debe başlıkları

aykut kocaman

  • ali koç'un, kendisinin geride biraktigi ekibiyle ilgili yaptigi aciklamalar, cok sukur turk futbolunun son 30 yili hakkinda saglam bir hafizaya sahip oldugum icin, beni hic sasirtmamistir...

    aykut kocaman, fenerbahce'ye, sakaryaspor'dan, 1988 yazinda geldi... kulupten gidisiyse 1996 yazina denk geldi...

    kulupte gecirdigi sekiz sezona bakildiginda o donemde fenerbahce iki sampiyonluk gordu... biri ilk sezonu olan 1988-89 sezonunda, biri de son sezonu olan 1995-96 sezonunda...

    ilk sezonunda caylaklik donemindeydi ve takim icerisinde herhangi bir agirligi yoktu... son sezonunda da, yasinin da etkisiyle artik geri planda kalmaya baslamisti... sezon basladiginda takimin ideal forvet ikilisi elvir boliç-dalian atkinson'di, hatta bu ikilinin ilk alternatifi de feyyaz uçar'di... daha sonra feyyaz'in ara transferde ayrilmasi ve atkinson'in da sezonun ikinci yarisinda yasadigi sakatliklar, sezonun son bolumunde aykut'un tekrar forma sansi bulmasina yol acmisti... zaten meshur trabzon macindaki golu de bu esnada gelmisti...

    aykut'un takimin onde gelen isimlerinden oldugu 1989-1995 araligindaysa fenerbahce, tarihinin en uzun sampiyon olamama donemini yasadi... bu alti sezonda uc ikincilik, bir dordunculuk, iki de besincilik elde edildi... aykut kocaman ve oğuz çetin'in basini cektigi "sakaryalılar grubu" adinda bir cetelesmenin, takim icerisindeki etkinligi de sagir sultan tarafindan bile duyulmustu... ozellikle 1991 yazinda tanju çolak'in transferi sonrasında oguz ile birlikte tanju'ya karsi cephe aldiklarini gormemek icin kor olmak gerekiyordu... oguz'un pas tercihleri hep aykut'aydi, tanju'nun attigi gollerde de genelde gerson, novak ve ridvan asist yapiyordu...

    gelelim ali şen tarafindan, 1996 yazinda, oguz ile birlikte kulupten gonderilmesine...

    ali sen, bu kararin gerekcesi olarak, kritik trabzon maci oncesinde soz konusu ikilinin, kendisiyle prim pazarligi yapmaya kalkismasini, ozellikle de aykut'un bu konuda cok israrci ve negatif bir tavir takinmasini gostermisti...

    ancak aykut, trabzon maci sonrasinda oyle bir hamle yapmisti ki, ali sen'in bu aciklamalari yillar yili ciddiye bile alinmadi...

    aykut, macta galibiyet golunu atmisti ve sampiyonlugun kilidi de 2-1'lik galibiyetle acilmisti... ancak aykut, ali sen ile yaptigi son gorusmenin ardindan, baskanin kendisini gelecek sezon icin kadroda tutmayacagini da adi gibi biliyordu... hazir eli de gucluyken, macin hemen ardindan, sicagi sicagina, futbol kamuoyunun hic alisik olmadigi bir aciklama yapti mikrofonlara... trabzonlu oyuncularin da en az kendileri kadar emek sarfettigini, onlarin da sampiyonlugu en az kendileri kadar hak ettigini, ancak bugun alinan sonuctan sonra onlarin hic de hak etmedikleri bir kotu muameleyle karsi karsiya kalacaklarini bildigini, bu yuzden de attigi gole doyasiya sevinemedigini ifade ediyordu...

    sadece soylenenlere bakildiginda dunya futbol literaturune girecek cinsten bir fair-play ornegiydi belki bu... ama ardindaki niyet, sezon sonunda gonderildiginde "ali sen, aykut'u malum aciklamalari icine sindiremedigi icin gonderdi" algisini kamuoyunda yaratmakti... gercekten de bu konuda son derece basarili oldu... bugun bile insanlara sorsaniz, cogunluk "ali sen, aykut'u o aciklamalari icin gonderdi" der... e peki aykut'un yaninda oguz niye gitti, dusunmez...

    aykut kocaman fenerbahce'den futbolcu olarak ayrildiktan yaklasik dort sene sonra teknik adamliga basladi... 2005-2006 sezonundaysa, fenerbahce ust uste ucuncu sampiyonluguna giderken, 1 ekim 2005 konyaspor-fenerbahçe maçı ile birlikte fenerbahce'yle arasindaki ilk ciddi gerilimi de yasiyordu... macta fenerbahce 2-0 geriye dusmus, nicolas anelka'nin konya kalecisine eliyle yaptigi faulu hakem özgüç türkalp'in gormemesi neticesinde buldugu golle farki bire indirmis, ardindan da pes pese uc gol daha bularak sahadan 4-2'lik galibiyetle ayrilmisti... macin ardindansa aykut kocaman, acik acik fenerbahce'nin hakemi ayarladigini ima ederek "bu kirli duzen, duzelmek icin bir kurban istiyor, bu macla birlikte futbol kariyerimi sonlandiriyorum" diyordu...

    sonrasinda elbette aykut kocaman futbol kariyerini falan sonlandirmadi ama fenerbahce'nin zirve yolundaki uc rakibi birden ertesi gun sahaya "el değmemiş temiz bir lig istiyoruz" pankartlariyla cikti ve sezon boyunca da kamuyounda fenerbahce'nin masabasi oyunlarla zirve yarisina tutundugu, rakiplerininse alinteri ve emekle bu cirkinlige karsi mucadele eden birer sovalye gibi oldugu algisi olusturuldu... bunun sonu da nereye vardi? sezonun denizli'de oynanan son macinda sahaya onlarca defa tecavuz edilmesine ragmen, butun sartlar macin tatil edilmesi ve 3-0 fenerbahce lehine tescil edilmesine isaret ederken, hakem selçuk dereli, en az 30 dakika duraklamis bu maci sadece 16 dakika uzatti ve sonunda da bitirdi... skor 1-1 olunca da fenerbahce lider girdigi son haftada sampiyonlugu kaybetmis oldu... kamuoyunda kimse de, sezon icerisinde olusturuan o algidan oturu, fenerbahce'nin yasadigi magduriyeti dile getirmedi... hatta o 16 dakikalik uzatma da bir lutufmus gibi gosterildi...

    daha sonra ne olduysa, aykut kocaman'in o malum konya macindan sonraki tavri unutuldu ve kendisi 2009 yazinda kulube sportif direktor olarak getirildi...

    asil kayisin kopmasiysa bu esnada yasandi bence... zira sportif direktorlugu zamaninda yaptiklari, lafi hic egip bukmeye gerek yok, dupeduz ahlaksızlıktır...

    takimin kadrosu zaten dar... bununla ilgili problemler de 8'de 8 yapilarak baslanan sezonda sonradan kor topal gidilmesiyle kendisini az cok belli etmis... ikinci yarida yarisin daha da kizisacagi asikar... ustelik avrupa ligi'nde de eleme turlari basliyor... boylesine bir donemde devre arasinda roberto carlos ile yollar ayrilmis... keza colin kazim da gonderilmis... teknik direktor christoph daum transfer istegini defaatle dile getirmis... buna karsilik aykut kadromuz yeterli demekle yetinmis... ustune de sadece gökhan ünal transferi yapilmis...

    sonra ne mi oldu peki? o daracik kadro, ozellikle subat ayinda oylesine eksildi ki ic sahadaki lille macina 13 kisiyle cikmak zorunda kaldi... sampiyonluk da son macta tek bir golle kacti...

    sezon sonundaysa aykut, daum'un yerine teknik direktorluge getirildi ve o "yeterli" dedigi kadroya mamadou niang, miroslav stoch, joseph yobo, caner erkin ve issiar dia'yi transfer etti...

    dahasi, cicegi burnunda fenerbahce teknik direktoru, bakin sadece 10 hafta once nasil bir demec vermisti:

    --- spoiler ---

    özellikle şunu da söylemek gerekiyor: belki bu sözlerin açıklaması olabilir. şunu da ifade edebilirim. benim sayın daum'un yerine gelmek gibi bir düşüncem asla ve asla yok. çok net bir şekilde söylüyorum. bu hem kendimi inkar etmek, hem fenerbahçe spor kulübü'nü inkar etmek olur. böyle bir tasarrufum asla olmadı ve asla olmayacak. bunu çok net bir şekilde söylüyorum. ancak sezon sonunda hem pozisyonumla ilgili olarak hem de genel durumla ilgili olarak bir değerlendirme yapma hakkına sahibim
    --- spoiler ---

    inanmayanlar icin link burda... kaynak da baya baya fenerbahce resmi sitesi ustelik...

    sadece bu demecin 10 hafta sonrasinda dediklerinin tam tersi yonde hareket edip daum'un yerine teknik direktor olmasi ve dort ay evvel "yeterli" dedigi kadroya ilk 11'in yarisini degistirecek kadar transfer yapmasi bile aykut kocaman'in ne oldugunu ozetler niteliktedir!

    ancak bunu da cogu goz gormek istemedi...

    fenerbahce'de berbat baslayan ilk sezonunda kafayi alex'e takmisti... fakat devre arasina dogru lider trabzonspor'un sekiz puan gerisinde kalinmasi neticesinde, muhtemelen azizsilinin de etkisiyle, kendisi alex odakli eski duzene donmus ve alex'in de kariyer rekoru kiran performansi sayesinde sampiyonluk gelmistir...

    lakin sonradan bu sampiyonluga malum 3 temmuz camuru sicradi... aykut da basta kendisini kurtarabilmek icin hiz siniri asilmis ama radar bir takima tutulmus! gibi sacma sapan bir aciklama yapti lakin sonradan ne hikmetse yine "3 temmuz operasyonuna karsi dik durus" sergiledigi algisini yaratmayi basardi!

    bundan sonrasiysa alex gidene kadar alex ile ugrasmaya devam etti yine... 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçı'nda alex'i 75 dakika kulubeye hapsetmesiyse "alex sayesinde bir sampiyonluk daha gelecegine galatasaray kadikoy'de kupa kaldirsin" diyecek kadar kisisel husumetleri yuzunden gozu donebilecek biri oldugunu gosteriryordu aslinda... ertesi sezona girildikten kisa bir sure sonra da muradina erdi ve alex'i kulupten uzaklastirdi, hem de aziz babasini da gayet guzel kafalayarak, alex'i sadece gondermekle kalmadi, elinden geldigince de itibarsizlastirmaya calisti...

    aykut kocaman'in ne denli kotu bir teknik direktor olduguyla ilgili daha once burada defalarca yazdim... isteyen eski entrylerime de bakabilir (bkz: aykut kocaman/@marston and son)

    bunlari daha fazla tekrarlamaktansa son olarak kendisinin medyayi nasil kullandigina da az cok deginip, bugun ali koc'un yaptigi aciklamalar dogrultusunda perde arkasinda neler cevirmis olabilecegini biraz daha iyi anlamaya calismakta fayda var...

    oncelikle turk spor medyasinin yapisindan biraz bahsetmek lazim... (bunu da bizzat icine girip o yapiyi gormus ve fazlasiyla overqualified oldugu icin bu yapida barinamamis biri olarak soyluyorum, haricten gazel okumuyorum - ukalalik yaptigim da sanilmasin, isteyen bugune dek yazdigim entryleri inceleyip cv'mi uc asagi bes yukari gorebilir)... turk spor medyasi, uzun yillar boyunca hic ama hicbir vasfi olmayan, genellikle ortaokul-lise mezunu asalaklarin elinde kalmis... 1990'larin sonuna kadar neredeyse bu captaki adamlar 17-18 yasinda, basinin baska hicbir kosesinde bir baltaya sap olamayacaklari goruldugu icin, "sen de falanca takimin antrenmanlarina git, muhabir olarak ise basla o zaman" diye bastan savilircasina spor muhabirligine yonlendirilmis, yillarca salla basini al maasini seklinde calisinca da yavas yavas bulundugu yerde yukselmis ve yaklasik 25-30 yillik bir surec sonunda da spor servisi mudurlugu ve kose yazarligi gibi yerlere gelmisler, bunun ardindan da hak ettiklerinin ustunde kazanmaya ve hak ettiklerinin cok otesinde sohrete sahip olmaya baslamislardir...

    bu adamlarin yonetici oldugu bir medyada haliyle en son onem verilecek sey de liyakattir... zira bu adamlar, altinda calisacak kisileri cok iyi seviyede yabanci dil bilen, cok iyi okullarda okumus, futbol dunyasinda olup biten her seyi cok iyi takip eden, futbol haricinde de ciddi anlamda genel kulture sahip kisilerden secseler, kisa sure icerisinde kendi yeterlilikleri sorgulanir hale gelecektir... o yuzden bu tipler, spor basininda yukselmenin kosulu olarak, kendi sahip olduklari tek vasfi on plana cikarma yoluna gitmislerdir... nedir o? eski olmak, kidemli olmak! hicbir yabanci dili bilmeyen, cahil cuhela tipleri alip muhabirlikten yetistirmeye baslamak, bu yoneticiler icin en saglikli yoldur zira bu yeni yetistirilen isimler, kendileri daha eski, daha kidemli olduklari icin onlarin ayagini kaydiramaz...

    peki boyle yetisen muhabirler nasil habere ulasabilir? hicbir yabanci dili olmayan bir muhabir, bir yabanci hocayla muhatap olabilir mi ornegin? alin size turk medyasindaki yabanci hoca dusmanligi ve yerli hoca fetisizminin en temel sebebi...

    yabanci hocalarla muhatap olma sansi olmayan muhabir, bunun aksine yerli hocalara bir cep telefonu uzakligindadir... yerli hocalar da zaten kendilerini deli gibi savunan bu asalaklara, cikar iliskisinden dolayi cok samimi yaklasirlar... "aman sayin hocam, aman canim hocam, soyle buyuksunuz hocam, boyle muhtesemsiniz hocam" seklinde yapilan yalakalik girizgahlarinin ardindan da yalanan bu teknik direktorler, muhabirlere, ihtiyac duyduklari dedikodu malzemesinin bircogunu verirler... muhabir, haberi icin malzeme elde eder, teknik direktor de yalanma ve gazete sutunlarinda korunma ihtiyacini karsilamis olur ve bu simbiyoz iliski de yillardir bozulmadan bu sekilde devam eder...

    aykut kocaman da bu duzenin cok iyi farkina varmis bir isimdi ve gorev yaptigi sure icerisinde ahmet ercanlar ve emre bol basta olmak uzere bircok muhabiri gayet guzel beslemisti...

    alex'in gonderilmesine yakin ahmet ercanlarin "alex'in faydali kosu mesafeleri", "alex'in sprint mesafeleri" gibi bilgileri gecip haber yapmasini falan bir hatirlayin hele...

    aykut kocaman bu asalaklari sonraki donemlerde de hep beslemeye devam etti... onlar da her sartta aykut hocalarini savunmak, onun yararina kamuoyunda algi olusturmak icin ellerinden geleni yaptilar... bu sayede fenerbahce'nin ligde elde ettigi ikincilikler aslinda basariymis gibi gorulmeye baslandi... sezon boyunca liderin yanina yaklasamayan takim, son haftalarda coktan ununu eleyip elegini asmis takimlarla oynayip bunlara karsi bol gol atip kazaninca da "hocaya savunmaci diyordunuz ama bu takim sampiyonlugu sadece uc puan farkla kacirdi, en cok gol atan takim oldu" diye agiz birligi etmiscesine ayni seyleri soylediler... hicbiri soz konusu donemde tek ciddi macin akhisar'a karsi kaybedilen kupa finali oldugunu, galatasaray sampiyon olamasaydi onun yerini, bu durumda tt arena'dan puan cikartacak olan basaksehir veya besiktas'in alacagini soylemedi mesela...

    mevcut sezonda da, aykut kocaman artik fenerbahce'nin basinda olmamasina ragmen, bu kalemsorler bu algilara devam ettiler...

    ote yandan takim, kulup tarihinin en kotu lig baslangici performansini ortaya koyunca da kalemler iyice sivriltildi, hepsi aykut geri gelsin diye gazel okumaya basladi... tum bunlar olurken bugun ali koc'un aciklamalarindan goruyoruz ki bu yapilanma sadece medya ile de sinirli degilmis... aykut kocaman'in eski ekibinden olan ve goreve devam eden antrenorler de ciddi ciddi kulup icinde sabotaj yapmakla mesgullermis...

    bu adamlarin, agababalarindan direktif almadan boylesine bir sabotaja kalkisacaklarini dusenecek kadar da naif olmayalim tabii... hele bir de aykut kocaman'in gecmiste ozetledigim davranislarini goz onune alirsak... zaten ali koc'un konusmasi sonrasinda a spor'da konusmayi yorumlamaya calisan emre bol'un "ya ne varmis antrenman bilgilerinin disari gitmesinde, doktorlar bile hasta raporlarini yeri geldiginde baska doktorlara gostermiyor mu fikir almak icin, ehe ehe" seklinde zirvalamasi bile aykut onderligindeki bu cetenin varliginin delili niteligindeydi...

    ezcumle;

    aykut kocaman fenerbahce spor kulubunun kapisindan iceri girmis en buyuk hainlerden biridir... kulubun su an icinde bulundugu kotu durumun da bas musebbiblerindendir...

    hala daha kendisini savunanlarin bir an once o derin gaflet uykularindan uyanmalarini diliyorum...

    ozellikle bugun aciklanan rezaletlerden sonra da taraftarin oncelikli gorevi, ne olursa olsun bu zatin ve yancilarinin bir daha bu kulubun onunden bile gecmemesi icin uyanik olmalaridir... yapilacak protestolar, alinacak pozisyonlar oncesinde hep bu husus akillara getirilmelidir...

  • kulüp mali olarak batık durumdayken, kendi döneminde yapılan transferler kulübün borcunun 1/4'ünü oluştururken, yeni başkan kulübe 50 milyon dolar hibe etmişken halen kulüpten 1.5 milyon euro maaş aldığı ortaya çıkan ve maaşım kesilecek diye konyaspor'u reddeden büyük fenerbahçeli mega insan. bence kulüp üstüne yapılmalı ve selçuk şahin geri çağrılmalı.

  • gelirse, takımdan ilk keseceği oyuncunun 'benzia' olacağını kestirmek zor olmayan teknik direktördür.

  • hala bu adamın kanser ettiği takımın çilesini çekiyoruz.

    bu adamı hala öven fenerbahçe taraftarı görünce dehşete kapılıyorum. sizin allah belanızı versin ya.

    klasik türk milleti hastalığı yapılan hatayı başka hatayla kapatmaya çalışıp ardından ikincisinden pişman olup ilk hataya geri dönmek.

    inanılmaz bir topluluğuz gerçekten.

  • kovulduğu için mutluyum ve huzurluyum.
    futboldan anlasalar üstteki bebeler de mutlu olurdu eminim.

  • aykut fenerbahçe evladı falan değildir. vasıfsız kötü bir teknik direktördür. iş bilmez aziz kimseyi bulamayınca buna sarıldı. goygoyla efsanemiz, camia çocuğu falan diye diye şişirdi. 3 temmuz olayları da ekmeğine yağ sürdü. bu futbol cahilinin oynattığı oyun kabul edilir oldu.

    zamanla aziz, aykut gibi parazitler camiaya öyle işledi ki ana akım söylem bunları inkar edemez, dışlayamaz oldu. bu yüzdendir ki ali koç bir şey diyemiyor. öyle kolay değil bu parazitleri dışlamak. ali koç'un yaklaşımı bu yüzden doğru ve akil.

    yazıktır ki cahil taraftar çoğu şeyin ayırdına varamıyor. gerçekleri dışlayıp, goygoydan yalandan balonlar, gerçekler üretiyor.

    bu alanda galatasaray taraftarından ders almamız lazım. adamlarda vasat sevicilik yok. öyle ya da böyle katkı veren yasin'e bile bela okuyorlar. bizimkiler ise aykut, alper gibi tiplere hayran.

    buradan aykut'u savunanlara sesleneyim. ya ağır salaksınız, ya öylesine futbolu takip ediyor ve taraftarcılık oynuyorsunuz ya da balık hafızalısınız. bu adamın günahlarını yazmaya kalksak sayfalar yetmez be. bu adam koskoca fenerbahçe kulübünde staj yaptı resmen. siz yıllarca bu rezillikleri, vasatlıkları kabullendiniz.

    tanım: fenerbahçe'den nemalanan türk futbolcu eskisi. camia çocuğu ayağına koca kulübü düdükledi. seviye düşürttü. ağırbaşlı, efendi bir imaj çiziyor diye de süper karakterli ulu bir insan sanılıyor. bu kadar yıl kulüpte barınmasının sebebi aziz beceriksizinin başkalarıyla çalışamaması. borusunu ancak bu aykut'un üstünde öttürebiliyordu.

    şimdi biliyorum yarım aklınızla saçma sapan mesajlar döşeyeceksiniz bana. hiç zahmet etmeyin. üşenmezsem baştan aşağıya aykut'un çetelesini dökerim bir ara buraya.

    burada hala bu adamı savunuyorsunuz falan iq kaybediyorum yapmayın etmeyin. yıl olmuş 2018. 2019 sezonu başlayacak. yıllar yıllar önce bile belliydi bu adamın ne mal olduğu. yeni mi doğdunuz naptınız ?

    bu adam basitçe türkiye'nin özetidir. liyakat falan olmadan ülkenin en büyük kulübüne tepeden teknik direktör olarak inmiştir. yaptığı sayısız rezilliklerden sonra medyadaki arkadaşları tarafından insanların yüzüne baka baka taşak geçilircesine kollanmış. vasıfsız ama efendi, söz dinleyen bir tip.

    taktik anlayışı da şudur: herkes defans yapsın ister. 11 oyuncunun da götünü yırtarcasına defans yapmasını ister. gol için de 90 dakikada elbette rastgele bir gol atarız düşüncesindedir. erken öne geçerse bütün planları bozulur. yıllardır da böyledir. hatalarından zerre ders çıkarmamıştır. top çevirip zaman öldürmeye çalışır. en sevdiği, hayalini kurduğu, bütün taktik anlayışını üzerine kurduğu senaryo: dakika 70'e kadar defans yap, top çevir, oyunu öldür. 70'ten sonra oyunculara birazcık özgürlük verip, becerikli oyuncuları oyuna sokup gol ara. duran top kovala. o dakikadan sonra attığın golü rakip zaten çıkaramaz. mentalite bu. eğer bu hayali senaryo maç içinde gerçekleşir de yine de puan kaybederse suçu hakeme atar, bireysel hatalara atar, oyunun gereklerini yaptık ama olmadı der.

    futbolcular kazan kaldırmadığı sürece bu taktikle kendince bir şeyler yapabilir. büyük konsantrasyon ve efor gerekiyor. fedakar ve hocaya inanan futbolcular bulmalı. ancak vasat oyuncular kabul ediyor bu adamın kafasındakileri. bence milli takımda iş yapar. samimiyim bu konuda. söz geçirebileceği bir ekip toplayıp kafasındakileri uygularsa bu kanser futbolla milli takım turnuvalarında ite kaka başarı yakalayabilir. milli takım maçları buna müsaittir.

    yunanistan'ın euro 2004 başarısı sonrası bizim çakma mourinho'lara bir aydınlanma geldi. defans yapmayı böyle bir felsefi kalıplara sokup yüceltip benimsediler. bu da o akımdan nasibini alanlardan. ulan dalyarak 100 milyon eurolar döküp bütün oyuncularından götünü yırtarcasına savunma yapmasını istiyorsun zaten. sanki üstün matematiksel hesaplamalar yapıp müthiş felsefik çıkarımlarla milimetrik taktikler yapıyor.

    gitsin bir anadolu takımına kendisine saygı duyan 3-5 amele toplasın yine bir standart ortaya koyar ligde.

    fenerbahçe'ye en çok zararı vermiş kişidir. aziz'in hiç değilse iyi bir dönemi vardı. özellikle zico'yu yollayana kadar.

  • “kadro çok vasattı ama hoca çok başarılı oldu, bu kadroyu bile 2. yaptı” diyenlere iki kelam edelim.

    aragones döneminde yokluktan gökhan gönül stoper oynadı, daum döneminde yokluktan deniz barış sağ açık oynadı da ben bir defa bile kadro çok dar ama hoca başarılı diye bir yorum görmedim.

    zico; önder turacı, maldonado, vederson, uğur boral gibi isimlerden oluşan kadrosuyla çıktığı şampiyonlar ligi çeyrek final maçında kadıköy’ü chelsea’ye dar etti de ben bir defa bile hoca bu kötü takımla neler yaptı diye bir yorum okumadım.

    ersun yanal, bir önceki yıl gs’den 10 puan fark yiyen takımı alıp doğru dürüst takviye bile yapmadan nisan ayında şampiyon oldu da ben bir kez bile hoca bu vasat takımı nisanda şampiyon yaptı diye bir haber görmedim.

    nasıl bir güçmüş ki hem yazılı, hem görsel, hem de sosyal medyada aykut hoca başarılı algısını yerleştirmek için ellerinden geleni yaptılar, yapıyorlar. ben de bu algıyı yemeyen bir fenerbahçeli olarak kombine almak için kendisinin gitmesini bekliyorum.

  • bir takım konuları netlestirmekte fayda var;

    -takımına hevesle bağlı insanların, zorlu hayatlarında ancak bu aidiyetle ile mutlu, huzurlu ve sabırlı olabilen milyonlarca insanın elinden bu hissi alan,

    -bir takımın brezilya gibi top oynayan, bol pozisyona giren, bol pozisyon veren ama o maci 6-3, 5-1 galip ya da 4-3 malup bitiren, taraftarlarını temmuz ayında yapılan hazırlık maçlarında bile sabahtan maçın heyecanına sokan futbol tipinin genetik yapısıyla oynayan

    - fenerbahçe tarihinin gelmiş geçmiş en yetenekli oyuncusu mudur bilmem ama gelmiş geçmiş kumulatif açıdan açık ara en karakterli, yetenekli, lider, aile babasi, sempatik, entellektuel, zekifutbolcusunu, alex de souzayı sevenlerinden bilinçli bir şekilde ayırmış ve muazzam bir boşluk ve üzüntüye sebep olan

    - taraftarlarına "biz herhalde ayrıcalıklı bir takım değiliz, özel değiliz, mahmut hocadan ve okuldan kaçıp maça giden hababam sınıfındaki ekibin tuttuğu takım değiliz, malatyaspor, kayseri erciyes spor gibi birseyiz." hissini veren

    bir adamın "takımı defans oynatıyor abi" nin ötesinde bir arızası olmalı bence.
    niyete dair bir arıza.

    yoksa biz 4 senede sadece bir kere şampiyon olduk, bir sezon daha ön elemede vardara elendik, bir sezon ön elemede young boysa, paoka elendik. bu sene çok gol attık dense de bunların 20 tanesini 30 34 uncu hafta arasında attık. yani bu bahsedilenler sebep değil sonuç .

    velhasıl mesele defans oynatmanın çok ötesinde.

    not: herseyi unuturum ama bir şey çok zoruma gidiyor; alex'i gönderdiği, aralarının bozuk olduğu sezon da 31. haftada fenerbahce galatasarayla sahasında oynuyor. beraberlik cimcomu şampiyon yapar net. galibiyet te bizi onların önüne geçirir. alex o maçta gol atmış 79 uncu dakka mac 2-2, bu skor galatasaraya yarıyor. fenerde deli gibi bastırıyor. bu adam 79 da macın bitimine en az 15 dakka varken alex i oyundan cikardı. kontratak oynamadığımız bastırdığımız bir ortamda yerine issiar dia yı alarak. çok net ki bu adamın gözünü kör eden şey her ne ise fenerbahçenin şampiyonluğundan daha önemliydi.

  • istifa etmemesine sevindiğim teknik direktör. zaten böyle sönük bir şekilde, "istifa edecek" dedikoduları ile gitmemeliydi.

    bence prosedür şöyle işlemeli;

    aykut kocaman ile görüşülür ve "sen bizim kocaman umudumuzsun" gibi laflar edilerek tazminatsız 10 yıllık bir sözleşme imzalanır. "iki gün sonra stadımızda tören yapacağız" denir. kendisi de bu kadar başarısız olmasına rağmen "ben galiba kocaman umutlarıyım" diyerek mutlu olur.

    ertesi gün medyaya ya da kocaman'a duyurulmadan alex, tüm yetkiler kendisine verilecek şekilde sportif direktör olur, luxemburgo ya da zico gibi biriyle ve aynı günün gecesinde türkiye'ye gelir.

    bir sonraki gün türk filmlerindeki gibi bir mizansen yaratılır ve aykut kocaman'a "sizi yeni sportif direktörümüzle görüştüreceğiz, bundan sonra kendisine bağlı çalışacaksınız" denir.

    kulüp binasındaki sportif direktör odasında alex de souza oturmaktadır. koltuğunun arkası kapıya dönüktür.

    aykut kocaman kapıyı çalıp içeri girer. koltukta oturanı göremez. sonra bacak bacak üstüne atmış olan alex, yere basan ayağıyla yavaş yavaş döner ve "bundan sonra u-21'le çalışacaksın, ben istemedikçe de a takımı yönetemeyeceksin" der.

    aykut kocaman "ama ama" derken, "tamam, vazgeçtim, kovuldun" der alex ve cebinden twitini çıkarıp "şlaks" diye o anın fotoğrafını çeker, daha sonra o fotoğraf büyütülüp stadın girişine asılır.

    fenerbahçe başkanı olsaydım ben böyle yapardım. öyle sessiz sakin istifa etsin gitsin ile olacak şey değil, içimin soğuması için aykut kocaman'ın böyle bir şey yaşaması gerek.

  • galatasaraylı arkadaşlarımın bari o kalsın diye temennide bulunduğu antrenördür..