debe başlıkları

güllerin savaşı

  • en başından delikanlı gibi itiraf edeyim. 27 yaşında bir erkeğim ve bu diziyi ne annemin ne de sevgilimin zoruyla izlemedim. iki sezon boyunca kendi hür irademle bazen sıkılarak bazen de heyecanla izledim. (ki zaten izlediğim başka bir dizi yok)

    dizi artık bittiğine göre uzun uzun yazmak istiyorum düşündüklerimi.

    gülru çelik/sipahi: bahçıvanın kızı iken evin hanımına dönüşme sürecin aşağılık, mide bulandırıcı, sinir krizleri geçirten bir süreçti. hiç şüphesiz müştemilata yerleşen yeni ailenin küçük kızı ayeşgül'den belanı bulacaksındır. o saftirik ömer'e, baş tacı olacak ablacağın mesude'ye, asiller asili ablan gülfem'e, hele ki o minnacık kardeşin çiçek'e yaptıklarından sonra seni darağacına ayakların yukarıda olmak suretiyle ters olarak asmalılar. daha bir sürü şey söylenir sana ama küfür yazmak istemiyorum. vicdansız karı !

    gülfem sipahi: ablacım sen istesende çirkef bir kadın olamazsın zaten olamadında. ilk bölümlerde bazı hainlikler peşinde koşsanda hatalarından ders alman, her zaman var olan insani yönün, asil duruşun, mücadeleci yapın herkesin takdirini topladı. vur de vuralım öl de ölelim.

    ömer hekimoğlu: yahu birader sen tıp fakültesini nasıl bitirdin allahını seversen? bu kadar mallık ergenliğe girmiş bebelerde bile olmaz. aylarca gülru yılanının oyunlarına alet oldun. gülfem gibi kadını terkettin onun için. yetmedi bir de üstüne brooke gibi bir kadını şutladın evinden. en sonunda baktık ki ülkeden kaçıyorsun. oralara gitmişken brooke ablayı bul. zararın neresinden dönsen kardır koçum. haydi aslanım.

    tibet yalçın/aslan kral: seni de taze kan diye aldılar diziye. hep bir cool tavırlar, ben yaptım oldu triplerindeydin. normal hayatta karşıma çıksan dalardım sana kesin. çok akıllı gibi takılıyordun ama gülru'dan son dakika golünü iyi yedin. yine de şanslı adamsın vesselam. gülfem gibi hatunu mumla arasan bulamazsın kereta.

    cihan sipahi: acıların çocuğu, benim canım kardeşim cihan. ben sana bu satırları yazarken sen çok uzaklarda olacaksın. ömrünün büyük kısmını gülru bilmemnesine aşık olarak harcasanda ölmeden önce doğruyu bulmuştun. keşke sevgi hemşire ile az daha takılabilseydin. ölümlü dünya be kardeşim. mekanın cennet olsun.

    mert: mahallenin bıçkın delikanlısı. şu gülru yılanından kendini en az hasarla kurtaran sen oldun bak. onun için adam bıçakladın. cihan kankanı yanlışlıkla vurdun. hatta bir bölümde kendine bir şeyler enjekte edip intihara da yeltendin. ama olsun erken kurtardın kendini birader. ayrıca duygu gibi taş bir kızı kaptın. vallaha helal olsun. mankenlik, oyunculuk filanda cabası. tebrikler kanka.

    yonca çelik: gülru senden çok şey kaptı bence sevgili yonca. hatta o kadar çok şey kaptı ki sonunda sende kötülük namına bir şey kalmadı. kedi bıyık ismail ile el ele tutuşup evinin yolunu tutman hepimizi mutlu etti. biz geçmişi unuttuk sevgili yonca. ne justin bieber kılıklı adamla yaşadıkların ne de onun babası ile fingirdeşmelerini hatırlamıyoruz. ismail'i mutlu et.

    mesude: canım ablam benim. ablaların birtanesi. başımızın tacısın sen. final bölümünün son dakikalarına kadar kardeşine olan sabrını kaybetmedin. yemin ediyorum her eve senden bir tane lazım. o turşucu kılıklı kaynanan ve de tırt kocan olmasa daha iyi olacaktı senin için her şey. ama olsun sen çok temiz bir insansın. memlekete gidip çocuğunu sağ salim doğurursun inşallah ablacım.

    çiçek çelik hekimoğlu: kardeşim seni pek bir seviyordu çiçek kardeşim. hep mantıklı bulurdu senin fikirlerini filan. lakin sen de bazen safa bağlıyordun. şevket babanın mebrure anneni zehirlediğini bir türlü anlayamadın a benim safım. ha bir de justin bieber ile evlisin pes valla. son bölümde gaza gelip ablanların evine kaynak yaptın resmen. mebrure annen olmasa ne halt edecektin acaba yavrucum. kocanla mutluluklar kib.

    halide: ruh hastasısın yemin ediyorum. kafadan çatlak bir kadınsın. ama keşke sondan bir önceki bölümde gülru'yu öldürseydin. inan ben seni affederdim o zaman tüm günahların için. yahu salih efendi gibi sıkıcı bir adama nasıl aşık oldun da bir de çocuk peydahladın nasıl bir ruh hali allah aşkına bu?

    yener ve pakize: yolda görsem ana-oğul olduğunuza inanırım. bir ana-oğul bu kadar mı uyumlu olur pes vallahi. miras miras diye yırtındınız ama en sonunda memlekete gidiyorsunuz. hakettiniz yani ne diyeyim. azıcık dik duraydınız bari. herkese yalakalık yapıp durdunuz. sümsükler sizi.

    salih efendi: ya ben hayatımda senin kadar sıkıcı ve de ahmak bir insan görmedim. hayatta olduğun süre içerisinde şu kızlarını kısıtlayıp durdun. meğerse halide ile ne işler pişirmişsin yıllar önce. utan be ayıp ayıp. gülru'yu bu kadar frenlemesen belki böyle bir canavar ortaya çıkmazdı. (buna kendimde inanmadım şu an hehehe:)

    sevgi hemşire: paytak paytak, fok balığı edalarında bir kızdın. bir halta yaramadın. cihan kardeşimizin yüzünü güldürmek elindeydi. pis beceriksiz.

    psikolog onur: sevgili meslektaşım az mı uğraştın gülfem'i düzeltebilmek için. helal olsun sana valla. ama onun kalbi sende değildi. sende bunu anlayınca çektin gittin zaten. ama o kadar hasta yüzüstü bırakılmaz onur'cum. en azından bana yönlendireydin keşke.

    cahide hekimoğlu: sen tam bir istanbul hanımefendisiydin cahide sultan. hayır tabiki de değildin. sürekli oğullarının hayatına müdahele eden sinir bozucu, içten pazarlıklı bir tiptin. yaptığın tek hayırlı iş ölmeden önce mirasın kontrolünü mebrure'ye vermendi. (şevket'in payı için yani)

    şevket hekimoğlu: ne boş beleş bir adamdın sen şevket. bütün gün elinde tablettir telefondur sürekli bir şeylere bakıp eğleniyordun. sonra yonca'yı filan öldürmeye kalktın haydi bir şey demedik. ama söz konusu mebrure reyiz ise orada işler değişir. layığını buldun.

    taner hekimoğlu: tiki con-con bir tip iken normal adama dönmen biz ekran başındaki milyonları oldukça şaşırttı. her ne kadar iyi bir insan olsanda senden hep bir numara bekledim dizi boyunca. neyse haydi annenin hatrına uzatmıyorum.

    duygu: gözlerimde kalpler çıkabilir her an. ne güzel bir kızsın sen. çok sevdim ben seni.

    kedi bıyık ismail: her ne kadar karına aşkilotam diyerek mahalle raconuna ters davranmış olsan da aşkına sonuna kadar sahip çıkman takdire şayandı ismail kardeşim. helal olsun valla o kadını yola getirdin.

    mebrure hekimoğlu: seni en sona sakladım mebrure reyiz. sen çok başkasın çünkü. türünün son örneğisin hatta. ürkek bir kedi yavrusu gibi dolanıyordun önceleri ortalarda. öyle saftın ki, senin yanında her şey kirli kalıyordu be reyiz. ama zaman geçtikçe sesini çıkarmaya başladın ne de iyi ettin. susup, sabredip en sağlam darbeleri vurdun. bir nevi kontra atağa çıktın anadaolu takımı forvetleri gibi. teofanis gekas gibiydin yemin ediyorum. (ya da eskilerden souleymane youla vardı mesela, hatta bjk transfer ettiydi hey gidi günler) neyse konuyu dağıtmayalım. geçen sezon şevket'in kanlı gömleğini polislere vermen(yonca'yı öldürmeye çalıştığı zamanlar), bu sezon şevket'e biber gazı sıkıp arabayla tarumar etmen ve de en sonunda gülru'nun ipliğini pazara çıkarıp en kilit olaylardan birinde çözüm anahtarı oluşun harikaydı. bu alemde en düzgün insan sensin reyiz. öl de ölelim !

    efendim, sıkıcı bir yaz günü kuzenim izlerken denk gelmiştim bu diziye. ilk başlarda izlemedim hiç. ama kış sezonunda bir cumartesi ailece sıkıntıdan patlarken denk gelmiştik ve de sonra bırakamadık zaten.

    final bölümüne gelince,

    bence türk dizi tarihine geçecek bir finaldi. ne buram buram mutlu son klişesi vardı ne de gerçeklikten uzak bir hava vardı. buradaki bazı arkadaşlar beğenmemişler. açıkçası ben çok beğendim. ömer ile gülru o kadar şeyden sonra birlikte olamazdı. ve yine o kadar kötülükten sonra gülru bir bölümde iyi kız olamazdı. dibine kadar kötü olup etrafındaki herkesi kaybetti. gülfem zaten geçen sezonun ortalarından beri toplamıştı kendini. köşkten ayrılırken kardeşlerinin kendisine gülümseyerek bakması beni çok mutlu etti. çünkü adalet bunu gerektiriyordu.

    gülru ile gülfem'in sarılması şahane bir fikir bencede. iki oyuncuda vermeleri gereken duyguyu eksiksiz verdiler. biz burada gülru ve gülfem'e o kadar laf edip saydırıyorsak ikisi de başarılı demektir zaten.
    (bkz: damla sönmez)(bkz: canan ergüder)

    dizi boyunca yonca, yener, pakize, mesude,şevket ve mebrure en çok beğendiğim diğer karakterlerdi.

    sözlerimi burada bitirirken sizlere şu şarkıyla veda etmek istiyorum efendim. mebrure mebrure, mebrure mebrure, mebruruiyetteennnn

  • gülru denen solucan cenini kılıklının mutsuz, kepaze, rezil ve yerle yeksan olmamasıyla beni büyük hayalkırıklığına uğratmış dizi. oysa bu paranoyak obsesif delinin sonu akıl hastanesi olmalıydı, ama bakıyorum ki koltuk kumaşından kıyafeti ve topuklu ayakkabılarıyla, gülfem'e ait olan bahçede yalpalaya yalpalaya yürüyor.
    bakın bu karı gülfem olmakla o kadar kafayı bozmuştu ki gülfem'in kirli donlarını çalıp saklamış ve giyiyor olabilir.

    bu dizinin ilk bölümüne teyzemde iftardayız diye mecburiyetten bakmıştım, o gün teşhisi koyup "bu gülru tam bir sinsi kevaşe, sakın buna acımayın" diye aile bireylerimi de tembihlemiştim.
    sonra ara ara hiçbir zorlama olmaksızın hür irademle sadece gülru inşallah ölür diye baktım ama korkunçlu karı ölmediği gibi malın mülkün üstüne de konmuş, güya çok başarılı bir modacı olmuş, hahaha kız o avam paçoz kim moda tasarım kim?
    evine barkına, soyadına konduğu yetmiyormuş gibi bir de gülfem'in siyah beyaz portre fotoğrafının aynından kendine yaptırmış, görünce altıma işedim, gülfem'e benzeyeceğim derken cezmi kalorifer zalımlar albümündeki jiletçi öroyinman kızlara benzemiş ahahahaasd.

    gülru'ya karşı eşsiz bir iğrenme hissetsem de dünyanın en sevimli canlısını barındırıyordu bu dizi: gülfem sipahi. kendisini sevmek, sarmalamak ve "sen her şeyin en iyisine layıksın" demek istiyorum. sonradan bunların öz kardeş olduğu ortaya çıksa da ne gülru ne de birbirinden düşük seviyeli kardeşleri asla bir gülfem sipahi olamazlardı.

    sinek dudağı gibi dudaklarına sürdüğü kırmızı rujla iyice sinirimi bozan gülru'ya paranoid obsesif şizofreni teşhisi koyup deli gömleği giydirmek yerine köşkün hanımı yapan senaristlere kırgınım ve gülfem sipahi'yi muhteşem yüzyıl kösem'de tam da layık olduğu üzere safiye sultan'ın uzaklardan gelen kızı filan olarak izlemeyi istiyorum. çünkü onun yeri saraylar.

    gülru, sen değil gülfem'in atolyesini satın almak, evine konmak filan, gülfem'in kafasını koparıp kendine taksan da atladığın bir şey var:
    "if you're cheap, nothing helps*". bye.

  • dizideki bütün erkeklere yazık olan dizi. tibet hariç tabii. onun gülfem'i var. ömer'in başında gülru ırıspısı, öbürünün sınavı yonca. ama en göte gelen castın bibır kılıklı ergen. o kezban bozması, fok ağızlı bacımla harcanıyor bu çocuk. "omo oşkooom nöyö öylö dödöön!" ağzına çarpasım geliyor.

    ha bu arada gülru orospusu da sanırsın kırk yıllık zengin. lüks yere değil de balık ekmek yemeye gitti diye böyle bi' zengin sevinmesi falan. ulan fukara sümüğü! iki yıl öncesine kadar kıçını silecek bezin yoktu, şimdi "yhaaa yine mi lüks mekanlaaaar" diye geziniyor. şırpıntı seni.

    ayrıca gülru ölüp diziye devam edebilirler. bence problem yok. sizce?

    ---spoiler falan filan---
    edit: allaam lütfen gülfemciğim insafa gelmemiş olsun. gülru ırıspısının beynini dağıtsın. suçu halide üstlensin. ömer şoka girip kafayı yesin, yollara düşsün, berduş olsun. gülfem tibet ilen evlensin.
    ---bitti---

    ırıspı seniiii!