debe başlıkları

ekşi itiraf

  • bu takma adı bugünler için aldım.

  • kendimi hiçbir yere ait hissedemiyorum. her grubun "öteki"siyim. laf olsun diye değil, edebiyat da paralamıyorum.

    hiçbir yere sığamadım.

  • şu sıralar arkadaşımla konuşmamın ardından kanka 3 ay çalışır çıkarım zaten yaz dönemi dedim
    ve başladım bugün 2. günüm bitti
    affola ama anam sikiliyor
    ayaklarımın ağrısından gece uyuyamıyorum yediğim güneşten derim yanarak şişti yürüyorum gündüz gece resmen
    he kimsenin kargosuna da ayrım yapmıyorum işten kaytarmıyorum
    zile basıyorum evde ise teslimini yapıyorum yoksa
    arıyorum
    açmazsa şubeye geri götürüp not düşüyorum
    bazı kişiler komşuya bırakın ben alırım diyor
    onu da yapıyorum
    bence toplumun güzel insanları var
    çoğu bana su ikram etme talebinde bulunuyor ter kan içinde olduğumu görünce rica edip geri çeviriyorum
    yaya dağıtım yapıyorum
    zoruma gitmiyor elbette ekmek parası ama o araca hayvan gibi çuvalları taşımak zoruma gidiyor
    belim çok ağrıyor çünkü ayrıca benim işim değilmiş gibi geliyor
    patronumu çok seviyorum
    kendisi benden çok çuval taşıyor adam
    ama diğer uzun çalışan kuryelere gıcık oluyorum
    2 3 aylığına işe girdiğimi bildikleri için sürekli her işi bana kitlemeye çalışıyorlar
    öğle molası yok öyle 20 dk da yemeğimi yiyip kalkıyorum sigara 5 dk 25 dk sabah 8.30da iş başı akşam 7.30 8 gibi çıkıyoruz iş kanununa uygun değil dedi annem ama kim sikiyo ki iş kanununu
    bugün caddeden süleyman soylu geçti tüm hepsi hüloğğğ nidalarıyla koşuşturdu
    yani insanı siken yaranıyor bizim memlekette
    bu işi hızlıca bulmak için araya aracı soktum bir süre çalışmam gerektiğinin farkındayım yoksa adama ayıp olur
    bana staj ayarlamıştı güzel insan hatırı var ve pardonum yorulduğunun farkında sürekli adam gel otur soluklan diyor ama yok çekiyorum teşekkür edip devam ediyorum çünkü gittiğinde diğer kuryeler hemen beni sikmeye kalkıyor e onları da anlıyorum 3 günde işi öğrendim basit iş
    ama adam 17 senedir hayatını koli taşımaya harcamış başka bi bok bildiği yok zoruna gidiyor diye düşünüyorum
    uluslararası ticaret ve lojistik okuyorum son seneme girecem bankaya borcum olmasa bugün çıkarım ama hem borcumu azaltıp hemde kenara para atmak istiyorum
    zor iş sözlük yaya kuryelere allah kolaylık versin diyorum ömrünün sonuna kadar böyle çalışacağımı bilsem bugün elimde olan tüm paramı kokain esrar ve orospulara harcayıp bitince kafama sıkarım herhalde
    yürüyorum sözlük hemde günün ilk saatlerinde

  • artık bir kız arkadaş, bir sevgili istiyorum ki bisikletimi yalnız sürmeyeyim. müzelere yalnız gitmeyeyim. maçka parkında yalnız başıma içmemeyim. gece kadıköy'de tek başıma sarhoş dolanmayayım.

  • kimsenin, ömrü boyunca unutamayacağı bir acının sebebi olmayın. gitmek istiyorsanız gidin ama kalıyormuş gibi yapmayın. güvenini kaybetmesine neden olmayın kimsenin. güvenini kaybetmiş biri için hayatın ne kadar zor ve dayanılamaz olduğunu bilemezsiniz. sarılmak istemiyorsanız, sarılmak zorunda değilsiniz ama sarılıyormuş gibi yapmayın. sizi sevdiği için pişman etmeyin kimseyi. geceler boyu geçsin diye yalvardığı yara, sizin açtığınız yara olmasın. kimse kimseyi kurtarmak ya da iyileştirmek için gelmedi bu dünyaya elbet. kurtarılmayı bekleyecek kadar çaresiz bırakan, hasta eden siz olmayın. bilemezsiniz kim, nereden, ne zaman vurulmuş. vuran siz olmayın.
    kimse kimseyi kaldırmak mecburiyetinde değil. kaldırmak istemiyorsanız uzatmayın elinizi ama uzatmış gibi yapmayın. bir kere geçeceksiniz buradan. başka bir doğuş
    hakkınız yok. öyleyse, şerefinizle geçin!

    kimseye yalvarmayın. elinizdeki anahtar bir kapıyı açmıyorsa o kapı , yanlış kapıdır. üç kez çalıdıktan sonra bile açılmıyorsa kapı , önünde beklemek zaman kaybı.

    gidin ve ağlayın.
    gidin ve düşünün.
    gidin ve biraz acı çekin.
    birilerinin size acıyıp kapısını açmasındansa, öylece sokakta kalmak daha iyi hissettirir.
    belki o an değil ama bir gün mutlaka...

    kimse için değişmeyin. birileri sizi sevsin diye, birileri sizi övsün diye, birileri mutlu olsun, birileri yanınızda kalsın diye değişmeyin. birilerinin kalıplarının şeklini aldığınız için varlarsa, boş verin. olmasınlar. birileri sizi acılarınızla, huysuzluğunuzla, bunalımlı haliniz, hayalleriniz, endişeleriniz, korkularınız, diğerlerinden daha naif ya da daha sert oluşunuzla kabul etmiyorsa boş verin. etmesinler.
    birileri için değişmeye çalışıp, istediği zaman istediği gibi davranamayan biri olup kendine yabancılaşarak devam etmektense, sizi siz olduğunuz için kabul edecek birini bulana dek yalnız kalmak daha iyi hissettirir.
    belki o an değil ama bir gün mutlaka...

  • insanin ailesindeki sorunlar kadar psikolojisini etkileyen bir sey yok sozluk. sinavlar kotu de gecse iyi calisilip tekrar girilir, is yerinde sorunlar varsa is degisikligine gidilir, maddi sorunlar varsa bir sekilde ugrasilip ustesinden gelinir, arkadaslar gerekiyorsa hayatindan cikartilir. ama aile oyle mi? atsan, atilmaz. satsan, satilmaz. aile icindeki en ufak bir sorun insanin tum yasam enerjisini somurur.

    aile hayati huzurlu, mutlu olan insanlara ozendigim kadar hic kimseye ozenmedim su hayatta. simdilik tek tesellim ilerde kendi kuracagim ailenin huzurlu bir hayat surecegine dair inancim.

  • dün caminin önünde dayımla karşılaştım. o sırada biri geldi yanımıza. dayımla bayramlaşıp beni kastederek sordu;

    -bu kim?
    -yeğenim. bizim rahmetli eniştenin oğlu.
    -hee sonradan olan, hüseyinin yerine.

    tek bir cümle. ve bütün bir hayatın özeti. evet ben oyum. sonradan olan hüseyinin yerine olan. adım? önemi yok. kimsenin umursadığı da yok. mesela bakın diyaloga adım geçiyor mu? "bu kim" sorusunun cevabı ismimle mi verilmiş? ne münasebet.

    hayatımın ilk 15 yılını suçlulukla geçirdim mesela. düşündüm, ben olmasam abim ölmezdi. babam da üzülmezdi. ne diye doğup piç etmiştim ortamı?

    sonra düşündüm ben doğdum çünkü abim ölecekti ve babamın bana ihtiyacı vardı. abimin kısa ömrü kadar zamanı babamı mutlu etmek için harcadım. o gözünün yanında öylece duran ne akan ne giden gözyaşını almak için uğraştım. bi boka yaramadı. bir gün gittiğini fark ettim gözyaşının. mutlu oldum, kendi başarım sandım değilmiş. 3. gün babam ölünce anladım. benim başarım sandığım şey adamın ölmek üzere olduğunu anlamasındanmış. ölü oğluna kavuşma umuduymuş meğer.

    elbet benim hatamdı ölü bir adamla kavgaya tutuşmak. onun eksikliğini gidermeye çalışmak. kazanma umudunun olmadığı savaşa bir ömrü feda etmek.

    velhasıl;
    benim adım furkan, hüseyin değil.
    o 21inde öldü.
    ben 21imde yetim kaldım.

    o öldü ben ölemedim.

    21 yıl abimin arkasını toplamaya çalıştım bi 21 yıl da babamınkini toplamaya ne gücüm var ne de cesaretim.

    kusura bakmayın. ya da bakın umrumda değil.

  • bugün evli bir çiftle karşılaştım.
    kadın bir şeyler denedi, 2 parça almaya karar verdiler.
    eşi aldı kasaya bıraktı. kağıt kalem istedi ve eliyle kapatarak bir şeyler yazmaya başladı. bu arada 2 parçanın hediye paketi yapılmasını istedi.
    kadın o arada yeni bir şey denedi ve onu da almak istediğini söyledi.
    eşi onun da yeni bir hediye paketi yapılmasını istedi ve ona da ekstra bir not yazdı.
    kadın ona not yazıldığını farkedince tamam çıkıyorum dedi ve uzakta beklemeye başladı.
    eşi o arada kasada kredi kartına en çok taksit yapan bankayı falan sormuş, ev alıyorlarmış her şeyi düşünmeleri gerekirmiş.
    şimdi bunda ne var diyebilirsiniz ama öyle güzellerdi ki, anlatmaya kelimeler yetmez.
    onları hiç tanımıyorum ama aralarındaki o samimiyeti, güçlü bağı çok net hissettim.
    hala küçük mutluluklar peşinde koşabiliyorlar. o notlar o kadar değerli ki.
    gözlerim doldu bu sevgi karşısında.
    umarım hayatınızın sonuna kadar bir ömür mutlu olursunuz, tüm güzellikler sizi bulur.

  • bir insan ölünce ne çok şey ölüyor beraberinde...

    onunla olan sırlarınız ölüyor mesela. tuhaf. sadece onun bildiği, sadece ona söylediğin sırlar sonsuza kadar yok oluyor. hiçbir anlamı kalmıyor. onun sadece sende olan sırlarıysa zaten artık kalmıyor. onun kendisi sır oluyor, ötesi mi var...

    sadece ikinizin anladığı, onunla aranızda olan her bir şey ölüyor. bir tek ona karşı kullandığın bir hitap, söylediğinde bir tek onun anlayacağı bir söz, bir tek onun anlayacağı bir hareketin, bir bakışın... bir tek ona anlattığın, bir tek ona anlatabileceğin şeyler... hepsi ölüyor. hepsi yok oluyor.

    beraber kurulan hayaller, beraber yapılan planlar, beraber olmadıktan sonra bir anlam ifade etmediğinden rafa kaldırılan ve o rafta bir daha el sürülmemek üzere tozlanmaya bırakılan milyon tane düşünce, istek, heves...

    bir aile ölüyor, bir ev ölüyor, bütün bir geçmiş ölüyor, bir çocuk, bir çocukluk... hatıralardan, rüyalardan başka tutunabileceğin tek bir şey kalmayana dek geriye, her şey ölümüne flu ve ölümüne gerçek dışı, ölümüne hayal meyal olana dek her bir şey ölüyor... için ölüyor.

    bir insan ölüyor, bir yerlerde birilerine yine söylemiştim daha önce de, sen burun direği diye bir şeyin gerçekten varolduğunu, gerçekten sızlayan bir şey olduğunu öğreniyorsun. bir insan ölüyor, aradan tam 16 ay geçiyor ve burnunun direği hala ilk günkü gibi sızım sızım sızlıyor...

    bir insan, bazen, beraberinde başka bir insanın da bu çarkına sıçtığımın hayatına dair sevdiği, önemsediği, heves ettiği bir dolu şeyi de beraberinde geri dönüşsüzce götürerek ölüyor. ölüveriyor.

    bayramın kutlu olsun annem benim, o güzel ellerinden öperim. gözlerinden, yanaklarından, alnından tarifsiz bir hasretle öperim. seni çok özledim. çok özlüyorum...

  • her sene ramazanın son sahurunda bu sene de bitti ya , yorulduk bu sene gibi yorumlar yapardık. rahmetli anacım da oğlum öyle demeyin allah tekrarını nasip etsin diyin derdi. bize bu sene de nasip etti , anacığıma nasip değilmiş.

    herkese sevdikleriyle birlikte tekrar ramazana kavuşmaya nasip etsin yüce rabbim.