debe başlıkları

rıdvan dilmen

  • (bkz: algı fahişesi)

  • fatih terim'in arda turan açıklamalarıyla okları çevirdiği yorumcu.
    en aptal izleyici bile anlar ki; fatih terim'e göre arda turan'ın arkasındaki beyin sensin.
    gerçi herhangi bir kişinin beyni sen isen, o kişinin beyni ne durumdadır diye soruyor insan istemsiz.

  • --- spoiler ---

    "rize'de ben bir şeye şahit oldum. tribünler 'recep tayyip erdoğan' diye bağırıyordu. hemen susmaları istendi."

    "önce şu tribünlerin siyasileşmesi sorununu çözün. tribünlerde izmir marşı'nı okuyorlar."

    --- spoiler ---

    tribünlerde siyaset yapılmasından rahatsızmış.

    evet videosu çekip futbolculara 'sen de var mısın?' diye mesaj veren kimdi amk?

  • arda'yı yarım ağız eleştirip sonra savunmaya başlayan ve gazetecilere geçiren pislik herifin teki. bunlar muazzam bir çete olmuşlar. defolup gitmeden türk futbolu düzelmez.

  • az önce "türkiye'de çok uzun zamandır terör yok" dedi. evet bunu dedi. dedi bunu gerçekten dedi

    ulan amına koyayım daha 3-4 gün önce el bab'ta 10 şehit vermedik mi?
    daha geçen ay izmir'de patlama olmadı mı? polis fethi sekinşehit olmadı mı?
    yılbaşı günü gece kulübünde katliam yapmadılar mı? onlarca insan hayatını kaybetmedi mi?

    senin uzun kıstasını sikeyim ben.

    #hayır

    edit: (bkz: tuğra acil kalp nakli bekliyor)

  • beyfendi "hem atatürk'ü hem cumhurbaşkanımızı sevemez miyim?" şeklinde bir soru sormuş.

    allah akıl fikir versin ne diyelim.

    birisi sana özgürce yaşayabileceğin ülkeyi bırakan insan; diğeri o güzel insana kendi cenahıyla birlikte her fırsatta hakaret eden, ayyaş diye bahseden insan.

  • gol oldu rıdvan!

    https://twitter.com/…1907/status/824708214084210691

  • 1990 yılıydı sanırım, üniversiteyi kazanamamıştım tabi; zaten öyle bir öğrencilikle kazanamamam çok normaldi, kimse üzülmedi, kimse şaşırmadı ve ben dayımın yanında işe başladım.

    iş dediğim de, dayımın tekstil atölyesi var, ben de orada getir götüre bakıyorum. “onur üç numara sünger al. onur, kesimhaneden şunu getir, onur cuma günü tahsilata çık”

    ne bir kız arkadaşım var hayatımda, ne de en ufak bir umudum.

    fenerbahçe haricinde…

    bir sene önce de fenerbahçe 103 golle şampiyon olmuş, içerdeki her maçına gitmişim, rıdvan bir top oynuyor, görmeniz lazım, anlatsam inanmazsınız.

    fakat o sezona pek iyi başlamadık. neyse, bir pazar günü, belki de cumartesi, fener trabzon deplasmanında, ben de işteyim, dayımla havlu kesiyoruz, bizden başka kimse yok atölyede. ben sigara içme bahanesiyle dışarı çıktım, dayımın eski bir peugeot’su vardı 404 ya da 504 model. anahtarı da cebimdeydi hep, çünkü onun bagajına kolilediğimiz havluları koyardım. açtım kapıyı, oturdum içeri, radyonun düğmesini çevirdim, murat ünlü “yesiç’in müdahalesiyle rıdvan sakatlandı sayın dinleyenler, durumu ciddi gözüküyor, sedyeyle dışarı alıyorlar rıdvan’ı” diyor.

    olduğum yerde sessizce ağladığımı hatırlıyorum, daha on yedi yaşında umutsuz bir şekilde hayatta kalmaya çalışırken, tutunduğum tek dal olan fenerbahçe’nin biricik sembolüydü çünkü rıdvan.

    sakatlığı bir kaç ay sonra geçti ama toparlayamadı, kaç kere geldi, kaç kere sakatlandı, kaç kere futbolu bıraktı, hatırlayamıyorum bile.

    ben rıdvan’ı bırakmadım, yorumculuğunu da sevdim, galatasaray puan kaybettiğinde gözlerinin içinin parlamasını da. hastalandığında üzüldüm, çok üzüldüm, iyileşmesi için dua bile ettim, dedim ya bir insanın çocukluk kahramanı olmak kolay değil, rıdvan benim kahramanım da değildi aslında, umudumdu o benim, önce fenerbahçe’nin sonra onun sayesinde ayakta kalabildim ben.

    rıdvan’ı çok ama çok sevdim, bir manchesterli’nin cantona’yı sevdiğinden daha fazla sevdim. desteklediği partiyi bildiğim halde sevdim, çünkü ne olursa olsun o benim gençliğimin rıdvan’ıydı, partisi falan beni ilgilendirmezdi, hep kulak arkası ettim, kendisi için yazılanları, söylenenleri.

    ama bu akşam “evet” diyeceğini beyan ettiği videosunu izlediğimde, içimde bir şeyler çıtırdadı. ya ben öldüm, ya da rıdvan’ı öldürdüm, ikisinden biri…

    “güçlü türkiye için evet” derken gözlerinin içi parlıyordu rıdvan’ın. kazanacağından, doğru tarafta olduğundan emindi. basket maçında kelle koltukta izmir marşı okuyan fenerliler aklına bile gelmiyordu. gelse ne olacaktı zaten, utanacak mıydı bu saatten sonra? belli ki güçlü türkiye ile eşzamanlı hedefleri vardı rıdvan’ın, yoksa bir insan “cumhuriyet’in son kalesi” denilen bir camianın efsanesi olup böyle bir ifade kullanabilir miydı?

    rıdvan, kusura bakma abicim, ben 45 yaşındayım, bu yaşıma kadar yapmadığım itlik, piçlik, şerefsizlik kalmadı, ortaokulda istiklal marşından da kaçtım, lisede 29 ekim törenlerine gitmemek için bin tane yalan da söyledim eve. ama ben hiçbir zaman cumhuriyet’ten vazgeçmedim.

    ama anlaşılan o ki; sen çoktan seni sen yapan bu ülkeden, bu camiadan vazgeçmişsin, yolun açık olsun, ama bir kadıköy’lü olarak hatırlatmak isterim ki; türkiye cumhuriyeti de fenerbahçe cumhuriyeti de ilelebet payidar kalacaktır, sen bu iki cumhuriyetin de bir neferi, şerefli bir askeri olma şansını bu akşam kendi ellerinde yok ettin.

    sen 8 numaralı çubuklunu bu akşam bütün fenerlilerin gözleri önünde yırttın ve çöpe attın.

    seni hiç özlemeyeceğim.

    edit: yazmıyordum sözlüğe kanzuk'un saçma sapan politikalarından dolayı ve bu böyle devam da edecekti, ancak cumhuriyet elden giderken benim prensiplerimin çok da önemli olmadığını düşünüyorum. o yüzden referandum sonuçlanana kadar bu entry burada dursun. çünkü cumhuriyet bildiğimiz, öğrendiğimiz her değerden daha önemli ve benim kanzuk antipatim de baki. sevgiler.

  • ferit şahenk'in kendisine özel hayranlığı olmasa şu an üçüncü lig'de takım çalıştırıyordu. ya da survivor adasında balon kapmaca oynuyordu.

  • anasına bacısına küfrettirmekten hoşlanan iktidar yalakası orospu çocuğunun biri. ya arkadaş bari ekonomi hakkında atıp tutma amq bari ekonomiden anlama...yalaya yalaya dili keçe gibi oldu ibnenin,bak sinirden elim ayağım boşaldı ulan puşt 38 kişi ölmüş havaalanı üzerinden iktidar propagandası yapıyo sen ne haysiyetsin ne karaktersin bi tipsin ya...