debe başlıkları

aykut kocaman

  • çok fazla düşünce hatası yapan teknik direktör.

    1- mehmet topal'ın yaptığı hatayı şanssızlığa bağlaması. o hata şanssızlık değil topal'ın mevkiinin oyuncusu olmamasından kaynaklanan bir hataydı. normal bir savunma oyuncusu kaleciye bakar hamlesini öyle yapar ve asla topu kalenin ortasına doğru göndermez geri verecekse çapraza verir. adam kalecinin nerede olduğuna bakmıyor bile, bir sezonda böyle hata sadece bir kaç defa olur diyor. yanlış aykut hoca yanlış skitrel böyle bir hatayı sezonda bir iki kez yapabilir ama mehmet topal savunmada oynadığı her maçta böyle hataları yapar yapacaktır.

    2- tolstoy'un bir hikâyesinde geçer. bilgenin birine sorarlar hayattaki en önemli an hangi andır diye bilge cevap verir şu an içinde bulunduğun an en önemli andır. çünkü sadece ona hükmün geçer. yarın yaşayıp yaşamayacağını, yarın yapıp yapamayacağını asla bilemezsin.
    seninde aykut hoca en önemli maçın bu maçtı. dedin ya trabzon maçının telafisi yoktu. vardar maçının telafisi var diye düşündük yanlış asıl vardar maçının telafisi yoktu aykut hoca trabzon maçının 30'dan fazla telafisi var lig çok uzun bir maraton bir şekilde puan farkını kapatabilirsin. ama elenirsen bu sene avrupa'da yoksun ve telafisi yok. işte o yüzden vardar maçına en iyi kadronla çıkman lazımdı trabzon maçını daha sonra düşünecektin yanlış yaptın.

    3- hayatta kötü giden bir şey zamanla düzelebilir. ama senin bu maçta ilk yarı bittiğinde ve soyunma odasına 1-0 mağlup gittiğinde sadece 45 dk zamanın vardı. 75. dakikaya kadar tam 30 dakika ahmethan denen futbolcudan bir şeyler bekledin. elinde soldado diye tecrübeli bir golcü var . süper lig'de gol kralı olmuş atıf diye bir futbolcun var. galip değilsin ki oyuncu değişikliği için 75'e kadar bekleyesin. 75 dk da bulamadığın golü 15 dk da bulmanın daha kolay olduğunu mu düşünüyordun.

    4- sen sahadaki takımının patronusun hoca bütün futbolcular senin gözünün içine bakarlar. senin saha kenarındaki duruşundan tavrından hareketlerinden etkilenirler. senden çekinirler. çekinmeleri lazım. futbolcular ne kadar çok para kazanırsa kazansın, ne kadar profesyonel olduklarını iddia ederlerse etsinler. sonuçta bedenleri ile iş yapan insanlar. onlar bir çeşit amele sen de onların ustabaşısın işten kaytarmalarını engelleyecek olan sensin. 90 dakika boyunca saha kenarında ellerin kolların bağlı süzülmeyeceksin yeri geldiğinde bağırıp çağıracak, yeri geldiğinde fırça atacaksın. takımın daha hızlı top çevirmesini isteyeceksin boşa kaçmayan saklanan adamı çağırıp uyaracaksın. sen öyle saha kenarında kukumav kuşu gibi dolanırsan futbolcularda laylaylom yaparak sallana sallana al gülüm ver gülüm pas yapar durur tabi. hasan ali gibi josef gibi adamlar saklanarak hiç bir sike derman olmadan maçı bitirmeye çalışır. bak şenol güneş'e adam şampiyonluk maçında durum 4-0 iken avazı çıktığı kadar bağırıyordu. arsen wenger, alex ferguson gibi saha kenarında öyle cool cool takılırım diye de düşünme. o adamlar 20 senedir aynı takımın başındaydı. uzun yıllarda oluşturdukları bir sistemin rahatlığını yaşıyorlardı. bu takım ise yeni kuruluyor ve acil başarıya ihtiyacı var.

    velhasıl aykut hoca fenerbahçede başarılı olmanı çok isterim ama bu kafayla gidersen bundan sonra çalıştıracağın en büyük takım yeni malatyaspor olur.

  • bizim taraftarın dünyanın en boktan taraftarı olduğuna hep inanmışımdır. gfb'den tutun, bastonla stada gelen 80 yaşındaki dedeye kadar bu kadar götü kalkık bir taraftar topluluğu yok. bir fenerbahçeli olarak söylüyorum bunu.

    ulan daha ligin ilk maçı be vicdansızlar. bu takım 3 senedir futbol oynamıyordu be. dün alper'in attığı goldeki organizasyonu en son kaç yıl önce gördüğümü hatırlamıyorum ben. adam iki günde ne kadar değiştirebilir takımı?

    bir de hala josef-topal oynuyor diye ağlayanlar var. kim oynayacaktı? göbekli ozan mı? 5 senede br gram kendini geliştirmeyen salih mi? oğlum zaten takıma mehmet ekici ve giuliano katılacak. o ikilinin bozulacağını hepimiz biliyoruz. adam şimdilik elinde kim varsa onu oynatıyor.

    volkan demirel konusunda eleştirilebilir ancak kendisi de maçtan sonra volkan'ı keseceğini ima etti zaten.

    ya şu adama biraz zaman verin, ya da ben fenerbahçeliyim falan demeyin. arkasından ağladığınız zico hakkında ilk haftalarda burada neler yazılmış bir açın bakın. size kalsa zico da 2. hafta gitmeliydi. hoca falan değildi.

    bence siz taraftar değilsiniz. hayır bu kibrin, göt kalkıklığının sebebi nedir anlayamıyorum. gören de yıllardır futbolumuzla dünyada bir ekol olmuştuk da aykut hoca gelip bozdu zanneder.

    tanım: fenerbahçe'yi başarılara ulaştıracak ve bir çok kişiyi utandıracak hocamız.

  • akp'den önceki türkiye'nin cilalı taş devrinde olduğunu zanneden seçmenler gibi fanboy'ları olan teknik direktördür.
    "takım artık top oynuyor. 3 senedir gördüğümüz rezil görüntü artık yok." minvalinde kamyonla entry görüyorum bu mecrada. bir bakalım o "rezil" üç yıl nasılmış.

    öncelikle kendisinin kulübe adımını attığı ilk andan itibaren hayalini kurduğu alex'siz sistem ile, canının çektiği yüksek maliyetli tonla oyuncuyu getirerek kurduğu kadro ile ne yaptığına bakalım. 61 puan ile galatasaray'ın 10 (on) puan gerisinde kalınmış.
    -üç yıl önce ismail kartal yönetiminde(bile) ligde 74 puan ile ikinci olmuşuz. yani ismail kartal (bile) kendisinden 13 puan fazla toplamış.
    -iki yıl önce vitor gelmiş. yine 74 puan toplayıp ikinci olmuşuz.
    -geçen sezon ise transfer yapmayı geçtim, resmen kadromuzun dağıldığı halimizle bile 64 puan toplayıp yine aykut kocaman'lı dönemden fazla puan toplamış takım.

    avrupa başarısından dem vurursanız da sahne çok farklı değil.
    geçen sezonki halimizle bile uefa'da gruptan lider çıktık.
    ondan önceki sezon vitor ile yine gayet başarılı devam ederken ivan bebek katliamına uğradık. bu hocalar da bate ile plzen'i çekselerdi muhtemelen uefa'da çeyrek veya yarı final yaparlardı.
    "bu adamın hocalığı beğenmeyen futboldan anlamıyordur" diyorlar bir de çok gülüyorum. aykut'un oynattığı futbolu hikmet karaman da oynatır. bu futbolun özel tarafı nedir biri bana anlatsın.
    iki ön libero ile oynayıp açık vermemekle övünen, fazla garanticilikten kafayı yiyen bir anlayış bu.

    tek ön libero atiba ile oynayıp açık vermeyen, quaresma'ya savunma yaptırabilen şenol güneş'in oynattığı oyun özeldir.
    takımı komple hücuma çıkarıp yine de aykut kocaman kadar pozisyon vermeyen ve aykut kocaman'dan 6 gol eksik yiyen, emenike'ye savunma yaptıran ersun yanal'ın oynattığı oyun özeldir.
    "ben sağ bekte oynamayı tercih ederim." diyen, son 5 sezonda toplam 10 golü olmayan dirar'ı daha defansif olduğu için lens'e tercih edip, sağ açıkta tek opsiyon olarak bırakacak kadar ürkek bir sistemin ne numarası var bir anlatın bana.
    özel olan hoca lens'i alır, ona savunma yaptırır. dandik olan bunu beceremeyeceği için halihazırda defansif olanı tercih eder. olayın özeti budur.

  • deplasmanda, fiziksel olarak daha hazır ve taraftarı tarafından satılmamış, desteklenen bir takıma karşı 1-0 geriye düşme stresine rağmen 2-1 galip gelen ve buna rağmen, saçma sapan argümanlarla eleştirilen fenerbahçemin en iyi teknik direktörü.

    neymiş? topalı alıp oyunu geriye yaslamışmış... siz nerenizle maç izliyorsunuz?

    60 dan sonra zaten takım düşmüştü, ahmethan bile orta çizgide oynuyordu, takım tamamen kendi yarı sahasına yaslanmış, koşamaz, ileri çıkamaz hale gelmişti.

    70 lerde en son dirar ya da josef in orta sahada öne eğilmiş dizlerini tutarak dinlendiği pozisyonu görmeyen var mı? o sırada alper top kaptırmıştı ve bu dinlenen futbolcunun yanından adam topla dikine kaçtı gitti.

    dolayısıyla aykut hoca, bu yorgunluğu göbeği kuvvetlendirerek bir nebze hafifletmek zorundaydı. nitekim onu da yaptı.

    eğer dediğiniz gibi son anları defansif oynatan bir teknik direktör olsa şeşuyu oyuna almayabilirdi.

    ayıp ediyorsunuz ancak son söz olarak şunu söyleyeyim;

    bu gün aşağılayıp yerin dibine sokanlar, ilk başarıda omuzlarında taşıyacak olan yüzsüzlerdir.

  • kulüpten gönderilmeden önceki sezon 17 gol atıp 13 asist yapan alex'in sahada yürüyecek hali olmadığını zanneden andaval fan boyları olan teknik direktör.
    alex yedek kalınca tribe giriyormuş. savunduğunuz bu eşofman mankeninin alex'i yedek bırakmaya cesaret edebildiği ilk maçta galatasaray kadıköy'de kupa kaldırdı lan. gerçek fenerbahçeli olan herkes gibi alex de tepki gösterecek tabi. sezon boyu 17 gol 13 asist yap,o sezon galatasaray'a karşı oynadığın 4 maçta 4 gol at ama eşofmanlının teki ligin final maçında galatasaray'a karşı yedek oturtsun seni. taş olsa çatlar lan.

  • kendisinin oynattıgı futbolu bir çok fenerbahceli begenmez ve alex olayı yuzunden de bir cok fenerbahçelinin kendisinin teknik direktör olmasına sıcak bakmadıgına eminim. geldiğinide ligi ve fenerbahceyi iyi bilecegını için şampiyonluk yarısında olacagına neredeyse emin olsam da "aykut kocaman ve 7 önliberolar" ekolü yüzünden taraftarın gozune hos gelen bir futbol olmayacagını dusunuyorum. fakat herseye ragmen bu adamın oynattıgı yarı finale şans demek kötü futbol demek haksızlıgın önde gidenidir.

    yarı final oynadıgı sene fenerbahçenin oynadığı maçlara bakarsak:

    marsilya, mönchengladbach ve limassolun oldugu gruptan lider olarak çıkma başarısı göstermiş. marsilya'ya kadıköyde top göstermeden 2-0 önde götürürken uzatmada duran toptan yediği 2 gol ile berabere kalırken, deplasmanda 1-0 ile marsilyayı devirmiş. (kadıköydeki 2. gol alex'in fenerbahçe formasıyla attığı son goldür) grubun zayıf ekibi limassolu içerde dışarıda rahat geçerken, almanya'da mönchengladbacha karşı 4-2 gibi çarpıcı bir galibiyet almış.

    sonraki turlarda pek de avrupa ligi seviyesinde olmasa da bate barisov ve victoria plzeni elemiş( bu iki maçın da kadıkoyde seyircisiz olma ve bate deplasmanında meirelesin daha birinci dakikada kırmızı kart görmesi gibi dezavantajları oldugunu belirtmek gerek).

    çeyrek finalde ise ünlü italyan kulubu lazio'yu çok iyi bir futbolla kadıkoyde 2-0 geçerken, deplasmanda kontrollü bir oyunla istediğini alarak 1-1 ile dönmüş.

    yarı finalde ise o ana kadarki en zorlu rakibi benfica'yı kadıkoyde 1-0 lık galibiyet ile portekize yollamış( bu maçta fenerbahçe'nin biri penaltıdan olmak üzere 3 topunun direkten döndüğünü ve bir tanesi bile gol olsa final oynamış olacagını belirtmek gerek) bu aşamaya kadar oynadığı 13 maçta sadece 1 mağlubiyet almış olması ise oldukça dikkat çekici bir istatistik. yarı finalin 2. maçına ise hatırladığım kadarıyla oldukça eksik bir kadro ile çıkmak zorunda kalmıştı fenerbahçe ve o dönemde altın çağlarını yaşayan cardozolu gaitanlı maticli benficaya 3-1 mağlup olmuştu.

    sonuc olarak kendisinin futbol anlayısını beğenmesem de yukarıdaki özete bok atmak ayıptır. gelişini onaylamsam da zico ile birlikte fenerbahçenin avrupadaki en başarılı sonuçlarını almış teknik direktördür

  • nasıl yarı final oynattığına bakmadan 'ama yarı final oynattı, en büyük başarımız' falan denilip övülen teknik direktör. bu adamı nasıl yarı final oynattığına bakmadan kafadan övmek futbol cahilliğidir.

    fenerbahçe tarihinin en şanslı kuralarını çekip fenerbahçe'nin çeyreği etmeyecek takımları eleyerek yarı final oynatmıştır kendisi. onu da baya zorlanarak yapabilmiştir. yarı final oynayan o müthiş aykut kocaman takımının yarı finale gelene kadar elediği takımlar bate, plzen, lazio. ki onları da zar zor eledik zaten. bate'yle ilk maç 0-0, ikinci maç 1-0. attığımız tek gol penaltı(bate 20. dakikada 10 kişi kaldı bu arada). plzen'le ilk maç 1-0, ikinci maç 1-1. az kalsın eleniyorduk. plzen ikinci maç baya baskı kurdu üzerimizde. en son lazio'yu 2-0, 1-1'le eledik. lazio deplasmanında toplam 4 şutumuz vardı, 2'si kaleyi buldu biri gol oldu. maç tamamen yıldızlar topluluğu, seyircisiz oynama cezalı lazio'nun üstünlüğüyle geçti. bu maçların hepsinin özeti internette mevcut. izleyip öyle yorum yapmalı insanlar bence fenerbahçe'nin yarı final oynaması hakkında.

    fenerbahçe'ye denk veya fenerbahçe'den daha iyi denilebilecek tek takım benfica'ydı. onlar da eledi bizi zaten. yarı finale kadar kadıköy'de oynanan lazio ve benfica maçları dışında rezil ötesi bir futbolu vardı fenerbahçe'nin. bu iki maçta da taraftarın inanılmaz desteğiyle baskı kurabildik.

    aykut kocaman'ın avrupa kupalarında ne kadar başarılı olduğu elendiği takımlardan belli oluyor daha çok. kendisi youngboys, paok, spartak moskova gibi dünya devlerine elenmeyi başarmıştır zamanında.

    yaşadığı lig şampiyonluğuna gelince. bu adamın yaşattığı şampiyonlukla ersun yanal'ın yaşattığı şampiyonluğu kıyaslamak saçmalıktır. bir kere aykut kocaman iyi yönettiği için şampiyon olmadı bu takım. fenerbahçe o sezon ligin en iyi kadrosuna sahip, en zengin takımıydı. buna rağmen fenerbahçe trabzonspor karşısında ligi zar zor averajla önde kapatabildi. bu da koşmuyor, onsuz oynamaya alışmalıyız falan diye dünyanın en gerzekçe nedenleriyle takımdan zorla gönderdiği alex'in insan üstü performansıyla oldu. 33 lig maçında 28 gol 16 asistle takımı sırtında şampiyonluğa taşıyan biri sayesinde oldu. atılan 84 golün 44'üne doğrudan katkı yapan bir yıldızın olağanüstü futboluyla oldu. fenerbahçe ligin en iyi, en güçlü takımıyla zar zor averajla şampiyon olabildi. diğer iki sezon malum zaten.

    ersun yanal şampiyonluğuna gelince. ersun yanal belki fenerbahçe tarihinin en rahat şampiyonluğunu yaşattı fenerbahçe'ye. ve bunu yaparken aykut kocaman sayesinde futbolu, hücum yapmayı, baskı kurmayı unutmuş ligin en yaşlı takımı vardı elinde. rakiplerini eze eze şampiyon oldu fenerbahçe. öyle ki maçlarda geriye düşmüş olsak bile maçı çevireceğimizden emindik. sadece biz değil rakip takım taraftarları da emindi fenerbahçe'nin maçı çevireceğinden. kaç maçı son dakikalarda kazandık. sahada 90 dakika yılmadan hücuma çıkan, koşan, basan, mücadele eden bir takım vardı. yıllardır beklediğimiz fenerbahçe ruhunu sahaya yansıtan, istediğimiz baskılı futbolu oynayan bir takım vardı. dünyanın en rahat en gevşek insanı emenike'nin bile köpek gibi mücadele ettiği bir ortam vardı fenerbahçe'de. gerektiğinde risk alıyordu takım. aykut kocaman'ın 1 gol atıp geriye çekilen, sonra maçı kazanamayan fenerbahçe'si yerine gerektiğinde maçı kazanmak için 4. forveti sahaya süren bir fenerbahçe gelmişti. aykut kocaman'ın şampiyonluğundan baya farklıydı anlayacağınız.

    herneyse. kendisi yeniden fenerbahçe teknik direktörü olacak belli ki. hücum yapamayan, pas yapmayı beceremeyen bir takımımız varken hücum özürlüsü bir teknik direktörü takımın başına geri getirmek sadece fenerbahçe yönetiminin yapabileceği türden bir şeydi zaten. artık gitsin diye dua ettiğimiz, fenerbahçe maçlarını izlerken bize sıkıntıdan baygınlık geçirten futbol dehası geri dönüyor. kendi sahamızda ligin en dandik takımlarını bile baskı altına alamadığımız hatta onlardan baskı yediğimiz günleri, bize eziyet olan deplasman maçlarını yeniden yaşayacağız çok şükür. ön liberolar-defans dörtlüsü-kaleci arasındaki bitmek bilmeyen paslaşmalarımızı, o müthiş tika-taka futbolunu özlemiştik. neyse ki dönüyor taktik deha.

  • efsane. konyaspor efsanesi oldu artık. türkiye kupası da aldılar, müthiş bir başarı, konyaspor'un kendisini bırakmaması ömür boyu sözleşme imzalatması falan lazım. lütfen bırakmasın. fenerbahçe'ye gelmesin bu başarıyı bırakıp. gelme aykut hocam gelme yalvarırım gelme, o berbat 1-0'lık maçları hiç özlemedim gelme. alex'i gönderdin, senden hala nefret ediyorum gelme.

  • senden nefret ediyorum !

    senin kabiz sistemin yuzunden senelerimizi kaybettik kaybediyoruz!

    lanet olsun cocukluk sevdamizi sikip attiniz lan bipolar baskaninla birlikte.

    sen ne yüzsüz, kaypak adammissin be!

    2 kere istifa etmeye calisip beceremedigin, sonra götüne tekmeye yiyip kovuldugun yere hiç yüzün kizarmadan geri geliyorsun.

    siz fenerbahceliyseniz ben degilim. yeter artik amk.

  • kendisine karşı nötrüm ama şu 7 ön libero geyiği hakkında 2 kelam etmek istiyorum. aykut hoca zamanında çok nadir maçlarda topal-selçuk ikilisi oynardı. alex varken zaten orta 3'lünün biri alex, diğeri emre olurdu. 3.adam topal gelene kadar selçuk veya baroni olurdu ki baroni defansif ortasaha değildi. alex sonrası dönemse topal-emre hep oynardı, baroni ve raul meireles'den biri 3.adam olurdu. yanlış mı hatırlıyorum bilmiyorum ama kadroda alex, emre, meireles, baroni gibi adamlar varken hiç selçuk-topal yapmadı gibi kalmış aklımda. eski maçlara bakıp editleyeceğim.

    edit: derbilerdeki 3'lüleri yazıyorum;

    2010-11
    fb-bjk emre alex selçuk
    fb-gs emre alex topuz
    bjk-fb emre alex selçuk
    gs-fb baroni alex selçuk

    2011-2012
    bjk-fb emre alex baroni
    gs-fb emre alex baroni selçuk(bu sistemi anlamadım)
    fb-bjk emre alex baroni
    fb-gs emre alex baroni

    2012-13
    fb-bjk topal meireles baroni
    gs-fb topal meireles baroni
    bjk-fb emre meireles baroni (bu maçta topal yedekmis sonradan girmiş çok ilginç)
    fb-gs topal meireles emre

    görüldüğü üzere deplasman derbilerinde bile insanların kafasındaki ön yargıyla alakasız bir ortasaha 3'lüsü ile çıkmış sahaya. biz bugün topal-joseph-ozan'la oynarken, adamın alex-emre-baroni gibi bir 3'luyle sahaya çıktığı maçlar olmuş. deplasman derbisinde bırakın selçuk şahin'i oynatmayı, topal'ı bile yedek bırakmış. çok da şaapmamak lazım yani.