debe başlıkları

donald trump

  • bu başlıkta gerek seçimden önce, gerek seçimden sonra; özellikle son gelişmelerle, birçok yazar abd dış politikasında genel olarak başkanın, özel olarak da trump'ın etkilerinin düşünüldüğü kadar büyük olmadığını yazdı zaten.
    trump olsa ne olur hillary olsa ne olur.
    ha hillary izleyeceği politikalardan bağımsız insan olarak birçok defosu olan bir adaydı.
    ama ister gönüllerdeki aday bernie sanders gelseydi, ister cumhuriyetçi başkanın protoip tanımı olan mccain gelseydi, isterse de iki aya kadar mike pence gelsin, amerika yine amerika; illaki farklılıklar dönüşümler yaşanacaktır ama her aday için ayrı ayrı, ve amerika'nın özellikle dış politikası ile çok yerinde ve haklı eleştiriler yapmak her zaman mümkün.
    onun için burada trump'a yapılan eleştirilerde, bu etkiyi ayırmak lazım ki, eleştirilerin pek azı yaptıkları ile ilgili, daha çok vadedip atıp tuttuğu ve yapamadıkları ile ilgili eleştiriler var. (yapamamasına üzüldüğümüz için değil, hani yapıyordun totoş babında)
    gelgelelim kendisine yönelik savunmaların tamamı, ya diğer adayı kötülemek üzerine kurulmuş (tayyip de çaldı belki ama aday yok ki, kılışdara mı verecez? yalan; oynaya oynaya veriyorlar), ya da abd'nin trump'dan bağımsız (hadi hatrınız için çok az bağımlı diyeyim) politikaları argüman haline getiriliyor.
    mike pence gelince de bunlar değişmeyecek, başka cumhuriyetçi olsaydı da değişmeyecekti.
    sadece şu argüman haklı, bunun kadar sapık biri, ama bunun kadar gerizekalı olmayıp motivasyonlarını gizleyebilseydi, daha mı iyiydi?
    evet bu argüman haklı ama bu trump'ı savunmak için ya da seçmek için yeterli bir argüman değil.
    trump'ın 19-20. yüzyılların bütün sapıklıklarını temsil eden, ağır bir idiot olduğu gerçeği, onun rezil edilerek oradan indirilmesini müstehak kılıyor. hiç oturamamalıydı. bunu söylemek, yerine gelecek diğerlerini eleştirme hakkımızı yok etmez.
    trump'ın bu savunulacak tarafı olmayan kronik manyaklığına hillary'yi mazeret göstermek de, ucuz bile olmayan bir tavır.

  • hillary yerine secilmesi cok iyi oldu. hillary secilseydi ortadoguda savas baslatir, suriyeye filan saldirirdi mazallah.

  • 9th circuit court siktir git demiş kendisine.

    kuvvetler ayrılığı ne güzel bir şey.

  • "2015'deki san bernadino saldırısı sonrasında obama 38 ülkenin vatandaşına 90 günlük vizesiz abd'ye gelip kalma hakkı sağlayan ve zaten bir lütuf olan visa waiver program'ından ırak, iran, sudan ve suriye'yi çıkarıp, libya, somali ve yemen'i ekledi. bu ne demek? listeden çıkarılan 4 ülkenin vatandaşları vizesiz değil, vize alarak abd'ye gelecekler demek. bilmiyorsunuz bari sallamayın."

    hep diyorum, coğrafyadan bağımsız çağımızın en büyük sorunu arsızlık. mesela adam yarım yamalak okuduklarıyla şu lafları sıkabiliyor. zerre utanıp sıkılıp mahcup olmadan sekiz paragraf döşeyebiliyor, bir de üstüne tüy dikip "bilmiyorsunuz bari sallamayın" diyor.

    neymiş? obama vwp'den iran, ırak, sudan suriye'yi çıkarıp libya, somali, yemen'i eklemiş.

    şimdi, olayın aslı şöyle: https://www.cbp.gov/…rist-travel-prevention-act-faq

    yani kongre'nin 2015'te çıkardığı bir kanuna göre 2 mart 2011'den sonra ırak, suriye, iran, sudan'a gitmiş vwp vatandaşlarının abd için vize alması gerekiyor. obama yönetimi bu listeden bir ülke çıkarmadığı gibi üstüne libya, somali ve yemen'i de listeye ekledi. mesela ben 2014'te yemen'e gittiğim için bir ingiliz vatandaşı olduğum halde abd'ye artık vizesiz giremiyorum.

    entry'ye dönelim. diyelim okuduğun en basit ingilizce'yi anlayamayacak kadar cahilsin, peki iki saniye kafanı da mı çalıştıramıyorsun? 2015 yılında abd'nin bir iran veya suriye vatandaşını ülkesine vizesiz alabileceğine nasıl inanabiliyorsun? hangi dünyada yaşıyorsun sen? ne biçim bir akıl tutulması bu ya? hadi bu herif süzme salak veya feci art niyetli diyelim. peki gayet akıllı birikimli insanlar nasıl geliyor da bunu favlayabiliyor?

    ben söyleyeyim: sizin tayfa artık gerçeklikten neredeyse tamamen koptu. görmek istediklerinizi görüyor, inanmak istediklerinize inanıyorsunuz. kanıtlar, factler, en temel akıl mantık hiçbiri umrunuzda değil. somut dünyada değil hayallerinizde yaşıyorsunuz. yeni neslin feci sheltered büyümesi, postmodernizm, beyinleri bulamaç eden anaakım medya, kabileci sosyal medya kültürü, bir takım dogmatik ideolojiler, trigger warning'ler, safe space'ler, entelektüel tembellik ve işte sonuç bu.

    sürekli kendi kafanızda insanlarla kendi içinize kapanıyor, bu kolektif manyaklığı sürekli daha da azdırıp büyütüyorsunuz. savlarınızın büyük çoğunluğu şu üstteki entry'den hiçbir şekilde farklı değil ve bu histeriniz her geçen gün daha da absürdleşiyor. kimsenin de sizin bu çirkefliğinizle uğraşıp laf anlatmaya kasacak sabrı ve mecali yok. şanslısınız ki ben bugün uykum kaçtığı için geldim vakit geçsin diye sevabına bunları yazdım. gidin şu bubble'ınızdan çıkın artık allah aşkına. aklınızı başınıza devşirmezseniz böyle manyaya manyaya birkaç yıla kendinizi jonestown'da falan bulacaksınız. sizler için ciddi anlamda endişe ediyorum.

  • türkiye'de yaşasa akp kurmayı olacak kişi.

    tavır : rte
    üslup : burhan kuzu
    twitter hesabı : melih gökçek

  • avustralya ile abd arasındaki anlaşma "kaçak göçmen" anlaşması değil. kaçak göçmen salak trump'ın olaya bakış açısı. bahsettiği kişiler mülteci. mesela sırplar boşnakları katlediyor veya iran gay bir sanatçıyı asmak istiyor ya da bir afrika kabilesi diğerini etnik temizliğe maruz bırakıyor ya... hah işte o insanların ülkelerinden kaçıp başka bir ülkeye sığınması göçmenlik değil evladım. ama tabii trump kime hitap edeceğini bildiği için sizin gibileri oltaya getirmesi doğal.

    üzerine abd'deki üçüncü dünya garibanlarının orada yaşabilmesini de savunurum. esas mesele şu: o insanların abd'de yaşayabilecek olması seni neden bu kadar geriyor somuncu anadolu fakiri? sana ne?

  • obama ırak mevzusu 29 ocak günü trump'ın "my policy is similar to what pres. obama did in 2011 when he banned visas for refugees from ıraq for 6 months" demesiyle gündem oldu.

    öncelikle genel/abd vize sistemini biliyorsanız refugee ile immigrant'ın farkini, immigrant'ın aksine refugee'nin abd'ye vize ile gelmediğini, bunun için asylum başvurusu yapması gerektiğini de biliyorsunuzdur.
    refugee vizesi diye bir şey olmadığından trump'ın dediği gibi obama'nın mülteci vizelerini banlaması da söz konusu değil.

    peki n'olmuş? 2009'da kentucky'de fbı tarafından iki ıraklı terörist keşfedildikten sonra ırak'ta amerikan birliklerine karşı kullanılan patlayıcı cihazların kanıtları incelenmeye başlanmış. inanmıyorsan fbı linki. bu patlayıcılardaki parmak izlerini yakın tarihte mülteci olarak abd'ye giren kişilerin parmak izleriyle eşleştirmişer. 2011'e kadar bu kişileri izleyip gözaltına almamışlar. bunun üstüne yine 2011'de sadece multeci olarak geleceklere ve congress tarafindan irak ve afgan vatandaslarina yardim etmek amaciyla olusturulmus sıv (special immigrant visas) sahiplerine uygulanmak uzere state security, homeland security, justice department, intelligence community ve cabinet'in de aralarında olduğu ekip toplanıp ırak'tan gelen mültecilerin güvenlik tarama usüllerini gözden geçirmek için mültecilerin girişini 6 aylık süre için yavaşlatma kararı almış.
    abd'ye alınmaya devam etmişler ama sıkı bir background check'i ile.
    (abd'ye asylum başvurunuzdan sonra hangi gerekçeler ile başvurduysanız o gerekçeleriniz normalde zaten fazlasıyla gözden geçirilir, inandırıcılığı tartılır, suç kayıtlarınız ve geçmişiniz incelenir. obama ve ekibi bu 6 aylık dönemde bu gözden geçirme işini 2 katı sıkılaştırmış. dolayısı ile asylum onayları, onaylara bağlı olarak girişler yavaşlamış. yani ban değil, delay olmuş. bu yüzden de basında çok haber olmamış. homeland security de 6 ay boyunca ıraklıların ülkeye yavaş ama giriş yaptığını, yasak olmadığını doğrulamış.)
    abc'nin 2013 sonundaki raporuna göre kentucky teröristlerinden biri abd'ye girmesine izin verilmeden önce homeland security'nin background ve fingerprint kontrollerini geçmiş.

    peki obama bu kararı trump'ın yaptığı gibi göreve geldiği ilk hafta executive order şeklinde, 7 ülkenin tüm vatandaşlarına, tam olarak kimleri kapsadığı belli olmadan, hatta abd vatandaşlarını dahi kapsayacak şekilde, havalimanlarında kaos ve confusion yaratıp, specific threat'i geç, terörizm sayısı 0 olan iran gibi ülkeleri de ekleyip, düşünmeden, tartmadan homeland security'nin dahi haberi olmadan, odadakiler tv izlerken mi almış? hayır! neyin sidik yarıştırması bu o zaman?

    doğru olduğuna inandığınız bir şeyi savunmak için başka bir doğru/yanlış karar ile olumlanma ihtiyacını niye duyuyorsunuz kuzum? kendi argümanlarınız yetmiyor mu yoksa?
    hadi böyle bir ihtiyaç duyuyorsunuz örneğini doğru seçin bari. google'a '2011 obama iraq refugees' key kelimelerini yazdığınızda bile 2011 dahil binlerce haber bulup, fact check'leri görüyorsunuz. bunu bile yapmaktan aciz, duyduğu, okuduğu her bilgiyi önce sorgulamak yerine direkt kabul ederken diğerlerini bir şey bilmemekle, okumamakla suçluyorsunuz. hastasıyım altyapısız özgüvenlerinizin.

    obama ekibinin konuyla ilgili dün "yanlışınız var, bizim ekip sizinki gibi yapmadı" açıklamasını şurdan
    okuyabilirsiniz.

    trump'ı savunmak için kullanılan diğer yanlış argüman da "bu 7 ülke obama zamanında banlacak olarak belirlenmişti zaten."
    hayır kuzum, belirlenmemişti. 2015'deki san bernadino saldırısı sonrasında obama 38 ülkenin vatandaşına 90 günlük vizesiz abd'ye gelip kalma hakkı sağlayan ve zaten bir lütuf olan visa waiver program'ından ırak, iran, sudan ve suriye'yi çıkarıp, libya, somali ve yemen'i ekledi. bu ne demek? listeden çıkarılan 4 ülkenin vatandaşları vizesiz değil, vize alarak abd'ye gelecekler demek. bunun neresi yasak?

    başka biri de "obama giderayak 91 mülteciyi gönderdi" demiş. mülteciler nerden? küba'dan. neden gönderilmişler? çünkü abd'nin liberal dahil bütün basın organlarında haber olduğu gibi obama koltuğu devretmeden önce "wet foot, dry foot" ismiyle anılan 22 yıllık vizesiz/illegal gelen kübalıları içeri alma ayrıcalığını kaldırdı.
    burdan da trump'ı aklamayazsınız. sorry mario the princess is in another castle

    trump'ın aldığı kararın doğruluğuna inananları küfür kıyamet, 'liboş', 'ağlama melis' vb. söylemler, obama üstünden yanlış örnekler yerine varsa eğer; düzgün argümanlarıyla tartışmaya davet edip entry'imi noktalıyorum.
    halbuki robert reich'in feysbuk'taki postunu yazmak için gelmiştim. bi' dahaki entry'e artık.

    yazar notu: islamofobum

  • amerikan başkanının yetkileri bu ülkede hep küçümseniyor. hâlbuki yetkileri gitgide artıyor bu arkadaşların. başkan bush falan kongreye sormadan bir sürü örtülü operasyon yapmıştır, onu bunu bırak, başkan johnson vietnam savaşı'nda generallerini bir odada toplayıp askerî harekâtları idare etmiş, hatta hava operasyonlarıyla vurulacak hedefleri dahi bizzat kendisi seçmişti. amerikan başkanları da bir nevi karar* hükmünde kararnâme (executive order) ile bir sürü kurum kurar, lağveder, bir sürü şeyler yaparlar.

    yok federal court şunu dedi, yok bu bunu dedi. amerika'da çoğu zaman başkanın dediği olur. sanki ilk defa trump yapıyor bunları. amerikan solu kafayı yedi bu adam başa geçti diye, o yüzden pislik yapıp duruyorlar, olay o. sanki müslümanlara bayılıyorlarmış gibi konuşmasınlar; obama yönetimine hiçbirinin sesi çıktı mı? obama devrinde islâm dünyası amerikan politikaları sebebiyle en berbat günlerini yaşadı, halen de yaşıyor.

    liberallerin ne kadar iğrenç varlıklar olduğunu buradan anlayabilirsiniz. birkaç ay önce obama drone'la sivilleri ırak'ta vururken mesele olmuyordu. dünyanın en sikko üç beş ülkesi iç karışıklıklar ile mâlûl olduğu için vize verilmemesi (sanki önceden veriliyormuş gibi), baştan yasaklandığı için bir müslüman duyarı yapılıyor. oğlum adam müslüman oldukları için yapmadı ki bunu, iç karışıklıklar yaşandığı için yaptı. katarlıya diyor mu sen gelme diye.

    lanet liberaller ya...

  • gecen nyt'den biriyle bir roportaj yapmis telefon uzerinden, ve beyaz saray'daki telefonlari cok begendigini soylemis.

    "hayatimda kullandigim en guzel telefonlar bunlar!" demis.

    okurken kahkaha attim. yazik bu adami baskan yapan halka.

    universiteli arkadaslarim arasindan beyin sahibi olanlarin hepsi bu adamin baskanligindan ve soylemlerinden utanc duyuyor. turkiye'de rte karsiti olup da buraya gelip bu adami savunanlara ise ben akil erdiremiyorum.

    senelerdir akp'nin sacmaliklarini gordugum icin siyasetin zihin enerjisi harcamaya degmeyecek bir sey olduguna kanaat getireli cok oluyor; oyle ki bir tanesine "takma bu kadar" demeye yeltendim, agzima sicti affedersiniz.

    trump'in baskan olmasinin arkaplani 8-10 yillik obama karsitligi vs. mevzular degil, cok gerilere kadar giden problemlerin sonucu: son 30-40 yildaki amerikan egitim duzeni.

    goren de zanneder ki 3 kusak amerikaliyim. degil. daha once eyyorlamistim, simdi acip bakmaya bulmaya useniyorum fakat edecegim lafin ozeti su:

    30 yil once 1 yillik universite harcini orta direk bir amerikali yazin calisarak cikartabiliyorken, bugun ogrenciler senelerce odeyecekleri borclarin altina giriyorlar, deli gibi burs kovaliyorlar, arka arkaya 2-3 iste calisiyorlar universite bitirebilmek icin.

    hatta borc alamayanlardan bir kismi sirf okuyabilmek icin orduya giriyor, ordu indirimlerinden burslarindan yararlanarak okumaya calisiyor. hep soyluyorum; bizim memlekette askerden kacmak icin okuyanlara kupe olmali sosyal devlet ve parasiz egitim denen nimetler. elalem okuyabilmek icin silah altina giriyor.

    bugun akli selim amerikalilarin endisesi, yuksek egitimin orta kesim amerikalinin ulasamayacagi kadar pahalilasmasi ve anadan babadan zengin olmayan genclerin tamamen cehalete terkedilme ihtimali.

    trump gibi bir tipi bugun baskan yapan potansiyelin koku belki 30, belki 40 yillik egitim sorunu.

    ondan sonra hanimlar beyler... bakin ne oldu?

    son 3-4 gundur ortaliklarda carl sagan'in su yazdiklari dolaniyor, the demon-haunted world'den alinti:

    "ı have a foreboding of an america in my children’s or grandchildren’s time – when the united states is a service and information economy; when nearly all the manufacturing industries have slipped away to other countries; when awesome technological powers are in the hands of a very few, and no one representing the public interest can even grasp the issues; when the people have lost the ability to set their own agendas or knowledgeably question those in authority; when, clutching our crystals and nervously consulting our horoscopes, our critical faculties in decline, unable to distinguish between what feels good and what’s true, we slide, almost without noticing, back into superstition and darkness."

    "omg carl sagan gelecegi ongormus :o :o" seklinde aklini kaybetti bir takim cevreler son 3-4 gundur. oysa ki carl sagan gelecegi degil, icinde yasadigi donemde icine sicilmakta olan egitim sistemini ve toplumun icine dusmekte oldugu cehaleti gordu.

    trump kampanyasi boyunca sergiledigi, toplumsal cehaletin gucunu arkasina alarak ivmelenen tutumuyla baskan olmasi halinde neler olacaginin isaretlerini veriyordu. bu oyle bir cehalet ki, trump secmenleriyle yapilan sokak roportajlarindan birinde adolf hitler'in irkci soylemlerine katilip katilmadiklari sanki trump soylemis gibi soruluyor, secmen kisi de katildigini beyan ediyordu. hitler'in soylemi oldugunu ogrenince beti benzi atiyordu tabii, o ayri.

    bunlar hep cehaletin eseridir.

    eyyorlamam bu kadar.

    ----------------------------------------

    bu arada: (bkz: #65886426)

  • adam geleli bir hafta oldu ve bir haftada aldigi kararlar ile:

    - abd - meksika ve abd - cin arasinda kriz cikardi,
    - abd ve eu arasinda zaten hassas dengeler uzerinde zor duran, zar zor anlasilmis safe harbor yasasini allak bullak edip gecersiz hale getirdi,
    - abd federal birimleri hakkinda aldigi executive orderlar ile ozellikle cevre acisindan tum dunyayi ilgilendiren ve geri donulmez zararlarin onunu acti,
    - resmen baskan olduktan sadece saatler sonra aldigi ve amerikan ortadiregini direkt ilgilendiren bir karar ile federal mortgage yardimini iptal etti,
    - kadinlara kurtaji zorlastirmak/imkansizlastirmak icin aldigi kararlar potansiyel kadin olumlerini onayladi. (you can never ban abortions, you can only ban safe abortions)

    daha sayayim mi ? algi operasyonuymus.