debe başlıkları

gerçeği yaşıyor olma ihtimalimiz %0.1

  • o % 0,1 ihtimalin içinde de metrobüse falan biniyoruz işte. hayata gel.

  • isterse %0,0000000000000000000000000000001 olsun

    an itibariyle pazartesi günündeyiz. sabahın ilk ışıklarıyla başlayan istanbul trafiği, geçmeyen mesai saatleri, sırtımıza yüklenen gereksiz sorumluluklar, beklentiler vs vs vs vs..

    yarın kendine "bınlar girçik diiil kii.. hepsi şaka.. ihi ihi " desen ne yazar ? gerçeklik bir bıçak kesiği gibi tam karşımızda.

  • iyisi mi bu konuda uzun ihsan efendi'ye kulak verelim:

    --- spoiler ---

    yeniçeriler kapıyı zorlarken uzun ihsan efendi hâlâ malûm konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu...

    rendekâr doğru mu söylüyor? düşünüyorum, öyleyse varım.. oldukça makûl.. fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: düşünen bir adamı düşünüyorum.. düşündüğümü bildiğim için, ben varım.. düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum.. böylece o da benim kadar gerçek oluyor.. bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor.. düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum.. öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. o gerçek, ben ise bir düş oluyorum..”

    kapı kırıldığında uzun ihsan efendi kitabı kapadı.. az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi: “dünya bir düştür.. evet, dünya... ah! evet, dünya bir masaldır..”

    --- spoiler ---

  • ben demiyorum elon musk diyor. peki ya elon musk neden bunu söylüyor ve gerçeği yaşamıyorsak tam olarak neyi yaşıyoruz?

    (bkz: simülasyon teorisi)

    simülasyonun argümanının en büyük dayanağı 'sınırlar'.

    peki nedir bu sınırlar?

    normal şartlarda, bir simülasyon programı, iki veya üç boyutlu, zamanla ilerleyen bir modele sınırlamalar koyacaktır. yani, simülasyonu kurgulayanlar tarafından çizilmiş sınırların dışına çıkmanız mümkün değildir. kısacası, kurgulanmış bir simülasyonun içindeysek yazılımın izin vermediği noktaya (sınır değerler) gidemeyiz.

    fizikte var olan kurallar üzerine düşündüğümüzde, çevremizde birtakım sabitleri kabul ederek ilerleyebiliyoruz. sabit olan ışık hızını değiştiremiyoruz, yani ışık hızını arttıramıyor yahut azaltamıyoruz. aynı şekilde, kuantum mekaniği için çok önemli bir yer teşkil eden planck sabiti üzerinde de herhangi bir oynama yapamıyoruz.

    bu sınırlara genel anlamıyla örnek vermek gerekirse;

    ulaşılabilecek maksimum hız olan ışık hızı (c=299,792,458 m/s), minimum sıcaklık olan mutlak sıfır (=-273.15 °c=0 °k), minimum uzunluk olan planck uzunluğu (=1.616 × 10^-35 m), maksimum sıcaklık olan planck sıcaklığı* (=1.41 × 10^32 k), minimum zaman aralığı olan planck zamanı* (=5.39 × 10^-43 s), maksimum yoğunluk olan planck yoğunluğu (=5,1 × 10^96 kg/m³), ...

    *kuantum mekaniğinin geçerli ve tanımlı olduğu limitlere göre.

    evrensel sabitler (evrenin her yanında aynı olduğu düşünülen):

    kütleçekim katsayısı (g=6.67 × 10^-11 m³/kg×s²), planck sabiti (=6.62 × 10^-34 j·s), protonun kütlesi (=1.67 × 10^-27 kg), elektronun kütlesi (=9.109 × 10^-31 kg), avogadro sayısı (=6.022 × 10^23 1/mol), evrensel gaz sabiti (r=8.314 j/k×mol)...

    yapılan deneyler de bu görüşü destekliyor

    gerçekliğin bir illüzyon olduğuna dair, geçmişte uzun felsefi ve bilimsel teoriler öne sürülmüştür. simülasyon argümanı, ilk olarak 2003 yılında nick bostrom tarafından öne sürülmüştür. bostrom ve diğer yazarlar simülasyon argümanının geçerli olduğuna dair ampirik verilerin mevcut olduğunu öne sürer. bu konuda 2012 yılında almanya’nın bonn üniversitesinde de deneyler yapılmış ve sonuçlar simülasyonlarda olması gereken üst enerji sınırlarına işaret etmiştir.

    son zamanlarda ise a.ı. ve simülasyon üzerine ciddi anlamda dizi/filmler görmekteyiz. bunlara örnek vermek gerekirse sanıyorum ki en önemlisi geçen sene ilk sezonuna başlayan westworld uygun olacaktır. ama en önemlisi ise sanıyorum ki matrix

    simülasyonun esas amacı "anlamak" üzerine kuruludur. neyi anlamak? bir üst evreni, sınırların aşılıp aşılamayacağını vs.

    eğer ki simüle edildiysek bizi simüle edenler ile aynı fizik kurallarına sahip olmamız mümkün. çünkü simülasyona göre her şey "aynı" olmak zorundadır. bu da akıllara vr teknolojisi ile birlikte bizimde bir simülasyon yaratabileceğimiz gerçeğini getiriyor.

    fakat bu bir döngü, esasen bu sonsuz evrenlere dayalı olabilir. bizi yaratanları yaratanlar, onları da yaratanlar olabilir. bunun bir sonu olmayabilir.

    peki bu işin merkezinde ne var? en başa döndüğümüz zaman tekrardan kapı tanrıya mı çıkıyor?

    ya da tüm bu olaylar zamanın linear akmamasıyla bir alakası olabilir mi, zaman düz bir şekilde değilde yuvarlak bir hal almış ve ilk evreni bizim simüle ettiğimiz evren simüle etmiş olabilir mi?

    bu sınırları aşarsak eğer nereye ulaşırız? ışık hızını aşarsak ve evrenin genişleme hızına yetişebilirsek mekansal olarak evrenin dışına çıkabilir miyiz? çıkarsak ne ile karşılaşırız?

    ya da tüm her şeyi anlamak üzerine kurduğumuz için var olmayan bir gerçeklik yaratmış olup bütün evrenler üzerindeki hayatlar sahte, yalan olabilir mi? düşündüğümüzün aksine hiçbir amacımız olmayabilir mi?

    esasen her şey en başa dönüyorsa, ilk yaratıcıya dönüyorsa bu kişi tanrı olabilir mi, tanrı ise nasıl yoktan var olabildi ya da nasıl hep vardı? daha da önemlisi, tanrı hiç olmayabilir mi, zaman linear değil de circle bir şekilde işleyebilir mi? hatta ve hatta gerçekten insan "tanrı" figürünü soyut ve somut bir şekilde yaratıp adlandırmış olabilir mi?

    ve en önemlisi, tanrı olabilir miyiz? var olan bütün soruların cevaplarına ulaşabilir miyiz?

    bu ve bu gibi soruların cevaplarını belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz lakin elon musk gibi bir adam böyle bir şey söylüyorsa mutlaka bir bildiği vardır diye düşünüyorum.

    kaynak: elon musk

    alıntılar; (bkz: #59030563) - yazı içeriği

    westworld - consciousness it does not exist

    westworld - no one knows what ı'm thinking

    edit: olm ben böyle adamlara çok gülüyorum ya, oturup yeni evren yaratsan dahi bu adamlar gelip laf yaparlar. adamın takıldığı noktaya bak (bkz: #66523871)

    edit 2: (bkz: #66524042) ne diyim ki..

    edit 3: şöyle de bir şey varmış, evrenin piksellerini gördük, aslında 2d bitlerden oluşuyoruz diyen bilim adamları da mevcutmuş link

    edit 4: elon musk böyle bir şeyi söylüyorsa vardır bir bildiği derken esasen elon musk gibi bir adamın böyle bir şeyi söyleyebilme cesaretini kendinde bulmasının arkasında yatan birçok sebep olabileceğini ve bunların mutlaka dayanayağının olabileceğini düşündüğümden dolayı o şekilde tasvir ettim.