debe başlıkları

aykut kocaman

  • kulüpten gönderilmeden önceki sezon 17 gol atıp 13 asist yapan alex'in sahada yürüyecek hali olmadığını zanneden andaval fan boyları olan teknik direktör.
    alex yedek kalınca tribe giriyormuş. savunduğunuz bu eşofman mankeninin alex'i yedek bırakmaya cesaret edebildiği ilk maçta galatasaray kadıköy'de kupa kaldırdı lan. gerçek fenerbahçeli olan herkes gibi alex de tepki gösterecek tabi. sezon boyu 17 gol 13 asist yap,o sezon galatasaray'a karşı oynadığın 4 maçta 4 gol at ama eşofmanlının teki ligin final maçında galatasaray'a karşı yedek oturtsun seni. taş olsa çatlar lan.

  • kendisinin oynattıgı futbolu bir çok fenerbahceli begenmez ve alex olayı yuzunden de bir cok fenerbahçelinin kendisinin teknik direktör olmasına sıcak bakmadıgına eminim. geldiğinide ligi ve fenerbahceyi iyi bilecegını için şampiyonluk yarısında olacagına neredeyse emin olsam da "aykut kocaman ve 7 önliberolar" ekolü yüzünden taraftarın gozune hos gelen bir futbol olmayacagını dusunuyorum. fakat herseye ragmen bu adamın oynattıgı yarı finale şans demek kötü futbol demek haksızlıgın önde gidenidir.

    yarı final oynadıgı sene fenerbahçenin oynadığı maçlara bakarsak:

    marsilya, mönchengladbach ve limassolun oldugu gruptan lider olarak çıkma başarısı göstermiş. marsilya'ya kadıköyde top göstermeden 2-0 önde götürürken uzatmada duran toptan yediği 2 gol ile berabere kalırken, deplasmanda 1-0 ile marsilyayı devirmiş. (kadıköydeki 2. gol alex'in fenerbahçe formasıyla attığı son goldür) grubun zayıf ekibi limassolu içerde dışarıda rahat geçerken, almanya'da mönchengladbacha karşı 4-2 gibi çarpıcı bir galibiyet almış.

    sonraki turlarda pek de avrupa ligi seviyesinde olmasa da bate barisov ve victoria plzeni elemiş( bu iki maçın da kadıkoyde seyircisiz olma ve bate deplasmanında meirelesin daha birinci dakikada kırmızı kart görmesi gibi dezavantajları oldugunu belirtmek gerek).

    çeyrek finalde ise ünlü italyan kulubu lazio'yu çok iyi bir futbolla kadıkoyde 2-0 geçerken, deplasmanda kontrollü bir oyunla istediğini alarak 1-1 ile dönmüş.

    yarı finalde ise o ana kadarki en zorlu rakibi benfica'yı kadıkoyde 1-0 lık galibiyet ile portekize yollamış( bu maçta fenerbahçe'nin biri penaltıdan olmak üzere 3 topunun direkten döndüğünü ve bir tanesi bile gol olsa final oynamış olacagını belirtmek gerek) bu aşamaya kadar oynadığı 13 maçta sadece 1 mağlubiyet almış olması ise oldukça dikkat çekici bir istatistik. yarı finalin 2. maçına ise hatırladığım kadarıyla oldukça eksik bir kadro ile çıkmak zorunda kalmıştı fenerbahçe ve o dönemde altın çağlarını yaşayan cardozolu gaitanlı maticli benficaya 3-1 mağlup olmuştu.

    sonuc olarak kendisinin futbol anlayısını beğenmesem de yukarıdaki özete bok atmak ayıptır. gelişini onaylamsam da zico ile birlikte fenerbahçenin avrupadaki en başarılı sonuçlarını almış teknik direktördür

  • nasıl yarı final oynattığına bakmadan 'ama yarı final oynattı, en büyük başarımız' falan denilip övülen teknik direktör. bu adamı nasıl yarı final oynattığına bakmadan kafadan övmek futbol cahilliğidir.

    fenerbahçe tarihinin en şanslı kuralarını çekip fenerbahçe'nin çeyreği etmeyecek takımları eleyerek yarı final oynatmıştır kendisi. onu da baya zorlanarak yapabilmiştir. yarı final oynayan o müthiş aykut kocaman takımının yarı finale gelene kadar elediği takımlar bate, plzen, lazio. ki onları da zar zor eledik zaten. bate'yle ilk maç 0-0, ikinci maç 1-0. attığımız tek gol penaltı(bate 20. dakikada 10 kişi kaldı bu arada). plzen'le ilk maç 1-0, ikinci maç 1-1. az kalsın eleniyorduk. plzen ikinci maç baya baskı kurdu üzerimizde. en son lazio'yu 2-0, 1-1'le eledik. lazio deplasmanında toplam 4 şutumuz vardı, 2'si kaleyi buldu biri gol oldu. maç tamamen yıldızlar topluluğu, seyircisiz oynama cezalı lazio'nun üstünlüğüyle geçti. bu maçların hepsinin özeti internette mevcut. izleyip öyle yorum yapmalı insanlar bence fenerbahçe'nin yarı final oynaması hakkında.

    fenerbahçe'ye denk veya fenerbahçe'den daha iyi denilebilecek tek takım benfica'ydı. onlar da eledi bizi zaten. yarı finale kadar kadıköy'de oynanan lazio ve benfica maçları dışında rezil ötesi bir futbolu vardı fenerbahçe'nin. bu iki maçta da taraftarın inanılmaz desteğiyle baskı kurabildik.

    aykut kocaman'ın avrupa kupalarında ne kadar başarılı olduğu elendiği takımlardan belli oluyor daha çok. kendisi youngboys, paok, spartak moskova gibi dünya devlerine elenmeyi başarmıştır zamanında.

    yaşadığı lig şampiyonluğuna gelince. bu adamın yaşattığı şampiyonlukla ersun yanal'ın yaşattığı şampiyonluğu kıyaslamak saçmalıktır. bir kere aykut kocaman iyi yönettiği için şampiyon olmadı bu takım. fenerbahçe o sezon ligin en iyi kadrosuna sahip, en zengin takımıydı. buna rağmen fenerbahçe trabzonspor karşısında ligi zar zor averajla önde kapatabildi. bu da koşmuyor, onsuz oynamaya alışmalıyız falan diye dünyanın en gerzekçe nedenleriyle takımdan zorla gönderdiği alex'in insan üstü performansıyla oldu. 33 lig maçında 28 gol 16 asistle takımı sırtında şampiyonluğa taşıyan biri sayesinde oldu. atılan 84 golün 44'üne doğrudan katkı yapan bir yıldızın olağanüstü futboluyla oldu. fenerbahçe ligin en iyi, en güçlü takımıyla zar zor averajla şampiyon olabildi. diğer iki sezon malum zaten.

    ersun yanal şampiyonluğuna gelince. ersun yanal belki fenerbahçe tarihinin en rahat şampiyonluğunu yaşattı fenerbahçe'ye. ve bunu yaparken aykut kocaman sayesinde futbolu, hücum yapmayı, baskı kurmayı unutmuş ligin en yaşlı takımı vardı elinde. rakiplerini eze eze şampiyon oldu fenerbahçe. öyle ki maçlarda geriye düşmüş olsak bile maçı çevireceğimizden emindik. sadece biz değil rakip takım taraftarları da emindi fenerbahçe'nin maçı çevireceğinden. kaç maçı son dakikalarda kazandık. sahada 90 dakika yılmadan hücuma çıkan, koşan, basan, mücadele eden bir takım vardı. yıllardır beklediğimiz fenerbahçe ruhunu sahaya yansıtan, istediğimiz baskılı futbolu oynayan bir takım vardı. dünyanın en rahat en gevşek insanı emenike'nin bile köpek gibi mücadele ettiği bir ortam vardı fenerbahçe'de. gerektiğinde risk alıyordu takım. aykut kocaman'ın 1 gol atıp geriye çekilen, sonra maçı kazanamayan fenerbahçe'si yerine gerektiğinde maçı kazanmak için 4. forveti sahaya süren bir fenerbahçe gelmişti. aykut kocaman'ın şampiyonluğundan baya farklıydı anlayacağınız.

    herneyse. kendisi yeniden fenerbahçe teknik direktörü olacak belli ki. hücum yapamayan, pas yapmayı beceremeyen bir takımımız varken hücum özürlüsü bir teknik direktörü takımın başına geri getirmek sadece fenerbahçe yönetiminin yapabileceği türden bir şeydi zaten. artık gitsin diye dua ettiğimiz, fenerbahçe maçlarını izlerken bize sıkıntıdan baygınlık geçirten futbol dehası geri dönüyor. kendi sahamızda ligin en dandik takımlarını bile baskı altına alamadığımız hatta onlardan baskı yediğimiz günleri, bize eziyet olan deplasman maçlarını yeniden yaşayacağız çok şükür. ön liberolar-defans dörtlüsü-kaleci arasındaki bitmek bilmeyen paslaşmalarımızı, o müthiş tika-taka futbolunu özlemiştik. neyse ki dönüyor taktik deha.

  • efsane. konyaspor efsanesi oldu artık. türkiye kupası da aldılar, müthiş bir başarı, konyaspor'un kendisini bırakmaması ömür boyu sözleşme imzalatması falan lazım. lütfen bırakmasın. fenerbahçe'ye gelmesin bu başarıyı bırakıp. gelme aykut hocam gelme yalvarırım gelme, o berbat 1-0'lık maçları hiç özlemedim gelme. alex'i gönderdin, senden hala nefret ediyorum gelme.

  • senden nefret ediyorum !

    senin kabiz sistemin yuzunden senelerimizi kaybettik kaybediyoruz!

    lanet olsun cocukluk sevdamizi sikip attiniz lan bipolar baskaninla birlikte.

    sen ne yüzsüz, kaypak adammissin be!

    2 kere istifa etmeye calisip beceremedigin, sonra götüne tekmeye yiyip kovuldugun yere hiç yüzün kizarmadan geri geliyorsun.

    siz fenerbahceliyseniz ben degilim. yeter artik amk.

  • kendisine karşı nötrüm ama şu 7 ön libero geyiği hakkında 2 kelam etmek istiyorum. aykut hoca zamanında çok nadir maçlarda topal-selçuk ikilisi oynardı. alex varken zaten orta 3'lünün biri alex, diğeri emre olurdu. 3.adam topal gelene kadar selçuk veya baroni olurdu ki baroni defansif ortasaha değildi. alex sonrası dönemse topal-emre hep oynardı, baroni ve raul meireles'den biri 3.adam olurdu. yanlış mı hatırlıyorum bilmiyorum ama kadroda alex, emre, meireles, baroni gibi adamlar varken hiç selçuk-topal yapmadı gibi kalmış aklımda. eski maçlara bakıp editleyeceğim.

    edit: derbilerdeki 3'lüleri yazıyorum;

    2010-11
    fb-bjk emre alex selçuk
    fb-gs emre alex topuz
    bjk-fb emre alex selçuk
    gs-fb baroni alex selçuk

    2011-2012
    bjk-fb emre alex baroni
    gs-fb emre alex baroni selçuk(bu sistemi anlamadım)
    fb-bjk emre alex baroni
    fb-gs emre alex baroni

    2012-13
    fb-bjk topal meireles baroni
    gs-fb topal meireles baroni
    bjk-fb emre meireles baroni (bu maçta topal yedekmis sonradan girmiş çok ilginç)
    fb-gs topal meireles emre

    görüldüğü üzere deplasman derbilerinde bile insanların kafasındaki ön yargıyla alakasız bir ortasaha 3'lüsü ile çıkmış sahaya. biz bugün topal-joseph-ozan'la oynarken, adamın alex-emre-baroni gibi bir 3'luyle sahaya çıktığı maçlar olmuş. deplasman derbisinde bırakın selçuk şahin'i oynatmayı, topal'ı bile yedek bırakmış. çok da şaapmamak lazım yani.

  • hepsini geçtim de bu adam gittikten sonra aynı kadroya ersun yanal nasıl futbol oynattı gördük, şimdi biz balın tadını almış insanlarız, bize tekrar keçi boynuzu yedirmeyin, getirmeyin şu adamı.

    aykut seni futbolcu olarak seviyorduk, teknik direktör olarak sevmiyoruz, oku şu yazılanları gelme fenerbahçeye istemiyoruz seni. bu adam gelirse fenerliler lig tv almayın.

    aziz sen de bi git yav, her sene aykut aykut, ondan da senden de bıktık.

    -fenerbahçe defans yapmaz, yaptırır.

    ersun yanal

  • "açılın ben orhan pamuk okudum ve kel alaka benzetmeler yapmak istiyorum" diyen suserların uyduruk analizlerine maruz kalan kişi.

  • fenerbahçeliler olarak yatmasını beklemiyorduk. o kadar onursuz değiliz. başka takım taraftarları gibi efsane futbolcumuza da bu yüzden küfür etmeyiz, tebrik ederiz.

  • konya'ya laiklik getirecek tek teknik direktördür.