debe başlıkları

fallout 4

  • bir dinozorun anıları olarak başlayacağım. serinin en eskileri(1-2) ile yenilerini(3-nv-4) kıyaslayayım.

    oyun mekanikleri olarak incelersek, fallout 1-2 bir yerde, 3 ve new vegas ayrı bir yerdedir. yani izometrik infinity oyun motorunda turn based combat yapmak sizin rpg oynuyor oluşunuzu asıl hissettiren şeylerdi. infinity engine fallout, baldur's gate ve planescape torment oyunlarında kullanılmıştır ki bu oyunlar rpg tarihinin efsanevi oyunlarıdır. daha sonrasında çıkan en taşaklı oyunlar, kotor, dragon age origins, mass effect falan bu oyunların önünde diz çöker tövbe ister, olmasaydın olmazdık diyebilirler ki demelidirler de.

    bu arada ciddi ciddi turn based ne demek bilmeyen olabilir, şöyle açıklanabilir; karakterler sırayla hamlelerini yaparlar. hamleleriniz de action point miktarınız ile doğru orantılıdır. https://youtu.be/izv61x7kbz0?t=1393 buradan görülebilir işte. bu sistem ile oyun masaüstü frp kıvamında geçiyordu. hamlelerinizi düşüne düşüne yaptığınız bir oyun oluyordu, en hazetmediğim oyun türü olan taraya taraya gidilen, saniye başı kill aldığınız/öldürüldüğünüz sikko fpslere en uzak oyun türü bu sayılabilir işte.

    bu sistem yüzünden pek çok insanın saçları döküldü, kalan saçları da beyazladı amk. fallout 3 ve sonrasındaki fallout oyunlarında action pointin neredeyse varlığını unuttum,es kaza vats açarsak görüyoruz galiba. halbuki eskiden ay sonunu getirmeye çalışan memur gibi hesaplar yapardık amk, combat knife ı bir kere sallar, bir kere saplar, sonra da 1 kare geriye kaçarım derdik, tüfeğimiz jammed olunca ya da reload yapmak gerektiğinde küfrü basardık turn yalan oldu diye, an gelirdi gebermek üzereyken, kaçabilmek için haritadaki kareleri sayardık vs.

    rpglerde olabilecek en iyi sistem budur, rpgde siz sadece oyundaki karakterin hareketini seçersiniz, o karakter de oyundaki özellikleri doğrultusunda bu hareketi gerçekleştirmeye çalışır. oyuncuya falloutlardaki gibi turn based olduğu hissettirilebilir ya da kotor, planescape torment vb. vb. oyunlardaki gibi karakterler savaşırken aslında hareketleri belli bir sisteme göre real time olarak gerçekleştirirker (ör: saniyede yapabileceği saldırı miktarı aka: attack speed bellidir, siz bırakırsınız karakteri o tıkır tıkır savaşır mesela, her turn karar vermenize gerek yoktur yani).

    bu mantıkla, rpg ile diğer türleri ayırabiliriz. mesela diablo 2 de düşman yaratıklara max hızda vurayım diye mouse kıran birisi rpg oynuyorum diyemez, hack n slash oynuyorum demelidir, (bkz: leş). ya da fallout 4 oynayan birisi elindeki sniper tüfeği ile düşmanına zoom yapıp ateş ediyorsa fps oynamaktadır. rpg oynasaydı; düşmana sniperla ateş etmeyi seçerdi-mesela o düşman sana 100 mt mesafede, bir ağacın arkasına saklanmış-sadece eli, kolu ve götü açıkta, sistem derdi ki senin bunu vurma ihtimalin yüzde 45, göte nişan alırsan yüzde 35, vurursun ya da vuramazsın. ben bu oyunda imleci, karakterimin yeteneği ile değil de kendi elimin marifetiyle düşmanın açıkta kalan götüne getirip tetiğe bastığımda mermiyi göte yüzde yüz ihtimalle sapladığım için fallout 3, new vegas ve fallout 4 fpsdir, daha doğrusu ör:deus ex gibi fps-rpg kırmalarındandır. fpsye bok attığım düşünülmesin, sadece sistemin farklılaştığını anlatmaya çalışıyorum. action point denen şey ise, düşman burnunuzun dibine girdiğinde vats açıp, düşman size saldırmadan önce ekstra saldırı yapmanıza hatta hasar almadan combatı bitirmenize, ya da merminiz azsa sürekli kafaya kafaya nişan alıp az zamanda çok ve büyük damage vermeye çalışmanıza yarayan, rezillikten öte bir şey değildir artık, iyi sayılabilecek bir fps oyuncusunun ihtiyacının olacağını sanmıyorum.

    değişimin artıları ve eksileri vardır elbet. burada oyun türü kıyaslamak ne kadar doğru bilemem ama insanların aldığı his kıyaslanabilir. mesela swat serisi de izometrik iken swat 3 fps olmuştu, ama swata zaten rpg denemeyeceği için, swat bir derinlik içermediği için pek sorun yarattığını düşünmüyorum. falloutta ise seninle beraber companionları da izometrik ekranda yönetmenin, teker teker düşmanlara focus yapmanın ya da combat öncesi sulik kapı önünde beklesin, vic duvar dibinde shotgunla takılsın vb. taktikler yapmanın hazzı başkaydı. tek karakter olduğunuzda bile haritadaki düşmanları görüp combat planlayabiliyordunuz, yeni falloutlarda mesela arkanızı göremiyorsunuz ya, orada görebiliyorsunuz. dota, lol vb. mobaları düşünün, bir gün bir firma çıkıyor ve fps dota yaptım diyor. istediği kadar aynı herolar, aynı itemlar, aynı speller vb. olsun, iki oyun farklı olacaktır. ne kadar first person olarak inanılmaz bir görsellik, eccayip bir realite falan eklenmiş olduğunu düşünebilirsiniz ama bir şeyler kaybolacaktır. mesela finger of death atan bir lion, parmağının ucundan çıkan büyü düşmanın ağzında patladığında inanılmaz bir keyif alacaktır ama harita hakimiyeti, ward-deward olayını yapamaz. bir yere giderken sürekli arkasına bakmadığı sürece arkasından kovalayan mı var göremez, yanındakilerin hitpointini takip edip zamanında mekanism basamaz vb.

    bu değişim de grafik kalitesinin artışı, oyuncuların çok grafikli-pek grafikli-hep grafikli oyunlara yönelmesi, makinelerin bol aksiyonlu olayları kaldırabilmesi ile kaçınılmaz hale geldi diyebiliriz. yani ör: wasteland 2 de olduğu gibi, sınırlı bir kitleye hitap edileceğine fpsye dönderdiler oyunu. neticede artık counter oynanırken, makineler yarrak gibi olduğundan parasını verilip dedicated server kurulmuyor sanırım internet cafelerde. mesela fallout 3de megaton şehrindeki atom bombasının patlamasını tenpenny towerdan canlı canlı izleyebiliyorsunuz, eskiden olsaydı bunun için en fazla bir cinematic eklenirdi. mesela fallout 4ün başında vaulttan çıkışımızı canlı canlı yaşamaz, https://youtu.be/8n2g5tf7g2i?t=65 gibi bir şey görürdük.

    asıl sorun burada başlıyor, text bazlı, az grafikli oyular programcıya çok daha büyük özgürlük verirken yeni oyunlarda daha lineer, daha az seçenekli oluyor işler, daha sınırlı diyalog ve hareket imkanı oluyor. mesela bu sebepledir ki fallout 4teki sadece 4 seçenekli (soru sor-evet-hayır-şebeklik yap; sarkastik pezevenk seni) diyalog ekranı eski falloutçuların kanını dondurmakta. kasmışlar, her diyalog için ses kaydetmişler, eyvallah, konuşurken senin adam konuşuyor, karşıdakinin sesini duyuyoruz falan da ee, yarrak gibi olmuş diyince de "oldfagler beğenmedi" oluyoruz amk. ne diyem mahmut mu diyem?

    eski falloutlar, etkileşim temelli karşılaştırıldığında rpg değil de simülasyon gibi kalıyor neredeyse yenilerinin yanında. şu örneği vereyim, benim için falloutun eskileri ile yenilerini ayıran olay aslında 3 boyut falan değildir, fallout 3te, brotherhood ile beraber ilk defa gördüğümüz bir super mutant behemotha karşı savaşırken, yerden fatboy alıp behemotha mini nuke atıp öldürdükten sonra, deneme maksadiyle bos paladinlerinin liderine de sıktıydım bir tane mini nuke. karı yamuldu, 20 metre uçtu, sonra yanıma gelip behemotha karşı savaşta yardımlarına koştuğum için teşekkür etti. ben o gece çok kabus gördüm dostlar, bu saçmalığı kaldıramadım, dönüp durdum hep. rüyada fallout 2deyim, mini nuke falan da değil sikko 10mm tabancadan çıkan mermim düşmanla melee kapışan sulik'e değdi diye adam dellendi, bana saldırdı. ya da arroyo halkına saldırdım, herkes bana daldı falan. sonra gözlerimi bir açtım, yeni fallout oyunlarındayım gene, npclerin main questte rolü varsa ölmedikleri o garip dünyadayım. unconscious oluyor, biraz uzanıp kalkıyorlar piçler.

    companiona bir ton eşya yüklenebiliyor, köpek sırtında 150 lbs eşyayla önden fırlayabiliyor. ha bir de ölmüyor bu orospu çocukları fallout 4te anladığım kadarıyla. sonra vay efendim o kadar companion seçeneği varken niye yalnız geziyorsun? yalnız gezeceğim tabi amk. dogmeatten tiksindirdiniz yeminle.

    rpg öğelerinin azalmasına bir örnek de special denen statların oyuna etkisinin epey azalması. hani mouse imlecini düşmanın üzerine getirip ateş ettiğimde stat, perk, action point vs demeden düşmanı vurabiliyorum dediydim ya, esas sıkıntı combat dışı statlarda ortaya çıkıyor. yani ör: charismanız ne kadar yüksekse o kadar çok companionla beraber party kurabiliyordunuz. mantıklı?- evet. fallout new vegasta falan limitliydi, 1 tane insan 1 tane robot falandı sanırım. neden?-zaa. yahut lockpick denemeleri var ya, eskiden bunlar da yüzde ihtimaline göre hesaplıydı, yapardın veya yapamazdın. şimdi elimizde firketelerle mini oyun oynuyoruz ekranda, diyelim ki cidden benim -oyundaki karakter değil, bilgisayar başındaki benim- elimin ayarı yok, bildiğin yeteneksizim, oyundaki karakterim tam bir çilingir olsa bile firketeleri bitirip sik gibi kalabilirim. tek fark-artık çok zor kilitler karşısında karakterimiz "yok abi ben bunu açamam, uğraşma" diyor. ya da karakterin ne kadar zekiyse o kadar çok diyalog seçeneği çıkıyordu ki falloutu fallout yapan şey belki de budur, diyaloglar. zekası düşük karakter bir sikim anlamadan ugh mugh diyerek konuşuyordu, http://staticdelivery.nexusmods.com/…1340038852.jpg eski oyunlarda oyunu baştan sona mongol olarak oynuyordunuz, yeni falloutlarda da sadece birkaç diyalogda olsa da vardı bu, ta ki fallout 4teki diyalog kepazeliğine kadar. yani güzelim seri gittikçe rpgden uzaklaşıyor diye bas bas bağıranlar gayet haklılar. hiç int 1 ile int 10 olan aynı konuşur mu amk?

    bi de skilleri niye kaldırdınız amk, aptal gamerlar rakam görünce korkuyor dimi amk? la ne güzel first aid skilli vardı, yaralı parmağa işeyerek iyileştirmek istiyorum ben, önce sadece medicine skiline çevrildi o stimpacklerin heal miktarını falan skill pointine göre arttıran, sonra o da kalktı, 4 levellı bir perk olarak alınıyor şimdi, stimpack heali sabit olarak yüzde 30dan 40a çıkıyor vs.

    fallout 4te minecraft gibi oyunlardan esinlenerek eklendiğini düşündüğüm bir şeyler inşa etme fikri ise bence boku çıkarılmadığı müddetçe kötü değil. garip bir dünyada hayatta kalmaya çalışan birisiniz, bir grup gariban buluyorsunuz, onlar da saldırıya falan uğramış, kurtarıyorsunuz, sığınılabilecek güvenli yer diye artık hayalet kasaba haline gelmiş olan eski kasabanıza -sanctuary- geliyorsunuz. insan bu durumda gezdiği her yerde her şeyi araştırır, işime yarar mı diye bakar. bok püsür toplayıp yok şişkebab diye yanan kılıç, yok nuka kola el bombası vs. sikten yaraktan silah yapmaktansa(o silahların tümünün amına koyayım), ya da 25 caps kazanmak için wastelandda 50 kilo junk item taşıyarak gezmektense, "aha ben bunun içindeki vidaları alırım, şu alüminyuma şekil verip vidalarla sabitler sonra da silaha tutkalla tuttururum, namluyu şekil yaparım" vs. vs. diye weapon mod kasmak mantıklı geliyor. mcguyver gibi etrafta işimize yarayabilecek itemları toplama olayı var yani artık, bu tarafını sevdim. eskiden "ne sikime yarayacak bu, götüme mi sokacağım amk" dediğin şeyleri fallout 4te alıyorsun, kah patlayıcı yapımında kimyasal madde yapıyorsun, kah bulduğun bir cihazın içindeki elektronik devreleri söküp bunlardan yararlanarak settlementa turret yapıyorsun vs. bu yüzden etraftaki işe yarayabilecek eşyaları karıştırmanın bir anlamı var, hayatta kalmak, hayatta daha iyi kalmak için bu eşyalara ihtiyacın var artık. ha sen dünyadaki bütün itemları toplayıp, bin tane settlement yapıp hepsini de fullemek, minecraftta amatörü eğlendirecek şeyleri yapmak istiyorsan durum biraz vahim diyebilirim. fallout oynayıp ucundan da olsa rpg yapacağına böyle ibişlikler yapmanın manası nedir, bayırdırlık ve iskan bakanlığı mısın sen pezevenk? kasabada boş on tane ev varken kendine ev dikmeye çalışmanın manası nedir? millet mülteci olarak benzinlikten bozma yerleşkene gelmişken duvara resim asmanın, daha az cloth harcayıp milleti yatakta değil uyku tulumunda yatırırken yere iran halısı atmanın zevki nedir amk? la gökten rpg yağarken senin kafana sims mi düştü amk?

    bu arada fallout 4te niye hala otomobil yok amk. fallout 2de bir şekilde çalıştırıp yollarda akıyorduk, bu oyunda adam terk edilmiş evlerde bulduğu parçalarla sanayi tipi jeneratör, lazer turret, su arıtma makinesi falan yapabiliyorsa saatte 10 km hızla da olsa ilerleyebilen bir araba, yoldaki sayısız bozuk arabadan birini tamiri geçtim hadi; ford t modelini falan yapabilir amk. ben olsam yapardım yani, ayağımı yerden kesse yeter, burnuna bir de taramalı lazer takarım. new vegasta ghoulleri uzay gemisine bindirip göğe yollamış adamız amk, elin oğlu synth üretiyor, biz bunu mu yapamayacağız. (bkz: 2287 oldu uçan arabalar nerede orospu çocukları). hadi ben yapamadım brotherhood yapsın amk.

    bir de aklıma şu geldi, fallout un ilk oyununda susuzluktan gerebiyorduk ya hani. son oyunda su arıtıcı cihaz yapmak dünyanın en kolay işi amk, bunu o zaman düşünememişler mi cidden? onun için mi su tüccarı diye bir şey vardı, keriz gibi gidip vaultumuza caravan caravan su göndertiyorduk yani. bu da kafamdaki garip sorulardan biri. tutarlı olunsa ya biraz.

    lan new vegasta ne de güzel eklemiş olduğunuz susama, acıkma olayı(hardcore neden eklenmedi bir de? niye karakterim püskevit diye ağlamıyor amk. yine hayvan gibi susayıp boklu heladan su içmek istiyorum ağzımın kenarından radyasyon aksın istiyorum. hayvani uzunlukta quest yaparken yorulunca elim ayağım tiresin istiyorum. bebe işi yapıldı iyice oyun.

    neyse, requiem for a rpg'yi geçersek;

    fallout 4ün başlangıcı çok güzel. savaş öncesi sıradan hayatı ve götümüzün dibinde nuke patlayışını izlemek hoştu. sonrasında da direkt insanların içine düşmeyişimiz hoşuma gitti. yani hayalet kasaba, bir süre sadece yıkık binalar görmek gayet güzel.

    onun dışında fiks rpg işleyişi var, karşımıza çıkan yaratıkla tırttan en güçlüye doğru gidiyor. fallout oyunları için bu karınca, roach vb. sonrasında akrep, fare, raider, ghoul, robot.. deathclaw falan diye gidiyor.

    bu oyunda en çok eleştirilen şey karşımıza birden power armor çıkması, sonra da minigunla deathclaw öldürmemiz. fusion core ile çalışması yüzünden sürekli giyemiyor olmamızile çok anormal bir durum olmamış bence. yani sonra power armoru çıkarmadan taraya taraya gidip oyunu bitiremiyoruz. sağdan soldan fusion core çıkıyor, ben normal zorlukta şu ana kadar kullanma ihtiyacı hissetmedim. sniper karakter yerine melee karakter olsaydı gerekebilirdi ama. bir de eski oyunlarda power armor giymeden önce training gerekirdi, brotherhood gelir öğretirdi sana. şimdi oyundaki erkek karaktereski bir ordu mensubu olduğundan bu eğitimi zaten aldığını kabul ediyorum ama hatun karakter hukuk okudu diye geçiyor. bu karı power armoru nasıl kullanıyor onu anlamadım. evde bile her işi mr. handy yapıyor zaten, hamur aç desen açamayacak avukat hatun gidip cart diye armor giyiyorsa saçma. minigunla molerat öldürmek de saçma olduğundan techizatı alıp sanctuarydeki eski evime koydum. önemli bir düşmanla -zor değil, önemli- karşılaşacağım zaman "seni bugün içmek nasipmiş amına koyayım" diyen idris kaptan gibi çıkaracağım.

    çekmece,dolap karıştırırken itemların gözükmesi hoş olmuş. bir de itemların hasar görmesinin kalkması hoşuma gitti. lan amına kodumun tabancası ikiyüz senedir sağlam, nükleer savaş falan atlatmış. sen beş on ateş edince eskiyor. hassiktir oradan. craft olayında ise saçma olan şey şu, mesela tüfeğin birinden dürbünü söküp diğerine takamıyorsunuz. ne alaka la? ama tüfeği scrap ederseniz çelik, vida falan veriyor. la bana dürbünü lazım amk. yine de repairın kalkması iyi işte.

    ana quest biraz zayıf. oyunun başı için söylüyorum, iki yüz yıl uyumuşuz, bebek kaçırılıyor. belki bebek kaçırılalı 150 sene, öleli 100 sene oldu. bizi motive eden tek şey jet bağımlısı faldan anlayan tinerci teyzenin "çocuğun hayatta" demesi. atom çağında bu karının sözünü mü dinleyeceğim la. o yüzden şu anda su çipi ya da geck arayan bir karakterin motivasyonuna kesinlikle sahip değilim. new vegasta da böyleydi, o yüzden daha özgürce geziyorum wastelandda. bu yüzden sağda solda settler görünce yardımına koşuyorum, yoksa "lan vaulttakiler yarrağı yiyecek,çip bulmam lazım önce" derdim çoğu olayda.

    radyasyon fırtınası gibi bir şey çıkıyor arada, arazide yakalanınca paçalardan radyasyon akıyor. yağmur yağıyo güneş açıyor vs. weather olayları fena değil.

    skiller kalktı diye kızıyorum ama bazı yerlerde çok da kötü değil. örneğin silaha belli bir modifikasyon yapmak için yine de gun nut 2 - science 1 lazım falan diyor. yani önüne gelen istediği her şeyi yapamıyor skill yok diye. gönül ister bunun gibi instant success olmayan birkaç şeyde daha skill kullanılması, success için yüzde hesabı olması. sneak, medicine, lockpick, speech check vb. gibi. oyunu rpgden uzaklaştırdıkça böyle oluyor işte, kontrol karakterden çok oyuncuya kayıyor.

    şu anda gayet zevk alarak, serinin her oyununda olduğu gibi ağzımın suları aka aka oynuyorum. eskiye özlem falan tabi ki var ama fallout bu boru mu amk. o yüzden gözümüz grafikleri görmüyor, çeşitli saçmalıkları, bugları sineye çekebiliyoruz. yirmibeş saat falan oldu, ağır ağır sindire sindire geziyorum bostanda.

    en büyük endişem, bu lavukların town kurma, yok efendim ev dikme vb. saçmalıkları sonrası fallout online üretmesi, milletin minecraft oynar gibi fallout oynaması, ben evi böyle diktim hacı, bak odaya elektrik bağladım lamba yanıyor amk diye ortalıkta gezinmesi, internetin tutoriallarla dolup taşması. online oyunda ölme de olmaz, en yakın şehirde tekrar spawn falan oluruz mesela. sonra obez kirpi neden minigun alıp bethesdayı bastı amk.

    ---

    biraz bodos yazdım kusura bakmayın, oynadıkça editlerim burayı daha, yanlış ya da eksik şeyler varsa mesaj atabilirsiniz.

  • önce önyargıyla yaklaştığım, sonrasında ise sardığım oyun. bizim elemanlar "the silence bize bokmir" diye mutsuz olunca başladım barınak, yatak, jeneratör falan yapmaya. sonra elim değmişken hurda evleri de ortadan kaldırayım dedim, kentsel dönüşüm projesi yaptım. yiyorum ama çalışıyorum da. gizemli, yalnız kahraman olayım derken wasteland'ın melih gökçek'i oldum amk.

  • söyleyeceğim şey spoiler sayılmaz o nedenle paniklemeyin.

    bu oyunda deniz kenarında bir kale var. önemli de görevlerden biri bunun alınması. oraya yalın ayak başı kabak gidip tam üç saat koşarak görevi tamamladım. şaka değil abartı değil tam üç saat tavşan gibi düşmanlardan kaçarak, kalenin etrafında turlayarak düşmanların ekibim ve köpeğim tarafından öldürülmesini sağladım.

    diyeceğim o ki kahramanlık falan hikaye resmen wasteland üzerindeki en dandik adam benim.

    siz benim gibi olmayın, oyunda kale lafı geçtiği anda amerikan başkanı dahil ne kadar insan varsa telefonla arayıp yardım isteyin, topla tüfekle gidin, power armorları kazak gibi üst üste giyin, tank bulun, füze bulun, uzay mekiği bulun öyle gidin yoksa rezil olduğunuzla kalırsınız.

    sünnetten kaçan çocuk gibiydim lan.

    olmaz olsun umudunu bana bağlamış dünya.

    utanıyorum.

    edit:
    merak edenler için görevin adı "taking independence" minutemen görevlerinden biri. kalenin adı da şok edici bir şekilde "fort independence"

    bir de ne vardı düşman olarak diye soran olmuş şöyle özetleyeyim;

    "adam dedim havaaaya dedim bişeyler doldu, kuşlar uçuyo kıyamet gopçak herhalde dedim o ancuazda bir elamet geldi vuuuuuuuuu! evimizi de deldi, perişan etti, yıkacağı yeri yıktı, bi anda da iş bitti."

    gülüyorsunuz ama ciddiyim resmen sokak çocuğuna döndüm. ölmemek için yediğim hamam böcekleri yüzünden enerjinin yarısını radyasyon ele geçirdi, stimpack yok, kurşun yok, kolum bacağım kırık. yolda görseniz düşman mı değil mi bakmadan el bombası atarsınız.

    dünyayı kurtarıcam diye planlarken quasimodo'dan beter oldum. çocuğumu bulsam beni eve almaz, sopayla dürterek kireç çukuruna atar amk.

    daha demin 20 tane mermi için evlilik yüzüğümü sattım onları da utancımdan kafama sıkıcam bitecek bu çile.

  • sırf o power armor'u vermek için tüm fallout'ların aksine bizi haritanın en köşesinden çıkartıyor ya oyun. mecburen main quest'e gidiyorsun ya, hah işte ben tam da bundan nefret ettim. normalde o bir seçenektir senin için. istersen alırsın, istersen almazsın. oyunu oynamaya aynı anda başladığımız arkadaşımın ne yaptığını bilmeden telefonuna mesaj attım. 5 dakikaya power armor'un olacak diye. 5 dakika sonra cevap geldi, "şu anda giydim" diye. hah işte bak ben de bundan bahsediyorum tam olarak. lan olm bize scripted oyun vereceksen, diyalog sistemini 4 seçeneğe indireceksen, onların da ne manaya geldiğini anlamak bile imkansız olacaksa (farkedeceksiniz, orada kısaca 1-2 kelime ile yazıyor ne diyeceğinizi, normalde bu çok kullanılan bir yöntemdir de, ben şimdi adamın cümlesinin genelini kestiremiyorum ki o 1-2 kelimeden), e amk ben senin yaptığın oyunun.

    yıllarca türlü türlü masaüstü oyuna rpg sistemi olarak uyguladığımız (cyberpunk ve yüzlerce cthulhu oyunu) skill sistemini utanmadan sıkılmadan atmışlar. karakterin cidden sadece perkleri var başka da hiçbirşeyi yok. yerini doldurmaya da kasmamışlar. tek yenilik special attribute'ları üzerinde artık artış yapabiliyoruz. onun da tam olarak oyuna etkisi muamma, amk o da sadece daha yüksek level perk almana yarıyor. ya yolunu sikim nesi vardı güzelim eski sistemin anlamadım ki? la olm zaten her sene eşşek yükü ile para kazanıyorsunuz mainstream oyunlarınızdan. lan niye elliyorsunuz fallout'un 20 senelik oynanış şeklini?

    sizin şirketlerinizin market dinamiklerine göre hareket etmesini ve oyunları da basitleştirmesini anlayabiliyorum da, eline fallout gibi bir malzeme geçmişken bunun ebesine atlayıp, basitleştireceğim deyip içini boşaltmanızı ne yazık ki anlayamıyorum. yani ciddi ciddi rezalet bir oyun bu.

    ulan ekşi sözlükçü dalyarrak. sana mı soracağım lan 20 yıldır oynadığım bildiğim oyunun nasıl olması gerektiğini? benim fikrim bu, fallout 4 yapılmış en kötü fallout oyunudur. başka bir isimle böyle bir oyun çıkarsalar, yemin ediyorum o perk ekranına götümle gülerdim. bir de utanmadan buna rpg diyoruz biz ha? hay sizin kafatasınızı sikim ben. metacritic'e de yazdım aynı şeyi, oyunun oynanış şekliyle oynayabilirsin. ama rpg kurallarını kafana göre değiştiremezsin. bu oyun bir seri oyunudur. çocuklara satmak için kurallarını basitleştirebileceğiniz bir oyun değil.

    ha ayrıca şuna da ayarım. 3 saat oynayıp yorum yazamayacakmışız. lan sikik. senin ömrün kadar oyun oynadım ben. bir zahmet karar verebileyim oyunun iyi mi kötü mü olduğuna 3 saatte. oyunda rpg kuralı diye birşey kalmamış, sen gelmiş bana grafikten, atmosferden falan bahsediyorsun.

    allah belanızı versin. 35 yaşında adamın öğle arasını zehir ettiniz.

  • 179tl bayılıp sevgilime hediye ettiğim oyun. ben akbil ve simit ile post-apokaliptik bir varoluş sürecine girerim, yeter ki o mutlu olsun.

  • elim gitmiyor değil de... o paraya gocuk alırım, +1 endurance verir. önümüz kış, gocuğum yok...