debe başlıkları

emlak balonu

  • konu hakkında yorum yapabilmek için biraz da global ekonomiye, satın alma vs. kiralama olgusuna filan bakmak gereklidir. ben 15 dakika içinde şu analizi yaptım:

    tcmb'ye göre 2012 senesindeki hedonik konut fiyat endeksi: 112
    2017 senesinde: 259

    2012 senesinde m2 fiyat (istanbul): 1595 tl
    2017 senesinde: 3688 tl

    140 m2 evin 2012 senesindeki değeri 223,000 tl
    aynı evin 2017 senesi değer tahmini: 516,000 tl (ataşehir / içerenköy ya da küçükbakkalköy)

    kısacası, 2012 senesinde istanbul'da nakit alınan bir evin 2017 senesi sonunda brüt getirisi 293,000 tl. buna vergi filan dahil değil... brüt.

    gelelim yatırım + kira opsiyonuna...

    2012 ocak ayından itibaren 2017 aralık sonuna kadar buna benzer bir evin (emsal: ataşehir / içerenköy ya da küçükbakkalköy) senelik artışlar dahil toplam kirası: 111,000 tl. bunun için 930 tl başlangıç değeri, ve 2,150 tl güncel değer kullanıldı. aradaki değerler de artış olarak yansıtıldı.

    2012 senesinde 1 usd eşittir 1.89 tl.

    yani 223,000 tl eşittir 118,000 usd.

    2012 senesi ortalama dow jones endeks getirisi eşittir %7.26
    2013 senesi ortalama dow jones endeks getirisi eşittir %26.50
    2014 senesi ortalama dow jones endeks getirisi eşittir %7,52
    2015 senesi ortalama dow jones endeks getirisi eşittir -%2.23
    2016 senesi ortalama dow jones endeks getirisi eşittir %13.42
    2017 senesi ortalama dow jones endeks getirisi eşittir %8.00 (tahmin)

    2012 senesi başında son derece ortalama bir fona yatırılan para 118,000 usd... elde edilen gelir her sene sonunda anaparaya eklenirse yukarıdaki tablo sonucu 2017 sonu itibarı ile elde edilmesi öngörülen rakam 206,000 usd.

    2017 itibarı ile öngörülen sene sonu dolar kuru 3.53 diyelim... tutucu bir tahmin. eldeki para 725,000 tl civarında.

    bundan 111,000 tl kira gideri düşelim...

    kalan net para 624,000 tl.

    başlangıç paramız olan 223,000 tl'yi bu paradan düşelim....

    aynı dönemdeki kazanım: 401,000tl.

    kısacası....

    anapara üzerinden ev alınca 293,000 tl, yatırım yapıp kira ödeyince 401,000 tl kazancımız olmuş.

    nerede kaldı türkiye'deki konut mucizesi?????

    global pazarlara göre %27 daha kötü performans sergileyen bir sektör bu. türkiye'nin en istim üzerindeki sektörü, son derece ortalama dow jones endeksine göre %27 daha başarısız. kaldı ki bu parayı çok daha iyi işletmek de mümkün. ben sadece ortalama opsiyonlara baktım.

    hayır... "burası türkiye, paramız tl" diyerek kafayı kuma gömemezsiniz... 2012'de de gömemezdiniz, şimdi de gömemezsiniz. türkiye uzun yıllardır global sermayenin bir parçası. konut dışında diğer yatırım araçlarına yönelmemek bir eksiklikten değil, iktisadi kültürsüzlükten kaynaklanıyor.

    bakın, yukarıdaki örnekte konut kredisi filan da kullanmadık. onu kullansak zaten vay halinize. tamamen nakite dayalı bir alım örneğiyle çalıştık.

    evet, konut kredisi kullanınca, kendi köşesinde yatırıma dayalı kazanım elde eden insanın parası biraz da o krediyi kullanıp "ohaaa evim acaip prim yaptı" diyen insanın ödediği muazzam faizden geliyor :)

    tabii ki ev almak güzel şey... psikolojik olarak... içinde yaşayabileceğiniz, "benim" diyebileceğiniz bir mekana sahip olmak güzel şey. benim yazdıklarım bunlarla ilgili değil... emlak sektörüne optimal yatırım aracı olarak bakanlar için yazdım bunları.

    emlak balonu var mı?

    dışarıdan bakınca pek yok.

    içeriden bakınca var gibi.

    ufkunuz genişletin, gidin bir yatırım bankacısı ile konuşun. biraz da dışarıdan bakın. en azından seçeneğiniz olsun.

  • efe'nin 200 bine aldığı ev 7 yılda 650 bin oluyor ise, efe hangi ülkede yaşamaktadır.

    içinden kpss sorusu çıkan balon.

  • bak ta gecen sene yazmisiz:

    (bkz: #53843448)

    balon sonuyor, hava kaciriyor, bodof diye patlamayacak demisiz. ona gore de pozisyonlarimizi alip kriz doneminde %15 kar yazmisiz. (ve evet, dunya 2013 4. ceyrekten beri korkunc bir resesyonun icindde)

    yani, "olgular" bu gun dillendirildi diye, gerceklige kavusmalari bu gun olmadi, 1 senedir gercek iste orada duruyor. haberi gazetelerden aliyorsaniz, (aka: duydun mu hanim %20 dusmus fiyatlar) en hafif tabirle, biraz gec aliyorsunuzdur haberi.... birazdan size gercek rakamlar da verecegim, once ama yanlis bir dusunce sistemini yikalim, genclere tavsiyem, birazdan carpikligini aktaracagim dusunce sistemi ile dusunmeyin, hep kaybedersiniz.

    bu, sudur: " bak iste 2010 da dolar x liraydi simdi evin z turk lirasi dolara oranlarsan kazancin yok" bu cok sacma bir dusunce cunku sunlari atliyor,

    a) gelecegi bilemezsiniz, zaten bir arkadas yukarida anlatmis

    b) ancak eger erzurumdan mali davari satip %7 sini ankara'da pavyonda yiyip, geri kalan %93'una "ha bu bu bu bu" diye secerek ev alan bir dayi iseniz, evi full`nakit para` ile alirsiniz. hepiniz okumus cocuklarsiniz yapmayin boyle syeler. aslinda o erzurumlu dayi da oyle yapmiyor, o hepinizden akilli da, hadi karikaturuze edip dikkat cekmek icin yaziyorum. cebinizde diyelim 300k $ nakit para var. bu nakit para ile gidip "cash" ev alirsaniz adama gulerler. ne yaparsiniz?
    -80k $ nakit basar, %25-30 pesinatini oder,gerisini 5-7 sene arasi dusuk faizden kredilendirir, faiz maliyetini 300k $ nin 100k $ ini likit yatirimlarda tutarak kompanse eder, (en ktu %2.5 ten faize koyar dolar cinsinden) - geri kalan 120k $ ile de toprak / altin yaparsiniz. sepet yaparsiniz yani. o yuzden butun bu yaaaa o zamanlar paranla dolar alsaydin soyleydi boyleydi sacmaliktir. arkadas demis zatne, soyle olsaydi boyle olsaydi diye yatirim yapilmaz. yatirim, sepet yaparak yapilir. sepetteki her enstrumanin kotu ve iyi senaryolara gore getiri goturusu yazilir. sepetin kumulunde de, yatirimin para birimine gore, o para biriminin senelik faizinden yahut tahvilden %5 fazla beklkenti getiri hesabi yapilir.

    (boyle bir beklentimiz olsa, bu yatirim fikrimize guvenmesek zaten tahvil+faiz yapariz) ev de, nispeten guclu bir kaldiractir, cunku sizi, a) kira maliyetinden kurtarir, b) bir yerde gdp'/capitanin nin artacagina (asagida detayi mevcut) dair ongorunuz varsa, oradan da kaymak yedirir. (ornek, su siralar sirbistan) - likide gecilmesi zor bir kaldiractir yalnizca. yani likit ihtiiyaclariniz icin cebinizde para olabildigi surece, cebinizdeki nakit paranin %30 'unu ev kaldiracina baglamak cok akilsizca degil, hatta, cogu zaman, dahicedir. 2013-2016 (ki 2018 e kadar surecek tahminim) resesyonunda dahi %15 kar yazabiliyorsunuz bu yontemle, hem de dolar karsisinda.

    c) simdi gelelim reel rakamlara. bunu faydaniza olsun diye yaziyorum, yoksa hakatten, eksideki bu ergen artisi pek umrumda degil, (kime elimi atsam 19 yasinda cikiyor) belki uc - bes gence bir faydamiz dokunuz, bizim gectigimiz duse - kalka yollardan gecmezler.
    iki rakam, akliniza kaziyin ev yatirimi icin,

    a) kira carpani 200
    b) milli gelir * 10

    ev fiyatini bu ikisi size soyler, altini ciziyorum, avaraj olarak. gelin orneklendirelim.

    - turkiye'nin gdp/capita si (kisi basina dusen gayri safi milli hasila / ismin ciddiyetine gel amk soyleyince direk kafan kellesiyor, kemik gozluklu ekonomiste donusuyorsun) , hespalar bu sene oynandi ama, gecen sene 9000 $ duzeyinde, zannediyorum ki, bu sene de, 8000 $ duzeyinde reel olarak seyretmekte.

    carpalim 10 ile. ( ne kadar basit) = 10 * 8000 = 80,000 $ .

    bu rakam, turkiye denen, kisi basina dusen milli geliri 8000 $ olan ulkede, 100m2 , altini ciziyourm, avaraj bir, altini ciziyorum, dairenin (residence, bahceli ev degil) fiyatidir. (hadi caps lock yok da su altini cizme tusunu koysak a)

    bu rakam, ne kadar guzeldir ki, asagi yukari tum dunyada gecerlidir. ornek olarka, toronto'da bir emlak yatirimi mevzum oldu, fiyatlar incelerken, bu gun toronto merkez periferi etrafinda uzaklitka metro hatti olan yerde "avaraj" (15 yasinda vs) 100 m2 konutu, yaklasik 520k cad a alirsiniz. bakalim, kanada'nin milli geliri nedir? ta-da! 50,000 usd (cad/usd paritesi, cad'in aleyhine oldugundan, aslinda kanada'da su an gelir carpani / ev fiyati 8-9 sene, yani hala karli bir yatirim, toronto merkez harici. orada da bubble basladi)

    neyse donelim turkiye tezlerimize. gehen gehen gehen diye bay cingilbort olmaya gerek yok.

    simdi turkiye'de, orta duzey bir beyaz yaka, istanbul sartlarinda, kac lira mayi$ alir? diyelim ki, 4000-5000 lira. (reportlari masasina isteyen ve onlari check edecek berk beyden bahsediyoruz)

    simdi bu adamin yillik geliri, yanisi, 60k try dir, yanisi, bu gunku dolar kurundan, 17k $ - (berk bey bu arada seni agir opuyorlar haberin olsun, agir fakirlestin biraz kendine gel)
    yanin berk beyin oturacagi, 2+1, avaraj bir dairenin fiyaini haydi he p beraber tekrar edelim,

    170bin $ = 590bin lira!

    bunun uzerinde hersey, berk bey icin , berk bey gercekliginde, bir balondur.

    berk, bu arada "beyaz yakanin avaraji" yani ulkenin avaraji degil. nedir beyaz yakanin avaraji? iste bakirkoyde oturur (bunlar 20 sene once, sitede oturup basketbol oynayan kivircik sacli genc irisi ergendi, biz, hepimiz) , atasehirde oturur, efendime soyliyim, kadikoyde oturur... bu rakam, o semtlerin avarajidir.

    peki nedir turkiye'nin avaraji? basit efendim basit, yine hep bir agizdan tekrar edelim, 80,000 $ = 280,000 = 100m2 avaraj ev, yani benim polisim, benim memurum, benim ogretmenim, benim ortadiregim, benim ustabasim, benim 15 sene calisan mavi yakalimin almasi gereken, ve 100 m2 avaraaj evin olmasi gereken fiyat budur.

    bu arada, avaraj 590 demissin de ben 800 bine ev buldum, 400 bine ev buldum dye gelmeyin, kalbinizi kirarim.

    gecen bir giride gordum hosuma gitti , "30 yas ustu olmayan ve masteri olmayan yesillendirmesin kalbini kirarim" diiyerekten, adma hakli beyler dedim. yillarda duse kalka ogrendiklerimizi anlatmaya calisiyoruz, surekli konudan sapiyor bu tur "ehehehe" turu cinlikler. neyse. biraz agresif yazi oldu ama haaktten cok ergen var lan.

    konuya geri donelim, ikinci rakami test edelim.

    kira carani 200 demistik, bu berk bey, 590 a aldigi evi, kaca kiraya verebilir? basit, 2900 lira. peki, hadi size bir kiyak daha, kabul edilebilir gelir / kira orani nedir? onu da yazalim efendim, maks %30- eger berk bey, emlak balonu trenine binmis bir saf ise, bu evi 800bine almistir, ve hala 2900 lira ya kiraci bulabiliyordur hatta yakinda 2500e bile bulamyacak. (bkz: atasehir)

    genelde hesaplar buna gore yapilir dunyada. yanisi, 2900 lira kira vercek adamin geliri nedir? 2900 / 0.3 = 9600 lira. yanisi, berk bey, bu evi aldigi takdirde, hane geliri 9600 lira olan 2 beyaz yakali ciftimize, (oglan 35 yasinda yakisikli mi yakisikli orta duzey yonetici, hanim kizimiz da 2500 tl alan ogretmen olsun) kiralayabilir. eh, istanbulda 10k try hane geliri de, az bulunan bir sye, dolayisi ile , istanbulda 600bin pik rakamlara denk glemesi gerekirken, 1 sene once, pik rakamlar 800bin falana geliyordu. iste bu balondur... hah, bu arada, bu bahsettigimiz ciftimiz de, senede 2 kere tatile cikar, instagrama kocisimle kahve qeyffff fotosu koyup muhtemelen b sinifi arabaya biner.

    yeniden ulke avarajimiza donelim. neydi avarajimiz? 280,000 try. kirasi? 1300-1400 tl. hane geliri: 4600 tl.

    sasirarak goreceksiniz ki, etrafinizda, iki ogretmen, bir doktor bir ogretmen, bir polis bir ogretmen ciftlerin cogu, kiraya asagi yukari bu rakamlari verir.

    hah simdi iste, emlak fyatlariin gelecegi yerleri biliyorsunuz gencler.

    dolar 5 lira olursa da, ev fiyatlari , ona gore, uzun vadede sekillenir, (gdp uzerinde yine, dolar 5 lira olur, gdp de 5000 $ / capitaya duserse ona gore sey edersiniz artik)

    ve yine unutmayin, emlka fiyatlarinin "ping" (ergenler icin) suresi yaklasik 4 aydir.

    yani, dolar 3 ten 3,5 e cikti ya, gdp pde 9000 den 8000 e dustu ya, hah iste bunlar henuz emlaga yansimadigi icin, try baznida %20 dusus var.

    ve toparlanmayacak, cunku gdp nin dibi yok, dusmeye devam eder gibi duruyor. yani kriz donemindeyiz. dolar artisinda, kriz algisi olmasaydi , (2014-2015 algisi gibi, yine kriz vardi ama algisi yoktu) ev fiyatlari try cinsindn 4 aylik ping suresi sonrasinda guncellerdi ama su an guncellemesi zor.

    umarim faydasi dokunur bu yazilarin.

    ozet gec diyenler icin geliyor,

    800 bin try e alinan o evlerin (atasehirde falan) 100m 2 ederi artik 600 bindir. cunku beyaz yakanin geliri buna izin verir. cunku gdp * 10 yil kurali bunu soyluyor. yani bir evi lokasyon ve hayat geregi talep edeceklerin geliri nereye gelmisse, o evin de ederi oraya geelir, (iner, yahut cikar.)

    avaraj lokasyonlar, avaraj yerlerde m2 si 3000-4000-hadii 5000 'e baglanmis yerler, gdp daha da dusmezse, dusmez.

    bir reel ornek de kendimden vereyim,
    gecen sene, 29k $ i , 2.8 den bozup, 360k ya 210 m2 bir ev aldim site icinden, o evin ederi, 6 ay once 520k try etti aam bunun balon oldugunu biliyordum. gel zaman git zaman, odedigim taksitlerle beraber, o eve odedigim para $ cinsinden 64k $ etti.
    borcnu su an kapatirsam , bu evi ben 117k $ ya almis oluyorum guncel dolar kuru ile. evin bu gun piyasa ederi ise, ne yazik ki (emlakci ile yaptigim sondaj calismasi ile, 475k try. yani 135k $ ... yanitry cinsinden balonu neredeyse %20 sondu, sonecek.

    simdi, buradan, kriz doneminde dahi, 24k$ cebimden cikarip, gerisini duzenli nakit gelirimle finanse edip, 18k$ kazandigimi gormek mumkun. buna kira geliri dahil degildir. ha bu ev inanilmaz duses gelen bir evdi, o da bu kadar sektorun icinde olmamizin bir getirisi olsun... demek istedigim, evet, gececn sene 800k try ye ev alanlarin basina goctu o balon, $ cinsindne %40 zarari olanlari var.

    ama hani, arkadas demisti ya, "o zaman 500 binle dolar alsyadin bu gun su kadardi gitmissin ev almissin : )))))))))))) " mantigi yanlistir diye, iste bu yuzdne yanlistir. nedne yanlistir? ulan zaten cebimizde harcayabilecegimiz, islem yapabilecegimiz, 500k nakit ile geziyor olsak, (yani toplam varligimiz 3m falan olsa) eksisozlukte isimiz ne, fakirler olsun, milano'dan selamlar diye instagrama kosardim. burada gotum gotum evi de bir kaldirac olarak kullanip, %10-20 senelik kar yazmaya calisiyoruz $ cinsinden... yanisi, ev alirken, ozet, nakit paranizin hepsini baglamazsiniz bunu aklinizin bir kosesine yazmanizi tavsiye ederim.

    konu dagilmadan, bir adet eviniz olmasi da hayati derecede onemlidir. guven verir. turkiye gibi 3. dunya ulkkelerinde sosyal devlet anlayisi olmadigi icin, "ben issiz kalirsam, ac kalirsam , hasta olursam, batarsam" teorilerinde devlet size sirtini doner, eviniz donmez.

    bizim en buyuk hatamiz, yetistigimiz cevre ve egitim geregi, turkiye sartlarinda, isvecli, norvecli, alman gibi dusunuyoruz.. aslinda hepimiz bir kemal kilicdaroglu gibi gunluk siyasetimizi yapiyoruz, o, (900k try ile dolar alsan su an boyleydi :))) diyen gencler de bunu yapiyor, alman konforunda degerlendiriyor mevzuyu. yani bir alman icin mesela, 300k $ dan %5 kazanmak buyuk basaridir, zaten eve ihtiyac da duymaz, cunku ekonomi stabildir, cunku gdp sabittir, cunku sosyal bir devlet anlayisi vardir. ama turk genc icin, kaldiracli araclar, bir zorunluluktur... ne yazik ki. cunku bu ulkenin kendisi, icinde yasamak baslibasina bir kumar. su an mesela, bahsettigim yatirim x $ diyorum ya, bunun yarin 50k $ olmayacaginin, yahut , 20k $ olmayacaginin dahi garantisi yok bu ulkede.... o yuzden, bu topraklar uzerinde, aldigimiz egitim sebebi ile avrupavari dusunmek genelde yanlis bir tutum.)

  • inşaat firmalarının çektiği krediler patlayıp bankalar inşaat işine girip borca karşılık el koydukları evleri satmaya başladığında patlayacak olan şeyin yanında mantar tabancasıdır şu an patlayan.

  • geldi yine inşaat sektörünün "hee tabi tabi bekleyin siz" tayfası. bunlar, dolar 2.3 iken "hee bekleyin tabi dolar 3 lira olacak", rus uçağı düşürülüp "turizm krizi çıkacak" dendiğinde de "hee tabi tabi oteller kepenk kapatacak amk" diyorlardı.

    beyin vücudu terk etmiş, muhalefete muhalefet etmekten vaziyetin boktanlığını göremiyor adam.

    he amk he insanlar 3.000tl maaşla 700.000tl'ye ev almak zorunda kalacaklar bundan sonra.

  • yine bugün debe olan giriye dayanamadım ve yazıyorum.
    bütün ticari ve sosyolojik analizleriniz eğer inşaat maliyeti hesaplarken yapıldığı şekilde ise cidden çok yazık. hem zamana hem klavyeye.
    -inşaat maliyetleri hesaplanan madde 2 için başlayalım: inşaat maliyeti hesasplarken bu adam x lokasyonda ev satacak o sebeple o bölgede prestijli (prestiç iğrençliği ayrı bir yazı konusu) bir ofis tutsa aylık masrafı en az 15.000 lira. bu bina için harcanan ancak görünmeyen kalemler aylık 15.000 kadar oluyor. (teklif verilen binalar vs vs.) daire satmak için verilen reklamlar, kataloglar, pazarlama çalışmaları, satış ekipleri, emlakçı payları hesaplanmamış. hepsini geçtim adam yıllık fonlamayı enflasyona göre %10 almış. sen 2013'e göre bir dolara bak bir aldığın peynirin fiyatına bak sonra gel %10 al aşk olsun ya. fonlama dolar üzerinden alınır çünkü en gerizekalı adam bile yüklü parasını tl ve onun faizi üzerinde değil dolarda tutar. bu arada kat maliği öldü arkada 9 mirasçı var onunla uğraş filan. tam bina bitince saçma bir dava ile uğraş. yol iştirak bedeli cezası ye. zabıtaya rüşvet ver. belediye ve tapuda dağıt... velhasıl her sektörde görünmeyen ve hesaplanamayan maliyetler vardır. ayrıca rüşvet isteyen (para, araba vs.) fırsatçı (allah kitap diyeni de solcu geçineni de aynı bok) kat malikleri bu fiyatların artmasında diğer bir önemli sebep. yani bu işten memurundan kat maliğine çok ciddi rant sağlayan bir grup rospu evladı var.
    -diğer maddelere de uzun uzun geleceğim ancak; şimdi ben bunu niye yazdım neden yazdım nasıl yazdım? zübükleşmeden devam edelim bunun sebebi kar marjlarının artık dibi görmesi ve krizin her noktadan bastırması. kriz krizdir. ama balon konusu lokal olarak tartışmaya açık olsa dahi bazı fiyatlar normal. yani öyle adam %100 kazanıyor durumu yok. eskiden her sektörde bu vardı ama şimdi %35 kar gören herkes gol atan arda turan hızında başını secdeye gömer şükreder. ben deistim etmem. özetle fiyatlar ancak zarar ve sektörden çıkışlar sebebi ile belirli lokasyonlarda düşer. nerede düşer peki? kaygısızlar dizisi gibi saçma sorular ile to be continued yapalım mı?
    -en önemli düşüşler balon suburbanisationyapılan ancak başarılı olunamayan yerlerde oluşacak. milletin stad ve köprü var diye 40 sqm loftlara 500.000 gömdüğü sububanisation alanları zaten başlı başına başarı öyküsü. sülün osman bunları görse mesleği bırakırdı. merkezlerde ise geçici düşüşler olsa dahi fiyatlar uzun vadede daima artar. örneğin 2001 ve 2008 için konuşursak fiyatlar dibi görse dahi satışı yapılmayan konutlar kısa sürede reel değerine oturur. burada satma zorunluluğu olmayan kazanır. hem müteahhit hem yatırımcı hem oturan kişiler için geçerli bu.
    -bu lokal düşüşlerin istisnası ancak bilinçlenen halk olur ama o zor gibi. fikirtepe gibi tarihin gördüğü en iğrenç yapılaşma (düşün ki şehir meydanı ve parkı yok) semti dahi ciddi oranda satış yapıyor. avrupa'nın ufacık 150.000 nüfuslu kasaba şehirleri kent olmanın gereklerini harfiyen yerine getirip unesco koruması alırken fikirtepe varoşkenti yok satıyor. maslow görse ihtiyaç piramidinden utanır konutu çıkarır. böyle şey olmaz.
    -diğer bir haklı düşüş bağdat caddesinde olabilir. cazibesini yitiren ve sırf konutlaşan (yaşanan yer olmaktan çıkan) bir bölge ve bitmek bilmeyen beton mikseri & hafriyat kamyonu sirkülasyonu elit kesimi (escort ağzı da yaparım) çoktan kaçırdı. ancak parayı yeni gören kitle buraya saldırıyor ve demografiyi çılgınca değiştiriyor.
    -merkezden uzak lokasyonda fiyatlar düşer lafı ise çoooook sığ çok üstten ve ömer üründülvari bir yorum. sence kurtköy düşer mi? yada seyrantepe düşer mi? gecekondu mahallesi olan ve umut sarıkaya'nın karikatürlerine doladığı gültepe ile new york'un bazı bölgelerinde fiyatlar eşitlendi kabul ancak talep bitmiyor! kartal mesela? fiyatlar düşecek diyen çıkarsa gülerim. samandıra ve sancaktepe gibi siteler ve nüfus sayesinde gelişmeye başlayan varoşlarda dahi düşmeyecek beklentiye rağmen.
    -biz önce altyapı götürüp sonra nüfus eklemiyoruz. önce nüfus gidiyor sonra altyapı yavaş ve eksik şekilde geliyor. alman şehir bölge planlaması yok bizde. vazgeçtim almandan hiç planlama yok bizde. günü kurtarmak yeterli.
    -başka bir kriz sebebi ise bu arkadaş gibi maliyeti dikkatli hesaplamayan sektörler ve insanlar. bunlara acımıyor oluşumla birlikte herkesi aşağıya çektiklerini hatırlatırım. en kötüsü ve en acınası olanı ise bizde şirketler bakkal dükkanından beter yönetiliyor. adam (bak ailem de böyle ve buna dahil) 10 milyonu inşaata gömer ama 20.000 lira danışmana vermez konu için. 50 milyon ciroyu aşan tedarikçiler dahi muhasebeci ile işi götürür ve finansçı smmm filanla çalışmaz. o yüzden bu hesapları yapamaz. tamamen duygusal ve ego ile yönetilen şirketler yüzünden kriz beklentileri normal ve mantıklı piyasa koşulları ile bir tutulamıyor. içeriden bilgi olsun bu.
    -zaten gerçek burjuvazi ve para ile kaliteli yaşam sürme söz konusu olmadığı için ve en deli parayı kazanan adam dahi boş vaktinde oturup maç ve diriliş ertuğrul izlediği için o parayı harcamayı bilmemesi sebebi ile para dağı oluşturur. bugün çoğu türk sanayicisi ve iş adamına 10 milyon para verin harca deyin yarısında tıkanır. vizyon meselesi. neyse konu dolayısı ile bir yerden sonra türk insanında ego devreye girer ve krizlerde dahi zarardan dönme veya finansal gerçeklik kalmaz. satanı siksinler der ve gerekirse 5 sene bekler o 700.000 liraya düşen daireleri tekrar 1.500.000 seviyesinden satar. bu arada 5 daireden 4 milyon kar ettim sanır ama dolar karşısında 6 milyon zarardadır anlamaz. olsun sonuçta bileşik hesap bizim anadolu kaplanlarının umrunda değil. neden mi?
    -ferrari satan galerinin sahibi dahi öğlen menemen veya döner yer akşam şirket hesabına rakı balık yapar bitti. öyle tekne tutayım, sanat galerisi gezeyim, koleksiyon yapayım filan olmadığı için tek kazanan porsche ve muadili satan galeriler olur. cahil futbolcu tayfası ve cahil iş hayatı tayfasının üst kalite yaşamdan tek anladığı arabadır çünkü. çevremde sahip olduğu paranın yüzde 5'i standartlarında hayat süren bir sürü insan bozması var.
    -konu çok dallandı. yazıyı wimbledon açık tenis turnuvası ve eurolig final four hesapları ile kapatsam kimse lan nereden nereye geçti demeyecek farkındayım ama bu işlerde dar gelirli kimsenin sikinde değil. millet ev sahibi olsun diye değil tamamen kar amaçlı yapılıyor bu işler. galerinizi millet araba alsın metroda ezilmesin diye açmadınız değil mi? öyle olsa adını titan motors değil selami baba hayratı koyardınız. ev arzına değil cukkasına bakar herkes. toki dediğimiz şeyi az araştırın çok şaşıracaksınız.
    -12.000 geliri olan doktor kira verecek ama seçim zamanı tapusunu aldığı arsası olan oflu süleyman emmi müteahhit ile anlaşıp 5 milyon sahibi olacak. üzgünüm ama buna alış. bu ülkede dürüst olanı sikerler. hatta ütü masası ve kadın fıkrasında olduğu gibi çalışanı da sikerler. hatta şevkle çalışanı zevkle sikerler. bak örnek;
    -sen babanın 1 milyon dolar gömüp seni zorla okutarak işe sokturduğunda ilk maaş olarak 2.500 lira aldığın zamanlarda ilk okul terk mustafa'nın sanayi ve hal'de 16.000 kaldırması seni şaşırtmasın. ülkede durum tam olarak bu. allstarları görmeyin sadece. ceo'lara ve linkedin'e bakmayın.
    -zaten okul-üniversite meslek için değil kültür için olmalı idi ancak ülkede geçim derdi çok olduğundan elit beylik için elit meslek (ruhum escort demiştim) dertleri ile kalkınan bir dersane sektörü ve daralan bir teknik eleman sektörü oluştu. bugün döşeme ustası 8.000 kazanırken mühendis 2.500 lira alıyor. olayın tek kazanımı olması gereken okuyanlarda kültür birikimi oluşması durumu ise oluşmadı. alışmadık götte don durmuyor zira.
    -velhasıl think global act local durumu bu topraklarda sakil. bu toprakların kendi uygulamaları var. burası mezapotamya. burada saçmalık tarihle yaşıt.
    -son sözüm yazıyı tam alakasızlaştırma adına deprem olsun. c35 beton kullandırıp c30 testine sokan bütün devlet ve belediye kurumları bu konuda suça ortaktır. yeni binaların dahi en az %50 kadarı depremle yerle bir olacak. basit işçiliğe dikkat etmeyen adamlar depremi takar mı sizce? bu yazıyı ülkenin en marka toplu konut projelerinden birinin 2 milyon lira eden ve sadece 100 sqm alana sahip ofisinde çatlak duvarın hemen önünde yazıyorum. cidden rahat uyuyor musunuz beyler?
    bu gözler hiç bir kimyasal ve fiziksel veriyi dikkate almadan göz kararı iş yapan firmalar gördü. sonra ithal ürünle ince yapıyı süsleyip itelediler lüks konut diyerek.
    -yazıma son verirken peki nereden ev alalım diye mesaj atan olursa uzun vadede çok karlı (!) daire satar çıkarım. ona göre zorlayın şansınızı.

  • bu başlığı bir süredir takip ediyorum. okuduklarımı toparlayıp bu konuda düşündüklerimi de paylaşmak istedim. insanlar daha çok kendi pozisyonlarına göre yorumlama eğiliminde konuyu malum. evi olmayan balon var diyor, ev sahibi, mortgage borçlusu yok diyor. müteahhit, yandaş tayfa balon diyenle aklınca dalga geçmeye çalışıyor. finans ve ekonomi konularıyla ilgiliyim ve emlak piyasasını da amatörce takip ediyorum. buyurun, durumunuz varsa okuyun lütfen.

    öncelikle, kişisel görüşüm istanbul özelinde türkiye emlak balonumuz dünyanın pek çok ülkesinde defalarca yaşanmış fiyat balonlarından birisidir. sadece emlakta değil, tüm fiyat balonlarında fiyatı şişen meta bir yerde gerçek işleviyle bağını koparır ve sanallaşmaya başlar. talep reel tabanından kopar ve tamamen spekülatif hale gelir. ardından piyasadaki alternatif araçların potansiyel getirileri yükselince bu spekülatif talep söner ve fiyatlar hacimsiz şekilde düşer. ortalık durulup metanın işlevine uygun talep gelince de yeni bir fiyat seviyesinde arz ve talep tekrar dengelenir. bu da bir tür ekonomik döngüdür.

    1999-2000 yıllarında imkb böyle sanal bir yükselişe sahne olmuştu örneğin. düşük faiz, sabit dalgalı kur politikasıyla enflasyonla mücadeleye kalkmıştı o dönemdeki hükümet. para gidecek yer bulamayınca borsaya akmıştı. sonra bir gecede çökmüştü. konut piyasasındaki durumu lale çılgınlığından çok o duruma benzetiyorum ben. son on yıldır döviz kuru neredeyse sabitti ve faizler de düşüktü. borsadan ağzı yanan yatırımcı emlak sektörüne yöneldi. reel talebin üzerine bu spekülatif talep de binince fiyatlar özellikle istanbul'da uçuşa geçti. tatlı karı gören her sektörden insan buraya yığıldı. geçmişteki turizm ve tekstil sektörlerindeki çılgınlığı bile aştı aşırı yatırımlar. ama bu sistemde de sonunda arbitraj imkanı tükenecek. aşırı yatırımdan dolayı piyasanın sanallaşmasıyla talep duracak, emlak da kusura bakmayın ama, son alanın elinde patlayacak.

    türkiye bu tür bir durumu daha önce tecrübe etmediği için insanlara masal gibi geliyor. bir benzeri 90'lı yıllarda tokyo'da yaşandı mesela. 30 yıldır toparlanamadı orada emlak piyasası. japonya örneğinde mevcut olan öncül koşulların büyük kısmı bizde de var maalesef. ingilizcesi yetenler için japonya örneği . neymiş bunlar; düşük faizler, vergi politikalarındaki avantajlar, kiracıları koruyan yasal altyapı, tasarruf eğilimindeki değişimler. sonraki döneme özel isim de koymuşlar, 'ushinawareta junen', yani kayıp on yıl diyor japonlar. japonya emlak balonu linki. abd, ispanya, yunanistan örnekleri var sonra ki, çok düşük faizlere ve teşviklere rağmen bu piyasalar da toparlanamadı hala. yunanistan'da 7 yıldır emlak fiyatları düşüşte, yeni inşaat izinleri de düşmesine rağmen. %45 düşmüş 2007'ye göre. yunanistan. ispanya'da %30 düşmüş. türkiye'de ise, sıkı durun son 6 yılda %220 artmış konut fiyat endeksi. türkiye endeksi. emlakçılar, inşaatçılar ve onlardan beslenen medya bu konuyu haliyle gündeme getirmiyor.

    türkiye'de halen ev sahipliği oranının düşük olduğu ve nüfusun arttığı da doğrudur. ama sabit gelirli orta sınıfın, memurun be küçük esnafın giderek alta doğru kaydığı son 10 yılda, talep yaratacak kesim de giderek daralıyor. ekonomik büyümenin kaymağını yiyen kesim ise bahçeşehir'le, ataşehir'le nitelikli konuta doymuş durumda. devlet ise toki vasıtasıyla düşük gelirlilere konut üretmeliyken, özellikle istanbul'da kamu arazilerini rezidanslara pazarlayarak inşaat baronları yaratmayı tercih ediyor. istanbul'u ranta ve müteahhitlere terk eden toki'nin düşük gelirlilere burada yaptığı proje sayısı 3-5 tane sadece. onlar da kentin dışında alakasız yerlerde. anadolu'da pek çok şehirde dağ başlarına yaptırdığı konutlar ise düşük kaliteli, 2-3 yılda dökülmeye başlıyor ve haliyle tercih edilmiyor. bir başka sıkıntı 60'lı yıllardan beri gecekondularla yağmalanan kamu arazilerinden doğan ranta devletin göz yummasıdır. talan edilen arsalar bugünkü balonun da başlangıç noktasıdır. bu arsalar kentin periferisinden merkeze doğru kayarken artan arsa rantı inşaat çılgınlığını da tetiklemiştir. belki de son yılların en olumlu projelerinden olabilecek olan fikirtepe dönüşümü de özkaynaksız çakal müteahhitlere kurban edilmiştir.

    özellikle emlak'a yatırım yapmış, çoğu mortgage borçlusu arkadaşların çeşitli itirazları var, kimi haklı kimi abartılı. biraz onlara da klavye yıpratalım...

    1- evler, köyden kente göçenlerin anadolu'daki varlıklarıyla fonlanıyor deniyor. alt-orta gelir grupları için doğru. merkezi lokasyonlar ve rezidanslar için yanlış. bir de bu 90'lar için tamamen doğru bir tespitken hız kestiğini düşünüyorum son yıllarda. tarımda yaşanan krizden ve teşviklerin arazi büyüklüğüyle sınırlı olmasından dolayı tarım arazileri eskisi kadar para etmiyor artık.

    2- inşaat maliyetli bir iş, fiyatların maliyet boyutu da var deniliyor. 2016 yılında resmi gazetede betonarme karkas için 1. sınıf metrekare inşaat maliyeti minimum 774, maksimum ise 851 lira olarak açıklandı. bu kaba inşaat maliyetidir. 120 metrekare bir daire için en fazla 100 bin tl yapar. bir o kadar da ince işçilik olduğunu varsayalım ki, çoğu müteahhit 40-50 bine hallediyor bunları ya, 200 bin diyelim arsa hariç. arsa sahibiyle %40-60 civarında anlaşılıyor genelde. lokasyona ve piyasa durumuna 10 dairenin 4-6 tanesi arsa sahibine kalıyor. elbette bağdat caddesi gibi lokasyonlarda oranlar değişebiliyor. biz hesaplama kolaylığı açısından ortalama %50 verdiğini varsayalım ve basit/adi/ilkokul matematiğini buna göre kuralım. 10 daire için toplam inşaat maliyeti 2 milyon tl olacaktır. müteahhite 5 daire kaldığına göre 2 milyon bölü 5'ten 400 bin maliyeti var. bir de 2 milyonun yıllık fonlama/fırsat maliyeti olarak %10 alalım ve inşaat bir yılda bitti diyelim. toplam maliyet 2.200 bin oldu. ortalama maliyet ise 440 bin. müteahhidimiz 5 dairenin 3'ünü 750 bin seviyesinden satarsa tüm masrafını çıkartır ve diğer 2 daireyi sıkışana kadar etiket fiyatıyla elinde tutabilir. nasılsa emlaktaki artış tüm diğer alternatif yatırım araçlarından yüksektir o gün için. aslında toprak sahibinin de konumu budur. mevcut koşullarda aldığı evleri satsa neye yatıracak ki? kentsel dönüşümden dolayı kiraları zaten inşaatçılar ödüyor ve kiralar uçtu kaçtı. peki nereye kadar bu döngü devam eder? el-cevap, alternatif yatırım araçlarının getirisi artana kadar elbette.

    çok uzun vadede bu araçların getiri eğrileri yakınsama eğilimindedir. bono faizinin getirisi ile altının, emlakın, emtiaların getirileri eninde sonunda birbirine yaklaşacaktır. yani kabaca majör merkez bankaları faiz artırımına gitmeye başladığında emlak piyasasındaki spekülatif talep çekilecek ve toprak sahibi/müteahhit ev fiyatları yerinde sayarken faizden/dövizden elde edilen kazançları görerek nakde dönmek için emlakı elden çıkarmaya çalışacaktır.

    3- mortgage büyüklüğü bizde az, bankalar etkilenmez diyenler var. bankalar için nakit akışı önemlidir. nakit dengesi bozulunca en güçlü banka bile sıkıntıya girer. ekonomik krizin tetikleyeceği bir iflas ve işsizlik dalgası en çok da bankacılık sektörünü etkileyecektir. mevcut yasal durumda batık krediler karşılığında ellerinde kalan evleri ekspertiz fiyatlarının altına satabilmeleri mümkün değil. ama 2-3 yılda bir yaptırdıkları ekspertiz değerleri düşmeye başladığında ucuza satarak nakit durumlarını düzeltmek isteyecekler. yani yükselişi destekledikleri gibi, fiyat düşüşünü de hızlandırıcı etkisi olacak bankaların piyasa tersine döndüğünde.

    4- bu evleri kim alıyor sorusun alternatif yanıt. ticaret erbabı ucuz finansman için hileli konut alımı yapıyor. a ticari kişisi kendi konutunu b kişisine sahte satış yapıyor ve finansman maliyetini neredeyse yarı yarıya düşürüyor. b kişisi de kendi evini a kişisine satıyor vs. ticari kredi faizleri yıllık %15-20 iken mortgage faizleri malum %8-10 civarında. ayrıca 10 yıllık ticari krediyi hiç bir banka da vermiyor. geçen hafta hatırlarsanız süzer plazada polisin müdahil olduğu mafyatik bir kavga vardı da vadeli aldığı konutu bankaya teminat verip kredi alan ve çekleri ödemeyen bir şirket çıkmıştı arkasından. finansal açıdan bitik olan bu şirketin bankaya da ödeme yapacağını sanmıyorum.

    5- döviz bazında fiyatlar düşüyor, yabancılar ev almaya gelirler mi? daha da düşmesi bekleniyorsa gelmezler. alanlar da portföy yatırımı mantığıyla geldikleri için pişman olacak zaten. araplar ve ruslar petrol fiyatlarının düşüşünden dolayı nakde sıkışmış durumda. kriz uzun sürer ve realize edemezlerse pozisyonlarını bir 20 yıl daha gelmezler buralara.

    6- nüfus artıyor, insanlar evleniyor, peki nerede çiftleşecek bu gençler. aslında reel konut talebi büyük oranda bu tür bir sosyolojik gerçeğin üzerinde duruyor. ama ben kimsenin ev bulamadığı için evlenemediğini duymadım. anadolu'nun ücra köylerinde filan oluyor bu durum sadece. tüik 2010 yılında yayınlaması gereken konut istatistiklerini yayınlamamış. ülkenin gerçekten de konut açığı var mı bilemiyoruz o yüzden. ev alma imkanı olmayan da kiracı oluyor sonuçta. reel gelirleri düşen orta gelir grubunun da zaten ev alabilme imkanı kalmadı istanbul'da. alacak olsa bile mevcut stok yeterli bunun için. kaliteli konut sayısı yetersiz derseniz, bu doğru bir tespit ve kentsel dönüşüm de bu konuyu çözmek için var. kentsel dönüşümle üretilen ilave konutlar da balonu şişiren bir başka faktör.

    7- beklenen büyük istanbul depremi ve deprem sigortası gerçeği de arada gündeme geliyor. şunu unutmamak lazım ki, eviniz depremden zarar görürse sigorta sadece inşaat maliyetini size öder. bir milyonluk da olsa 300 binlik de ödeyeceği tutar 150-200 bin civarında kalır. altyapısı çökmüş bir muhitte, yıllarca inşaat gürültüsü ve çeşitli sıkıntılarla yaşamak için yeni konut yaptırır mısınız peki? başka yere taşınacak olsanız bu 150-200 bin ile ev alabilir misiniz? bence 300-400'e alabilirsiniz böyle dönemlerde. yani 99 depreminde olduğu gibi %50-60 civarında fiyatlar lokal olarak düşecektir. deprem ise muhakkak olacak. istanbul tarihinde 200-250 yılda bir büyük depremler olmuş ve bilinen tarihte şehir 3-4 kez yeniden kurulmuş zaten.

    8- kenar semtlerdeki siteler, markalı konutlar, kaliteli ve akıllı binalar çok güzel gelsenize. aslında herkes kentin göbeğindeki kaliteli konutlarda oturmak istiyor ama arsa fiyatları buna müsade etmediği için çeşitli tali avantajlarla akllıları çeliniyor. köprüye 10 dakika diye kentin 30 km dışından ev satıyorlar vatandaşa. havuz, yeşil alan, akıllı bina filan güzel ama, o aidatlar ne olacak uzun vadede? bu güzelim binaların pek çok avrupa ülkesinde 70'li, 80'li yıllarda banliyölere yapılan siteler, uydu kentler gibi zamanla yıpranacağını, ıssızlaşacağını ve terkedileceğini düşünüyorum. aidatlar ödenmeyecek, sosyal tesisler, spor tesisleri dökülmeye başlayacak, güvenlik tavsayacak ve düzgün insanların kaçmaya başlamasıyla bu havalı isimli siteler muhitin aslına dönecek. bu yüzden uzun vadede yapılabilecek en kötü yatırım şehir dışındaki 20 metrekare arsa payına yüzbinler gömmek sanırım.

    9- balon var mı, yok mu? bence istanbul'da lokal olarak ve markalı projelerde bir balon var. kurtköyde yok belki, ama samandıra'da var. balon patlayınca ne olacak peki? bütçesine uygun ikamet amaçlı konut alanlara hiç bir şey olmaz. 15-20 yıllık vadeyi gözeterek yatırım yapmış olanlar da yırtar. ama geliri olmadan borçla aldığı emlakı 3-5 seneye fiyatı artar satarım diye niyetlenenler ayvayı yer. gelirine göre aşırı borçlananlar ise, işsiz kalırsa veya iflas ederse eldekinden de olur.

    10- balon illa patlar mı? ekonomik kriz şok şeklinde vurmazsa, iyi senaryoya göre patlama yerine yavaşça sönebilir de. fiyatlar sabit kalır ya da %10-15 geriler ve 5-6 yıl enflasyon ve kur karşısında yavaşça erir. 3 yıl fiyatın artmaması zaten %30 düşüş demektir. istanbul için hesaplanan %50 civarındaki sanal artış da bu şekilde düzeltilmiş olur. ama hükümetin son ana kadar inşaat sektörünü desteklemek için çabalaması riskli marjinal noktalara doğru sürüklüyor bizi. tüm diğer sektörleri inşaata feda edecekler korkarım. bu durumdaysa kimi bölgelerde %60 civarında reel bir düşüş şoku gelebilir sanki panik satışlarında. abartılı diyenler mortgage krizinde detroit'te konut fiyatları ne olmuş diye bakabilir. aha da link. 2008'den beri fiyatlar inşaat maliyetlerine inmiş neredeyse ama alan da yok satan da.

    11- makro ekonomik açıdan emlak balonunu da patlatacak krize doğru mu gidiyoruz? hükümet dünyada artışa geçen faiz oranlarına yanıt olarak yüksek kur ve düşük faize dayalı yeni bir modele geçerek ithalatı düşürüp ihracatı arttırmayı deniyor. son aylarda döviz kurundaki artışa tcmb'nin müdahale etmemesinin bir nedeni dolar endeksindeki artışsa bir nedeni de bu. fed, boj, ecb faiz arttırırken bizim siyasi veya ideolojik saiklerle arttırmamamız bir anlamda bu merkez bankalarına yani uluslararası konjonktüre, piyasalara kafa tutmak oluyor. sonuçları geçmişte hep çok acı oldu bu yaklaşımın. bu sefer de farklı olacak değil. ülkede büyük bir kriz yaşanır ve bunu bir resesyon dönemi izlerse emlak bu işten en zararlı çıkacak sektörlerden birisidir. faiz artışları rutin haline gelir ve risk primimiz (cds) de artarsa, yandı gülüm keten helva. 2001 krizindeki şansımız dünyadaki parasal genişlemeye denk gelmesiydi. bu şekilde çabuk toparlanabildik. ama parasal daralma döneminde yaşayacağımız yerel bir ekonomik kriz büyük ihtimal uzun bir resesyona girmemize neden olacaktır. bu ise, artan çalışma yaşındaki nüfusla beraber işsizliğin artması, sosyal sıkıntıların ağırlaşması, toplumsal yapıların, hatta ailelerin dağılması anlamına gelir.

    nacizane önerilerim ise;

    sevgili türkiye cumhuriyet merkez bankası, şimdi sakin ol ve elindeki faiz silahını yavaşça yere/piyasaya bırak. dünya ile, piyasa ile inatlaşma.

    sevgili küçük yatırımcı, emlak yatırımcı yaparken 3-4-5 kere düşün. iyi lokasyon ve bütçene uyan uygun fiyat bulursan fazla borçlanmadan uzun vadeyi düşünerek alım yap.

    sevgili barınma amacıyla ev bakan orta/alt gelirli, acele etme, borca batma, tasarruf et, birikim yap. yarısından fazla borçlanacağın mortgage'a girme. krizi var, işsizliği var bunun.

    sevgili devlet, senin biricik evladın bu gözü doymayan müteahhitler mi? rantiyeler, hırsız toprak sahipleri mi? az şu toki'ye, piyasaya çeki düzen ver lütfen. rant gelirini de vergileyecek bir yöntem geliştir, dar gelirlinin konut sahibi olabileceği sahici teşvikleri ver.

    ve iktidar... ey muktedirler, çarçabuk vasıfsız danışmanlardan kurtulun. namuslu ve becerikli insanları istihdam edin. kamunun, halkın, devletin, tüyü bitmemiş yetimin malına sahip çıkın. bunları yapamıyorsanız da istifade etmeyi bırakın, istifa edin. kriz gelince siz, biz ayırmadan akp, chp, mhp gözetmeden çökecek tepemize çünkü.

    son olarak, düzgün eğitim almış, saygın meslek sahibi insanlar sabit gelirleriyle bu evleri alamıyorsa ki, alamıyor. bu işte bir yanlışlık vardır, bu fiyatlar hatalıdır. geriye kalanlar, mafyası, hırsızı, arabı ve rantiyesi beraberce takılın, size mutluluklar. bakın ne güzel yazılmış şurada da (#64199257).

    biraz dağınık yazdım ama derdimi anlatabildim sanırım.

  • aile dostumuz olan bir müteahhit var, müteahhit dediysem öyle ufak tefek değil, şu her gün televizyonda reklamlarını gördüğünüz büyük firmalardan birinin ortağı...

    geçen bayramda evine ziyarete gittik adamın, boğaz sırtlarında bir villada oturuyor. ben evin içinde "ulan buranın aylık doğalgaz faturası kaç para tutar kimbilir, bu eve gündelikçi çağırsan herhalde en az 500 lira ister" falan diye düşünüyorum, napalım ruhumuz fakir...

    neyse adama "abi sen bu evi kaça aldın?" demiş bulundum, adam güldü. "ben boğazda güzel bir ev hatta mümkünse şöyle leb-i derya bir yalı arıyordum, birkaç emlakçı ile konuşmaya gittim, bir baktım o yalılar falan 20-25 milyon dolarlardan başlıyor, şu anda oturduğum eve bile sahibi 4.5 milyon euro istiyor ama ben 7.000 dolar kira ile oturuyorum. eve 55-60 senelik kirasını istiyorlar. o para verilir mi? 2 sene burda otururum, ondan sonra da çok güzel boğaz gören bir rezidans yaptırıyoruz, kartal yuvası gibi bir terası var, oraya geçeceğim. bu ne böyle fiyatlar balon olmuş, şişmiş" dedi.

    abi o balonu şişiren sizsiniz, diyemedim...

    evet emlak balonu yok, hı hıı...

  • oturduğum yerde iki sene önce üst katım satılıktı. 130 bin tl fiyat biçmiş ev sahibi. oturduk konuştuk 120 bin veririm dedim. başkası ile 125'e anlaşmış. geldik 2016 yılına alt katım taşındı daireyi satıyor. kaç istiyorsun dedim 230 dedi. lan nasıl bir dünya bu böyle. iki sene içerisinde 10 yıllık bir evin fiyatı nasıl ikiye katlanabilir ? petrol, altın falan mı çıktı evin arsasında haberimiz mi yok ? peki dostlar bu balon değil nedir ?

  • emlak balonu nedir biliyor musunuz?

    geçen gün oturup düşündük acaba dedik ev alabilecek miyiz diye. hesap kitap yaptık, yavaştan ev bakmaya başladım.

    bir tane ilan gördüm, yerini de söyleyeyim hatta istanbul şirinevlerde metroya yürüyerek yirmi dakika mesafede. kötü bir semt yani bilen bilir. ev de çok yeni durmuyor. piyasa araştırması yapıyorum sadece nerede ne görürsem bakıyorum bilgi ediniyorum.

    neyse aradım adamın eşi oradaymış gel eve bakalım dedi. girdik eve, banyoda duşakabin yok, mutfalta mutfak dolabı yok. yerler zaten fayans parke değil. bir de kat kaloriferi. salonda soba duruyor. ev en az yirmi yıllık. 2+1 leş bir ev. gözünüzde canlandırın yani. kadına dedim ki ablacım bu evin bayağı bakıma ihtiyacı var, dolap yok bilmem ne yok. tabi dedi, herkes kendi zevkine göre yaptırır evi dedi. işte tabi herkes kendi zevkine göre yaptırır evi cümlesini söylerkenki özgüven var ya hani, ben ev sahibiyim özgüveni, ev bu kardeşim işine gelirse özgüveni, ben aslında şark kurnazının cahilin önde gideniyim ama benim evim var özgüveni, işte o özgüvenin sebebi bu emlak balonu. ve o özgüven emlak balonu.

    kiralık veya satılık ne kadar ev sahibi gördüysem istisnasız hiç biri mi adam çıkmaz. hep bana mı denk geliyor arkadaş hepsi mi eşşek olur. bıktım yeminle, bu insanlarla anlaşmaya çalışmaktan aynı dili konuşmak zorunda olmaktan bıktım.

    şuan oturduğumuz evin sahibi beyfendi de iki yıldır evi yaptırcam diye bizi oyalıyor bakalım. çıkamıyoruz da evler ebesininki kadar pahalı. nolacak böyle bilmiyorum. köyde kentte üç beş tarlası olan sattı istanbulda müteahhit oldu, kendi işinin terimlerini öğrenemeyim iki kira debosot dedi ama biz yıllarımızı eğitime verdik istediğimiz semti bırak istemediğimiz semtlerde bile istediğimiz evlerde oturamadık. ev ulan ev. içimize sinen eve bile oturamıyoruz. ben böyle ülkenin de emlağının da balonunun da amasını avradını.