptigim eylem.

    buralari tam olarak gormeden, hayatim nasil sekillenecek diye bilmeden yazmak istemedim. gecen 1.5 yilda duzenim oturdu sayilir ve buraya yazmak icin sabirsizlandigim icin simdiden nedenlerini ve sonuclarini yazacagim.

    oncelikle turkiye'deki maddi durumumu ozetleyeyim ki benden daha kotu durumda olanlar kesinlikle gitmeyi kafalarina koysunlar, daha iyi durumda olanlar da karsilastirsinlar ve karar versinler.

    ben bir sirkette filo sorumlusuydum, hafta sonlari veya sinav zamanlari da direksiyon ogretmenligi veya sinav komisyonunda calisiyordum. eger haftasonlari cok calisirsam iyi para kazaniyor ama ne kendime ne de aileme vakit ayiramiyordum. bunu ayarlamak cok zordu 1. isimde normal maasim 2.000 tl ogretmenlikten de 300 veya 500 kazaniyordum. hafta ici sabah 07.00 de evden cikip trafikten dolayi 20.00 de eve gelebiliyordum. hafta sonlari ise ders ve sinavlar 09.00 da basladigindan 08.15 te cikip aksam evrak ve donanimlarin toparlanmasi derken aksam 18.30 u buluyordu.

    esim beko tv fabrikasinda ar-ge kisminda 08.00- 17.00 arasi calisiyordu ve aylik 2.200 tl maas aliyordu. kendi evimizde oturuyorduk ve aylik 650 tl kira aldigimiz bir dukkanimiz vardi.

    kira odemeyen ve evine aylik ortlama 5.500 tl geliri olan ve 5 yasinda bir cocuklari olan orta halli bir aileydik. kredi borcsuz 2008 model 308 im ve her daim sirket aracim vardi.
    sadece yatirim icin aldigimiz bir yerin kredi odemesi vardi oda aylik sabit 900 tl idi.

    durumumu ayrintili olarak anlatmamin neden sadece ekonomik sebeplerle gitmemis oldugumu aciklamaktir. buraya gelmeyi dusunenler bu rakamlar ve sonrasinda buradaki kazancimizi karsilastirip ona gore kiyaslama yapabilirler.

    yurtdisina yerlesme karari oldukca zor bir karar. bunu once kendiniz, sonra esiniz ve cocugunuz olarak tam kararli olarak yola cikmalisiniz. etrafinizdaki dost ve akrabalara bu dusunce veya planinizi soylediginizde sizi vazgecirmeye calisacaklardir. ben bunu cok yasadim. bir suru zorluk one surecekler, sizi korkutmaya calisacaklar.

    en cok duydugum soz suydu; " ya millet daha az para kazanip kirada oturuyor yine bir yere kipirdamiyor".

    yahu banane milletten? ben yilda iki kez tatil yapip bunun birisinde yurtdisina cikan, icki icip konserlere, disarida yemek yemeye cikan sosyal bir insanim. digerleri bunu yapmiyorsa o gecinebilir hatta belki mutlu da olabilir ama ben degilim.

    neyse zaten baska sebepleri de siralayalim;

    en basta deprem riski var ve ben istanbul'da oturdugum halde hic bir onlem hic bir calisma gormuyorum, bir depremde en iyi ihtimalle enkaz altinda sag kaliesam orada beklerken olurum.

    evimize iki kez hirsizlik girisimi oldu; birincisinde alt kata girmisler, sira bize geldiginde tam kapiyi acacaklarken alt komsu gelmis ve adamlar bu kadincagiza vurup tehdit edip evden cikmislar ( bu arada saat 15:30 da oluyor olay ). ikincisinde gece kilitlenen dis kapiyi acip tum apartmanin ayakkabilarini calmislar ( evin icerisinde olan damatlik ayakkabilarim ile ise gitmistim ). tum bunlara karsi polisin tutumu beni korkutmustu.

    trafikte gunde ortama 3 saat geciriyordum ki is yerim de evim de ayni yakada idi, trafikte sag seritten gezen mavi kirmizi cakarli araclardan bikmistim. paramizi calan devlet gorevlileri ayni anda zamanimizi da caliyorlardi.

    neyse daha cok sey anlatilir ama bunlar beni cok yipratan seylerdi.

    karar verdigimde esas isimi birakip sadece hafta sonlari calismaya basladim. haftaici dil kursuna gittim ve bu 4 ay boyle devam etti. cikis tazminatimi anlasma yoluyla sadece bir kismini alabildim ve kalan kredi borcunu ve tum uyelikleri ve taahutleri bozup herseyi sifirlamak icin aracimi sattim. ucak biletleri ve oradaki yasama baslamak icin elimizde para da kaldi ancak burada bir sey soyleyeyim; gitmeye karar verdiginizde aklinizda yaniniza gotureceginiz rakami imkan var ise ikiye carpin. sonrasinda bu parayi kolay yerine koyarsiniz ama ilk yerlesim ve isi rayina oturtup duzenli para kazanana kadar tahmininizden fazla para gidiyor.

    gideceginiz ulkenin dilini ogrenin. ben ingilizce kursuna gittim ama geldigim ulke belcika. benim burada calismami ve temel alisverislerimi yapmami saglasa da hastane hizmetleri veya devletle olan her isinizde mutlaka fransizca bilen biri gerekiyor.

    tum diplomalarinizi yaniniza alip kaymakamliktan apostille ettirin, ne kadar sertifika kurs egitimi varsa bunlari cevirtin.

    belcika, benim bildigim turk ehliyetlerini sinavsiz sekilde hem ticari hem ozel olarak aninda ve suresiz kabul edip yerine tum dunyada gecerli belcika ehliyeti veren tek ab ulkesi.

    buraya gelmeden once belcika'da yasayan yazarlardan bir kismina pm atip bilgi istemistim. bazilari dondu ama yardimci olamadi bazilari ise gercekten ne bilirlerse paylastilar. siz de gideceginiz ulke icin bu tur mesajlar atin. ben aklinizda olan sorulari yapabildigimce yanitlamaya calisirim yesillendirebilirsiniz.

    en onemlisi calisacak is, kalacak ev ve dil sorunudur. bu 3 sey ayarlandiysa hic bir korkunuz olmasin.

    burada kira bulmak cok zor cunku 3 ay depozit isteniyor ve garanti bir isiniz veya size kefil olacak garantor olmadan cok kotu sartlarda kacak gocmenler gibi kira bulursunuz ve gediginize pisman olursunuz.

    gelir gelmez belediyeye kayit yaptirin ve tum belgelerinizi onaylatin.

    biz geldigimizde esim is bulmustu ama dil sorunu yuzunden cok az calisabilmisti. buna ragmen 3 ay sonunda ciktiginda 1 aylik issizlik parasi ve yarim aylik izin parasi almisti cok sasirmistik.

    daha da ilginc olan ve bizim gelmeden once bilmedigimiz sey ise yine avrupa'da tek belcika'nin kabul ettigini bildigim turkiye'deki sigorta gunlerinizi kabul edip siz eger buraya yerlesip te calismiyorsaniz size maas baglamasi ( bunu emekli olacaginiz zaman buradaki gunleri oraya tasiyabileceginiz gibi tersi olarak turkiye'dekileri de buraya getirip buradan emekli olabilirsiniz) . bu maas bir yilin sonunda azalsa da azalarak ta olsa 2 yili geciyor. en basta full time calistiysaniz asgari ucret yani 1.280 é yada part time calismissaniz 680 éuro odeme yapiyorlar ( turkiye'de issizlik parasi almis olun veya olmayin haketmis olmak yeterli). cocuk parasi biz henuz almadik ama aylik 140é civari bir rakam. bu arada almamamizin nedeni elimize toplu para gecmesini istememiz. cunku burada hakkiniz kaybolmuyor birikiyor. misal bilmedigimiz icin almadigimiz issizlik ucretini 3 aylik toplu olarak almistik.

    ben suanda tam zamanli kamyon soforu olarak calisiyorum ve maasim 1.900 euro. haftasonlari ve resmi bayramlarda calismiyorum ve bir aylik yillik iznim var. yine ayrica yil sonunda bir maasa yakin izin parasi aliyorum.

    esim part time calisiyordu ve 950 é aliyordu simdi calismayip issizlik maasi olan 680é aliyor ve dil kursuna gidiyor.

    kiramiz 55 m² bir yatak odasi bir cocuk odasi ve salon banyo ve mutfak ayri olan sevimli ama alistigimizdan kucuk bir ev cunku istanbul'da esyalariyla kilitli duran evimiz 137 m² idi. buraya sadece valizlerimizle gelip bastan asagiya ev kurmaya calisiyoruz tum esyalari ikea'dan aldik. suan bulasik makinasi ve smart tv miz eksik onlari da 2017 baslarinda alacagiz.

    esimin dil kursu bitip ise basladiginda bir yil icerisinde kredi cekip hep hayalini kurdugumuz bahceli garajli evimiz olabilecek. burada hala ev almak cok mantikli cunku:
    suan oturdugumuz daire satilsa 100.000 é eder ama biz 600 é kira oduyoruz. oysaki mustakil grajli bahceli iki katli evler 120.000 den basliyor ve alinip guzelce oturulacak olanlar 140-160.000 é arasinda. faizler zaten cok dusuk oldugu icin sadece 1/5 ini odersek geri kalani 900 é taksitlerle sahip olabiliriz. her sey boyle surdugu surece 2 yila kadar almamamiz icin hic bir sebep yok.

    turkiye'de garajli bahceli bir evi ancak hayal edirdik burada ise planimizda var. sirf bu yuzden buraya yerlesilir.

    kusura bakmayin cok daginik yaziyorum ama ara ara kaydedip ustune yazdigim icin boyle oluyor.

    birsey anlatmak istiyorum; ben buraya geldigimde oturum evraklarim, ehliyetim ve diplomalarimi once kabul etmediler cunku ben gocmenim ve bulgaristan'da dogdugum icin turk nufus mudurlugu benim dogum tarihimi yalnis yazdilar ve dogum evraklarim, nufus cuzdanim ile bu tarihler tutmuyor.

    hemen duzelttirmek icin turkiye'ye dondum ve calmadigim kapi kalmadi. hepsi dava acmam 5.000 tl vermem ve en az 8 ay beklemem cevabindan baska birsey alamadan yine belcika'ya dondum. bir tercuman araciligi ile icisleri bakanligi olsun, egitim bakanligi olsun veya ehliyet icin ulastirma bakanligi olsun hepsi tum belgelerimi onayladilar.

    bakin burasi cok onemli hatali olan turk hukumeti hic bir sey yapmazken, yaa banane git duzeltip getir bizim sucumuz degil diyebilecek olan avrupa makamlari ben magdur olmayayim diye tum evraklari verdiler.

    gelelim buradaki irkciliga. sunu iddia ederim ki turkiye'deki hemsericilik ne kadar varsa buradaki irkcilik ondan daha azdir. yani bir is yerinde birakin farkli sehirleri- ulkeleri farkli kitlardan insanlar calisiyor ve herkes isini yaptikca herhangi bir sorun yok. turkiye'de ayni ilin karsiyaka'lasi goztepe'lisini, istanbul'da avrupa yakasindaki anadolu tarafindakini sevmez ki nerede kaldi dogulu birinin sirketinde calismak. bunu lutfen dusunun.

    son olarak eklemem gereken bir sey var. ben turkiye'de hep isteyip vergisinden ve fiyatindan dolayi sahip olamadigim mercedes e serisine, turkiye'de sattigim 308'in tam yari parasina sahip oldum ve litresi 1 é olan mazotla tamami ucretsiz yollarda geziyorum. aracimin 550 é vergisi ve 500 é sigortasi var yillik. bu turkiye'dekinden kat ve kat ucuz.

    aklima gelmisken ekleyeyim turkiye'deki hasarsizlik indiriminizi kanitlayan bir kagit alip cevirtin, burada o oranin yarisini kabul ediyorlar. benim yuzde 40 olan indirimi yuzde 20 olarak baslattilar ki bu bana iki yil kazandirdi.

    sonuc olarak buraya geldigim icin hic pisman olmadim. baska basliklara da yazdim, hic bir sey basaramasam dahi oglum bedava okula gidiyor en az 3 dil ogrenecek ve askere gitmek zorunda kalmayacak.

    konuyla alakali tum bilgi edinmek isteyen arkadaslarin mesajlarini gec te olsa durustce yanitlamaya calisacagim. ileride bu entry guncellenecek ve degisimlerimi buradan kendim de takip edecegim.

  • hiç de öyle zor değildir.
    size anlatayım..

    bir kuzenim var, ilk okul mezunu ve herhangi bir geçerli mesleği yok. 6 yıl önce havalimanına yolcu getirip götüren küçük bir firmada minibüs şoförlugu yaptı bir yıl kadar. ingilizceyi burda öğrenmeye başladı, düşün! son 5 yılda küçük otellerde temizlik görevlisi olarak başlayıp resepsiyonluğa kadar farklı pozisyonlarda çalıştı, en büyük özelliği hiç bir kompleksinin olmaması ve sürekli öğrenmeye açık olmasıdır.
    bu 5 yıl içinde 20 civarında yakın yada uzak ülke gezdi ve dünyanın türkiye'den ibaret olmadığını gördü. her gittiği yerden "ulan ben burda türkiye'deki kadar çalışsam kral olurum amk" diye mesaj attı. sonra, yaz başında hepinizin yaşamak için hayaller kurduğunuz bir ülkeye gitmek için vize başvurusu yaptı. verdiler amk. 23 eylülde atladı gitti. iki gün sokakta yattı, onu biliyorum. sonra bi fabrikada kaçak olarak çalışmaya başladı. saati 12 dolar civarı bi ücrete raflara mal diziyor. kendi isteğiyle haftada 50 saat çalışıyor. dün, yani 4 kasım 2016 da siyasi sığınma başvurusunu yaptı. şimdi en az bir yıl boyunca kimse karışmayacak. işine devam ediyor. bundan sonra kaçak mı yoksa yasal mı çalışır bilmiyorum ama adam en az bir yıl boyunca sizin hayalini kurduğunuz hayatı yaşayacak. ve büyük ihtimalle başvurusu kabul edilince ordan bize nanik yapacak.

    bizde göt yok olm. bizde göt yok. göt olsa zaten ülkenin bu hale gelmesine izin vermezdik.

  • "mıdim sivmiyırsın ı zımın siktir git hümümü vıtın hıyini" diyen güruha yanıt vermek için, aylardır yazmadığım hesabıma girdim.

    gittim ulan. iki ay önce gittim. hayatımda hiç bu kadar rahatlamış hissetmedim, kuşlar gibi hafifim, neredeyse kanatlanıp uçacam. bütün ailem, arkadaşlarım türkiye'de, buraya ilk geldiğimde yapayalnızdım ama yine de mutluydum lan. mutluyum. insanlar bana "ay evini özleyeceksin ilk zamanlar, ağlayacaksın" falan dedi. bir kere, sadece bir kere ağlayacak gibi oldum, o da canım mantı çektiği içindi. sonra ermeni marketine gidip dondurulmuş mantı buldum, kendi kendime "ermeni diasporası da olmasaydı ne halt yiyecektim ben?" dedim, marketin sahibi tonton amcaya teşekkür ettim. amca da "biz kardeşiz, aynı toprağın insanıyız." diye gülümsedi. türkiye'de er***ni dölü diye hakaret olarak kullandığınız bu kimliği, bu amca burada mutluluk, huzur içinde, fişlenme korkusu olmadan yaşıyor.

    bak şimdi, tipik bir günümü anlatıyorum. sabah kalkıyorum, tamam mı? hava mis, gürültü mürültü yok. bisikletime biniyorum, okula gidiyorum. bisikletimi kilitledikten sonra yolda beni gören tanımadığım insanlara selam veriyorum. sonra derse gidiyorum, hocam "mr. bilmemne" diye hitap edenlere gülümsüyor, "bana tom diyebilirsiniz" diyor. tom diye hitap ettiğim adam dünyaca ünlü bir hidroloji profesörü bu arada. ama adamda ego sıfır. derste, başka bir profesör olan arkadaşının göbeğiyle dalga geçiyor mesela, arkadaşı da ön sırada gülüyor. aklıma, sırf not ortalamam kızınınkinden yüksek diye bana dersinden kırık not vermeye çalışan devlet okulundaki öğretmenim geliyor. "oh, iyi ki buradayım" diyorum.

    sonra ders bitiyor, "hadi bir şehre gideyim" diyorum. otobüse biniyorum, öğrenci olduğum için bedava. otobüs şoförü kadın gülümseyip "bugün nasılsın?" diyor, "iyiyim teşekkürler siz?" diye sorunca gülümseyip "ben de iyiyim, teşekkürler" diyor. aklıma, küçük bavulum bir yolcuyu daha konserve gibi arabasına sıkıştırmasına engel olacak diye beni yaka paça minibüsünden atan minibüs şoförü geliyor. "oh, iyi ki buradayım" diyorum.

    sonra 15 dakikada 15 kilometre uzaktaki şehir merkezine ulaşıyorum. bazen bisikletimi de yanımda götürüyorum. sonra bir bakıyorum şehir meydanında bir grup canlı müzik yapıyor. kenarda da 60 yaşındaki bir çift çılgınlar gibi salsa yapıyor. aklıma, yürümeye dermanı kalmamış ama bedava otobüsü ve yemeği duyunca akp mitingine gelip "erdoğan'ın bir yerlerinin gılıyım" diye bağıran teyze geliyor. "oh, iyi ki buradayım" diyorum.

    ha miting demişken, bir grup yerli amerikalının kuzey dakota'daki petrol boru hattını protesto etmek için caddeyi kapatıp yürüdüğünü görüyorum. o an çok sinirleniyorum, "kuzey dakota'da bile polis protestocuyu dövüyor" diyorum. sonra gözümün önündeki manzaraya tekrar bakıyorum, yolu kapamışlar. yürüyorlar lan megafonlarla falan! kimse de müdahale etmiyor. gözümün önüne, 1 haziran 2013 günü gezi parkı'nda üstüme doğru koşan polis, arkasındaki toma geliyor. yine sinirlerim bozuluyor ama derin bir nefes alıp "neyse neyse, iyi ki buradayım" diyorum.

    dönüşte markete gideyim diyorum. 4 blok uzağımda organik ürün satan küçük bir kooperatif marketi var, mahallede yaşıyorsanız hisse alıp üye oluyorsunuz, indirimli alışveriş yapıyorsunuz. gidiyorum, 3 dolara bir ekmek, 1.5 dolara makarna, toplamda da 10 dolar türlü türlü sebzeye harcayıp, 7 dolara da 500 gram bifteğimi alıp, toplamda 15-20 dolar harcamış olarak evime dönüyorum, 3 günlük yemeğimi pişiriyorum. sonra aklıma, türkiye'de aynı alışverişe çıkınca 60-70 tl ödediğim geliyor. burada kazandığım paraya oranlıyorum, zengin hissediyorum. "oh, iyi ki buradayım" diyorum.

    bazen gece 11 gibi mahallede koşuya çıkıyorum. arada mola veriyorum, başımı yukarı kaldırdığımda yüzlerce yıldız görüyorum. "bunlar istanbul'da görünmüyor, ne kadar da güzellermiş" diye düşünüp koşuma devam ediyorum. gökyüzünü görmemi engelleyecek ne çirkin bir gökdelen ne de beton yığını alışveriş merkezleri var. "oh, iyi ki buradayım" diyorum.

    ha bu arada, önümüzdeki hafta da 12 saatlik bir tecavüze karşı savunma dersi alacağım. o da ücretsiz, okulun polis ekibi düzenliyor. aklıma özgecan aslan, hande kader ve daha nice adını unuttuğumuz kadın geliyor. "onların da bu dersleri alma şansı olsaydı acaba şu anda hayatta olurlar mıydı?" diyorum. sonra yine "oh, iyi ki buradayım" diye şükrediyorum.

    anlayacağınız, ben burada günde 10 vakit "oh, iyi ki buradayım da türkiye'de değilim" diye şükrediyorum. mikrop gibi üremiş ekşi trolleri istediği mesajı yollasın, isterlerse beni savcılığa, akp teşkilatına, istedikleri abidik gubidik kuruma şikayet etsinler. gelmiyorum lan, gelmiyorum. burada güzel bir iş bulup, bir ev kiralayıp, bir-iki sene sonra da 5-10 bin dolara güzel bir araba alıp burada güzel bir hayat kuracağım. sizin de belki o zamana jeton düşer de bu ırmağının akışına öldüğünüz ülkenizde insan yerine konmadığınızı anlarsınız. onu anladığınız gün zaten geri dönerim, "hadi şu ülkenin bir ucundan tutalım" derim.

    uf, vatan haini olmak ne kadar müthiş, ne kadar harika, ne kadar hafif bir duygu!

    edit: siftahımı da yaptım, muhteşem! aşağıda cinsiyet sorunlarının tüm dünyada bir hastalık gibi var olduğundan haberi dahi olmayan bir tip "dömök kü töcovöz çok vor da kors vöröyorlar" demiş. tecavüz az mıdır çok mudur bilemem ama en azından polise gittiğimde "etek mi giymiştin? kuyruk mu sallamıştın? belki sen de istemişsindir" demeyeceğini biliyorum. adamlar kurs düzenliyor lan kurs. benim türkiye'de alacağım tecavüz savunma kursunu bırak, otobüste şort giyen kadına tekme atan adamı salıyorlar. bu da hala aşağıda atıp tutuyor. işte bunlar gibiler yüzünden dönmüyorum.

  • ''siktirin gidin norveç'te yaşayın. sizi bekliyor norveç. bacağını açmış... yeşil...''

    yukaridaki entrilerden birinin icindeki cumle.
    arkadas ''...bekliyor norvec. bacagini acmis...'' yazmis...

    ıste bu mantik, bu zihniyet yuzunden ulke bu halde.
    bu zihniyet banka sirasinda senin onune kaynak yapar, hakkini aradiginda sana dayak atar.
    bu zihniyet ulkede muslumandir ama haftasonlari ukrayna'ya rusya'ya ''is gezilerine'' gider.
    ıste bu zihniyet evini vermeyen ninenin kapisinin onune 5 metrelik cukur kazar.

    ve bu zihniyet senden benden, onun gibi yasamamizi ister.
    bu ulkenin egitimli insanlari calissin, vergisini versin, ama sokakta sortla gezdiginde, sevgilisini optugunde dayak yesin, ve en kotusu adalet de dayagi atani saliversin...

    10 yildir avrupa'da yasiyorum. acik ve net soyleyeyim, medeniyet tek disi kalmis canavar falan degil. medeniyet insanin mutlulugunun anahtaridir.
    ha avrupa'da yukaridakine benzer zihniyet yok mu? var elbet. ama medeni bir ulkede ikinci sinif bir vatandas olmak, fasizmle yonetilen bir ulkede yasayip da insan yerine bile konmamaktan, evinin disinda hep baska biri olmak zorunda olmaktan iyidir.
    tecrubeyle sabit.

  • arkadaslar, ne yazik ki davulun sesi uzaktan geldigi kadar hos degil. bu satirlari danimarka'dan yaziyorum. buraya geleli iki yil oldu ve inanin turk insaninin o sicakkanliligini cok ozlaölksdjfalksdnfaökn

    saka lan saka.

    harika burasi. kacabiliyorsaniz kacin - sacmalamayin.