debe başlıkları

türkçeden arapça ve farsça kelimeleri çıkartmak

  • hâlâ oturgaçlı götürgeç falan diyen hıyarları da görmemizi sağlamıştır. lan yok öyle bir şey. cumhuriyet döneminin, dili yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarma çabalarına karşı
    sizler gibi arap, fars yalayıcıları uydurdu bunları.
    neymiş anlaşamazmışız. bilge kağan'la kül tigin de arapçayla mı anlaşıyordu?

    siz dilin ebesine atladığınız için bugün anlaşamaz olduk zaten.

    doğal türkçe karşılıkları olan sözcükler için en mantıklı olandır.

    not: bir arkadaşa yazdığım şu açıklamayı buraya da ekleyeyim:

    --- spoiler ---

    öncelikle belirteyim, edebiyat öğretmeniyim.

    evrim sadece biyolojide olmaz, her şeyde olur. doğal olarak buna dil de dahil. yani diller de değişime mahkûmdur ve bu değişim tamamen doğaldır. ayrıca iletişim aracının ta kendisi olan dilin katıksız olmasını beklemek de bir o kadar saçmadır. yani dilin başka dillerle etkileşime girmesi, onlarla alışveriş yapması bir doğa kanunudur.

    benim kastettiğim şey ise şu: ihtiyacımız olmayandan kurtulmak.

    dillerde motor sözcükler vardır. nedir bunlar? dillerin özgün yani orijinal dil olup olmadığını anlamaya yarayan, başka hiçbir dile ait olmayan, tamamen orijinal sözcüklerdir. dilin dna'sıdır yani.

    organ, uzuv adları; gök cismi adları, temel gıda maddelerinin adları gibi şeyler motor sözcüklerdir. bunlar orijinalse dil de tam anlamıyla bir dildir.

    örneğin "ay, güneş, yıldız" başka dillerden gelme midir? hayır, orijinaldir. bu ve bunun gibi motor sözcüklerimiz türkçenin bir başka dilin unsuru olmadığını, başlı başına bir dil olduğunu gösterir.

    peki ay, güneş varken "kamer, şems" demek gerekli midir?

    açıkça gereksizdir.

    gel gelelim sanat dili farklı olduğundan (çünkü sanatın evrensel yapısı oldukça ağır basar) başka dilin sözcükleri sanat alanında kullanılabilir. zaten sanatçıyı sınırlandırmak da ne doğrudur ne de mümkün. ancak bunu topluma dayatırsanız işte burada art niyet, özümleme yani asimilasyon devreye girer.

    bir dilden bir sözcük alınacaksa bunu zaten toplumsal bilinç farkında olmadan belirler. denizciliği yunan ve italyanlardan öğrendiysek onlardan sözcükler almamız kadar doğal bir şey yoktur. ama işi genele ve gereksize yayarsak işte o bahsettiğim dil özümlemesi yani asimilasyonu söz konusu olur ki bu da bir tür kültür savaşıdır ve biz o savaşı kaybetmiş oluruz. önemli olan da o savaşı kaybetmemektir çünkü dil, bir toplumun iskelet sistemidir.

    o değişirse toplum da benliğini yitirir. zaten benlik yitirmekten bu durumlara geldiğimiz de ortada.
    --- spoiler ---