debe başlıkları

devlet bahçeli

  • bir adam düşünün ki yarım asırlık siyaset yaşamında memlekete tek faydası, bazı aklı selim insanları, okeye dördüncü olarak bile çağrılmayacak böyle kifayetsiz bir insanı kırk sene içinde barındıran türk siyasetinin koşullarını düşürdürmeye sevk etmesi. bilmiyorum sabah uyanıp aynaya baktığında hiç mi düşünmüyor "ben kimim - ne yapıyorum - şu ana dek ne başardım" diye.

    kanımca bir ailesi olmamasından kaynaklanıyor her şey. makamını bırakması halinde ecel gelene dek bir evde yapayalnız yaşayacağını, unutulacağını, ilk tekmeyi atacakların bugün gölgesinden çıkmayan dalkavuklar olacağını gayet iyi biliyor ve bundan ölesiye korkuyor. ancak bayramlarda ziyaret edilen eski bir devlet büyüğü olmak istemiyor. bu yalnızlığa, unutulmuşluğa düşmemek için yalandan, riyadan ibaret o fanus içinde yaşamaya kendini ikna etmiş, bu suni dünyadan çıkmamak için de elinden geleni ardına koymamaya ant içmiş. kendi tüzüğünü hiçe sayması, muhaliflerini ihraç etmesi, dün şeytan dediğiyle bugün dost olması... hepsi bahsettiğim bu korkudan filizleniyor.

    birçok siyasetçiden nefret etmişimdir ama bu adamın varlığına nefret edecek kadar bile ehemmiyet vermiyorum. bende sadece acıma hissi uyandırıyor. yazık, diyebiliyorum. hepsi bu.

    tanım: geniş zaman kipinden beni soğutmuş şahıstır.

  • 20 senedir "devletin bekası" diye diye ülkeyi bölen adam. devletten kastı kendisiymiş.

  • laik, demokratik türkiye cumhuriyeti'nin yıkılıp yerine islamofaşist tek adam diktatörlüğü kurulmasının baş sorumlusu, 700 yıllık türk milletinin görüp görebileceği en büyük hain, onursuz ve gurursuz şahıs.

  • arapcılarla iş tutan sözde türkçü.

  • olayı anlatayım.

    balgat'taki genel merkezin 9. katında bulunan makam odasında, masasının başında oturuyordu. önünde kağıt, kalem bir şeyler hesaplıyordu. odaya giren çaycı, çayı masaya yavaşça bıraktı. bilge lider o kadar dalgındı ki çaycıyı farketmedi bile. ama liderin düşünceli hali çaycının gözünden kaçmamıştı.

    hesapları bitince yüzünde müstehzi bir gülümseme belirdi. soğumuş çaydan bir yudum aldı ve arkasına yaslandı. önce 9 vintage arabasını, sonra tesbih koleksiyonunu, ardından da yüzüklerini düşündü. çapı bu kadar olduğu halde nasıl oluyor da koca partiyi yönetiyordu kendisi de anlayamıyordu. birden telefonu kaldırdı ve yalnızca bir tek düğmeye bastı. karşıdan "buyrun efendim" sesi gelince net ve sert konuştu: bu çay soğuk!

    kısa zaman sonra kapı vuruldu; aynı çaycı içeri girdi; yeni ve sıcak bir çay masadaydı. çaycı "bir emriniz var mı?" diye sordu. "otur" dedi. çaycı donakaldı... tekrar ama daha sert bir ifadeyle "otur!" dedi. çaycı çoktan oturmuştu. "şimdi sana referandum planımı anlatacağım..." diye söze başladı bilge lider.

    "evladım biliyorsun ki biz anket yaptırmıyoruz. çünkü seçmenin bizim partiye oy verip vermemesiyle ilgilenmiyoruz. çünkü bu genel merkez aslında dev bir çay ocağı. önümüzde bir referandum var. ben kuyuya bir taş attım, kimse çıkaramadı (müstehzi gülümseme). ama yayımlanan anketler belli! bu iş olmayacak gibi. bu akşam ne yaparsam bu işten sıyrılırım diye düşündüm ve bir plan yaptım. plana göre referandum sonuçları evet şeklinde gerçekleşirse bu iş zaten bana artı puan yazar. neden? çünkü süreci başlatan benim. ama hayır çıkarsa? işte o zaman sıkıntı büyük. öncelikle tabandan büyük bir tepki yükselir ve belki de -tanrı korusun- koltuğu bırakmak zorunda kalırım (iç çekişler). işte bunu engellemek adına bu akşam çok sevdiğim nazlıcığımın (göz devirmeler) programında bir çıkış yapacağım. bu çıkıştan sonra hayır çıksa dahi sıkıntı olmayacak. çünkü hayırı da sahiplenebileceğim."

    bu keskin deha karşısında çaycının gözleri yerinden fırlamış, vücudunu bir uyuşma almıştı. bilge lider zarif elleriyle çayından bir yudum aldı ve hiddetle haykırdı:

    "bu çay soğuk!"...

  • bir zavallıdır.

  • şu an grup toplantısında konuşan mhp genel başkanı...
    ve eleştirilere müthiş bir cevap verdi.
    - niye evet dediniz diye soruyorlar. sana ne? sana mı soracağız ne diyeceğimizi...

    gerçekten büyük kapak!!!

  • bir diğer dahili bedhah.

  • ülke değil, dünya tarihinin en kötü lideridir. en kötü siyasetçisidir. en rezil, en karaktersiz parti başkanıdır. en inatçısı ve en aptalıdır.

    ya da akp'nin elinde bu adamın vegasta kürtçe şarkılar söylerken üzerinde pkk amblemli tshirtlerle, 3 tane jigoloyla yapılmış işemeli sıçmalı videosu var.

    başka açıklaması yok bu yaptıklarının.

  • her kararı ülke için yıkım olan kişi..

    yıllar önce koalisyon ortağıyken durduk yere seçime götürdü ülkeyi.

    sonuç; mhp baraj altı, chp bitti..akp geldi..

    7 haziranda herkesin içinde bir umut belirmişken, dakikasında, anında, hiçbir mecburiyeti yokken, aniden çıkıp "yeniden seçimden" bahsetti..hükümetin kurulmasını engelledi..

    sonuç; 80 milletvekili 40 a indi..hdp nin altında kaldı..

    son olarak; başkanlık falan gündemden düşmüşken, aniden, birden bire, hiç kimse beklemiyorken başkanlık dedi..

    ve buraya geldik..

    ne denir şimdi şu durumlara..bir açıklaması var mıdır?

    diyecek çok şey var ama..gg olmadan diyebilmeye imkan yok.

    edit:chp değil dsp olacak.