debe başlıkları

igor tudor

  • (sözüm yalnız bir kişiye değil, genel olarak "igor tudor sevmeyen" tanımına uyan arkadaşlarıma.)

    birisinin görüşlerini kabul etmediğin zaman, görüşlerini reddettiğin kişi "futbol cahili" olmuyor, önce onu kabul edelim "igor tudor sevmeyen" arkadaşım. aynı mantıkla ben de seni "futbol cahili" ilan edebilirim, zira ben de senin görüşlerini kabul etmiyorum. nitekim geçmişte öyle cahilce laflar etmişliğim var, "bunu düşünmeyen futbol bilmiyordur" gibi saçma sapan entry'lerime rastlayabilirsiniz. nihayetinde hepimiz düşüncelerini geliştirmeye kabil insanlarız.

    neyse. bir "igor tudor seven" arkadaşım yukarıda yazmış: karakter her şeyden önce gelir, bilgi ve tecrübe karakterin üzerine inşa edilir. bu adamın stadyumdan "black box thinking" kitabıyla çıktığını görüyoruz. (muhtemelen reklamvari bir hareket, ama yine de bu kitabı okuduğunu bize gösteren bir hareket. hadi okumadı diyelim, ileride "sen bu kitabı okumadın mı len kel" demememiz için hatalarından ders çıkarmayı bir şekilde öğrenir.)

    üzerine bu adamın maç çevirme becerisi olduğunu görüyoruz. evet, şimdilik nadiren kullanabildiği bir beceri, ama bursaspor ve akhisarspor maçları güzel iki örnek oldu. ileride aynı şeyi derbilerde de yapabileceğini umuyorum.

    derbilere gelince: "derbiler geçicidir, şampiyonluklar kalıcıdır" mantığı doğru ama bizim yanlış mantığımıza ters. ben de kudur kudur kudurdum fenerbahçe, trabzonspor, başakşehir ve beşiktaş maçlarında. ama iki şeyi unutmamak lazım:

    1. üçüncü ayını yeni dolduran bir takımdan bahsediyoruz. tudora ekstra yarım sezon yazsak bile, geçen sezonla aynı takımı yönetmediğini görelim artık bi' zahmet. bu sezon ilk 11'lerimizin minimum 8'i geçen sezondan farklı oyuncular, hele ilk haftalarda 10 farklı ilk 11 oyuncumuz vardı.

    2. "tudor derbi kazanamıyor" lafı, "kendini gerçekleştiren kehanet" sözünün "eş anlamlılar sözlüğü"ndeki karşılığı oldu. evet galatasaray'ı çok aşırı seven salak arkadaşım, şeytan'ın çıkardığı "tudor derbi kazanamıyor" lafını bu sezon yepyeni bir takımın beynine beynine işleyen şeytan bile değil, sensin. takımdaki özgüvensizliğin kaynağı, kendimi de katarak söylüyorum, en ufak bir yol sarsıntısında otobüs giderken şoförü değiştirmeye çalışan galatasaray taraftarıdır. ("bunu göremeyen futbol cahilidir" de diyeyim mi?)

    ben galatasaray teknik direktörlerini övmeyi çok severim, ekşi sözlük'te futbol yazdığım dönemde mancini'yi de övdüm, hamzaoğlu'nu da övdüm, riekerink'i de övdüm. (denizli kırmızı çizgimdi, onu övmedim. prandelli'yi komple görmezden gelmişim.) bu övgüler sezon sırasındaydı. eleştireceğim zaman (hep buradan olmasa da) sezon sonunda eleştirmeyi tercih ettim. çünkü mantıklı olan da bu: hamzaoğlu'nun 3 kupa kazandığı dönem dışında, son yıllarda sezon arasında teknik direktör değiştirip başarı sağladığımız bir sezon söyler misiniz lütfen?

    mancini bu takımın başında kalması gereken en önemli teknik adamımızdı. riekerink de sabır gösterilmesi gereken bir diğer hocamızdı, iyi gidiyordu. tudor da aynı şekilde (şeytan ne derse desin, tüpçü ne yaparsa yapsın) iyi gidiyor. sezon arasına lider girme ihtimalimiz yüksek, tudor fantazi yapmazsa kesin bile diyebiliriz. önümüzdeki 10 maç da cidden pek az zorlanacağımız maçlar. fatih terim'e "anadolu takımlarını yenmesi önemli değil yeeaa" demiyorsak, zidane için "bana ne alaves'i, leganes'i yenmesinden? barcelona'yı eze eze yenmedikçe zidane büyük hoca değildir" demedilerse (dememişlerdir yav) tudor'un kazandığı lig maçlarını da küçümsemeyin. yemin ederim her hafta ligin en zayıf takımını tayin eden (sonra onlara yenilen) efendi taraftarlarla aynı dili konuşuyormuşsunuz gibi oluyor.

    mancini'yi elimizde tutamadık, tudor'un bu takımı oturtmasına müsaade edelim. benim sevdiğim bir çin atasözüyle bitiresim geldi:

    "bir ağaç dikmek için en iyi an 20 yıl önceydi. en iyi ikinci an da şimdi."

  • galatasaray'ı bana emanet etseler; 2 fenerbahçe, 2 beşiktaş, 2 başakşehir ve 2 trabzonspor maçından yanlışlıkla 2 puan çıkartırdım.

    bu adam 1 puan çıkarttı.

  • galatasaray 0-1 beşiktaş
    başakşehir 4-0 galatasaray
    trabzonspor 2-0 galatasaray
    galatasaray 0-1 fenerbahçe
    galatasaray 0-0 fenerbahçe
    trabzonspor 2-1 galatasaray
    başakşehir 5-1 galatasaray
    beşiktaş 3-0 galatasaray

    derbi karnesine bakar mısınız ? alooooo. 18 gol yemişiz ama 2 gol atmışız. bir galatasaraylı olarak tudor u kötüleyen galatasaraylıları anlamıyorum. tudor olmasa o 2 golü atabilir miydik ?

    tudor gitmezse kadıköy'de belki 6-0 yeniliriz ama arenada beşiktaş a en az bir tane direkten dönen topumuz olacak. hatta büyük ihtimal trabzon a gol atarız. başak a gol atamadan yeniliriz o normal.

    ya amınıza koyayım. böyle derbi karnesi mi olur. takımı tudor yerine sıçtığım bok yönetse bu kadar kötü karne olmaz.

  • güzel bir fikstür ile başladı. ilk yedi maç taraftarla barışma ve takımın özgüven kazanması açısından bulunmaz bir nimetti.

    sonraki yedi hafta ise ekşi sözlük'te başlıklara bile konu olacak kadar zorluydu.

    (bkz: galatasaray'ın 7 haftalık maç fikstürü)

    bu zorlu 7 haftanın 6 haftası geçti. bu süreçte toplamda 8 puan kaybederek toplanabilecek 18 puanın 10'unu topladı.

    bu 6 haftada beşiktaş 9, fenerbahçe ise 6 puan kaybetmiş.

    14. hafta bittiğinde galatasaray; beşiktaş, başakşehir, bursa, trabzon deplasmanlarını iyi ya da kötü silmiş olacak. kadıköy deplasmanı haricinde öyle çok can sıkacak bir fikstür yok. yani nispeten kolay bir fikstüre lider olarak başlamak gibi bir şansı var.

    igor tudor'un bugüne kadar, östersunds'u saymazsak ve sadece ligi düşünürsek, başakşehir haricinde bir faciası yok. başakşehir'deki malubiyet de süpriz değildi fakat skor acı oldu. diğer puan kayıplarının da hiç biri şaşılacak kayıplar değiller.

    fakat bundan sonra igor tudor'un, bu puan kaybedilince şaşırılmayacak maçları kazanabilmesi lazım. artık taraftarı gerçekten mutlu edecek galibiyetlere ihtiyaç var.

    beşiktaş maçında galibiyet alması bence çok da önemli değil. dediğim gibi beşiktaş maçı bittikten sonra önünde 20 maçlık rahatlamış bir fikstür olacak. favori olduğu maçları kazansa belki de şampiyonluk için yetecek. ama artık taraftar gerçekten de galatasaray'ın büyük maçları kazandığını görmek istiyor. igor tudor'dan beklenen bu.

    istifasını isteyenler ise gerçekten saçmalıyor. ligde lider konumda bulunan bir takımın teknik direktörünün istifasının istendiği tek ülke sanırım türkiye'dir. bu maçı kaybetse bile istifa etmesi için hiç bir sebep yok. bu takımı kendisi kurdu ve sene sonuna kadar da takımın başında kalmalıdır. kendisinin en büyük şanssızlığı ise fatih terim'in boşta olmasıdır. fatih terim boşta olduğu sürece medya, istifa ya da kovulma haberlerini gündemde tutabilmek için her türlü fırsatı değerlendirecektir.

  • ''hayır türkiye bu değil. siz türkiye'yi böyle yapıyorsunuz.'' sözlerinin sahibi. (bkz: #72388755)

    bu laflarından sonra ben artık tudor'cuyum. bu sözü cnn'de, ntv'de, habertürk'de siyasi tartışma programlarında bile duyamıyoruz amk. yarattığımız sikik düzende yaşamaya çalışıyoruz. burası türkiye diyip ya kendimizi avutuyoruz ya da yenilgiyi kabulleniyoruz.

  • galatasaray teknik direktörü olamayacak kondisyonerdir. büyük maçlardaki rezalet grafiği bizi yüksek ihtimalle şampiyonluktan edecek. bana kalırsa kendisine teşekkür edilip derhal yollanmalıdır. galatasaray takımı sahadaki 11 dışında yedekten gelecek 7 oyuncudan bir şey kazanamıyorsa şampiyonluktan söz edemez. stoper önünde fernando tamam, merkezde ndiaye tamam, ama aynı anda tolga'yı sol iç ve sol kanat oynatmaya çalışmak 'takımda herkese yer bulayım' kaygısıdır. tolga'nın bu sezon muhteşem bir performansı var. ndiaye'nin ise skor olarak olmasa da oyun olarak epey katkısı var. işte bu performanslardan ideal 11'i çıkartmak ve yedekten gelecek oyuncuların skora ve oyuna yapacağı katkı bir takımın şampiyonluk kaderini aynı zamanda hocanın meziyetlerini belirler.
    bütün bunları geçtim kamp döneminde takım böyle hazırlandı maksimum 12-13 oyuncuyla oynayacağız diyelim 7 maç oyun olarak da puan olarak da mükemmel ilerlerken neden birden çift forvete dönüyor bu takım? eren'in de gomis'in de performansı her türlü tartışılır ama bu iki oyuncu birbiriyle uyumlu oyuncular değil. ikisi de fiziğiyle futbol oynayan hız olarak yetersiz futbolculardır. tudor fenerbahçe maçıyla beraber takımın kendi kurduğu gidişatını bozmaktadır. geçtiğimiz ay bursaspor maçında oynadığı kumarı da zaten özetlemiştik.
    (bkz: #71021089)

  • antrenman bilgisi üst düzey olduğu için yardımcı antrenör makamını hakeden hoca. ama şimdilik fazlası değil.

    teknik direktör: fatih terim
    yardımcı antrenör: igor tudor
    ayhan akman: bein sports yorumcusu.

  • şampiyonlar ligi'ne bununla gitsek, anamizi sikerler. çok net.

  • sene 1996.

    yer ali sami yen.

    galatasaray-fenerbahçe maçı.

    takımın başında daha önce ankaragücünü 87-89 yıllarında 2 sene çalıştırmış ve sonrasında da göztepeyi 1 sene çalıştırabilmiş. bir teknik direktör vardır. bu teknik adam 90-93 yıllar arasında milli takımda teknik adam değil antrenör olarak görev yapmıştı. yine aynı süre zarfında 21 yaş altı milli takımı çalıştırmıştı. bu adam daha sonrasında 93-96 yılları arasında milli takımı çalıştırmıştı. kariyerine dikkatli bakıldığında aslında stajyer antrenör denilebilecek bir adam vardı galatasaray fenerbahçe maçına çıktığında.

    galatasaray o gün fenerbahçe'den kendi evinde 4 yedi. hikayenin sonraki kısmını sadece sizler değil, arsenal,juventus,manchester united,barcelona biliyor. real madrid daha iyi biliyor.

    neyse. igor tudor'a çok sallıyorsunuz lakin bu adam elindeki kadroyu çok akıllıca kullanıyor.

    fenerbahçe maçında 3-4 hatası oldu. antalya maçı ile trabzon maçları istisna. antalya'da o gün hava gerçekten çok sıcaktı, çok nem vardı. antalyaspor'a da nem vardı sadece galatasaray etkilenmedi elbette ancak futbol oynamak için çokça elverişli değildi. fenerbahçe maçının ikinci yarısı takım maça iyi başlamıştı ve oyun olarak üstünlük de kurmuştu. belhanda atılmasaydı çok farklı konuşuyor olacaktık. trabzon maçı da ayrı bir konu.

    dikkat edilirse galatasaray akan oyunda gol yemiyor sadece duran toptan yediği goller var. 9 golün 6'sını duran toptan yemiş. diğer yenilen 3 gol ise akan oyunda yenen goller. trabzon maçında biri denayerin ayağına çarpıp kontrpiye de kalan muslera var. belhanda'nın kaybettiği top sonrasında yenen bir gol var.

    dikkatli bakarsanız igor tudor'un defansif anlamda, takım savunması anlamında başarısını görebilirsiniz. hücumda ise takımın birbiriyle uyumsuzluğu devam ediyor.
    çok eleştirilen belhanda var. adamın biraz hareketlendiği maçlarda çok rahat gol atan bir galatasaray var. beğenmediğimiz belhanda 10 maçta 5 asist yapmış. an itibarıyla asist krallığında serdar gürler ile birlikte zirvede.

    trabzon maçında rodrigez ile başlamadığı için hata yaptı. fenerbahçe maçındaki hatalarını da yazmıştım. sezon devam ediyor. rakiplerinden daha iyi futbol oynatıyor denebilir. galatasaray'dan daha iyi futbol oynayan takım başakşehir. başakşehir beşiktaş maçında çok iyi oynadı. çok güzel bir maçtı. abdullah avcı'nın tudor'u mağlup edeceğini çok rahat görebiliyorum yine de bu durum tudor'u kötü bir teknik adam yapmaz. sonuç itibarıyla bir ya da birkaç rakibe üstünlük kuramayabilirsiniz ancak lig denilen şey sadece bir kaç takıma karşı oynanmıyor.

    ben tudor'un bu şekilde devam etmesi halinde beşiktaş'a fener'e başakşehir'e ve trabzon'a mağlup olmasına ses etmem yeter ki şampiyon biz olalım.

    kendisine kızacağım nokta sadece şampiyonlar liginde ve avrupa liginde küçük takımlara karşı mağlubiyet alması olurdu, ki avrupa liginden elenmemize hala daha çok kızgınım.

    özellikle ikinci yarı asamoah geldiğinde ve takımın yerli futbolcu kalitesi bir tık daha artırıldığında izlemenizi tavsiye ederim. mesela gençlerbirliğinde sağ bek oynayan ahmet, sol bek uğur çiftçi gibi yeteneklerin takımda kadro derinliği yaratacağı ve takımı birkaç seviye yukarı çıkaracağı çok belli.,

    yukarıda fatih terim örneğini verdim. biraz sabredin.

  • hiçbir başarısı olmamasına rağmen slaven bilic'e benzetilen teknik direktör.

    arkadaşlar bilmiyorum nasıl bir algınız var ama bilic dediğimiz adam hırvatistan'ı yıllar sonra ilk kez hem avrupa şampiyonasına, hem de dünya kupasına götürmüş bir teknik direktör. beşiktaş kariyerine de gelecek olursak; beşiktaş'ın iç saha maçlarını olimpiyat stadı ve ankara gibi istanbul'a alakasız yerlerde oynadığı ve kadrosunda diğer iki rakibinin yedek kulübesinde zor oturacak adamların olduğu bir dönemde takımı ligin 30. haftasına lider olarak girmişti. avrupa'da liverpool'u eledi, tottenham'ı yendi, arsenal ile başa baş oynadı tek golle elendi. west ham'da ise ilk sezonunda premier lig 6. sı olup west ham'a tarihinin en başarılı sezonunu yaşattı. 3 sezondur da dünyanın en iyi liginde takım çalıştırıyor. tek başarısı karabükspor'da beşiktaş'ı yenmek olan adamla kıyaslamadan önce bir daha düşünün isterseniz. ha benzetmeniz derbiler üzerindense bilic en azından başakşehir ve trabzonspor'u yenebiliyordu. galatasaray ve fenerbahçe maçlarında da iç sahada oynayabilse ve takımı maçları 11 kişi tamamlayabilse belki farklı skorlar alırdı.

    yani igor tudor ve bilic'in tek benzerliği milliyetleridir arkadaşlar cahil cahil konuşmayalım.