debe başlıkları

beşiktaş

  • abdestinizi tazeleyin, maç duamız hazır !!!

    bismillahirrahmanirrahim

    eeeyyy geceyi karanlık, gündüzü aydınlık, atiba'yı siyah, talisca'yı çikolata renkli , gökhan töre'yi turuncu, medel' i bal porsuğu gücünde yaratan yüce rabbimiz;

    sana hamdü senalar, yüce peygamberlere ehlibeytine salat ve selam olsun.

    ya rab, bizlere kereminle lütfet ki, galibiyet 3 puanı yanında bu bayern münich denilen takımı sahadan silip harika bir oyun oynamamızı niyaz eyle.. gecemizi bayram et.

    rabbim hazreti muhammed'in hatırına bizim şu maçı kazanmamıza inayet et. bize maç sonrası "umutlandırıp utandırmayın" dedirtme..

    aşmeti tâ arşa varan, ey kerîm ve lütufkâr rabbim, beşiktaşlı futbolcu kullarına güç ver, şenol güneş hocamıza yüksek oyum görüşü ve taktik zekası bahşet. yaklaşan mübarek üç aylar hatrına bizi galibiyet ile taçlandır.

    mülkün sahibi ve hâkimi rabbim, sen kartallarımın rüzgârına rüzgâr kat, taraftar kardeşlerime güç ver, dualarını kabul eyle, dünyanın heryerinden yüreği kartal aşkı ile atan ve bu gece heyecandan uyuyamayan beşiktaş'lı kullarına galibiyet sevincini yaşamayı niyaz eyle..

    ey kerîm ve lütufkâr rabbim, sen bizi son dakika gollerinden, çıkarken kaptırılan toplardan, yenen basit gollerden, hakemin yanlı yönetiminden, gereksiz kırmızı kartlardan ve quaresma'nın saçma hareketlerinden koru. şutlarımızı direkten döndürme, haksız şekilde lehimize verilen kararlardan da koru..

    ahkemü'l-hâkîmîn; ite, köpeğe, yanlı basına, fenerbahçe ve galatasaray taraftarına, ekranlardaki spor programlarının manipülatif yorumcularına, kara taşa ,kor ateşe, yıldıza, aya, güneşe, dağa, taşa, şampiyon kartal yazmayı nasip eyle !!!!

    (amin.)

    allah yar ve yardımcımız olsun. haydi göreyim kartallarım!

    vurduğumuz gol yediğimiz offside olsun...

  • taraftarları gerçekten zıvanadan çıkmış takım (yukarıdaki birkaç entryi yazan taraftarları ve düşünce yolu bu şekilde olanları tenzih ediyorum zaten onlar da durumun farkındadırlar). galatasaray'ın fenerbahçe'nin başlıklarına bakıyorum takımları yenildiğinde sürekli kendi takımlarına yükleniyorlar, bu taraftar güruhu ne zaman takımları sendelese sürekli rakip takıma, rakip takım taraftarlarına ve teknik heyetine küfrediyor. ya bu nasıl bir salaklıktır gerçekten hakem oyunda futbolcuna sarı kart gösteriyor sen gidip maçla hiç alakası olmayan başka bir rakip takımın teknik direktörüne küfrediyosun. bunun mantıklı bir açıklaması yok olamaz da.

    takımı futbol adına hiçbir şey oynamadan puan kaybediyor bu beyinsizler maçta küçük büyük fark etmez bir hakem hatası kovalıyor bulunca hemen küfürler havada uçuşuyor evet çünkü "herkes beşiktaşa düşman herkes beşiktaşın yok olmasını istiyor" tffsi mhksi ligin geri kalan 17 takımı kulübü kapattırma derdinde. bu nasıl bir paranoyadır, bir de birbirlerinden güç alıp bu paranoyayı kolektif bir hale dönüştürüyorlar. "evet renktaşım evet bizi bölmeye çalışıyorlar bizi bitirmeye çalışıyorlar" diye.

    sözlükte futbolla ilgili her yerde terör estiriyorlar. rakip takımın maçına atanan hakeme maç oynanmadan kesin şike yapacak diye küfrediyorlar. maç oynanıp bittiğinde rakip takımları puan kaybettiğinde istediklerini alıp bir iki dalga geçip bir dahaki hafta için pusuya yatıyorlar. yine maçtan önce rakip takımın teknik direktörünün başlığının altına yok şöyle ağlayacak yok böyle ağlayacak kesin puan alacak diye yardırıyorlar. puan kaybedince yine dalga geçip haftaya olacak maçı bekliyorlar. rakip takımları maç yapıyorsa kesinlikle her şey ama her şey rakip takımın lehine olacak çünkü hep rakip takımları "birileri" (mhk tff bütün ülke onlar haricinde) kolluyor.

    kendi takımlarının başlığının altına bakıyorsun "beşiktaşımızın, sevgilim beşiktaşım, beşikt-aşkımızın şöyle sikeceği böyle koyacağı maçtır" diyorlar ardından bu olmayınca tekrar diğer başlıklara yardırıp küfür ediyorlar. hayatımda bu kadar insanın aynı anda sanki söz birliği yapmışçasına ve tekrara düşerek böyle aptallıklar yaptığını bir bu ülkede gördüm. siyasetinden sporuna her yerde var. sikeyim fenerbahçesini galatasarayını beşiktaşını bi kendinize gelin yeter

  • "zorlu fikstür", "öldürücü fikstür" falan yok yahu, bizim taraftar bir garip. konya maçını yenemezsen diğer maçların hiçbir anlamı yok. seneye şampiyonlar ligine gitmezsen son 2 yılda arkana aldığın maddi manevi tüm rüzgarın kaybolur. "come to beşiktaş" şampiyonlar liginde olduğumuz için güzel. uefa avrupa liginde kimse tınlamaz, duymaz bile.

    beşiktaş şampiyon olamasa bile 2. olup şampiyonlar ligine gitmek zorunda. asıl hedefi bu olmalı. bayern'e eleniriz, fenere eleniriz üzülmem. ama mutlaka ilk 2'ye girmemiz lazım bu sene.

    bunun için de konya'yı yenmek şart. kalanına konya maçı bitince bakarız.

  • şampiyon olması, hatta ikici olması mucize olur.

    ama bu takım şampiyonluğu malatya maçından sonra futbol oynamayan oyuncuları alkışladığı, bağrına bastığı gün kaybetti. o gün oyunculara "cl'deki başarı bize yeter, lig olmasa da olur, canınız sağolsun" mesajı verildi adeta. o günlerde bu işin böyle gitmeyeceği takıma hissettirilebilseydi belki birşeyler değişebilirdi.

  • beşiktaş antipatik olmadı. siz çekememeye başladınız. teşekkürler.

  • https://goo.gl/jaugfe

    yukarıdaki resimle övünen orospu çocuklarına gece gece dert olmuş takım.

  • en büyük zararı kendi taraftarından gören kulübüm. bu durumu kısa bir şekilde, örneklerle açıklamaya çalışacağım.

    ilk örnek; demirören'i yaptığı yanlışlar dolayısıyla eleştiren taraftarlara karşı açılmış olan 2 kupayı unutma vefasızlık yapma pankartı. beşiktaş'ın belki de geçtiğimiz 10 yılını çöpe atmış ve günümüzde de yaptığı büyük yanlışların sıkıntısını hala çektiğimiz yıldırım demirören'i savunmak için 2009'da bu pankart açılmıştı. (bu maçı hatırlayanlar, o gün kapalı tribünde çıkan kavgaları hatırlayacaktır.)

    yine çarşı grubu tarafından açılmış bir pankarta bakalım. şu pankarta söyleyecek tek kelime dahi bulamıyorum. acizlik ve zavallılıktan başka bir şey değil. maalesef taraftar kitlemizin birçoğu şu pankarttaki düşünce yapısında. (mantıklı ve düşünebilen taraftarları ayrı bir yere koyuyorum.) bu da bonus

    herkesin takdiridir ki, taraftar kitlemiz maalesef aşırı romantiklerden oluşuyor. 2 gündür sosyal medyada quaresma'ya karşı şiddetli bir tepki var(haklı olarak). ama herkes biliyor ki, bu tepkiler, vodafone park'ta quaresma'nın yapacağı ilk trivelada ya da rabonada birçok kişi tarafından unutulacak.(mantıklı kesimi yine ayırıyorum) doğal olarak bu kitle yüzünden, quaresma oyundan çıkınca hocaya eldiven atmaya da, saha içinde alvaro negredo'ya gider yapmaya da devam edecek. her duran topun başına geçmesini saymıyorum bile.

    bizim taraftarların büyük çoğunluğu arasında ki bir diğer büyük sorun ise; eleştiriyi küfür olarak algılama sorunu. örneğin; şenol güneş'i mi eleştirdin? direkt olarak 'beşiktaş düşmanı' yaftası yapıştırılıyor. kimse kimseye istifa çığırtkanlığına zorlamıyor, ama yanlış gördüğün bir şeyi de beşiktaş'ın iyiliği için halının altına süpürmeden, zamanında dile getireceksin. bu kulüpteki herkes birer maaşlı personeldir ve hepsi eleştirilebilir. bu kulüp, teknik direktöründen futbolcusuna kadar kimseye boşuna para ödemiyor. duygusallığa gerek yok, herkes görevinin en iyi şekilde yapmalıdır. duygusallığın başladığı yerde profesyonellik kalmaz. sen asgari ücretle çalıştığın işinde bir gün isteksiz ol bakalım, patron sana neler yapıyor.

    bu taraftar, tolga zengin hata yaptığı zaman tepkisini koymasa, şu an belki de kalede fabri diye bir adam yoktu. büyük bir takımın en güçlü olduğu yeri tribünleridir. hiç kimse unutmasın ki, biz o stadı doldurduğumuz için bu kulüp ayakta kalıyor. biz taraftarız, yani endüstriyelleşen futbolda bir nevi müşteriyiz ve bu dünyadaki her kulübün amacı da müşterisini memnun etmektir. taraftar öncelikli olarak kendi gücünün farkına varmalıdır, gerisi zaten gelecektir.

  • artık ciddi ciddi şenol güneş'in beşiktaş ile bu sezonu dahi bitirecek motivasyonu kalmadığına inanmak üzereyim.

    dün oynanan (bkz: 23 aralık 2017 sivasspor beşiktaş maçı) beşiktaşın bu sezon türkiye süper liginde oynadığı en iyi deplasman performansıydı diyebilirim. özellikle ilk devre gol yemesine rağmen ben maçı çok net kazanırım performansı gösterdi beşiktaş. beşiktaş defansında özellikle medelin rakibi boğan ribaunt performansı bütün dönen topların beşiktaşta kalmasını sağladı. atak üzerine atak geliştirirken bir çok gol pozisyonu da kaçırıldı.

    elimden geldiğince üzerinde beşiktaş forması olan bir futbolcu için olumsuz fikirler beslemek istemem. ricardo quaresma konusunda zamanında bu platformda şunları yazmışım. "bu gelişi gidişine benzemeyecak. artık takımda portekizli yok. quaresmaya "al,ne yaparsan yap forma senin" diyecek bir teknik direktör yok. üstelik quaresmanın artık profesyonel hayatında beşiktaştan başka bu maaşları alabileceği bir başka takım da yok. quaresma da bunun farkında olmalı ki neredeyse teneke bağlanarak gönderildiği beşiktaşa hesabı kapatmaya geliyor. " ama gelinen noktada quaresma al ne yaparsan yap forma senin durumunda. şenol güneş'in adam yönetimi konusunda ne kadar başarılı olduğunu hepimiz bizzat beşiktaşı yönettiği ve şampiyon yaptığı ilk iki sezon gördük. kadrosu her an büyük ölçüde değişen, kurduğu stoper tandemiyle 10 maç oynayamamış bir teknik direktör olarak iki yerel lig şampiyonluğu kazandı. üstelik problem çıkarma potansiyeli yüksek olan quaresma,talisca gibi sorunlu futbolcularla. ama bu sezon başından beri özellikle lig konusunda şenol hoca motive olmakta zorlanıyor gibi. geçtiğimiz iki yılda hocanın sezon başı kampında takımı çok iyi hazırladığına, ligde istikrarla oynayan bir ilk onbir kurduğuna ve ismi ne olursa olsun asla hiçbir yeni transfere formayı hemen teslim etmediğine şahit olduk.

    peki bu sezon başı ne değişti? sezon başı beşiktaş hocanın istemediği bir şekilde iki günlüğüne çine gitti. pazarlama çalışması için yapılan uzun vadeli bir plan gereği yapılan bu uzun seyahat şenol hocaya takımı hazırlayacak zaman bırakmadı. sezon başı hocanın istediği tam takım 15 günlük çalışma kampı sağlanamamış oldu. zaten transfer süreçleri hep sezon başlayınca tamamlanınca bir sorun daha eklenmiş oldu. buarada şenol hocanın ısrarla istediği burak yılmaz transferi yönetim tarafından kabul görmeyince sanki ipler küçük çaplı koptu gibi. üç yıldır sol ayaklı,ivmeli bir stoper istiyorum diye bas bas bağıran hocaya 2018 yılına gireceğimiz bugünlerde hala istediği tarzda bir oyuncu alınmadı ki hala forma tosicte. hoca burak yılmazı niye istedi bilemiyorum. bence dil konusunda ki dezavantajından olabilir. sonuçta hocanın yabancı dili yok bildiğim kadarıyla. üstelik türk futbolcuların üzerinde defalarca yaptığı kariyer patlamaları da ortada. selçuk inandan burak yılmaza kadar çalıştığı türk futbolcular ile çok daha verimli sonuçlar aldığı reddedilemez bir gerçek. üstelik burak yılmaz ligde de şampiyonlar liginde de asla azımsanmayacak kadar çok golü bulabilir. beşiktaş tribünü gereksiz bir biçimde burak yılmazı veto etti, beşiktaş yönetimi bu riski almak istemedi ve sonuçta burak yılmaz beşiktaşa alınmadı. şenol hocanın aklında hala bu sorunu aşamadığını düşünüyorum. özellikle negredo konusunda hem teknik anlamda istediği gibi bir santrafor olmaması hemde burak yılmaz boştayken negredonun alınması hocanın aklında bir önyargı olarak duruyor gibi. yoksa dün oynanan sivas maçında negredonun oyundan alınmasının ve akabinde takımın oyun üstünlüğünü net bir şekilde kaybetmesinin başka açıklaması olamaz.

    devam edeyim. geçen seneye göre başka ne değişti beşiktaşta? tamer tuna. net cevap. tamer hoca şenol hocanın sevdiği ve bence dikkatle dinlediği bir yardımcı antrenördü. şeref çiçek hocaya yakın duruyor şuan maçlarda. asla kötü bir hoca değildir şeref hoca ama tamer hoca sanki şenol hocanın hata yapmasını engelleme konusunda daha başarılıydı gibi geliyor bana.üstelik gayet iyi bir teknik bilgisi olduğunu tek sorumlu olduğu ilk teknik direktörlük deneyimi olan göztepede hepimize kanıtladı sanıyorum. şenol hoca tam olarak kabul etmekten çekinse de tamer tunanın gidişi özellikle yerel ligde şenol hocanın elini biraz zayıflattı gibi.

    peki buna rağmen şampiyonlar liginde beşiktaşın avrupa tarihi boyunca başardığı en büyük başarıyı nasıl kazandı dediğinizi duyar gibiyim. bu soruya bence mantıklı tek bir açıklamam var. tecrübe. takımda azımsanmayacak tecrübede oyuncular var. adriano,pepe,babel,quaresma,medel. türk futbolcular da artık avrupada tecrübesiz diyemeyeceğimiz futbolcular. oğuzhan,tolgay,cenk hatta necip bile belli bir tecrübede. özellikle pepe ve adriano takımın şampiyonlar ligine adapte olmasında bence çok büyük rol oynadılar. grupta bu adamlar tecrübesinde tek futbolcu bence portodan casillastı. leipzigin yetenekli olduğunu fakat tecrübe bakımından sallandığını vodafone parkta hepimiz gördük. monacoda geçen seneki kayıplarını tam dolduramamış ki grupta başarılı olamadı. yani mealen rakiplerin tecrübesizliği ve kadro kalitelerinin düşüklüğü beşiktaş kadrosunun tecrübesi ve kalitesi ile birleşince beşiktaşın gruptan namağlup çıkışı gerçekleşti. buna şenol güneş'in şampiyonlar ligi grubundan 2 kez son maçta çıkamayışı konusunda bu yıla özel geliştirdiği ekstra motivasyonda fazlasıyla etkili oldu. hepsi biraraya geldiğin şampiyonlar ligi deneyimi bu yıl hepimiz için efsane statüsünde geçti. ama yerel ligin ilk devresini 17 maçta 30 puanla tamamlamak hepimiz için fazlasıyla üzücü. aslında daha üzücü olan paragrafın en başında yazdığım gibi dünyanın en iyi teknik direktörleri arasına herkes tarafından yazılan şenol güneş'in beşiktaşta kalmak ve başarılı olmak ile ilgili motivasyonunu kaybetmesi. bu konuda başkan fikret orman da üzgün olmalı ki kendi sosyal medya hesabından şenol hoca ile ilgili video yayınladı. orada belirttiği gibi başarı sevgi,saygı ve istikrar ile olur. kırgınlıkları,küskünlükleri uzatmadan her profesyonel sözleşmesinin gereği yerine getirmekten imtina etmemelidir. şahsi temeninim şenol güneş'in uzun yıllar beşiktaşta aynı azim ve kararlılıkla kalması ve birlikte bu ülkenin tiranlarına inat en büyük uluslarası başarılara imza atmaktır. geçmişte ülke futbolunun içine eden zihniyetlerin eski günlere dönebilmek için güçlerini birleştirdiği şu günlerde bize düşen beşiktaşa sahip çıkmaktır. özellikle dün twitterda gördüğüm şenolgüneşistifa hastagı bilinçli bir şekilde beşiktaşlı olmadığı bilinen ne idüğü belirsiz tiplar tarafından çıkarılmış bir kampanyadır. aklıselim hiçbir beşiktaşlının bu tip neyi amaçladığı belli kampanyalardan bireysel olarak uzak durmasını salık vermeliyim.

    son olarak arda turan meselesine de kendimce bir yorum yapıp bu okuması uzun entyrime son vericem. arda turan sahada futbol oynamak istediği sürece bu ülkede yetişen en yetenekli futbolculardan biridir. kalitesi,kariyerine yaklaşabilen henüz yok. ama kendisini neden olduğunu anlamadığım bir şekilde mental olarak düşüş yaşadı. madridde olup barcelonada olmayan şey neydi bilemiyorum ama herneyse ardanın mental olarak zorlanmasına neden olduğu kesin. kariyerinde tekrar bir yükseliş arıyor. kendini tekrar kanıtlamak istiyor. doğru kişilerle çalıştığı kesin ama mentör olarak birilerinden yardım alıp sadece futbol sahasında performansı ile kendini kanıtlamak istiyorsa beşiktaşta yada dünyanın herhangi bir yerinde başarılı olabilir. ben beşiktaşa gelmesine aynı burak yılmaz'ın gelişi gibi karşı değilim. şenol güneş ile yeniden doğabileceğine inanıyorum. ama hiç arda ile anmak istemediğim gruplaşma, adam ayırma gibi şeyleri takımda yapacaksa ve takım huzurunu bozacaksa hiç gelmesin. avrupada devam etsin. futbol oynamak ve kendisini istemeyen galatasaray camiasına cevap vermek istiyorsa buyursun gelsin. bu konuda beşiktaş yönetimi de arda ile imzalanacak sözleşmeye özel maddeler koyabilir. özellikle medya ilişkileri konusunda. atletik özellikleri düşük fakat yeteneği ve tekniği tartışma götürmeyen arda doğru çalışırsa yine bu ligin en değerli oyuncusu kolayca olabilir. asıl soru arda bunu istiyor mu?

    beşiktaş ardayı alsa da almasa da forvet arkasına bir transfer mutlaka düşünmeli devre arasında. hatta iyiyse ve sözleşme sorunu yoksa yine sosa gelebilir. medelin arkayı süpürdüğü oğuzhan ve sosanın hücumu organize ettiği babel ve lensin kanatlardan aktığı bir beşiktaşta beni santrafor koysanız gol kralı olurum. tabii benteke ihtmalini filan hiç söylemiyorum. benteke gibi bir santrafor şenol hocanın elinde uçar.

    oldukça uzun ve okuması zor bir yazı oldu. buraya kadar sabırla okuyup gelen dostlara teşekkür ederim. enseyi karartmaya gerek yok. birbirimize sarılsak yeter. başta şenol hoca ve fikret başkan sarılsın. gerisi gelecek zaten. 2018 iyi bir yıl olsun hepimiz için. şimdiden iyi yıllar herkese.

  • kale gibi defansına domagoj vida gibi kaliteli bir stoper ekleyen canımız ciğerimiz. bir tane de sosa tarzı underdog bir ofansif orta saha alırsak(şart değil gerçi) aç kadroyu transfermarkt'ta seyret.

    bir de vida'nın sağ bekte de oynayabildiğini belirtelim. sık sakatlanan veya yorulan gökhan gönül'e iyi bir alternatif olacaktır.

    rotasyona bakar mısınız sayın seyirciler.
    1) adriano vida pepe gg
    2) adriano tosic pepe vida
    3) caner vida pepe adriano
    4) caner tosic mitrovic vida

    zorlarsak oraya necip de girer, medel de.

    kadronun derinliği boyumuzu aştı:)

  • o değilde türkiye'nin yarısı rahatladı lan bildiğin bu bayern münih kurası ile.

    ne kadar çok sevenimiz varmış.