debe başlıkları

recep tayyip erdoğan

  • - cumhurbaşkanınız olarak
    - reisicumhur olarak ben
    - ben başkomutanım
    - başkomutanınızım
    - bu ordunun başkomutanı olarak
    - milletin başı
    - bu milletin cumhurbaşkanıyım

    şeklinde sürekli !!!! bir hatırlatma hissediyor her dakka.

    neden acaba ?

    az biraz sakin diyesim var kendine.

    bu dünya ne sultan süleymanlar ne sezarlar gördü. sakin olun biraz anladık.

  • bu reisçilerde sike sürülecek akıl yok yemin ediyorum.

  • ezici çoğunluğu sünni müslüman olan,
    medyanın %90'ının kendi kontrolünde olduğu,
    kendisine muhalif olanların işten atıldığı,
    muhaliflerin seçim propagandası yapamadığı,
    tek bir sözüyle insanları hapiste attırdığı,
    mecliste olan muhalif partilerin birinin kendisinin arka bahçesinin olduğu,
    birinin muhalefeti beceremediği,
    birinin bölücü olduğu,
    tüm devlet imkanlarının elinde olduğu,
    hazinenin ağzının seçim kampanyası için sonuna kadar açıldığı,
    tek bir sözüyle başbakan değiştirdiği,
    tek bir sözüyle meclisten yasa geçirdiği,
    yargının, kendisinin aleyhine tek bir karar veremediği,
    askeriyenin kendisinin kontrolünde olduğu,
    9 ay önce kendisine karşı bir darbe girişiminin yaşandığı,
    bu olayın kendisine sunduğu imkanlardan sonuna kadar faydalandığı,

    bir ülkeden, referandumda ite kaka %51 oy alabilmiş* kişidir.

  • tarihin gördüğü en büyük lider falan değildir. türkiye'deki milyonlarca insana göre lider bile değildir. şu an başta olmasının nedeni lider olması değil, okumayan, sorgulamayan, cumhuriyetle, atatürk'le derdi olan, arapçı, yobaz, fanatik insanlara hitap etmesidir.

    ha tarihin gördüğü en büyük lider görmek istiyorsanız;

    (bkz: mustafa kemal atatürk)

  • ne zaman öleceğini merak ettiğim kişi. sıkıldık artık senin şu mahkeme duvarı suratından.

    edit: o kadar mesaj gelince, ağır içeriğini (bana göre normaldi) değiştirmek zorunda kaldım.

  • emeklilik planı yok, sorun bu.

  • şimdi buradaki herkes yaptığın çoğu şeye bir çok şey demiştir iyi veya kötü ama benim sana sorum bambaşka.

    istiklali neden bu hale getirdin?

    çoğu sadece haberlerden bilir ama biz istanbulda doğup büyüyen insanlar hatırlar beyoğlunu ve taksimi taaa belediye başkanıyken bitirmek istiyordun sen.

    ne oldu zamanında beyoğlunda? sen kasımpaşada yaşarken sık sık çıkıyorsundur istiklale diye tahmin ediyorum? bi güruh kabul mu etmedi sizi? dışladılar mı allah aşkına noldu bi söyle beyoğlunda?

    bir kız grubu mu tersledi ne oldu? bir yere mi girmek istediniz dışladılar sizi?

    ne oldu o zamanlarda? neden bu nefret? nefret diyorum çünkü asfalt falan derken direkt beton döktürdün istiklale?

    ben inanmıyorum tramvayın falan oraya tekrar geleceğine çünkü bildiğin beton döktürmüşsün o yola.

    hiç yaşamayalım hayatımızı dimi? anılarımız kalmasın bizim hiç?

    belki çoğu insan farkında değildir ama senin en güçlü silahın anılarımızı öldürmendir.

    ne yaptı şu istiklal sana allah aşkına vakit bulursan bunu söyle bana?

  • sayın cumhurbaşkanımın evet dediği her şeye hayır demekten büyük onur duyarım.

    bu da böyle biline...

  • ben tarih bilgisi kocaman bir sıfır olan bu adamın menderes'in asılmasında başta ismet inönü olmak üzere chp'yi suçlamasından çok sıkıldım. adnan menderes'in idamının engellenmesi için adnan menderes'in eşi berin menderes ve oğlu aydın menderes ismet inönü'nün kapısını çalmış ve inönü de idamları engellemek için elinden geleni yapmıştı. tam bu noktada ismet paşa'nın milli birlik komitesi başkanı cemal gürsel'e idamların engellenmesi için gönderdiği mektubu buraya bırakıyorum;

    yassıada kararları tebliğ ve ilan edilmek üzeredir. kararlar arasında ölüm cezaları bulunursa bunların infazı anayasaya göre milli birlik komitesinin tasdikine bağlı olacaktır.

    kararların tebliğinden iki gün evvel yüksek makamınıza müracaat ederek ölüm cezalarının infazı hususundaki ciddi endişelerimin milli birlik komitesine duyurulmasına tavassut buyurulmasını –aracılık-istirham ediyorum.

    memleketin siyasi hayatında mesuliyet sahibi olarak idam cezalarının tasdikindeki büyük zararları arz etmek için başka bir vasıtamız ve çaremiz olmadığından, müracaatımın zaruri görülmesini saygılarımla rica ederim.

    mahkemenin her tesirden uzak olarak tam bağımsızlıkla karar vereceğine ve mahkemenin vereceği kararların adil olacağına şüphe yoktur. ancak, milli birlik komitesi üyeleri, ölüm cezalarının infazı için son söz sahibi olmak salahiyetiyle teçhiz edilmişlerdir. bu hususta milli birlik komitesi üyeleri, hükümlerin kararlarına mesnet teşkil eden hukuki ve kanuni unsurlar dışındaki bazı gerçekleri ve zaruretleri göz önünde bulundurmak mevkiindedirler.

    ben bu müracaatımla, memleketin selameti bakımından hayati ehemmiyette saydığım bu gerçekleri ve zaruretleri ortaya koymak istiyorum.

    sayın orgeneralim,

    memleketimizin bugünkü halinde ne kadar az sayıda olursa olsun, ölüm kararlarının tasdik ve infazı yüksek milli menfaatlere her suretle aykırıdır. kansız bir ihtilal yapıldı. böyle bir ihtilalden bir buçuk sene sonra, geçmiş bir iktidar erkânının siyasi suçlarından dolayı idam edilmeleri, siyasi idamların bünyesinde zaten mevcut olan hak tereddüdünü azami ölçüde arttırmış olacaktır. suçluların en ziyade kahrını çekmiş vatandaşlar bile bu infazı aşırı bulacak ve müteessir olacaklardır. ihtilalden bir buçuk sene sonra seçimlere gidiyoruz. eski, yeni siyasi parti mensupları arasında yaklaşma ve anlaşma çareleri arıyoruz. bu çabalama içinde artık eskimiş olan siyasi suçlardan dolayı idam cezası tatbik etmek, siyasi partiler arasında ve memlekette manen huzur teessüsünü imkânsız kılacaktır. unutmamalı ki, yarın seçime gidecek ve seçimlerden sonra idareye katılacak siyasi partilerin çoğu, geçmiş iktidar partisinin mensuplarına büyük mikyasta istinat etmektedir. bunlar yalnız seçim esnasında değil, seçimden sonra da ruhlardaki daimi yarayı işletmekten geri kalmayacaklardır. ceza tatbikinin bünyesinde taşıdığı ibret ve tenbih hususları, şimdiye kadar infaz yapılmamasında daha ziyade mevcuttur. memleket huzurunun ve vatandaş münasebetlerinin iyi yola girmesi için ümitlerin bağlanabileceği tek çare bundan ibarettir. suçluların idam olunmaması, ayaklanma teşebbüsünde olacakların cüretini arttıracağı endişesi mübalağa edilmemelidir. ayaklanma teşebbüsünün maddi kuvveti, hiçbir zaman devlet ve hükümetin kuvveti ile başa çıkamaz. bu teşebbüslerin dikkate alınacak tarafları daha ziyade ruhi ve manevi kuvvetleridir. bu kuvvetler ise, idam cezasının infaz olunması ile artmak ve infaz olunmaması ile zayıflamak istidadındadırlar. insanların tecrübesinin bir değeri varsa, bizim her yerde gördüğümüz sonuç budur.

    sayın orgeneral,

    biraz da infaz meselesinin bir diğer önemli tarafına temas etmek isterim.

    mahkemenin vereceği kararlara tesir edilmemesi ve mahkemece verilen kararların tatbik edilmesinin, ordunun isteği olduğundan bahsedilmektedir. mahkeme kararlarına tesir edilmemesi arzusu ordu için tabii bir ihtiyaçtır. en büyük milli müessesemiz olan ordumuzun adalet bağımsızlığı fikri ile dolu olmasını, millet anlayışının bir yankısı saymak lazımdır. bu arzu takdire ve saygıya layıktır. yalnız, ölüm cezasının infazı ayrı bir meseledir. nitekim anayasa bunu, milli birlik komitesinin hususi kararına bağlayarak kayıt ve şart altına almıştır.

    eğer varit ise, ordu adına milli birlik komitesinin idam kararının tasdikine icbar edilmesi-zorlanması-haksız ve kanunsuzdur. ordu adının böyle bir mevzuda kullanılması, türk ordusunun edebi şerefine karşı saygı duygusu ile telif olunamaz. ordu tesiri ile bir infaz muamelesi millette orduya karşı deva bulmaz bir kızgınlık yaratacaktır. milletle ordu arasına girecek böyle bir hatıranın tepkisini düşünmek, insana dehşet veriyor.

    bilhassa, infaz kararında ordunun tesirini milli birlik komitesince yerine getirmek, akla gelebilecek mahsurların en büyüğünü taşır ve tarih önünde karar verenlere de verdirenlere de hesapsız vebal yükler. ordunun böyle bir tesir yaptığına ve yapacağına asla inanmıyorum. milli birlik komitesinin, ağır ve şerefli vazifesini tamamlarken, memleketin selameti bakımından duyduğum endişelerin üzerinde duracağına ümit ediyorum.

    sayın orgeneral,

    türkiye bugün bir ittifak manzumesi –topluluğu-içindedir. her meselenin önünde, milli savunma için müttefikler arasında haysiyetli ve itibarlı bir mevkide bulunmamızın büyük ehemmiyeti vardır. bu, bizim için öyle bir ihtiyaçtır ki, bunda kusurlu olmak, hatta ittifak manzumesi içinde bizden daha kusurlu üyelerin bulunması ihtimalinde bile bizim için mazeret teşkil edemez.

    siyasi suçlardan dolayı ölüm cezası, bugün yeryüzünde hemen hiçbir medeni ülkede kalmamış gibidir. türlü tehlike karşısında bulunan memleketimizin bekçileri ve koruyucuları olan milli birlik komitesi üyelerinin, ellerindeki aziz emaneti, vehim bir itibar buhranına maruz bırakmayacaklarını hulus ve ümit ediyorum.

    sayın orgeneral,

    infaz meselesinde düşündüklerimi şimdiye kadar muhtelif vesilelerle size ve temas edebileceğim milli birlik komitesi üyelerine tam bir açıklık ve kesinlikle söylemekte kusur etmedim. şimdi resmi vazife olarak, son kararı vereceğiniz anda milli birlik komitesine bu konudaki düşüncelerimin resmen bildirilmesini sizden niyaz ediyorum.

    üstün saygılarımın kabulünü istihdam ederim sayın orgeneralim.

    http://tahayyul.net/…gellemek-icin-mektup-yazmisti/

  • insanların suçsuz yere gözaltı ve hapislerde çürümesinin bir numaralı müsebbibi kişi. kendisi türkiye cumhuriyeti tarihinin gelmiş geçmiş en zalim kişisi olarak anılacak. aldığı ahlarla öteki tarafa giderken kim bilir hangi şekillere girecek.

    en başta ben hakkımı helal etmeyeceğim kendisine. iki elim yakasında olacak. yok öyle insanların özgürlüklerini hiç uğruna ellerinden almak! çatır çatır hesap vereceksin!