debe başlıkları

mustafa kemal atatürk

  • 30 ağustos zafer bayramı'nın baş mimarı.
    kendisinden ve önderliğinde bir an bile düşünmeden şehadete koşan mehmetçiklerimizden, bize bu vatanı canı pahasına hediye edenlerden, allah razı olsun.

    kısa bir zaman önce andrew mango'dan atatürk'ü okumuştum, okurken aldığım notları bu önemli tarihte sizlerle paylaşmak istedim.

    8.sf) malazgirt muharebesi’nde bizanslıları yenilgiye uğratan selçuk türkleri yaşadığımız toprakları eline geçirdi. ellerine geçen topraklara rum/rumeli adını verdiler. osmanlı aynı şekilde balkanlara “rumeli” demeye devam etti. küçük asya için yunancada “doğu” anlamına gelen anatol sözcüğünden türetilen anadolu adı kullanılmaya başladı.

    9.sf) islam’a dönen transilvanyalı bir macar olan ibrahim müteferrika arap harfleri kullanan matbaayı açtı(1727) birkaç yıl sonra kapatıldı. (sebebi ise atalarımızın çok kitap okuması… tarihimiz sürekli ilk açılan matbaa diye anlatır. halbuki ilk kapatılan matbaa olarak anlatmak; günümüz ve geleceğimiz daha hayırlı olsa gerek. )

    13.sf) 1843’te yapılan sayımda ülkenin toplam nüfusu: 17 milyon(12.5 milyon müslüman, 2 milyon rum)

    17.sf) 23 aralık 1876 -ilk osmanlı yasası kanun-i esasi.
    19 mart 1872 - parlemento toplandı.
    14 şubat 1878 - ikinci abdülhamit parlementoyu kapadı.

    18.sf) 1878-1908 arasında istanbul hükümeti 18 kez el değiştirdi. anadolu’daki ermeni isyanlarına müslümanlar orantısız karşılık verdi.
    abdülhamit artık batı’nın gözünde ‘’kızıl sultan(le sultan rouge)”

    21.sf) abdülhamit’in en büyük başarısı osmanlı imparatorluğu’nu barış içinde uzunca bir süre yaşatmasıdır. 1879’daki yunan savaşı kesin zaferle sonuçlanan tek savaştı.

    29.sf) bir çift mavi göz 13 mart 1880/12 mart 1881 arasında doğdu.

    31.sf) ali rıza bey, zübeyde hanım’dan 20 yaş büyük. baba tarafının arnavut olduğu söylenir.

    32.sf) kardeşleri: fatma, ömer, ahmet, mustafa, makbule*, naciye

    34.sf) ali rıza efendi, işinin kötü gitmesi sonucu psikolojik olarak çok zor duruma girdi. gözle görülür bir şekilde eridi, gitti. içkinin de etkisiyle bağırsak iltihabı tanısı koyuldu. aile gelenekleri onu başarısız bir insan saymıştır.

    37.sf) kılıç ali, “mustafa daha küçükken giyimine çok düşkündü, yetişkin gibiydi.”
    zübeyde hanım, “ nazik, utangaç, herkes tarafından sevilen bir çocuk.”
    doktorlar, “ uykusuzluk, kabızlık, çeken utangaç bir insan.”

    38.sf) “ çocukluğumdan beri bir tabiatım vardır. oturduğum evde ne kız kardeş ne de ahbap ile beraber bulunmaktan hoşlandım. ben yalnız olmayı çocukluktan çıktığım zamandan itibaren diama tercih etmiş ve böyle yaşamışımdır.”

    39.sf) adı mustafa olan matematik öğretmeni, bu üstün yetenekli öğrencisine yakınlık duyuyor ve onu çok beğeniyordu. bir gün küçük mustafa’ya: “oğlum senin de ismin mustafa, benim de… bu böyle olmayacak. arada bir fark bulunmalı, bundan sonra adın mustafa kemal olsun” dedi. selânik askerî rüşdiyesi’ne mustafa adıyla giren zübeyde hanım’ın oğlu, 1895 yılında bu okulu başarılı olarak bitirdiği zaman, artık “mustafa kemal” olarak anılacaktır. (kemal: bilgi ve erdem bakımından olgunluk, yetkinlik, erginlik, eksiksizlik)

    41.sf) zübeyde hanım, ragıp efendi ile evlenince gururuna yediremez evden ayırılır.

    43.sf) mustafa kemal şiire heveslendi, öğretmeni engelleyince edebi osmanlıca alanında kendini geliştirdi. sonraları kusursuzlaşacak hitabetinin temeli manastır’da atıldı.

    44.sf) mustafa kemal, fransızcaya büyük ilgi duydu. yaz tatilinde hristiyanların verdiği kurslara gitti. geç yaşta iyi seviyede konuşur oldu. fransızcayı avrupa’nın anahtarı olarak görüyordu.

    46.sf) mustafa kemal, harbiye’de sıklıkla yediği pilav ve kuru fasulye en sevdiği yemekti.

    47.sf) mustafa kemal, mevlevi tarikatlarında “hu!” çekmiş. aynı tatilde dans etmeyi ve vals öğrenmişti. arkadaşları ile sık sık beyoğlu’na giderdi.

    48.sf) “fakat ne yapayım ki içmeye mecburum; kafam çok ama çok beni mustarip edecek kadar çok hızlı çalışıyor… içmediğim zamanlar uyuyamıyorum; ıstırap içinde bunalıyorum.” (hasan ziya soyak’ın hatıraları)

    49.sf) mustafa kemal önceleri sadece bira içerken harbiye üçüncü sınıfta ali fuat cebesoy sayesinde büyük ada’da rakının tadına bakmıştır.

    50.sf) “harbiye senelerinde siyaset fikirleri baş gösterdi. “
    1889 ittihad-ı osmani, 1895’te ittihat ve terakki ismini aldı ve 1905’te başarılı bir darbe yaptılar.

    53.sf) mustafa kemal, ali fuat, ömer naci harbiye yıllarında gizli gizli gazete açıp, siyasi eleştirilerde bulundular.

    56.sf) siyasi işlere girdiği için sorgulandı. başarı sırasına göre balkanlara atanması gerekirken geçirdiği sorgulamadan dolayı şam’a bir süvari kıtasına memur oldu.

    62.sf) mustafa kemal, vatanın yıllardır süregelen çöküşünün son safhalarını yaşadıklarının farkındaydı. şam’da görev yapmasına rağmen aklı sürekli balkanlar, selanik ve istanbul’daydı. vatan ve hürriyet cemiyetini kurup, yafa ve kudüs’te örgütlenme çalışmalarında bulundu.

    64.sf) mustafa kemal sahte raporla selanik’e –aklı her daim orada- gidip cemiyetin orada örgütlenme çalışmalarını yönetti.

    66.sf) ali fuat paşa, suriye-filistin’de geçirdikleri vakit sonrası mustafa kemal’in araplarla hiç samimi olamadığını milliyetçiliğinin tohumlarının bu topraklarda atıldığını söyler.

    72.sf) mustafa kemal dostları ve tanıdıkları sayesinde 3.ordu komutanlığı kurmaylığına atanır. ittihat ve terraki cemiyeti’ne katılır.

    74.sf) mustafa kemal, cemal paşa’ya “eğer şunun bunun teveccühünden kuvvet almaya tenezzül ederseniz, halinizi bilmem fakat atiniz çürük olur.”

    78.sf) 23 temmuz 1908 resneli niyazi ordu komutanı osman paşa’yı kaçırdı. enver paşa, meşrutiyetin ilan edildiğini açıkladı.

    80.sf) 24 temmuz 1908 abdülhamit kanun-i esasi’yi yürürlüğe koydu.

    84.sf) “meşrutiyetten sonra bütün eshas meydana çıktı. o zamana kadar saf ve nezih çalışıyorduk. ben herkesi böyle biliyordum. şahsi nümayişleri çirkin buldum. bazı arkadaşların hareketlerini şayan-ı tenkit gördüm. tenkitten içtinap etmedim. bu fenalıkları bertaraf etmek için ilk düşündüğüm tedbir, ordunun siyasetten çekilmesi fikridir. bunu diğer arkadaşlar caiz görmüyorlardı.”

    96.sf) mustafa kemal, 5. ordu komutanı hasan tahsin paşa’ya sunduğu ağır askeri eleştiriler sonucu istanbul’a çağrılır.
    hasan tahsin paşa bir sene sonra selanik’i yunanlılara teslim eder.
    mustafa kemal, doğduğu evi, doğduğu şehri bir daha göremez.
    mustafa kemal, trablusgarp’a atanır. trablusgarp yolcuğu başarılı olur.

    102.sf) enver binbaşı abdülhamit’in yeğeni naciye sultan ile nişanlanır.
    teşkilat-ı mahsusa kuruldu.

    103.sf) ittihat ve terakki kaybettiği seçimi fesh edip tekrar seçim (sopalı seçim) yapar, iktidara gelir.
    mustafa kemal “şerif” adında bir gazeteci olarak libya’ya gider.

    106.sf) mustafa kemal, ayn mansur kampı’ndaki çatışmalarda gözü mikrop kapar.
    arapların cephede para karşılığı savaşması yetmezmiş gibi daha çok para kazanmak için bilerek kötü savaşıp savaşı uzatma çabaları mustafa kemal’i çok sinirlendirir.

    110.sf) mustafa kemal, bingazi’de geçen bir yılda askeri becerilerini ve dehasını bir kez daha kanıtlamıştı. fakat parlamento’nun yayınladığı teşekkür listesinde adı yoktu. en başta enver paşa’nın ismi vardı.
    mustafa kemal “ben napolyon’u hiç sevmiyorum; çünkü napolyon her şeye kendi şahsını sokardı. mücadelesi muayyen bir dava için değildi; kendi davası içindi. işte bu cihette bu gibi adamlar için gayri kabil-i içtinap(kaçınılmaz) olan felakete uğrardı.’’ sözünü ettiği bu tip adamlar arasında enver’in bulunduğu açıkça belliydi.

    111.sf) 13 ekim 1912’de özerklik isteyen bulgaristan ve sırbistan osmanlıya ültimatom verdi.

    112.sf) 29 ekim-15 kasım arası balkan ittifakı(400 bin), osmanlı doğu ordusu’nu(112 bin) bozguna uğrattı. kaçınılmaz. osmanlı güçsüz, cevap veremiyor. –bir hikayeye göre bulgar ordu komutanı edirne’ye varınca kral’ına selimiye’yi yıkalım mı? diye sorar. kralın verdiği cevap eğer selimiye’yi yıkarsak tarih önünde asla cevap veremem-

    114.sf) mustafa kemal 21 kasım’da gelibolu yarımadası ile çanakkale boğazını korumak için bolayır’da toplanmış ‘bahr-i sedit boğazı kuvay-ı mürettebesi (akdeniz birleşik gücü) harekat şube müdürlüğüne getiriliyor.(ali fethi okyar sayesinde.)

    115.sf) 23 ocak 1913’te bab-ı ali baskını… yeni sadrazam mahmut şevket paşa.

    116.sf) yeni hükümet barışı reddetti, taarruza geçildi, başarısız olundu.

    117.sf) mustafa kemal ve ali fethi istifalarını verdi.

    119.sf) 11 haziran 1913 mahmut şevket paşa öldürüldü. sait halim paşa göreve getirildi.
    21 temmuz 1913 edirne’ye girildi. edirne’ye giren ilk birlik mustafa kemal’in tugayı olmasına rağmen enver ikinci fatih ilan edildi.

    122.sf) mustafa kemal 27 ekim 1913 tarihinde sofya’ya askeri ateşe olarak atandı.

    124.sf) talat paşa’nın isteğiyle enver harbiye nazırı atandı. padişah bunun gazeteden öğrendi.
    enver paşa 1000 subayı emekliye sevk etti.
    cemal paşa bahriye nazırlığına atandı.
    liman von sanders genelkurmayın ve harbiye nazırlığının yetkisini aldı.

    129.sf) mustafa kemal sofya’da ‘halkçılık’ ilkesinin temellerini benimsedi.

    131.sf) sait halim paşa önerisi ile 2 ağustos 1914’te almanya ile antlaşma imzalandı.

    132.sf) goeben ve breslau > yavuz ve midilli

    137.sf) mustafa kemal defalarca enver paşa ve cemal paşa’ya askeri görev için mektup yazar. enver paşa kafkasya’ya gidince vekili ismail hakkı 19.tümen komutasına mustafa kemali getirir.

    141.sf) yarbay mustafa kemal 19. tümen komutanlığı için bölgeye gider fakat hiçbir askeri kurum 19. tümen’i bilmez.
    mustafa kemal 57. alay ile maydos’a hareket eder.
    seddülbahir ‘de mehmet adlı bir çavuş tüfeği kitlenince yerden aldığı taşla ingiliz denizcisine saldırmıştır. mustafa kemal bu ismin ülke geneline yayılmasını sağlamıştır; “mehmetçik
    19.tümeni güçlendirmek için 72-74. alaylar ikmal edilir. mustafa kemal, arapları eğitimsiz olduğu için kabul etmez.

    142.sf) liman von sanders 5.orduya atanır.

    144.sf) mustafa kemal 9. tümenden geri çekilen askerler görür.

    niçin kaçıyorsunuz? dedim.
    -efendim düşman! dediler.
    düşmandan kaçılmaz.
    -cephanemiz kalmadı.
    cephaneniz yoksa süngünüz var!
    -mustafa kemal, 57. alaya ulaşınca “size ben taarruzu emretmiyorum ölmeyi emrediyorum. biz ölünceye kadar yerimizi başka kuvvetler ve başka kumandanlar alabilir.”
    -25 nisan’da mustafa kemal conkbayırı’nı elde tutmayı başarır. ertesi gece 77. alay(araplar) paniğe kapılıp kaçınca durum kritikleşir.

    mustafa kemal ‘imtiyaz’ nişanı alır. liman von sanders’in kurmay başkanı olarak atanır.

    145.sf) mustafa kemal, enver paşa’ya telgraf çeker, içeriği; liman paşa’yı eleştiren ağır yanlışlarını söyleyen telgraftır. bunun sonucunda mustafa kemal sağ kanadın kuzey komutanlığına getirilir.(kolordu)

    146.sf) 1 haziran’da mustafa kemal albay rütbesine terfi eder.

    149.sf) liman von sanders 11.tümenin komutasını verir. anafartalar grup komutanı albay mustafa kemal.

    151.sf) mustafa kemal elde ettiği büyük başarılar ardından enver paşa’nın gelibolu ziyareti sırasında kendisine ziyarette bulunmaması sonucu istifa eder.
    enver paşa, liman paşa’nın isteği doğrultusunda özür diler ama mustafa kemal kabul etmez. kendisi daha büyük fırsatları bekler. mustafa kemal alman subaylarla kavga eden türk subayını liman paşa’ya teslim etmez, araları bozulur. istanbul’a gider.

    156.sf) istanbul’a padişaha “gazi” unvan verildi. başarılı komutanların onore edildiği törende mustafa kemal’in ismi bir kez dahi geçmedi.

    158.sf) mustafa kemal’e 16.kolordu komutanlığı verildi. tuğgeneral rütbesine terfi etti.(ertelenmiş terfi)
    mustafa kemal paşa’nın birinci dünya savaşı’ndaki son rütbe.

    165.sf) mustafa kemal 7.ordu komutanlığına kabul etti. (falkenhayn’a engel olmak için)

    168.sf) enver paşa, falkenhayn tarafını tutunca mustafa kemal istifa ediyor.
    sina cephesi yarılıyor, kudüs düşüyor.

    171.sf) mustafa kemal veliaht mehmet vahdettin ile almanya ziyareti yaptı.

    176.sf) vahdettin, damadı enver paşa’yı genelkurmay başkanlığına getirir.
    mustafa kemal 7.orduya tekrar atanır.

    180.sf) bu cephede kararsız hareketlerden ve savaştan bıkan 300.000 asker kaçar.
    liman von sanders görevden alınır. yıldırım orduları komutanı mustafa kemal olur.
    mustafa kemal buna rağmen başarılar gösterir.
    30 ekim 1918’de mondros mütarekesi imzalanır.
    istanbul’dan geri çekil çağrısı gelmesi üzerine mustafa kemal “mondros teslimiyetini tanımam ateş açarım.” der. sonrasında görevden alınır.

    189.sf) 1 kasım 1918 enver, talat, cemal alman zırhlısı ile berlin’e kaçtı.

    190.sf) 8 kasım 1918 ingiltere musul’u işgal etti.
    devlet izin vermediği için mustafa kemal el altından silahla direniş gösterdi.

    191.sf) 21 aralık 1918 adana, fransızlar tarafından işgal edildi.

    193.sf) 13 kasım 1918 mustafa kemal haydarpaşa’dan boğaza bakar. 61 parçalık düşman donanmasını görür ve der “geldikleri gibi giderler.”
    196.sf) mustafa kemal finanse ettiği “minber” gazetesini çıkartır.
    vahdettin ile ilişkilerini ilerletir.
    mustafa kemal bütün vaktini teşkilatlanma için harcar. yakın çevresi yavaş yavaş oluşmaya başlamıştır.
    20. kolordu komutanı ali fuat paşa
    15. kolordu komutanı kazım karabekir
    jandarma komutanı refet bele

    204.sf) damat ferit 4 mart’ta ittihat ve terakkicilerden arındırılmış hükümet kurar.

    211.sf) mustafa kemal 9.ordu müfettişliğine geniş yetkilerle atandı.

    215.sf) bandırma limanından ayrılmadan evvel itilaf güçleri tarafından aranır. mustafa kemal “ahmaklar*! biz kaçak eşya veya silah götürmüyoruz. azim ve iman götürüyoruz. bunlar bir milletin istiklal aşkını ve mücadele azmini takdir edemezler. bütün güvendikleri maddi kuvvettir.” diye bağırır.

    216.sf) 1918 kasım’da bir röportajda “kuvvetli olmak, manen, ilmen, fennen, ve ahlaken kuvvetli olmak demektir. askeri kuvvet en sonda gelir.”

    221.sf) mustafa kemal, samsun’dan ayrılırken arabası bozulur ve yaya devam ederler. isveççe orijinal halinden şunu söylerler. “dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar, güneş ufuktan şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar. sesimizi yer, gök, su dinlesin, sert adımlarla her yer inlesin.” bu sözler istiklal savaşında çarpışan genç subayların marşı olur.

    224.sf) mustafa kemal 13 haziran’da havza’dan amasya’ya hareket eder.

    226.sf) 9 temmuz’da mustafa kemal 3.ordu müfettişi olarak son emrini verir. “padişah yanlısı telgrafhaneler askeri mahkemede yargılanacak.”

    232.sf) mustafa kemal istifa eder. 3.ordu’nun yeni müfettişi kazım karabekir rütbesi mustafa kemal’i üst rütbeli komutan gibi selamlar, emri altına girer.

    235.sf) erzurum kongresi 23 temmuz 1919’da gerçekleşir.

    241.sf) sivas kongresi 4 eylül 1919’da geçekleşir.

    247.sf) 30 eylül damat ferit istifa eder.

    böylece mustafa kemal dört ay içinde kendisini anadolu’ya göndermiş olan sadrazamın makamdan indirilmesini sağlamış olur.

    250.sf) mustafa kemal yeni hükümet için vahdettin’e teşekkür etti.

    251.sf) mustafa kemal bir toplantıda şu nazireyi okudu:
    “vatanın bağrına düşman dayadı hançerini
    yokimiş kurtaracak bahtı kara maderini!”
    sözlerinin devamına “ulusun yüreğinden başka bir kemal çıktı.” dedi ve ekledi.
    “vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
    bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!”

    259.sf) 1919 sonbahar seçimlerinde mustafa kemal erzurum mebusu seçildi.

    260.sf) 20 aralıkta istanbul hükümeti mustafa kemal’in ordudan uzaklaştırılması emrini kaldırdı, madalyalarını iade etti.

    264.sf) mustafa kemal’in desteğiyle 6 nisan 1920’de anadolu ajansı kuruldu.

    270.sf) mustafa kemal “sağlam bir örgüt kurulması için temelden tavana doğru gitmek gerektiğini ama başlangıçta yukarıdan doğru inmekten başka çare yoktur; çünkü bireyler kendi başlarına düşünmeyi öğreninceye kadar kitlelerin dışarıda etkilenebilir.”

    287.sf) tbmm’nin imzaladığı ilk antlaşma gümrü antlaşması.

    289.sf) 11 eylül 1920’de istiklal mahkemeleri* kuruldu.

    303.sf) inönü zaferinden sonra mustafa kemal “siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz.”

    306.sf) kütahya-eskişehir savaşında ordu mağlup olur.
    mustafa kemal bu mağlubiyete rağmen maarif kongresi’nin toplanmasına karar verir.
    meclisin taşınmasının düşünüldüğü bu zor dönemde maarif kongresi 21 temmuz’da toplanır.

    308.sf) 5 ağustos’ta mustafa kemal meclis tarafından üç aylığına başkumandanlığa atanır.

    311.sf) 11 ağustos’ta mustafa kemal yeni savunma prensibini açıkladı. “hatt-ı müdafaa yoktur sath-ı müdafaa vardır.”

    313.sf) sakarya savaşından sonra mustafa kemal’e “gazi” ve “mareşal” unvanları verildi.

    324.sf) 1 mart 1922 “türkiye’nin sahibi ve efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür.”

    329.sf) gazeteler 26 ağustos’ta büyük bir çay partisinin olacağını ilan eder.

    331.sf) tarihler 30 ağustos’u gösterdiğinde yunanlılar arkalarına bakmadan kaçmaya çalışır.
    “ordular! ilk hedefiniz akdeniz’dir! ileri!”

    332.sf) trikoupis tüm cephelerin komutanlığına getirilmiş olduğu haberini esir tutulduğu vakit almıştı. kötü bir şaka.

    381.sf) gazi mareşal mustafa kemal paşaefendiler yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz.”

    "beni görmek demek behemahal yüzümü görmek demek değildir. beni ve fikirlerimi anlıyorsanız, bu kafidir."

    günümüzde atamıza ilişkin yapılan programlar onu yad etme ve hakkını teslim etme programları olması ve gerekirken saygı duymalı mıyız diye tartışıyorlar.
    çok yazık.

    ben atatürk'ü sevmeliyiz, okumalıyız, anlamalıyız ve en önemlisi anlatmalıyız diyorum.

    bilin ki atatürk'ü sevmeyen, saygı duymayan insanlar atatürk'ü tanımayan insanlardır.
    atatürk'ü, onun fikirlerini, tanıtmak bizim en birincil görevimiz olmalıdır.

    nice eş bir hiç için dul kalmadı.
    nice ana yavrusunu bir hiç için kınalayıp şehadete yollamadı.

    "iki mustafa kemal vardır: biri ben, et ve kemik, geçici mustafa kemal… ikinci mustafa kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! o, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. ben, onların rüyasını temsil ediyorum. benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. o mustafa kemal sizsiniz, hepinizsiniz. geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken mustafa kemal odur!"

  • türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu. türk milletine demokrasinin ne olduğunu öğreten ulu önderimiz. demokrasi için gerçekten savaşmış, bilfiil işgal edilmiş devleti gerçek düşmanlardan kurtarmış, halka bağımsızlık nasıl kazanılır öğretmiştir. nasıl lider olunur, ülke nasıl yönetilir sorularının; vücut bulmuş cevabıdır. taklitlerinden sakınınız.

  • sonsuz liderimiz. türk'ün son başbuğu.

    istediğiniz kadar kıskanın, istediğiniz kadar yıkmaya çalışın; fikirleriyle hakkınızdan gelecek olandır yine.

  • 23 nisan 1920, meclise hitaben:

    "işittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyormuş. ben kimseyi zorla milli meclis'e davet etmedim. herkes kararında hürdür; bunlara başkaları da katılabilir.

    ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. arzu ederseniz hepiniz gidebilirsiniz. o takdirde asker mustafa kemal, mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, elmadağı'na çıkar, orada tek kurşunu kalıncaya kadar vatanı müdafaa eder, kurşunları bitince aciz vücudunu bayrağına sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanını mukaddes bayrağına içire içire tek başına can verir.

    ben buna and içtim."

  • afyonu karanlık olan cübbeli yobazı, ırkçı mağara adamını anlarım da, yaşamını bu ülkede sürdürüp atatürk'e düşman kesilmiş kadını anlamam.
    ortadoğu'daki hemcinslerime kederle bakıyorum. yanıbaşımda olmalarına rağmen benimkine hiç benzemeyen bir hayatı sürdürmek zorunda olan hemcinslerime, mücadele etme hakkı elinden alınmış, kişiliğini kaybetmiş, zincirleri olan hemcinslerime, ona kim olduğunu hatırlatacak kimsenin bugüne kadar çıkmadığı memleketinde, susarak azalan kadınlara..
    iş böyleyken; türkiyeli kadını, içinde olmasına rağmen bu korkunç coğrafyanın karanlığından uzak tutabilecek radikal kararları, en karanlık zamanlarda almış, adamı başka adamların köleliğinden, kadını adamın köleliğinden kurtarmış ve çağdaş yaşamın yolunu sonuna kadar açmış bir insana minnet duymamak nasıl mümkün olabilir? nasıl olur da itelenir, değersizleştirilmeye çalışılır, aklım almıyor.
    yarın siren sesleri, göz yaşlarıma karışacak yine.
    mavi gözlü, güneş adam! seni; minnetle, özlemle, saygıyla anıyorum.
    iyi ki doğdun atatürk, iyi ki doğdun yurdumun yegane güneşi. sevgilerin, saygıların en güzeline layıksın.

  • bugün yine çok fazla beylik laf edilecek. şöyle minnettarızlar, sayesinde varızlar cümle içersinde peşpeşe kurulup sms olarak yağdırılacak.

    o beylik laflara gerek yok çünkü mustafa kemal atatürk her yerdedir. mesela o, rize’ye ekilen ilk çay tohumudur. her sabah, her gün, bayıldığın rize çayında bile atatürk vardır. çay diyorum bak; özgürlük, birey olmak, cumhuriyet falan değil. sadece her sabah içtiğin çay.

    atatürk, çölden ormana dönüştür. büyük, çırılçıplak, çorak bir araziyken elleriyle ortasına gömdüğü içi su dolu toprak kaptır. herkes “buradan orman olur mu paşam” derken 3 gün sonra kazdığı yeri açtırıp da kabın içindeki suyun toprak tarafından emildiğini görünce o çorak araziyi ilmek ilmek işleterek ormana, hayata ve koca bir şehrin ciğerlerine dönüştürendir. yani şu an beştepe civarındaki oksijen ve hâlâ katledilmemiş ağaçlar üzerine yuva yapan kuşlar, bizzat mustafa kemal atatürk’ün eseridir.

    atatürk; anneannenin evinde sümerbank’tan alınan perdeden tut fiskobirlik’ten aldığın bi avuç fındığa, radyonda dinlediğin ve zamanında unutulmaya yüz tutmuş halk müziğinin anadolu’da ve trakya’da köy köy dolaşılarak toplanmış notalarında ve halkın çocuğu boğaza nazır bir yapıda dört işlem öğrensin diye okula çevirttiği fakat akp’nin gelir gelmez zengin bir otele peşkeş çektiği masmavi sulara bakan penceresindedir.

    o yüzden onu söküp atacaksan içtiğin çaydan, çok sevdiğin müziğin notalarına kadar geniş bir yelpazede çalışman gerekiyor. hele onun eliyle var edilmiş binlerce ve her çeşitten ağacın saldığı köklerin sağlamlığını düşününce işin çok zor tatlım.

    gördüğün üzere mustafa kemal atatürk, bu ülkenin kılcal damarlarına işleyen ve hatta bizzat o kılcal damarları var edendir; unutturulamaz, izleri silinemez ve yok edilemez.

  • ezeli ve ebedi başkomutan.
    30 ağustosumuz kutlu olsun atam.

  • çocukken sevmezdim, ben çocukken babam da sevmezdi ama allah var bir gün küfür ettiğini, kötü bir şey dediğini duymadım.

    babamın çocukluğu köyde geçmiş, gençliğinde ankara'da, istanbul'da inşaatlarda çalışmış, imam hatipten atılmış yine inşaatta çalışmış. hoca astı, bir gecede cahil kaldık mottosunu benimsemiş yıllarca. istanbul'a geldik mutassıp bir çevre, atatürk'ten nefret eden insanlar gırla. böyle bir ortamda çocuktum.

    ortaokul birde nutuk aldım, iki de atsız kitapları okumaya başladım, üçte marx okudum. babam iyi bir siyasetçi sayılabilir en azından marx'ı, atsız'ı bilir. hiç bir kitabıma bir şey demedi, dahası harçlığımı artırdı kitap alabileyim diye.

    liseye geçtiğimde atatürk hakkındaki kitapları, tarih kitapları almaya başladım. sağlam temellere oturmuş bir fikrim oluşmaya başlamıştı. atatürk araştırmaları yapıp, yakın tarih'e baktım. sonra kendimden utandım bir insana ne kadar haksızlık yapıldıysa o kadar haksızlık yaptığımı düşündüm. babamın bir bakkalı vardı battı, başka yerde 24 saat çalışıp, 24 saat dinleneceği bir iş buldu.

    üniversiteye geçtim, babam evdeki kitaplarımı okumaya başlamış ve okumaya nutuktan başlamış, daha sonra diğer kitapları okudukça onunda fikri değişti. üniversiteyi bitirdim, babamın kıytırıkta olsa bir akıllı telefonu var, e kitap indirtiyor. okuyor, okudukça atatürk hakkındaki eski düşüncelerinden dolayı utanıyor.

    kıymetini bilemiyoruz paşam, fikirlerini, görüşlerini anlayamıyoruz. affet bizi.
    yaşa, yaşa var ol mustafa kemal paşa!

  • bazen tereddüte düşerim acaba yeterince kavrayamadım mı onu diye. sonra içimi iki şey rahatlatır.

    1. "eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin." sözü. ne zaman o olsa ne yapardı acaba diye merak etsem cevap basit: aklın gösterdiğini yapardı.

    2. eskiden harp okulu öğrencisiydim fetöcü subaylar tarafından okuldan ayrılmak zorunda bırakıldım. beni atanlar şu anda hapiste. ne zaman aklıma gelse demek ki mustafa kemal'in askeri olduğumu alenen göstermişim ki adamlar beni atma ihtiyacı duymuş derim, içim gururla dolar.

  • eğer içen biri olsaydım bu gece şu fotoğrafına bakıp bakıp içer, çılgınlar gibi ağlardım.

    ülke sikimde değil. hepsi bokunda boğulsun. ben bu ülkeyi kuran adamın vatan haini ilan edilmesini kendime yediremiyorum. ben bu ülkede doğmadım, bu ülkenin vatandaşı da değilim. sadece yıllarca bu ülkede yaşıyorum ve şu adam için hıçkırarak ağlayabilirim.

    daha da koyanı bu adamı başka bir ülkeden yad edecek olmak. kendi ülkesinde insanlar onu artık sevmezken ben ve benim gibi bir sürü insan başka ülkelerden kendisini çok sevecek.

    üzgünüm ata'm. gerçekten çok üzgünüm.