debe başlıkları

mustafa kemal atatürk

  • 23 nisan 1920, meclise hitaben:

    "işittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyormuş. ben kimseyi zorla milli meclis'e davet etmedim. herkes kararında hürdür; bunlara başkaları da katılabilir.

    ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. arzu ederseniz hepiniz gidebilirsiniz. o takdirde asker mustafa kemal, mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, elmadağı'na çıkar, orada tek kurşunu kalıncaya kadar vatanı müdafaa eder, kurşunları bitince aciz vücudunu bayrağına sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanını mukaddes bayrağına içire içire tek başına can verir.

    ben buna and içtim."

  • afyonu karanlık olan cübbeli yobazı, ırkçı mağara adamını anlarım da, yaşamını bu ülkede sürdürüp atatürk'e düşman kesilmiş kadını anlamam.
    ortadoğu'daki hemcinslerime kederle bakıyorum. yanıbaşımda olmalarına rağmen benimkine hiç benzemeyen bir hayatı sürdürmek zorunda olan hemcinslerime, mücadele etme hakkı elinden alınmış, kişiliğini kaybetmiş, zincirleri olan hemcinslerime, ona kim olduğunu hatırlatacak kimsenin bugüne kadar çıkmadığı memleketinde, susarak azalan kadınlara..
    iş böyleyken; türkiyeli kadını, içinde olmasına rağmen bu korkunç coğrafyanın karanlığından uzak tutabilecek radikal kararları, en karanlık zamanlarda almış, adamı başka adamların köleliğinden, kadını adamın köleliğinden kurtarmış ve çağdaş yaşamın yolunu sonuna kadar açmış bir insana minnet duymamak nasıl mümkün olabilir? nasıl olur da itelenir, değersizleştirilmeye çalışılır, aklım almıyor.
    yarın siren sesleri, göz yaşlarıma karışacak yine.
    mavi gözlü, güneş adam! seni; minnetle, özlemle, saygıyla anıyorum.
    iyi ki doğdun atatürk, iyi ki doğdun yurdumun yegane güneşi. sevgilerin, saygıların en güzeline layıksın.

  • bugün yine çok fazla beylik laf edilecek. şöyle minnettarızlar, sayesinde varızlar cümle içersinde peşpeşe kurulup sms olarak yağdırılacak.

    o beylik laflara gerek yok çünkü mustafa kemal atatürk her yerdedir. mesela o, rize’ye ekilen ilk çay tohumudur. her sabah, her gün, bayıldığın rize çayında bile atatürk vardır. çay diyorum bak; özgürlük, birey olmak, cumhuriyet falan değil. sadece her sabah içtiğin çay.

    atatürk, çölden ormana dönüştür. büyük, çırılçıplak, çorak bir araziyken elleriyle ortasına gömdüğü içi su dolu toprak kaptır. herkes “buradan orman olur mu paşam” derken 3 gün sonra kazdığı yeri açtırıp da kabın içindeki suyun toprak tarafından emildiğini görünce o çorak araziyi ilmek ilmek işleterek ormana, hayata ve koca bir şehrin ciğerlerine dönüştürendir. yani şu an beştepe civarındaki oksijen ve hâlâ katledilmemiş ağaçlar üzerine yuva yapan kuşlar, bizzat mustafa kemal atatürk’ün eseridir.

    atatürk; anneannenin evinde sümerbank’tan alınan perdeden tut fiskobirlik’ten aldığın bi avuç fındığa, radyonda dinlediğin ve zamanında unutulmaya yüz tutmuş halk müziğinin anadolu’da ve trakya’da köy köy dolaşılarak toplanmış notalarında ve halkın çocuğu boğaza nazır bir yapıda dört işlem öğrensin diye okula çevirttiği fakat akp’nin gelir gelmez zengin bir otele peşkeş çektiği masmavi sulara bakan penceresindedir.

    o yüzden onu söküp atacaksan içtiğin çaydan, çok sevdiğin müziğin notalarına kadar geniş bir yelpazede çalışman gerekiyor. hele onun eliyle var edilmiş binlerce ve her çeşitten ağacın saldığı köklerin sağlamlığını düşününce işin çok zor tatlım.

    gördüğün üzere mustafa kemal atatürk, bu ülkenin kılcal damarlarına işleyen ve hatta bizzat o kılcal damarları var edendir; unutturulamaz, izleri silinemez ve yok edilemez.

  • ezeli ve ebedi başkomutan.
    30 ağustosumuz kutlu olsun atam.

  • çocukken sevmezdim, ben çocukken babam da sevmezdi ama allah var bir gün küfür ettiğini, kötü bir şey dediğini duymadım.

    babamın çocukluğu köyde geçmiş, gençliğinde ankara'da, istanbul'da inşaatlarda çalışmış, imam hatipten atılmış yine inşaatta çalışmış. hoca astı, bir gecede cahil kaldık mottosunu benimsemiş yıllarca. istanbul'a geldik mutassıp bir çevre, atatürk'ten nefret eden insanlar gırla. böyle bir ortamda çocuktum.

    ortaokul birde nutuk aldım, iki de atsız kitapları okumaya başladım, üçte marx okudum. babam iyi bir siyasetçi sayılabilir en azından marx'ı, atsız'ı bilir. hiç bir kitabıma bir şey demedi, dahası harçlığımı artırdı kitap alabileyim diye.

    liseye geçtiğimde atatürk hakkındaki kitapları, tarih kitapları almaya başladım. sağlam temellere oturmuş bir fikrim oluşmaya başlamıştı. atatürk araştırmaları yapıp, yakın tarih'e baktım. sonra kendimden utandım bir insana ne kadar haksızlık yapıldıysa o kadar haksızlık yaptığımı düşündüm. babamın bir bakkalı vardı battı, başka yerde 24 saat çalışıp, 24 saat dinleneceği bir iş buldu.

    üniversiteye geçtim, babam evdeki kitaplarımı okumaya başlamış ve okumaya nutuktan başlamış, daha sonra diğer kitapları okudukça onunda fikri değişti. üniversiteyi bitirdim, babamın kıytırıkta olsa bir akıllı telefonu var, e kitap indirtiyor. okuyor, okudukça atatürk hakkındaki eski düşüncelerinden dolayı utanıyor.

    kıymetini bilemiyoruz paşam, fikirlerini, görüşlerini anlayamıyoruz. affet bizi.
    yaşa, yaşa var ol mustafa kemal paşa!

  • bazen tereddüte düşerim acaba yeterince kavrayamadım mı onu diye. sonra içimi iki şey rahatlatır.

    1. "eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin." sözü. ne zaman o olsa ne yapardı acaba diye merak etsem cevap basit: aklın gösterdiğini yapardı.

    2. eskiden harp okulu öğrencisiydim fetöcü subaylar tarafından okuldan ayrılmak zorunda bırakıldım. beni atanlar şu anda hapiste. ne zaman aklıma gelse demek ki mustafa kemal'in askeri olduğumu alenen göstermişim ki adamlar beni atma ihtiyacı duymuş derim, içim gururla dolar.

  • eğer içen biri olsaydım bu gece şu fotoğrafına bakıp bakıp içer, çılgınlar gibi ağlardım.

    ülke sikimde değil. hepsi bokunda boğulsun. ben bu ülkeyi kuran adamın vatan haini ilan edilmesini kendime yediremiyorum. ben bu ülkede doğmadım, bu ülkenin vatandaşı da değilim. sadece yıllarca bu ülkede yaşıyorum ve şu adam için hıçkırarak ağlayabilirim.

    daha da koyanı bu adamı başka bir ülkeden yad edecek olmak. kendi ülkesinde insanlar onu artık sevmezken ben ve benim gibi bir sürü insan başka ülkelerden kendisini çok sevecek.

    üzgünüm ata'm. gerçekten çok üzgünüm.

  • evet dermiş. yaşasaydı ananızı sikerdi orospu çocukları.

  • yedi düvelin birleşip başkentinde padişahını esir ettiği osmanlının yerine bağımsız laik cumhuriyeti kurmuş lider. osmanlının son padişahı ise ülkesini işgal eden yedi düvelin zırhlısına binip malta'ya kaçtı.

  • yolunda ölmeye and içtiğim başkomutan.

    bilim insanı.

    kültür insanı.

    büyük türk.

    son başbuğ.