debe başlıkları

pkk

  • istihbaratçı bir albaydan dinlemiştim. kendisi on-onbeş sene önce kuzey ırak'ta ve güneydoğuda dağ bayır gezerken arazide bir örgüt militanı teslim oluyor. kendisi bir kız. samsunda üniversite okurken örgüte katılma kararı alıyor. kürt veya güneydoğulu değil. katılım nedeni ideolojik...
    bu kızı sorgulamak için albayın, ki o zamanlar yüzbaşı olması lazım, yanına getiriyorlar. kendi deyimiyle, leş gibi kokuyormuş... askerlere gidip kızı yıkayın demiş. yıkayıp getirmişler. albay yine leş gibi koktuğunu söyledi. daha sonra beraberlerindeki sağlık görevlisinden kızı muayene etmesini istemiş... kız muayene edilmiş. kokunun nedeni anlaşılmış.
    kız anal yoldan defalarca tecavüze uğramış, hamile kalmaması için bu şekilde davranmışlar. fakat bu tecavüzler o kadar gaddarca gerçekleşmiş ki, kızın makatında bulunan kaslar yırtılmış. dışkısını tutamaz hale gelmiş. kokunun nedeni, kızın tutamadığı dışkısıymış.
    kız öyle bir haldeymiş ki, üç gün konuşamamış. sonrasında da yarım yamalak, çok pişman olduğunu kendi kendine hayatını mahvettiğini söylemiş. albay daha sonra kızı tedavi için gönderdiklerini söylüyor, akıbeti belli değil.

    beyaz'ın yaşadığı olayla birlikte, ortaya şöyle bir algı çıktı, "orada bebekler ölüyor". sanki devlet, ortada hiç bir neden yokken, güneydoğuya gidip bebekleri öldürmeye başlamış.

    uzun süredir sözlükte pkk, terör, operasyonlar, hendek gibi konularla alakalı yazılan entryleri okuyorum.. bir çoğu içi boş gerçek dışı beyanlar. aslında bunun sorumlusu da devlet bir yerde. orada yaşananları asla olduğu gibi anlatmıyorlar.

    size pratik bir örnek vereyim. bir istihbaratçı düşünün, bu şahısın ne sikim olduğunu kimse bilmez. bölgede dolaşır, belki de kahvede devlete söver. bilinmez... bu istihbaratçı şayet satılmışsa, şöyle bir şey yapar. bir eve gider ve örgütün depoladığı cephanenin resmini çeker. daha sonra bu resimleri askeri kaynaklara aktarır. askeri kaynaklar istihbarat doğrutusunda operasyon kararı alır. bazen istihbarat check edilir, mekan bir kez daha kontrol edilebilir. sonra ne olur biliyor musunuz?

    istihbaratçı gidip örgüte, operasyon bilgisini sızdırır. örgüt cephaneyi taşır. orası bir aile eviymiş gibi düzer. içine de bir kadın, çocuk vs yerleştirir. daha sonra operasyon zamanı geldiğinde, tam baskın yapılacakken evde bulunan militanlar ateş açmaya başlar. bu nedenle operasyonu yapan kuvvetler de karşı ateş başlatır. sonunda da muhtemelen uzaktan imha edilir o ev. füze, havan vs. atılır.

    ardından ortaya ne çıkar? evinde katledilmiş masum çocuk ve kadın cesetleri... hep birlikte devlete katlettiği çocuk için küfürler ederiz. çok zekiyiz çünkü, ekşisözlükte okuduğumuz bir kaç entry ile her şeyi çözmüşüzdür.

    şuan güneydoğuda olan şeylerin büyük bir bölümü bu. bu taktikler suriye'de de yaşandı. akp medyasının "esad çocukları katlediyor" temalı haberleri, el kaidenin örgüt evi diye lanse ettirip içine kadın ve çocuk koyduğu evlerdi. rejim güçleri bombaladığında ortaya çıkan cesetleri "esad çocuk katili" diye servis edip "davalarına meşruiyet kazandırdılar" bizim akp medyası da bu haberleri sırf esad düşmanlığı nedeniyle aylarca kullandı. şimdi de başımıza geliyor. belki de suriye'de harcanan o çocukların vebalini yaşıyoruz.

    bu nedir biliyor musunuz? asıl çocuk katilliği işte budur. aklı başında hiç bir devlet, teröre müdahale ederken gidip çocukları öldürmek aptallığı yapmaz. zira bunun hiç bir somut faydası olmaz. kadınlar, çocuklar, yaşlılar... bunlar teröre alet edilerek öldürtülür. yukarıda anlattığım şey, bunun basit bir yöntemi. sonucunda propaganda yapılır.

    yani şuan orada yaşanan şey özetle "devlete çocuk öldürtme sanatıdır". devlet bazen oyuna gelir, bazen de ihmal gösterdiği için çocuk öldürebilir. ama kasten, politika gereği hiç bir çocuk öldürülmez.
    bazen de çocuklar öldürülüp çatışma bölgesine atılır. çocuğun bedeninden çıkan kurşun devlete ait olur çünkü devletin içinde örgüte silah kaçıran hainler bulunur. bunun örneği çoktur. örgütten ele geçirilen cephanelerin bir bölümü ordu malıdır.

    bazen de, örgüt resmi üniforma giymiş militanlarını köylere gönderir. tıraşlı, güzel türkçeli ve asker üniformalı bu tipler köylüleri öldürür. suç devlete atılır. köylüler devletin gerçekten de kendilerini katlettiklerini düşünür. bu sayede örgüte militan devşirilir.

    arkadaşlar, ortada dönen o kadar puştluk var ki, hangi birini anlatayım? örgütün bir kanadı öteki kanadıyla anlaşmazlığa düşüyor, bunlar gidip karşı oldukları militanların yerlerini devlete sızdırıyor. ihbarı yapan kişinin örgütçü olduğunu anlamanın imkanı yok. sen ben gibi vatandaş, komutanım böyle böyle, bizim köye uğradılar, takip ettik, falanca yere gittiler, allah rızası için bunları temizleyin, çok mağduruz diye ihbar edip birlikleri o yöne çekerler. birlikler o bölgede operasyon başlatıp militanları kıstırır, hatta öldürürler. fakat dönüş yolunda ihbar eden örgütçüler tarafından avlanırlar. bu örgütçüler de aslında hiç sevmedikleri, sattıkları militanların intikamını aldık diye örgüt için propaganda yaparlar.

    siz tahir elçi'nin neden öldürüldüğünü sanıyorsunuz? örgüt içi hesaplaşma var... örgütün bir kısmı muhtemelen radikaller, tahir elçi'den memnun değiller. temizlemek için hareket geçirip tam da örgütsel bir konuşma zamanını kullanıyorlar. böylece hem istemediği birini temizliyor örgüt, hem de sokakta "bakın bizden biri devlet katletti" diye propaganda yapıyor. çöpe atacağı malı pazarda okutan tacir misali...

    bugün apoyu salsa devlet, daha kandile gitmeden avlarlar onu. çünkü örgütün mevcut düzeni, apo gibi popülaritesi yüksek ve düzeni değiştirecek adamı istemez. zaten bu düzen, apo içerideyken "liderimizi tutsak ettiler" diye propaganda yapıyor, kullanıyor. yarın çıktığı zaman da, menfaatleri sekteye uğramasın diye öldürüp, devlet liderimizi katletti diye halkı galeyana getirirler.

    meseleyi, öyle hale getirdiler ki, devlet bölünmesin diye operasyonları destekleyenler akp'li oldu, bu duruma düşmek istemeyenler de karşı taraftalar. oysa üçüncü bir yol daha var. akp'nin yanlışları yüzünden güçlenen örgütün temizlenmesini isteyenler de var. bu ihtimali neden görmezden geliyoruz? operasyonları destekleyen herkes akp'li mi?

    takriben 25-30 yaşında, ekseriyeti evli hatta çocuklu, yaş itibariyle genç, güçlü sayılabilecek insanlar, ayda maksimum 4,5-5 bin lira karşılığında günlerce, aylarca, bıkmadan, sürekli olarak kelle koltukta geziyor.
    ne için?
    bu insanların 5 bin lira dışında ne menfaati var? operasyon yaptıkları bölgede yağma hakları mı var? ele geçirdikleri kadınları, kızları cariye edinip haremine katma izinleri mi var? ayrıcalıklı vatandaşlık haklarına mı sahipler? hayır. kelle koltukta gezmenin, her gün vurma, vurulma, sakat kalma, geride bir eş ve bebek bırakma, üstelik her gün bu psikoloji ile yaşama karşılığında sadece 4,5-5 bin lira kazançları var.
    peki bu insanlar neden oradalar? ne için, kim için? hangi dava için? ne menfaat için?
    bu insanlara her gün katliamcı, katil, haydut, faşist, zorba muamelesi yapmak reva mıdır?
    partisinde değilim, devletinde dahi değilim, en azından, orada her gün insanı manyak eden, deliye çeviren bir işle meşgul gencecik insanlara hakaret etmeyelim. bu insanlar bizim düşmanımız değil.
    bu insanlara haksızlık yapmayalım. bu insanlar ne akp milletvekili olacaklar ne de ihale alacaklar. belki de yıllar sonra kopan bacakları yerine takılan protezlere haciz konulacak...

    bugün akp karşıtlığı nedeniyle gerçeği ıskalayıp "çocuklar ölmesin, bu yüzden devlet terörle mücadele etmesin" aldatmacasına düşüp yarın pişman olmak var. zira, bu algı, örgütün oynadığı bir oyun. devlete ne kadar çocuk öldürtürseler, o kadar başarılılar. bu nedenle özellikle son dönemde, acımadan harcıyorlar çocukları.

    devlet o bölgede haksızlık yapmıyor mu? elbette yapıyor. böyle durumlarda mutlaka hukuk dışına çıkan görevliler olur. fakat bize düşen, operasyon sırasında hukuku çiğneyen devlet görevlilerinin cezalandırılmasını talep etmektir. devlet bu görevlileri koruyor olabilir, ama yılmadan ceza almalarını söyleyeceğiz. örneğin, dilek doğan'ın katili mutlaka ceza almalı. hukuk dışına çıkıp keyfi hareket edenler mutlaka bedelini ödemeli. ama bedel asla terörle mücadelenin durmasını istemek olmamalı.

    çocukların eline silah verip örgüt militanlarına ateş etmesini isteyen asker duydunuz mu hiç? eline el bombası verilmiş bir çocuk gördünüz mü polis tarafından.
    oysa örgüt çocuğun eline bomba koyup ambulansın içine atmak için gönderebiliyor. o ambulansta yaralılara yardım etmek isteyen doktor var, hemşire var... gençleri ailesinden koparıp dağa kaçıran militanlar, örgüte katılan kızlara tecavüz edenler... hepsi şimdi şehirlerde, hendekler kazıyorlar. ve emin olun, kazandıkları zaman güneydoğuya demokrasi gelmeyecek, aksine, kıyım başlayacak. kendinden olmayanları katleden, hak hukuk yoksunu, taciz, tecavüz, yağma ve aklınıza gelebilecek bir çok hayvanlık...
    bunlar başladı bile, son haftalarda örgüt karşıtı aşiretler hedef alınıyor. haberiniz var mı? o aşiretlerin çocuklarını kaçırıp dağa götürüyorlar, seneler sonra canlı bomba yapıyor. mesela canlı bombalar daima örgütün kaçırdığı "ötekilerin çocukları" olur.

    bu örgüt, ev basıp babasının yanında kızını ahıra indirip tecavüz edecek militanlar barındırıyor. bunlar efsane değil, gerçek. "komutanım burda teröristler var, yetişin, ölüyoruz" diye ihbarda bulunup, bölgeye intikal eden askeri araca roket atan militanlar var.

    ailesine, nişanlısına kavuşmak için can atan askeri, terhis günü hava limanına götüren helikopteri dokça ile tarayıp o genci orada öldürdüler. hükümet bunları unutup, siyasi menfaat için örgütle masaya oturdu ve örgütün güçlenmesine neden oldu. hükümetin aptallığını şimdi orada ölenler ödüyor. fakat sarsılmaz bir gerçek var, hükümetin hatası nedeniyle ölenler oraya gitmediklerinde ölümler durmayacak. devam edecek.

    ne istiyorsunuz? bunlarla mücadele edilmesin mi? o bölge bunlara mı teslim edilsin? bunları destekleyenlere mi?

    edilmeyecek. o kadar.