debe başlıkları

türkiye

  • hâlâ umut olduğuna ispat ararcasına bugünkü hali kurtuluş savaşı zamanlarıyla kıyaslanan ülke. göz ardı edilen şu ki, türkler'in vatan dediği toprak ve üstündekiler hiçbir dönemde, osmanlı'nın en kapalı zamanlarında bile arap zehriyle, biatçılıkla bugünkü kadar enfekte olmamıştı.

  • maalesef düzelecek gibi görünmüyor.

    patlamanın hemen ardından orospu çocuğunun biri "uzman" adı altında çıkıp saldırıyı 3. havaalanına bağladı utanmadan. işte bu orospu çocukları bitmeden, bunlara inanlar bitmeden, bu pislikler de düzelmeyecek.

  • mustafa kemal atatürk önderliğinde kurulmuş ve eski bir iett çalışanı tarafından içine edilmiştir.

  • bu ülkeden hala umudu olanları gördükçe yeminle içim kıyılıyor artık. idrak edin olum artık, bu ülke geri dönülmez bir şekilde karanlığa girdi. tamam biz de biliyoruz, hiçbir zaman bir norveç, finlandiya, avustralya olamayacaktı zaten, bırak onları rusya'dan elini tam kurtaramamış azerbaycan, komünizmi hala atlatamamış bir doğu avrupa ülkesi bile olamayacaktı ama en azından sokakta yürürken katil olmak istemiyorduk lan eskiden.

    tarım alanları bitmiş, su kaynakları tükenmiş, ormanları yok edilmiş, şehirleri parsellenmiş bir toprak yığını burası artık olum, taşı maden, toprağı siyanür, suyu hes olmuş. bunlar paylaşılırken kendine zırnık kadar pay almayı marifet sanan çıkarcılarla vatan kurtarmaktan falan bahsediyoruz bak. boşa uğraşmayın, soysuzluğunu hırsızlığını, azgınlığını daha sessiz yapabilmek uğruna evlatlarımızı 20 yaşında gömüp "şehitlik çok güzelmiş cnm" edebiyatı ile acımızın bile üstünü örtmeye çalışan kahpelerle baş edemeyiz biz.

    cahil yetiştiren okullardan, ameliyat yapacak doktoru kalmamış hastanelerden, tükenmiş sanayiden, utanmasa vergi levhasına "ana faaliyeti: adam dövmek, öldürmek" yazdıracak esnaftan nasıl bir gelecek kurulabilir artık? yunan adalarına kaçmak isteyen suriyeli göçmene sahte can yeleği satmayı düşünen, planlayan, gerçekleştiren adam var aramızda. avuç kadar botlara onlarca insanı batacağını bile bile dolduruyorlar, hepimizin gözü önünde. aylan'ın bedeni kaç lira için kıyıya vurdu, bir insaflı açıklasın yahu?

    3 liralık doları, 5 liralık benzini, 50 liralık eti, cari açığı, ihracatı falan bütün bunları ciddi ciddi düşünmeyi bırakalım. yahu emel sayın'dan, fikret kızılok'tan, barış manço'dan, cem karaca'dan bir harf bile öğrenememiş, müzik diye "miş-miş, dan-dan, oh-oh" mertebesine batmış kepazelere maruz kalıyoruz. neşeli günler'den recep ivedik'e, uğur mumcu'dan selahattin çakırgil'e, kadir mısıroğlu'na, tuğçe kazaz'a... huzur bizi nasıl bulabilir?

    şiddeti marifet sayan, cehaleti kutsayan, töre diye bağnazlığa biat eden, gülmeyi aşağılayan, ölmeyi sıradanlaştıran insanlar her tarafımızı sardığı için korkuyoruz. açlığına şükreden, yalancılara mum diktiren, hırsızlara biat eden bu kaypaklar ordusundan bahsediyoruz. bu orduyla savaşamazsınız!! metroya metrobüse otobüse minibüse binerken, yaşınıza, kucağınızdaki çocuğa, özürünüze bakmadan üzerinize çıkan, "hadisene kardeşim" diyen orospu çocuklarının leş kokan nefesini hissediyoruz, kapıdan dışarı adım atınca, her yerde. nefretimize bata çıka yürüyoruz. lan 15 yaşında 16 kilo bir çocuk toprağa girdiğinde "ee su testisi su yolunda" diyenleri gördükçe bu ülkede insanlık bitmiş dedik hepimiz. özgecan'da, baran'da, yarbay'ın feryadında, öldürülen her insanda. en son da çoğumuzun oğluyla yeğeniyle yaşıt o zavallı çocuğun bedeni kıyıya vurunca insanlık bitti dedik dün.

    ne bitmez "insanlık" varmış bu topraklarda.
    yerin dibine batsın!