debe başlıkları

bedelli askerlik

  • 13 yaşımda askerli lise sınavını kazandım ve kuleli askeri lisesi'nin yolunu tuttum mülakat için. mülakatta elediler ve hayatımın en büyük hayal kırıklığını yaşadım. (benim dönemimde liseye kabul edilenlerden hiçbiri mezun edilmedi gerçi 15 temmuz sebebiyle. o da ayrı bir konu)

    yıllar geçti aradan ve "iyi ki kabul edilmemişim" diyorum kendime. neler gördüm bu 10 yılda:

    -afyon cephanelik patlaması
    https://www.cnnturk.com/…atlama/675625.0/index.html

    -askere pimi çekilmiş el bombalı ceza
    https://www.ntv.com.tr/…apis,0wzsuixjskaegwbxyomfdq

    -telefonla konuşan ere miğferle vurup öldürmek
    http://www.hurriyet.com.tr/…k-mi-olduruldu-40668590

    -kaza kurşunuyla ölen er
    https://www.cnnturk.com/…n-vurulan-asker-sehit-oldu

    -şakalaşırken tabancayla vurulan er
    https://www.cnnturk.com/…r-oldu/733467.0/index.html

    -komutanları tarafından tekmelenip ölen er
    https://www.cnnturk.com/…r-oldu/728303.0/index.html

    -cinnet geçirip arkadaşlarını tarayan er
    https://www.cnnturk.com/….2.olu/721143.0/index.html

    -kaza kurşunu
    https://www.cnnturk.com/…-olumu/726758.0/index.html

    -tartıştığı silah arkadaşını vuran er
    https://www.cnnturk.com/…r.etti/698769.0/index.html

    -tartıştığı eri vuran uzman çavuş
    https://www.cnnturk.com/…ehseti/694163.0/index.html

    bunlar sadece basına yansıyanların bir bölümü.

    onu geçtim. psikolojik şiddeti ne yapacağız?

    -nöbette intihar
    https://www.cnnturk.com/…ntihar/645973.0/index.html

    -kışlada intihar
    https://www.cnnturk.com/…r.etti/700247.0/index.html
    https://www.cnnturk.com/…r.etti/700247.0/index.html
    https://www.cnnturk.com/…ker-intihara-tesebbus-etti
    https://www.cnnturk.com/…ma-er-intihar-etti-iddiasi

    ve daha nicesi...

    asgari ücret kazanıyorum. boğazımdan kesip kenara atıyorum. eğlencemden kesip kenara atıyorum. bir tık kalitesiz giyinip kenara atıyorum. yeter ki kendini bilmez bir erin şaka kurşununa kurban gitmeyeyim. yeter ki dengesiz bir başçavuşun kurbanı olmayayım. yeter ki sorunlu komutanların tekmeleriyle can vermeyeyim. yeter ki ihmal sonucu patlayan cephanelik canımı almasın.

    çıksın, rahatlayın, rahatlayalım.

  • askerliğini yapmayanlar sokağa çıkamaz hale gelsinmiş. lan hırsızlar, tecavüzcüler, bebek katilleri, çocuk istismarcıları, hortumcular alayı sokakta volta atıyor sesin çıkmıyor, bedelli bekleyen adama goygoy yapıyorsun. nasıl bir kıskançlık, nasıl bir çekemezlik varsa artık.

    not: zengin mengin değilim, evim barkım var, kefeye bir kredi daha ekleyip diğerlerini ödemeye devam edebilme şansı için bedelli yapacağım.

  • tecili kaldırdım, işlemlerimi yaptırdım ve şubatta askere gideceğim. çıksa da çıkmasa da kesin gideceğim.
    ama inşallah bedelli çıkar da bekleyen arkadaşlar yararlanır. işi, gücü, eşi çocuğu olan için bedelli askerlik bir zorunluluktur. bende hiçbiri olmadığı için gidiyorum. inşallah çıkar da siz gitmek zorunda kalmazsınız.

  • resmen kaynak israfı şunu çıkarmamak.,

    ofisimde yüzlerce dosya yatıyor, onları paraya çevireceğim ve piyasada oradaki kişi sayısı kadar para dönecek, oradan gelen para ile ihtiyaç yada lüks fark etmeksizin tüketim yapacağım ve kendi adıma para sirkulasyonuna ikinci bir adım daha ekleyeceğim, ben ve benim gibi yüzbinlerce insan piyasaya milyarlarca lira para akıtacak.
    peki biz ne yapıyoruz. işle güçle meşgul olup, para kazanıp tüketim yapmak yerine, amip gibi oturup bu yaşımızda yüksek lisanstan doktoraya koşturuyoruz istemediğimz halde, hedefleyerek isteyerek yapanları tenzih ederim tabi de, mesleğimi icra edip hayatımın inşasına devam etmek yerine hiç ilgim olmayan bir konuda akademik kariyer yapmak, hele hele 30'a merdiven dayamış bir halde oturup test çözmek, aman belki çıkmaz da tekrar ales puanı gerekir diye mat-1 'i falan sıcak tutmak. ne bileyim, böyle acayip zul geliyor be hacı bu kadar işin gücün tantananın arasında.

    tek başıma koca bir ofisi sırtladım götürüyorum, işe zor yetişiyorum, bir personel alayım maaşını 4000 civarında tutabileyim, sigortasını falan yatırayım, işini sevsin, profesyonel bir partner gibi dört eliyle sarılsın işine, kan emici puşt işverenlerden olmayayım diye binbir hesap kitap arasındayım. ama ne oluyor?

    bir kağıt geliyor kapıma, eski okulunuzdan yaptığınız tehir iptal edildi şubatta askere geliyosun. nah geliyorum afedersin. sen gelirken biz dönüyorduk paşam. ben o tehirin üzerine emniyet sibobu olarak iki tane okula daha yazıldım okuyorum da haberin yok.
    tek yaptığınız şey ekmeğimi kazanmak için yoğun bir tempoda koşuşturacağım pazartesi günümün içine sıçıp, bütün hafta planımı baştan yazdırıp, beni yollara düşürmeniz oldu.kimbilir kaç bin kişiyi böyle huzursuz ve fuzuli meşgul ettiniz.

    bak şimdi, senin yaratacağın katma değerden ne olur?'cu hıyarlar açsın vergi mevzuatındaki gelişmeleri okusun resmi gazeteden. devlet sana diyor ki; abi gözünün yağında hamsi kızartayım, gel etme eyleme, boş boş dolaşma , iş kur, işletme kur, katma değer yarat, bana kdv öde, para kazan- harca bana yeni yeni katma değerler yarat. yeter ki yap bunu, ben senden gelir vergisi bile almayacağım, çok müşkül durumdayım allah rızası için katma değer yarat piyasa çok kötüye gidiyor yoksa. diyor. ben alt metni direkt böyle okuyorum. varsa aksi yönde bir analiziniz ,oturur dinleriz.

    bedelli askerlik gelmeli, kazan gibi olmuş kafalarımız bir nebze rahatlamalıdır.

  • saat 4:25 oldu, bu anasını siktiğimin şeyi çıkmıyor diye uyuyamıyorum. hayatımız karardı amına koyayım.

  • 2011'de çıkan bedelli askerlik yasasına katılım olmadı diye 2014'de yeniden bedelli çıkaran bir hükumet varken halen daha bedelli çıkmaz boşa uğraşmayın diyen tipleri gün yüzüne çıkaran askerlik türüdür.

    adamlar resmen kaçıranlar için bir daha tarzı kampanya yapmış, bugüne kadar hep çıkmaz denilen şey her seferinde çıkmış, pollyannacılık oynayan kim sizce ? he 1 yıl olur 2 yıl olur orası ayrı ama zaten tecili olan tecilli, bakaya olan da bakaya olarak hayatına devam ediyor. alan memnun satan memnun size ne oluyor ? eşitlik ilkesine aykırıymış yurtdışında 3 yıl çalışan 1000 euroya askerlik yapıyor bu eşitlik ilkesine aykırı değil mi ? veya iyi yerde tanıdığı olan gidip çürük raporu alıyor bu eşitliğe aykırı değil mi ? boş konuşmayınız geçiniz.

  • kalkıp burada kişisel dramamı detaylarıyla anlatacak değilim. sadece eğer bedelli yılın son demlerinde ya da 2018’in ilk yarısında çıkmazsa şu an güç bela kurmuş olduğum bütün hayatımı yitirme riskiyle karşı karşıyayım. 6 ay neyse geçer gider ama tekrar toparlanmam belki de iki yıl alır. bu sürede de gene öğretmen emeklisi annemin eline bakar olurum.

    bu mesele benim için çok önemli arkadaşlar. tamam belki her şeyi zamanında doğru kafayla tartıp, erken yirmilerde hayatımı çok düzenli bir şekilde yürütemedim. para kazanmam gerekiyordu, yüksek lisans iş güç falan derken askerliği erteledim. yaş oldu 28. şu an severek yaptığım iyi bir işim var ve güzel de kazanıyorum. ama daha hayatımı bir senedir kurmuş durumdayım, ve kenarda köşede bir birikimim yok. kirada yaşıyorum. bedelli çıkarsa bankadan çekip, biraz anneden babadan toparlayıp halledeceğim. hiç öyle bir tuzu kuruluk durumu söz konusu değil benim için. eğer bir mucize olmazsa ömrümü orta direğin çeşitli renklerinde sürdüreceğim.

    fakat eğer bedelli çıkmazsa işimi kaybedeceğim ve şu an zaten dünyadaki durumlar ve ekonomi nedeniyle daralma trendine girmekte olan iş yerimde döndüğümde iş bulamama ihtimalim çok yüksek. hal böyleyken tekrar ne zaman para kazanabilir duruma geleceğimi kestiremediğimden evimi kapatmak zorunda kalacağım.

    eşitsizlik hayatın her noktasında var zaten. anayasa önünde eşit olsak dahi, reel eşitsizliğin çeşitli formlarını okulda, iş hayatında; paranın, sosyal sınıfın ya da belli bir siyasi görüşten olmanın imtiyaza çevrildiği pek çok durumda gördük. ne çapsız insanlar nerelere geldiler; sadece şanslı doğduklarından ya da bağlantılarından ötürü.

    şimdi bedelli askerlik elbette bu reel eşitsizliğin tezahürlerinden biri olacak. bu kolayca yanlışlanabilir bir argüman değil.

    ama memleketteki derece derece, gani gani eşitsizlikler içinden bedelli askerliği ele alırsak eğer, biz bedelli askerlik isteyenler olarak kimseyi halihazırda olduğundan daha kötü duruma düşürmüyoruz. örneğin kamu sektörünü kendi adamlarımızla doldurup, oralara layık nicesinin hakkını yemiyoruz. bazı insanlar bedelli askerlik yapsa da bedelliden yararlanamayanlar, yararlanabilenler yüzünden zarara uğramıyorlar. adı üstünde ben bir sene boyunca oraya buraya borç ödeyeceğim, başka planlarımı erteleyeceğim. bedelli yaptım diye scotchumun içinde buzlu bademle gezmeyeceğim yaygın kanının aksine. askerlik herkesi öyle ya da böyle zora sokuyor. ben bu zorluğu halihazırda kendiliğinden de bir takım zorlukları olan hayatım için daha elverişli kılmak üzere bedeli neyse vererek savmak istiyorum. bu benim suçum değil, sistemi baştan yanlış kurduğumuz için yapısal bir sorunun neticesi.

    hal böyleyken anadolu kırsalında yaşayan ve maddi olanağı olmadığı için bedelli askerlik yapamayacak olan vatandaşın “gariban” olmasında hiçbir sorumluluğu olmayan ben neden kendi mağduriyetimi önlemek için bedelli istemeyeyim? üstelik devlet bunu daha önce defalarca kez yapmışken ve toplum buna rıza göstermişken. benim askere gitmemin kime ne yararı var? o devasa eşitsizliğin ne kadarını telafi edeceğinizi düşünüyorsunuz güç bela kurduğum şeyi yıkarak?

    benim diyeceğim budur. desteklemiyorsanız da gölge etmeyin başka ihsan istemeyiz.

  • özet: can derdinde, iş derdinde de olsan tsk seni askere almak ister. sana canın cehenneme demesi yetmezmiş gibi hayatının darmadağın olmasına da neden olur. biz de gelir burada bize vatan haini diyen bir güruha meramımızı anlatmak için çırpınır dururuz.

    yıl 2010. kpss ücreti 35 tl. kpss o zaman da 2 yılda bir yapılıyor b kadroları için. ailemle görüşmüyorum ve okulun son dönemi apandisit ameliyatı oldum. ameliyat olmak istemediğimi sınavlarımın olduğunu, burslu okuduğumu ve sınavlara giremezsem okulu uzatamayıp atılacağımı söylediğim halde doktor hanım zaten ameliyat olmazsam sınavlara giremeyeceğimi söyledi. çok ikna edici konuştunuz dedim. ameliyat olmak zorundaydım. oldum ve bir dersten kaldım. o zaman tek ders sınavı için 150 tl yatırdım ama kpss'ye param yok diye giremedim. olsun ileride daha güzel şeyler bekliyor dedim yoluma baktım.

    okul bitti iş yok, deneyim yok, dayı yok ulan aile bile yok, gerçi kız arkadaşım aileme haber vermişti, ameliyattan çıkınca ailemi karşımda gördüm. gitsinler diye iki günde taburcu ettirdim kendimi, bana vermek istedikleri 200 tl'yi paraları yoktur diye almadım. ilaçlarımı taburcudan üç gün sonra arkadaşımın sağlık karnesinden aldırdım. enfeksiyon kaptım bu yüzden ölüyordum. neyse ileride güzel olacak diyorum.

    bir kafede işe başladım, adamlar mafyaydı. neler gördüm o ayrı bir entry konusu. erkeğiz tabi mafya da olsa kaçmadım bir buçuk sene çalıştım. alesten yüksek puan aldım, 88 ea puanı. dil sınavımı 65'ten 75'e çıkardım mı meb bursu ile ver elini ingiltere. bir çağrı merkezinde işe başladım, kurum mühendislerine ingilizce teknik çeviri yapıyoruz, işimiz yüz bin dolarlarla hatta milyon dolarlık işlerin asistanıyım. dili de hallettim gibi artık sınavı ve meb mülakatını bekliyorum.

    bir telefon geldi baban hasta, bacağında sorun var orada baktırsak daha iyi olur. 5-6 ayda bir telefonla görüştüğüm ve hala aramızın kötü olduğu ailem bana muhtaç oldu. tabi ki gelsin dedim. meğerse bacak değil sorun. boyumuzu aşıyor söylemiyorlar. 3 ay içinde ingiltere hayallerim var ama plan öyle yapılmaz. geldi babam sorun pankreasmış bacak değil. kitle varmış, ona emekli ol son zamanlarını iyi geçir demişler. pankreas kanseri en fazla 8 ay yaşatır eğer ultra zenginsen 5 yıl. hastane süreci başladı. meğerse pankreas değil lenf kanseriymiş. onda kurtulunabiliyor o kanser cici. ama lenf tanısı konacak o bir hafta ne yaşadım ben biliyorum. babamın lenf kanseri olmasına olan sevincimi anlatamam burada. tedavi başladı ve iyi gidiyor bir belge geldi ağustos'ta askersin . gittim anlattım babam kanser, yanımda tedavi görüyor. gidersem mahvolur. yapacak bir şey yok, en fazla bir celp dönemi erteletebiliriz dediler. koca tsk babası kanser olan birine bunu dedi. bu cümlenin ne manaya geldiğini size bırakıyorum, sövmeyeyim. ben bu ülkeden kaçıp gitmeyi düşünürken babam sebebiyle bir süre daha kalmaya karar verdim ama devlet peşimi bırakmıyor. babanı bırak ölsün, bize kışlada lazımsın sen diyor.

    puanlarım yüksek ya mihnet etmedim tsk'ya, gittim karşıma ilk çıkan istemediğim bir bölümden yüksek lisansı çaktım hemen. artık tsk bile babamın tedavisine engel olamayacaktı. ama hem iş, hem okul, hem hastane, bir de üzerinize afiyet güzeller güzeli tuğçe. tuğçe'nin güzel olmasının burada ne işi var diyorsunuz değil mi? tuğçe güzel olduğu kadar da zor, seviyorum ama eyvallahım yok, bunca derde o da ekleniyor tabi. tek bir saniyem boş değil, boğuluyorum. sıkıntılar bitecek ileride daha güzel olacak diyorum. oluyor mu?

    olur mu hiç!
    bir sene sonra babamı kaybediyorum, artık büyük bir ailenin en büyük erkeğiyim, omuzumda dağlar var. bana ait olmayan bir işi reddettiğim için, tek bir gün raporum, tek bir tutanağım olmadığı halde işten atılıyorum. işe iade davasını iki buçuk sene sonra kazanıp haklılığımı ispat ediyorum ama o sürede sadece çeviri ve özel ders ile hayatımı kazandığımdan dolayı borçluyum. iş de bulamıyorum referanssızlıktan. tuğçe'ye de katlanamamışım ya da benden adam olmamış, bilemedim. yüksek lisansı da uzatıyorum askerlik belası yüzünden. 2014 aralık ayında bedelli çıkıyor. her şey müsait, her şey istediğim gibi. bankaya gidiyorum kredi için. çalışmadığınız için mümkün değil diyorlar. aileme de emekli olduğu için kredi vermiyorlar. kimseye eyvallahım da yok ya arkadaşlardan da istemiyorum. ne de olsa ileride güzel olacak diyorum.

    başvuru süresi bittikten bir ay sonra iyi bir işe giriyorum. durumu toparlıyorum bu defa da bedelli çıkmıyor. yüksek lisansı da bitiriyorum hem o kadar emek verdim, uğraştım, hem de yaş sorunu yüzünden atılmayayım, etiketim olsun, mezuniyet durumum yükselsin diye. doktora yaparım diyorum. ama yüksek lisans bölümümü babamın sağlık durumu sebebiyle alelacele ve gayri ihtiyari seçtiğim için doktora bölümlerine başvuru şartlarını sağlayamıyorum. neyse ileride daha güzel olacak deyip azmediyorum.

    azmediyorum da tsk belge ile beni askere çağırıyor bir de sağolsun ptt kart veriyor artık. gidiyorum şubeye anlatıyorum: bakın ben özel sektörde çalışıyorum, bu işsizlikte gidersem askere işimden olmayı bırakın, döndüğümde iş bulamam, ailemin en büyük erkeğiyim onlara da yardımcı oluyorum, öğrenim borcumu ödüyorum diyorum, tsk bana bize lazımsın diyor.

    iki dönem bakaya kalıp bir doktora programına yerleşiyorum. artık 4 sene bana bulaşamaz tsk. şimdi o doktora bölümündeyim. sorun geçici olarak çözüldü ki bedelli elbette çıkacak ve vaktim var. tsk beni askere alamıyor. ama devletin zor zamanımda (ki gerçekten yukarıda ifade edebildiğimden çok daha zordu yaşadıklarım) yanımda olması gerekirken adeta bir düşman gibi tam karşımda yer almasını anlayamıyorum, hazmedemiyorum, unutamıyorum ve unutmayacağım. babamın sağlık durumundan, eğitimimden, özel hayatımdan ve iş hayatımdan alıp götürdüğü bu kadar şey varken askerliğin, bu zorunluluğu nasıl görev olarak görebilirim; üstelik bu kadar şeyden sonra? bana canınız cehenneme diyen bir kuruma nasıl hizmet etmem beklenebilir?

    bedelinin bir ihtiyaç olduğunu bunlara mi anlatacağız?

  • 88'lileri kapsamayıp 89-90-91-92 şeklinde olması gereken askerlik türü. ne cenabet bi kuşakmışsınız siz ya? bizi de yaktınız.

  • yıl 2013, youtube'dan para basıyorum o dönemler.
    sistemimi oturtmuş ve rayına sokmuşum. okulu da bıraktım (üni'den kaydımı sildirdim), ki emekliliğimi yaşayacak kadar birikim ve geleceğe yönelik yatırımımı da yapmışım.
    bir an önce askere gideyim de aradan çıkarayım diye düşünmekteyim, hem böylelikle askerlik sürecinde(uzun dönem) harcamalarım da minimum seviyeye inecek ve böylelikle ekstra bir birikim daha yapmış olurum diye düşünmekteyim.

    gün geldi bedelli askerlik yasası çıktı(2014), ve tanıdığım tüm lise veya askerliğini yapmamış yakın arkadaşlarım bedelli askerlik ile işlerini hallettiler. işini gören bana geliyor ağız yoklamaya, sen de ödedin mi diye.
    "hayır" cevabını alan inanamayıp tekrar soruyor. sonra binbir türlü akıl verme polemikleri başlıyor aramızda, işte ne yapacaksın gidip, amelelik falan fişman vs hepimizin bildiğiniz laflar sözler işte.

    ama kafaya koydum gidip askerliğimi yapacağım. aynı zamanda askerliği "hayatıma belki ekstra bir deneyim ve tecrübe katar" diye görmekteyim. neyse bedelli askerlik yasası geldi geçti, tanıdığım herkes(lise arkadaşlarım, yaşıtlarım, çevrem) bu yasadan yararlandılar. askerlik derdinden tek kurtulmayan ben kalmıştım ortamda.

    yasanın geçerlilik sürecinin bitmesinden kısa bir süre sonra bir gün ruh ve psikolojik olarak kendimi hazırladım ve şubeye gidip başvurdum. yığılma var, 1 yıl sonra gel dediler ve geri postaladılar beni. açıkcası bu cevabı beklemiyordum, çünkü her şeyimi askere alınacağım yönünde hazırlamış ve ayarlamıştım.

    neyse askerliğin kapısından böylelikle geri dönmüş oldum ve 1 yıl boyunca boş boş gezdim tozdum keyfime baktım. derken bir gün ekşi'de köprüler kapatıldı asker barikat kurdu gibisinden bir şeyler okudum. tv'yi açtım bir baktım o da ne, darbe girişimi...

    bu süreci dikkatle takip ettim, gerçi tv'de gösterilenler yaşananların belki sadece 5'de 1'i idi. çevremden arkadaşlardan dostlardan anlık olarak videolar gelmeye başladı. parçalanmış ve etrafa savrulmuş insan uzuvları...
    kim kime darbe yapıyor onu anlamak zaten güçtü, iktidar iktidarla çatışıyordu işin komik yanı. öküz öldü ortaklık bozuldu mevzusu.

    bu zaman diliminde, suçsuz yere yobazlar tarafından katledilenler erler, suçsuz yere parmaklıklar arasında çürüyen emir komuta zincirinin el alt kademesinde bulunan yine erler, binbir türlü hakareti işitip aşağılanan yine erler. düşündüm ve dedim ki "ulan insaf, en alt tabakadaki izmarit toplayıcı grubu olan erleri nasıl yargılayabiliyor devlet darbe suçundan".
    bu erler mi organize etti, planladı darbe girişimini veya ayaklanmayı?
    bunların suçu neydi?
    o tsk'nın sınırından içeri girdiğin an, askerliğini yapmış ve yapmamış olanlar dahil bilir ki bağlı olduğun komutanından hariç kimseyi tanımazsın tezkereni alana dek. o ne derse o olur. emir demiri keser.

    yani bu olayda;
    - hem devlet zoruyla tsk'ya alınıyorsun.
    - hem yine devletin bir kolu zoruyla darbe girişiminde yer alıyorsun.
    - hem devlet eliyle yine yargılanıp taşlanıyorsun şeytan gibi.

    tek suçun, milli vazife diyerek askere gitmek... ve bir bakmışsın, hayatın alt üst olmuş, dünyan kararmış. ölmekten beter olmuşsun.

    belki, askerlik şubesinde başvurduğum dönem yığılma olmasa ve beni almış olsalar idi ben de o gariban erlerden biri olacaktım şu an kim bilir.

    bu süreçten sonra pişman oldum, bedelliden yararlanabilme hakkım olmasına rağmen bunu kullanmadığım için.
    yarın bir gün aynısının olmayacağı ne malum? fetö gider, tetö gelir, tetö gider sekö gelir.
    devlet, hem göz göre göre bunlara müsade ediyor hem de sonrasında kırbaçlıyor...

    yok sağ olun ben almayayım bundan sonra, bakaya spor olarak beklemekteyim yeni bedelli askerlik yasasını.
    açıkcası, yargı ve adalet konusunda devlete ve tsk'ya olan güvenim sarsıldı.
    ki ben, çocukluğumda siyah beyaz tv'de trt'nin yan kanallarında askeri marşları, koroları ve propagandaları ağlaya ağlaya zorla açtırtıp izleyen biriydim.

    son söz olarak diyeceğim şu ki; bazı değerlere olan saygımı sarstı ve vicdanımı incitti bu son yıllar da olan olaylar. tek bahanem bu.

    ister korkak desinler, ister hain desinler. ben vatan ve askeriye konusunda duygusal biriyim, kalbi kırılan ve güveni sarsılan sevgiliyi geri getiremezsiniz.