debe başlıkları

ekşi itiraf

  • iett otobüslerine ana duraktan binersem ilerdeki duraklarda yaşlılara yer vermemek için otobüsün en gerisindeki arkaya bakan koltuklara oturmaya dikkat ediyorum. bana gelene kadar birileri yer vermiş oluyor, vermemiş olurlarsa ben yer veriyorum ama bu sefer de amcalar teyzeler "ben ters oturamıyorum yavrum, midemi şey yapıyo." deyip oturmuyorlar. rahat rahat gidiyorum. napiim, ben de yorgunum.

  • 1999 yılında tanıdığım en harika insan olan kuzenimi kaybettim. 27 yaşındaydı. ailesi köylüydü. anne , babası okuma yazma bilmezdi bile. on kardeşi vardı. ondan büyükleri okuyamamıştı imkansızlıktan.
    ailesi, bizim yanımıza yollamıştı ortaokul çağında. aşırı çalışkan ve zekiydi. sınavlarda birinci olarak dershaneye ücretsiz gitti. iyi bir üniversitede endüstri mühendisliği bitirdi. bir yandan çalışıyor, kardeşlerine destek oluyordu. iyi bir işe girdi, hayatını erkenden kurmuştu, başarılıydı.

    inanılmaz azimli, merhametli, kibar, tevazu sahibi biriydi. aşırı kibar biriydi. beş yaşında bir çocukla konuşurken bile o kibarlığı korurdu. insancıldı. paylaşımcıydı. daha yirmili yaşlarındayken, hem ailesine, hem toplumuna, hem kendine inanılmaz yararlar sağlamıştı.
    ailedeki çocukları toplar, sinemaya tiyatroya götürür ; en uzaktaki akraba çocuklarına kitap yollar, kendinden ufaklara harçlık verirdi. büyükler bile ona danışırdı bazı konularda. sinirlenirken bile sesini yükseltmezdi.

    bu harika insan, tam yaşamını kurmuş, topluma da inanılmaz faydalar üretecekken, ne yazık ki denizde boğuldu tatilde. deniz fobisi varmış, iyi yüzme de bilmezmiş. ben 13-14 yaşındaydım. haberini aldığımda.

    yaşasa şimdi 45 yaşında olacaktı. o 45 yılı da azimle, sevgiyle, başarıyla, insancıllıkla donatacaktı. olmadı, yaşayamadı. kaderin karanlık elleri aldı onu aramızdan. sonra başkalarını da kaybettik tabi.

    şimdi, bazen boş bir gün geçirdiğimde, biraz bencil veya duygusuz olduğumda , hatırıma onu getiririm. acaba bu hayata ne verdim, ne bekliyorum, isyan etmeye hakkım var mı diyorum. o harika insan yaşasa, bana kızardı. daha fazla çabala derdi, karamsar olma derdi. ona borçlu hissediyorum. ben de de emeği vardı.

    bu tarz harika insanların, böyle anlamsızca kayıp gitmesi, insanda bir boşluk duygusu uyandırıyor evet, ve aynı zamanda onların misyonunu devralmamız gerektiği de ortada.

  • gayim.

    dün gece sevgilim ile odamın fransız balkonunda gizli gizli konuşuyordum. annem kapıyı dinliyor ve odaya direkt dalıyor. yüzünde bir korku ve endişe ifadesi var. kiminle konuştuğumu sordu. "m" ile konuştuğumu söyledim. sen arkadaşın ile ne biçim konuşuyorsun diye korkarak soruyor , sen erkek arkadaşlarına bitanem mi diyorsun diye bana hesap soruyor.

    annem fenalaşmaya başladı. yalan üstüne yalan atmaya çalışıyorum. durumu kurtarmaya çalışıyorum.

    annem korkarak bana bakıyor. arada ağlıyor. ben ise yalan yalan yalan..

    kadının şekeri yükseliyor, kalp çarpıntıları başlıyor, ağzı dili kuruyor ve yüzü ise bembeyaz.

    sevgilim ile gizlice yani kaş ile göz arasında anlaştım. sahte bir vatsap sohbeti hazırladık. kankalı, hacılı, kardeşimli, okullu, ödevli..

    sonra anneme bu sohbeti gösterdim. kadın mutluluktan ağladı lan.

    ya anlamıyorum ! bir insan çocuğunu gay olmasından bu kadar mı korkar ? ben senin evladınım be kadın ! beni sen doğurdun ve bu günlere getirdin. sen ne dediysen yaptım hatta üni ve bölüm seçimini sen istedin diye senin tercihine göre yaptım ve hala okulu uzatıyorum.

    bana şunu dedi: " oğlum aman oğlum uyuşturucu kullan, kızlarla zina et ama sakın o tür sapkınlarla (!) konuşma, ark lık etme. biliyorum sen iyi niyetli bir çocuksun ama böyle insanlar ile olası bir sohbetin olmasın ".

    evet, evet. bunu diyen günde 5 vakit namaz kılan, kuran kurslarından çıkmayan anam.

    bu kadar homofobik olabilir mi bir insan ?

    abim de aynı türden bir hasta.

    bana kendimi sapık, ruh hastası gibi hissettiriyorlar. acaba gerçek kimliğimi ve neler yaşadığımı, yaptığımı bilseler ne yaparlardı?

    annem dünden beridir bana "neden kız arkadaşın yok, şimdiye kadar bana aşık olduğun kızları anlatsana " diye ağzımı arar oldu.

    o kadar kötü bir şey ki gay olmak. annen, kardeşlerin, baban, arkadaşların, akrabaların, komşuların, iş arkadaşların, toplum, vergini ödediğin devlet, inandığın dinin tanrısı.. hepsi ama hepsi sana düşman. kimsen yok lan ! kimsen yok..

    yaşaman, yemek yemen, su içmen, yürümen, konuşman, nefes alman suç.

    eğer bir sevgilin varsa belki bir dayanağın vardır. eğer oda yoksa o bahsettiğin cehennemi yaşarken tanık olursun.

    konuyu çok dağıttım

    annemin gözü üstümde biliyorum. hala panik atağı geçmedi onu da biliyorum.şubat sonu gibi giderim diyordu lakin şimdi mart - nisan'dan bahsediyor. halbuki o gitseydi diğer can parçam, "m"'yi kayseri'den izmir'e yani evime çağıracaktım.

    birazcık huzur, mutluluk ve aşk istiyorum.

    her insanın en doğal manevi hakkı bu.

  • üniversiteden iki tanıdığım var. memleketleri iç anadolu. ikisi de hardcore ateist. yalnız aileleri bunlara kapalı kız bulmuş, bizim tipsizler de nasıl bir açlık içindeler ise kabul etmişler kızları. şu an 2-3 yıllık evliler. ikisi de hala inançsız. balayını tesettür otelinde yaptılar, kayınpeder yanlarındayken cuma namazlarını kaçırmıyorlar *. dünya ne garip bir yer. sanki dünya üzerindeki tüm dini inançlar hanımcılık akımının üzerinden yürüyormuş gibi düşünüyorum şu an.

  • sözlüğün mobil uygulamasını kullanmıyordum ama merak da ediyordum en sonunda bugün indirdim. hemen mini bir stalk yaptım. insanları ama özellikle kadınları dış görünüşleri üzerinden aşağılayan 3 - 5 yazar vardı aklımda. ilk iş onları arattım, hepsinin yok ama birkaç tanesinin profil fotoğrafı vardı, baktım. bakmaz olaydım. şok oldum sözlük.

    o ne tip? o nasıl bir özgüven? ikisi aynı bedende ne alaka?
    siz ayna diye brad pitt - hugh jackman fotolarına mı bakıyorsunuz be abicim?
    şahsen göz ve izan sahibi biri olarak, benim buna getirebileceğim başka bir açıklamam yok çünkü.

    eskiden de buna benzer düşünüyordum ama artık çok eminim sözlük. gerçek hayatta istedikleri kadar değer görmeyen, silik insanlar ekşide birer bengal kaplanına dönüşüyorlar. bu da ekşi sözlüğün en büyük gerçeği bence.

  • kayınvalidesinin altın günü için kurabiye ve kek yapan bir damat düşünün.
    işte o benim. bu duruma nasıl geldim bilmiyorum.

  • uyuyamıyorum sözlük. halbuki köpek gibi yorgunum. sabah da iş var erkenden ama ben uyuyamıyorum.

    neden peki biliyor musunuz?
    paradan.
    evet doğru okudunuz paradan.
    beni uzun zamandir 500 liraya çalıştıran sistemden kurtulup 3 bine level atladım.
    heyecandan uyuyamıyorum. dile kolay 1 buçuk sene yaa.
    sonunda bir maaşım olacak. yaşadığım sevinci anlatamam tarifi dahi olamaz.
    öyle mutluyum ki işte uyuyamıyorum.

    düşünüyorum da şeyma subaşı nasıl delirmiyor mutluluktan asdf.

    yalnız ben şimdiden kaybetme korkusuna girdim bile.
    yaa işimden olursam ağlayan surat.
    arkadaşa anlattım. kamki diyor sen bana yolla kartını ben sana gene 500 çeker yollarım asdf. maksat heyecanım yatışsınmış.
    öyle işte mutlu olduğumu söylemiş miydim size. mutluyum albayım.

  • kafam deli karışık. çok uzun süredir iş arıyordum. geçen hafta özel sektörde olanakları iyi olan bir yerde işe başladım. bugün ikinci haftanın ilk günüydü ve kpss sonuçları açıklandı. balıkesir'e atanmışım.

    evim ankara'da, ailemle yaşıyorum. kira, fatura, temizlik, yemek dertlerim yok. özel sektörde mühendislik şartlarına göre iyi bir iş.

    balıkesir'de kimim kimsem yok, tamam daha rahat devlet filan ama o kadar. diğer masrafları düşünce buradaki aynı maaşa denk geliyor, bütün temizlik, yemek ve bir başına kalmak da cabası.

    kafam bir milyon. hayatım hakkında seçim yapmaktan çok sıkıldım, çok bunaldım. artık önümde game over yazısı çıksa diyorum.

  • stalkta öyle bir noktadayım ki, boş kaldıkça hiç tanımadığım siz suserların özel hayatını entrylerinizden takip ediyorum.
    “aaa ayrılmış bu ?”
    “vaaay sevgili yapmış”
    “aldatılmış mı?”
    “evlenmiş mi?” derken, yemin ediyorum dizi izler gibiyim.
    tipler de benim hayal gücüme kalmış tabii.
    işsiz de değilim ki ya...

  • metrobüse binmeye çalışırken ayakkabımın tekini düşürdüm. kapı kapandı, tek ayakkabıyla öbür durağa kadar gittim, orada indim, geri bindiğim durağa gittim, ayakkabımı bulup giydim ve bu sefer düşürmemeye dikkat ederek tekrar gideceğim yöne binip gittim. çok yoruldum ve utandım.