debe başlıkları

cizre

  • devletçe katli vacip görülen onlarca insanın mezarı cizre, devletin kendi elleriyle kendi çocuklarını öldürdüğü yer. oysa silahlı, roketli, bombalı, mayınlı, hendekli kitlenin karşısında devlet büyüklerinin yapması gereken şey elleri havada bir şekilde gidip pkk'ya teslim olmaktı.

    aldığınız nefese ayrı, olmayan insanlığınıza ayrı sıçayım.

  • bu orospu çocukları elinde keleşle teröristçilik, mafyacılık, eşkıyacılık oynarken gerilladır, yaralandıkları anda sivil vatandaş olurlar. azcık mert olun lan! silah doğrulttuğun askerini, polisini, doktorunu, sağlıkçısını adam ayırmadan katlettiğin, mülküne elinden geldiğince zarar verdiğin devletten, hiç değilse sivil numarası yapıp sağlık hizmeti bekleme. elinde silah bomba roket varken kahrolsun tc, götüne kurşunu yedin mi devlet bize ambulans vermiyor.
    ne iştir anlamak mümkün değil.

  • aihm kararının aslında barikatların ve hendeklerin kaldırılması için olduğunu bilmeyenleri karşımıza çıkaran ilçe.

    ambulans uçarak mı gidecek it.

  • gerçek faşistlerin kim olduğunun ortaya çıktığı ilçe.

    (bkz: pkk'nın cizre'den kaçan halka ateş açması)

    devlet zulüm yapıyorsa, bırakın izin verin de halk kaçsın o zaman...

    her kürt senin davanı desteklemek zorunda mı?

    orada kendi halinde yaşayan insanlar sana canlı kalkan olmak zorunda mı?

    olmayınca karşılığı kurşun mu?

    ama sorsan kürt halkının savunucusu biziz diyecek...

    yaw xe xe...

  • 15 yaşındaki çocuğun ölümünden kimse mutluluk duyacak değil ama pembe götlülük yapmanın alemi yok;

    öyle locadan konuşmak kolay. sen orada devriye gezerken kimse kürtlerin kültürel hakları ya da yeni baba olmuş amasyalı gariban polis sikmiyor. orada ölüm kalım mücadelesi veriyorsun. git 6 ay kalsana orada? git 6 ay kal orada da ondan sonra göreyim o duyar kasmalarını. kolay geliyor size. uyku uyuyamazsın biri gelip uykumda kafamı mı sıkar diye, yolda dolaşamazsın gelip biri mi tarar, bi yerden bi yere gitsen her saniye acaba arabam havaya mı ucar, nöbet tutamazsın gelip biri roket mi atar. 24 saat bununla yaşıyorsun, 24 saat!

    günde 10 kere elinde silah molotof bomba olan 15-20 yaşındaki çocuklarla karşı karşıya gel, çatış bakayım 2 hafta sonra kimin yaşı kütüğü geliyor aklına.

    orada mantık yok sayın pembe götlü, orada hiç bir şey yok, sivil yok, çocuk yok, masum yok, gariban memur yok, can derdi var, ya ölmek ya da öldürmek var. her an her yerde her salise ölüm korkusuyla yaşamak var. her sokağa çıktığında gördüğün 10 adamdan 9unun potansiyel katilin olduğu gerçeğiyle, bunun korkusuyla yaşamak var. 4 gün önce 8 tane arkadaşın havaya uçurulup paramparça edilmiş, ondan önce 3 arkadaşın yanlış ihbarda taranmış, daha dün birlikte nöbet tutuğun arkadaşın çorbacıda taranıp öldürülmüş, 1 hafta önce komutanın kızının karısının yanında infaz edilmiş.

    o türk'ün gücünü göreceksiniz! diyen adam keyfinden bağırıyor sanıyorsunuz, pamuk yatağında yatarken o hale geldi sanıyorsunuz, git 3 ay kal orada bakayım bayrak gördüğün yerde 1.5 saat saygı duruşuna dikilmiyor musun.

    sivasın bilmem ney ilçesinde sikkodan 6 ay askerlik yapan adamın geri döndüğünde toplaması, normale dönmesi 1 yılı buluyor. git orada 3 ay görev yap da göreyim o duyar kasan götünü.

    git orada 6 ay görev yap bakayım döndüğünde sana ce-eee yapan yeğeninin nasıl boğazına sarılıyorsun?

    2 ton bombayla intihar eylemi yapan, kızının gözü önünde asker öldüren adamlara geldi mi empati, duyar dereleriniz akıp sel oluyor "ya ama özge o bir hakkı temsilen kendini patlattı:///" diye osurunca mangalda kül bırakmıyorsunuz. orada görev yapan asker polis android zaten, 9 canlı onlar, çoluğu çocuğu yok, onların psikolojisi yok, onların beyin karbonfiberden di mi?

    gerizekalılar.

  • güneydoğu'da, cizre'de değil ama cizre gibi şehir içinde çatışmaların olduğu, hendek kazılıp özerklik ilan edilen başka bir ilçede halen mecburi hizmet yapan bir doktorum.

    internette yapılan yorum, paylaşım ve dezenformasyonları hayretle izliyorum. hayatında ankara'nın doğusuna geçmemiş adamlar bir yorumlar yapıyorlar, sanırsın cizre'de soykırım var.

    hayır, kendi gözümüzle görmesek inanacağız...

    geçen gün acil serviste nöbetteyiz. bir çocuk getirdiler, 99 doğumlu. polise ateş açmış, çatışmaya girmiş, yaralanmış. yakınları duyup gelmiş, hastane karıştı.

    maskesini, silahını getirmemişler tabi, ama pantolonunu kesiyoruz yaraya müdahale etmek için, pantolon cebinde kalaşnikof şarjörü var!..

    neyse ilk müdahaleyi yaptık, il merkezine yolladık.

    şimdi bu çocuk polis vurunca gerilla diyorlar, vurulunca masum sivil. ölürse de, devlet katliam yapiyür...

    e utanın be, 99 doğumlu çocuğun eline kalaşnikof verirken iyiydi de, çocuk vurulunca mı kötü oldu?

    gelelim esas bu entryi yazma sebebime, diyorlar ki "orada yaralılar var, devlet neden ambulans yollamıyor?"

    bu soru taraflı ve dezenformatif bir soru ama yine de cevap vereyim;

    1) öncelikle ambulanslar tank değil, mahallenin girişine kazılan hendekleri aşacak, sokaklardaki barikatları yıkıp geçecek hali yok.

    2) çatışmalar halen devam ediyor. ambulans tank değil demiştim, bizim de başımızda miğfer, üzerimizde kurşun geçirmez çelik yelek yok. dünyanın hiçbir yerinde sivil sağlık ekipleri çatışmanın ortasına girip kendi hayatını tehlikeye atarak yaralıya müdahale etmez.

    3) çatışma devam ederken, yollarda patlamamış mayınlar, tuzaklar varken, polis "geçemezsin" der, göndermez. ambulans komuta kontrol "gidemezsin" der, göndermez.

    4) o mahallenin sicili bozuksa, yakın zamanda orada ambulanslara silahlı-molotoflu saldırılar olduysa, yanlış ihbar yapıp ambulansa saldırılıyorsa, var olan üç ambulansın ikisi zaten orada pert oldu ise, ambulans komuta kontrol amiri "falanca sokağa/mahalleye durum normale dönene kadar girilmeyecek" der ve konu orada kapanır. ha dersin ki, doğum yapan gebenin ne suçu var? bir suçu yok, yanan ambulanstan canını zor kurtaran personelin suçunun olmadığı gibi. ki içinde gebe varken bile, o ambulansa ateş açılıyor...

    5) bu mevzulardan ötürü personel tamamen bireysel olarak belli yerlere gitmek, belli sokaklara girmek istemeyebilir, hadi gidelim dersin, ambulans şoförü "lan zaten üç kuruş maaş alıyoruz, ben o sokağa girmem, isterlerse kovsunlar, bana bir şey olursa sen mi bakıcan benim çocuklarıma?!" der. bir şey diyemezsin...

    6) ekip içinde güvensizlik olabilir. bizim hastanedeki 4 ambulans şoföründen biri pkk sempatizanı mesela, bunu da gizleme gereği bile duymuyor. 112 kıyafeti üzerinde bulunan türk bayrağını sökmüş falan. daha geçen sene bile bu adam, "hoca kafamı bozma seni örgüte veririm haa" deyip gülüyordu. diğer şoförler olursa bir sorunum yok ama ben bu adamla değil çatışma bölgesine ambulansla gitmek, bakkala gofret almaya bile gitmem.

    7) sürekli polisin askerin kafasını karıştırmak için yanlış ihbarlar yapılıyor. oralara giderken eskortluk eden polise saldırılıyor. bir yerde çatışma varken şaşırtma amaçlı başka yerden olay ihbarı geliyor.

    8) bir de son olarak, normal zamanlarda hastaneye ambulans ile gelmeyen hastalar da ambulans çağırıyor. adamın evde hastası var, normal zamanda kendi arabasıyla, dolmuşla, taksiyle hastaneye gelebilirken sokaklar karışınca dolmuşlar, taksiler çalışmıyor, kimse kendi arabasıyla sokağa çıkmak istemiyor. sokağa çıkma yasağı varsa zaten istese de çıkamıyor. ortalık karışınca normal zamanda alınan çağrı sayısının en az 4-5 katı kadar çağrı geliyor. "çocuğun 40 derece ateşi çıktı" diye ambulans istenebiliyor mesela, alın getirin hastaneye de diyemiyorsun. öyle olunca ambulanslar her çağrıya yetişemiyor.

    tabi bütün bunlardan ötürü devleti, polisi, hastaneyi, ambulansı suçlayabilirsiniz ama; o hendekleri kazanların, o barikatları kuranların, yollara mayınları döşeyenlerin, ambulans çağırıp yakanların hiç suçu yokmuş gibi davranmayın...

    bir de unutmadan, 99 doğumlu çocukların eline kalaşnikof ya da roketatar verip, el yapımı patlayıcı yapmayı, mayınlı tuzak kurmayı falan öğretip sokaklara salmak hangi barış güvercininin fikri idi?..

  • geçmişte yaşanmış "katliam" olaylarını, nasıl tek taraflı bugüne ısıtılıp ısıtılıp günümüze getirildiğini bir güzel anlamamıza neden olmuştur.

    burada "hümanizm" diye kendini paralayıp, ajitasyon üzerine ajitasyon yapanlar, yıllar sonra "cizre katliamı" diye karşımıza çıkarken, olaylara tanık olmayanlara, aynen yukarıda yazılanlar gibi olayı anlatacaklar.

    sanki pkk diye elli kanlı bir örgüt yok, cizre'de devlet yapılanmasını yok sayıp, kendi başına özerklik ilan eden silahlı bir örgüt ve ona %90 destek veren bir halk yok. yollara döşenen mayınlar yok, kazılan hendekler yok.
    olaylar öncesinde öldürülen onlarca asker - polis yok, sadece demokratik haklarını arayan masum insanlar ve onları yok yere öldüren katil devlet var!
    işte gelecekte böyle anlatacaklar, cizre'de olup bitenleri!

    orada ki masum sivillerin, masum çocukların ölümüne, vicdan sahibi herkes üzülür ama bu olaylar yüzünden ajitasyon mastürbasyonu yapan yavşakların, pkk'ya tek laf etmemeleri öyle bir ikiyüzlülük ki, sırf bunlar yüzünden kimsenin bir başsağlığı dileyesi bile yok.

  • -bugün olayların en şiddetli şekilde cereyan ettiği yerler nereler?
    + pkk'nın özerklik ilan ettiği bölgeler

    -pkk'nın bu özerklik ilanı hamlesi münferit bir durum mu? yani şu kısa dönemde yaşananlara tepki olarak birden mi özerklik ilanı gündeme geldi?
    + hepimiz biliyoruz ki hayır.

    -pkk'nın özellikle bu yerlerde özerklik ilan etmesinin nedeni ne?
    + en yoğun taraftar ve milis grubunun olduğu bölgeler bunlar, jeopolitik olarak örgüt içi ikmale uygun yerler, ve en temel neden; pkk'nın, mevzu bahis ilçeleri son 5-6 yılda cephaneliğe çevirip savaş üssü haline getirmiş, ve bu durumu kamu gücüyle (belediyeler vs.) sürdürecek bi pozisyonda olması.

    şimdi burada benim aklıma net bi soru geliyor, kendisi de net, cevabı da net bi soru; ağzınıza her barış kelimesini aldığınızda kendinize sormanız gereken bir soru;

    -cizre, pkk'nın çocuklarını dahi milisleştirip, her anlamda bir savaş merkezi haline getirilen, yollarına bombalar döşenen, altına tüneller kazılan, evlerin silah, mevzilerine uçaksavar depolanan bir yer olmasaydı, o bölge insanları, şuan gelinen durumdan daha kötüsünü görür müydü? şu saatten sonra durumun bundan daha kötü olma ihtimali var mıydı?
    + yoktu. bu kadar net. yoktu. olmazdı.

    barış kelimesini ağzınıza her alışınızda kendinize bu soruyu sorun. bu soruyu bu cevabı aklınızın bi köşesine kazıyın.

    ***

    - peki pkk'nın o bölgeye yıllardır yaptığı bu savaş yatırımının amacı meşru savunma mı? yani bölgeye yerleştirilen "uçaksavar" doçkalar, "nolur nolmaz elimizde bulunsun, komşulardan ihtiyacı olan olur" amacıyla bir kuruntu, bir komşuluk dayanışması uğruna mı getirildi oraya?
    + hayır.

    - o zaman neden bunlar muş'un bilmemney ilçesinde değilde burada cereyan ediyor? yani neden muş'un bilmemney ilçesi değilde özellikle cizre birileri tarafından bir savaş merkezi, bir cephanelik haline getiriliyor? bu peşi sıra gelen özerklik ilanlarının, pkk'nın bu dönemde en büyük yığınağı yaptığı bölgeler olması allahın bir hikmeti mi? yani şey mi bu, nolur nolmaz diye belli yerlere silah depoladılar, yolları geçitleri bombayla döşediler, çocuklarının eline silah verdiler, ama tamemen tedbir amaçlı ha, "nolur nolmaz diye". sonra allahın işi ki, tesadüfe bak ki, özerklik ilan edilen yerler de bu bölgelerin ta kendisi oluverdi. tesadüfün de böylesi. bak allahın işine. sonra da polis asker geldi, yine tesadüf o ki, buradaki insanlarla savaşmaya başladı. maşallah bu kadar tesadüf yeşilçam da bile olmuyor.

    siz mi çok akıllısınız, yoksa bizi mi gerizekalı sanıyorsunuz?

    15 yaşındaki çocukların eline silah veriyorsan, 15 yaşındaki çocukları kullanılacağın, haysiyetsiz, onursuz bir savaş planlıyorsun demektir.

    aklınızı başınıza toplayın ahali!

    ***

    -peki tüm bunlar hangi zamanda cereyan ediyor? bölgede 90lardan beter, bıçağın kemiğe dayandığı, kürtlerin evlerden alındığı, ışid vari bir ortamın hüküm sürdüğü, bundan başka çarenin kalmadığı bi ortamda, son çare olarak mı 15 yaşındaki çocukların eline silah veriliyor?
    + hayır. tüm bunlar, hükümetle örgütün müzakere ettiği, devletin skandal addedilecek bir seviyede bölgeden el çektiği, bırak kültürel etnik herhangi bir baskıyı, çoğu zaman tatsızlık çıkmasın, olay olmasın diye alttan aldığı bi ortamda oluyor. her şeyin tamamiyle olmasa da yavaş yavaş normalleştiği bir ortamda cereyan ediyor.

    hımmmm, ben ikna oldum. evet kesinlikle bölgede gerekli olan, bu ortamda yapılması gereken buydu. bravo. doğru yoldasınız. barış gibi barış be. rahat batıyor rahat. abazanın eline kazma vermişsin, almış sapını götüne sokmuş.

    ***

    malum, pkk son döneme kadar daha çok dağ yapılanması etkin bir örgüttü. terörle mücadelenin büyük kısmı dağda veriliyordu. e peki ne oldu bu müzakere döneminde? devletin yarattığı bu ayarsız boşlukta pkk şehirdeki insanları milisleştirdi. başta gençlik örgütü denilen yapı olmak üzere, o boşlukta neredeyse herkesin eline bir silah verdi. hepsinden önemlisi "çocukların eline silah verdi". anladınız mı burayı? tekrar ediyim mi?

    çocukların eline silah verdi diyorum ahali, aklınızı başınıza toplayın!

    bak her şeyi anlarım, yapılan cephanelikleri, yığılan silahları, savaş hazırlığını hepsini ama hepsini bi mantıkta kafama oturturum. ama 15 yaşındaki çocuğun eline bomba verilmesini benim aklım almıyor. malum, bu olayın en haysiyetsiz şekli afrikada yaşanıyor, orada seviye 8-10 yaşa kadar düştü. bu gidişle doğu oradan beter olacak.

    80ler 90lar görmüş, o savaşın en onursuz halini yaşamış insanların, her şey iyi kötü normalleşirken göz göre göre çocuklarının buna alet olmasına göz yumması haysiyetsizlik başka hiç bi şey değil. hiç bir çocuk ölmesin, 16 yaşında sabinin ölmesiyle mutlu olacak değilim. ama, ya bir anne baba buna nasıl müsaade eder? 80ler/90lar yaşamış bir ana baba, çocuğunun sokakta elinde silahla, bombayla gezmesine nasıl müsaade eder?

    ***

    işin boyutunu, vahametini net olarak anlatan bir olay aktarayım size;

    pkk silopi'de yola el yapımı patlayıcı döşüyor. 4 özel harekat polisinin içinde olduğu aracın geçişi esnasında bu patlayıcı, kablolu düzenekle uzaktan infilak ettiriliyor. ve bomba patladıktan sonra araçtan çıkmaya çalışan yaralı polisler, bölgede konuşlanmış pkk'lı tarafından vurularak şehid ediliyor. bunu yapan, o el yapımı patlatıcıyı imal edip, o yola döşeyen, ve patlattıktan sonra sağ kurtulan askerleri infaz eden kim biliyor musunuz?

    "99 doğumlu bir çocuk"

    ahali! aklınızı başınıza alın!

    99 doğumlu çocuk diyorum, 99! 16 yaşındaki çocuk!

    aklınızı başınıza alın! 99 doğulu çocuğun cepheye sürüldüğü bi savaştan bahsediyoruz!

    15-16 yaşında bomba imal edip, insan öldürebilen çocuklardan bahsediyoruz aklınızı başınıza alın!

    pkk'lı biri çıkmış televizyonda hüngür hüngür ağlıyor, 100 kadar genç mahallede sıkıştı, kurtarın diye. bahsettiği 100 genç, işte bunlar.

    cizreli anne baba çıkmış diyor ki biz savaş istemiyoruz.

    iyi ki istemiyorsunuz. demek bir de isteseniz neler olacak?

    birileri gelecek 14-15 yaşındaki çocuğunun eline silah verecek, mahalleni boydan boya kazıp bomba döşeyecek, evini cephaneliğe çevirecek, sen tüm bunların karşısında zerre sesini çıkarmayacaksın. hepsini geç 15 yaşındaki çocuğuna bile sahip çıkmayacaksın. ondan sonra biz savaş istemiyoruz, iyi ki istemiyorsunuz. allaha binlerce şükür ki siz savaş istemiyorsunuz.

    **

    10 yaşımda çocuğum öldü diye ağlayan insan, 15 yaşındaki çocuğuna sen napıyorsun? demiyor. 12 yaşındaki çocuğunun şu durumuna sesini çıkartmıyor.

    ondan sonra savaş istemiyoruz çocuklarımız ölüyor, cenazemizi evden çıkartamıyoruz.

    ya siz mi çok akıllısınız, yoksa bizi mi gerizekalı sanıyorsunuz?!

    ulan sen daha kendi çocuğuna merhamet etmiyorsun, hangi yüzle kimden merhamet bekliyorsun. 15 yaşındaki çocuğunu askerle çatışsın diye sokağa, örgüte gönderiyorsun, bu çocukların sayısı 1 değil 5 değil 10 değil, 50 değil, senin adamın diyor en az 100 genç var diyor, ne kadarı kaç yaşında allah kerim. başka yerlerde ne kadar bu şekilde çocuk var allah kerim. bütün mahallendeki ne kadar genç çocuk sabi sübyan varsa elinde silah var. sen bana neyin merhametini anlatıyorsun?

    askerden polisten merhamet dileneceğinize kendi çoluğunuza çocuğunuza merhamet edin.

    sen 15 yaşındaki çocuğunun eline silah veren, verilmesine göz yuman, bundan rahatsızlık duymayan onursuz bir ebeveynsin, sen benden merhamet dilenme!

    şundan hiç bir farkınız yok. o zeytinyağı gibi daima üste çıkan, o küstah mağduriyetiniz kim olduğunuz gerçeğini değiştirmiyor, şunlardan hiç bir farkınız yok! aklınızı başınıza toplayın ahali! aklınızı başınıza toplayın! 9 yaşındaki kızına tecavüz eden baba'dan, para için kızını satan babadan, çocuklarını dilendiren anneden, özgecan'ın katilinden bi farkınız yok.

    http://www.milliyet.com.tr/…ladi--cuul85t26foo.html
    http://www.mehmetciktv.com.tr/…erini-yayinladi.html
    http://www.nerinaazad.com/…beklerin-basini-kestirdi

    bir de utanmadan sıkılmadna romantik romantik, "bizim çocuklarımız böyle büyüyor, cizrede çocuk olmak :(((" diye silahla, roketle, bombayla poz vermiş çocuk fotoğrafı paylaşıyorlar. aynen cizrede çocuk olmak :(( , 10 yaş falan geç, 7sine bastımı ver eline molotofu, cizrede çocuk olmak bunu gerektirir.

    olm bu işin en büyük sorumlusu sizlersiniz, şimdi çıkmış küstahça, küstah bir mağduriyetle aman dileniyorsunuz, bu iş dursun diyorsunuz. bu iş durmayacak kusura bakmayın. o sönmeye yüz tutmuş ateşe ellerinizle taşıdığınız benzin, yeniden göğe yükselttiğiniz ateş ilk sizi yakacak. değil buzdolabı derin dondurucu, antartikadan parça getirseniz, o evdeki cenazelerinizi soğutmayacak.

    hani diyorlar ya; "yan cizre yan, yan ki uyan!"

    kusura bakmayın yanacaksınız, bu şekilde devam ettiğiniz sürece ya bitene, ya uyanana kadar yanacaksınız!

    edit: iki entry daha ekliyorum buraya. ben bundan iki hafta önce aşağıdaki entryi yazdığımda, o beni israili yalamakla, iftira atmakla falan itham ediyordu o haysiyetsiz piçler. alın okuyun.

    (bkz: #54351354)
    (bkz: #54717417)

    edit 2: verdiğim 2. , bugün dbe'ye giren entry silinmiş. benim yazdığım entryi birinci ağızdan teyid eden bi entrydydi.

    şu da şurada dursun

    (bkz: evine bomba yığdığı halkı ekmeğe muhtaç eden örgüt)

  • yakın bir arkadaşım şırnak'ta özel harekat polisi.geçen hafta ankara'daydı.birebir,kendi ağzından orada olanları dinledim. (bu arada arkadaşım demişken,mahallemizin bir genci 92 doğumlu aramızda 9 yaş var).çocuk özel harekat eğitimini tamamlayıp,ilk görevine şırnak'ta başladı.söyledikleri şunlar;
    -abi,giderken bende diyordum her kürt pkk'lı değildir diye.doğrudur belki her kürt pkk'lı değildir ama ben orada pkk'lı olmayan kürt görmedim.
    -siviller ölüyor diye yaygara koparılıyor,doğru adamın üstünde sen-ben gibi sivil elbiseler var,ama senden benden farkı bir elinde keleş,bir elinde roket var.adamı vurduğumuz an,diğerleri silahlarını alıp kaçıyorlar.sonra bunun adı sivil ölüm oluyor.
    -sözlükteki,klavye başındaki pkk'lı yavşaklar,şimdi diyor ki : yok kadın öldü,yok çocuk öldü.onlarında elinde roket-keleş mi vardı?ellerinde roket-keleş yok ama orospu çocuğu teröristler bir köşede,bir mahallede,bir evde kıstırıldığında bu çocuklar-kadınlar o evlerin önünde barikat oluyormuş,polis-asker sıkmasın diye.
    çocuk diyor ki : abi evin damına çıkmış kadınlar,çocuklar yanyana durmuş,arayı bir açıyorlar roket geliyor,sonra geri kapıyorlar.yani kanı bozuk şerefsiz burda siviller ölüyor diye götünü yırtacağına,çoluğu-çocuğu kendinize siper etme.
    -özel harekat aracına mayınlı tuzak kurulmuş,öh polislerimiz şehit olmuştu.öh polisimiz,evladının parçalanmış bedenini elleriyle çıkarmıştı.baba-oğul öh polisleriydi hatırlayanlar hatırlar.benim arkadaşım olan çocuk arkada ki araçla geliyormuş,mayın patlamış,2.kurulan mayında,ilkinin basıncı ile patlamış bunlara birşey olmamış.o olayda çocuk diyor ki : bu olay mahellede,şehrin içinde oluyor ama sokaktaki evlerde,binalarda bir tane insan olmuyor,evler o gün terkedilmiş,sokakta bir tane insan yok.çünkü herkes o mayının,o gün patlayacağını biliyor.
    -yine diyor ki : devlet bize yardımcı olmuyor,elimizi-ayağımızı tutuyor.bir orospu evladı pkk'lı ateş açacak,sen ölmezsen karşılık vereceksin.bir kaç gündür,görüşemiyorum,umarım devlet dedikleri gibi,vur-indir yetkisini vermiştir.
    -kahbe diyarı cizre'yi de anlatttı.heryer mayınlı,tuzaklı.giremediklerinden bahsetti.pkk artık sadece mağarada değil,cizre'de evlerinde dedi.yetkiyi almış olmalı ki aslanlar,cizre'ye girmiş,analarını sikiyorlar ki bu piçler böyle ağlamaya başlamış.
    not:imla

  • lüleburgaz'daki adama bir haftadır uyku uyutmayan ilçe.

    ben askerliğimi ankara'da, askerden çok fazla sivil memurun bulunduğu bir kışlada yaptım. gazetecilik mezunu olmanın sıkıntılı tarafları insanın karşısına devamlı çıkıyor, burada da nasibimi aldım. kendi tertibim olan arkadaşlar memurların yanında görev alırken ben sırf bölümümden dolayı göz önünde bulunmayayım, yarın öbür gün gazeteci olursam burada görebileceğim sıkıntılı şeyleri yazmayayım diye gece kollukçusu yapıldım.

    bilmeyenler için anlatayım, gece kollukçusu kulelerde nöbet tutan askerlerin değişiminden ve var ise eğer kışla içerisindeki depoların gözetiminden sorumludur. silahlıkta, koğuşlar bölgesinde, depolar bölgesinde, santralde ve nizamiyede bulunan nöbet defterlerini imzalayıp nöbetçileri değiştirir.

    gece nöbetçileri en sıkıntılı, ortalıkta en az görülmesi gereken tiplerdir. bunun için gece görevlendirilip gündüz uyutulurlar.

    hacı ile burada tanıştım ben. cizreli. hacı iri, hacı kuvvetli, hacı kaba, hacı nobran. konuşmaz, dokunmaz, kavgaya bile karışmaz; sadece bakar. sert bakar ama. bakınca kavgaları bile ayırır. öyle bir bakar ki albay'a siktir çeken er bile susup kalır karşısında.

    -24 derecede, sabaha karşı kolluk atarken dışarıda gördüm bir gece ağlarken. allah allah. ulan hacı nasıl ağlar? kimi astsubayların bile çekindiği bir adam neden ağlar? bişey diyemedim, çekip gittim o gece.

    ertesi gece yine aynı. dayanamadım, gittim yanına. "hayırdır hacı?" dedim. bi bebek fotoğrafı gösterdi. düşük çözünürlüklü bi telefonla çekilmiş, çarşı izninde internet kafeden çıktısını almış; belli. "benim." dedi, "herab, ölecek.". ben anlattım, o dinledi o gece. ara sıra başını salladı, ara sıra tekrar ağladı.

    ertesi günün akşamında yine gittim yanına. "bebek nasıl?" diyorum başını sağa sola sallıyor. "öldü mü?" diyorum, tekrar sağa sola, "iyi mi?" diyorum yine sağa sola. rıdvan vardı vanlı, kürtçe'yi aç kalmayacak kadar öğretti bana 6 ayda. "abi" dedi, "napisen?, "konuşuyoruz." dedim. "biramin" dedi, "gundidir o, hiç türkçe bilmez. ondan nizamiyede." geldi, tercümanlık yaptı rıdvan. ben sordum, rıdvan çevirdi, hacı cevapladı. kızı mardin'e götürüp hastahaneye yatırmışlar, iyiye gidiyormuş. nöbet değişikliği saatine doğru ayaklandım ben, onlar da kalktılar. koluna hafifçe vurdum hacı'nın, o da elini omzuma attı. şöyle bi gülümsedi. ulan acaba kız iyiye gidiyor diye mi gülümsedi, yoksa dostça bana mı gülümsedi?

    cizre taraflarında bir mezrada doğmuş hacı. 18 yaşına kadar hayvan alıp satmak dışında cizre'ye bile inmemiş. 18'inde evlendirmişler, cizre merkeze yerleştirmişler. askere gelirken karısını 3 aylık hamile evde bırakmış.

    çok az kelime bilirdi hacı. hayatında cizre'ye bile en fazla 10 kere gitmiş adam ne bilsin? komutan, içtima, nöbet, kışla, çarşı, yemekhane yatakhane, mermi, mazgal, emredin, emredersiniz, sağ ol. hepsi bu kadar.

    her nöbet değişiminde doldur - boşalt istasyonuna gittiğimden olsa gerek "kurma kolu" derdi bana. "lan olm," derdim işaret ederek; "sen hacı, ben metin." başını sağa sola sallardı her seferinde. "ben hacı," derdi, "sen kurma kolu." her seferinde yarılırdık.

    "kurma kolu, cigaram heye?" derdi, sigara isterdi. "tınne." derdim, vermezdim. gülerdi. "para tınne, karı tınne, cigara tınne, sıkıntı zaf, roj zaf." derdim. para da karı da sigara da yok; şafak karanlık, sıkıntı çok demek isterdim. buna çok gülerdi. hasiktir demeyi bilmezdi lan. hasiktir denilecek durumlarda uzun uzun yüzüme bakar, "kurma kolu çek bırak!" derdi adam.

    astsubay vardı bi tane, kulakları çınlasın. "lan olm sevişiyonuz mu karanlıkta, nabıyonuz amına koyayım?" derdi. nöbetçi olduğu bi gece arkamızdan yürüyerek takip etmiş bizi, o gece nöbetçi olan bölük komutanımız nizamiye'ye gelip hacı'nın olmadığını görünce "komutanım bunlar ikisi de deli amına koyayım. biri kürtçe bilmiyo, biri türkçe bilmiyo; ha bire bişeyler konuşuyolar, ellemeyelim." demiş. gülüşmüşler.

    çok dertleştik hacı'yla. geceleri nöbet değişimine giderken ben nöbeti yoksa eğer o da gelirdi benimle. komutanlar da göz yumardı, bütün kışlayı gezerdik. o kürtçe anlatırdı, ben türkçe anlatırdım. onaylamamamız gereken şeylere olur, onaylamamız gereken şeylere olmaz anlamına gelen tepkiler verirdik. anlatan dinleyene ters ters bakardı önce, sonra gecenin kör vaktinde, ankara ayazında gülmekten katılırdık.

    benim kalbim bir haftadır cizre'de atıyor arkadaş. uyku uyuyamıyorum amına koyayım. vurmayın lan hacı'yı.
    kürt'tü; üstelik türkçe de bilmezdi ama askerliğini adam gibi yaptı hacı.
    eşine, çocuğuna kavuşmaktan başka isteği yoktu.
    bir an önce kavuşayım diye izin kullanmadı.
    vurmayın hacı'yı, vurmasınlar.
    yeni kavuştu sevdiklerine.

    edit: imla.