debe başlıkları

aykut kocaman

  • gelirse, takımdan ilk keseceği oyuncunun 'benzia' olacağını kestirmek zor olmayan teknik direktördür.

  • hala bu adamın kanser ettiği takımın çilesini çekiyoruz.

    bu adamı hala öven fenerbahçe taraftarı görünce dehşete kapılıyorum. sizin allah belanızı versin ya.

    klasik türk milleti hastalığı yapılan hatayı başka hatayla kapatmaya çalışıp ardından ikincisinden pişman olup ilk hataya geri dönmek.

    inanılmaz bir topluluğuz gerçekten.

  • kovulduğu için mutluyum ve huzurluyum.
    futboldan anlasalar üstteki bebeler de mutlu olurdu eminim.

  • aykut fenerbahçe evladı falan değildir. vasıfsız kötü bir teknik direktördür. iş bilmez aziz kimseyi bulamayınca buna sarıldı. goygoyla efsanemiz, camia çocuğu falan diye diye şişirdi. 3 temmuz olayları da ekmeğine yağ sürdü. bu futbol cahilinin oynattığı oyun kabul edilir oldu.

    zamanla aziz, aykut gibi parazitler camiaya öyle işledi ki ana akım söylem bunları inkar edemez, dışlayamaz oldu. bu yüzdendir ki ali koç bir şey diyemiyor. öyle kolay değil bu parazitleri dışlamak. ali koç'un yaklaşımı bu yüzden doğru ve akil.

    yazıktır ki cahil taraftar çoğu şeyin ayırdına varamıyor. gerçekleri dışlayıp, goygoydan yalandan balonlar, gerçekler üretiyor.

    bu alanda galatasaray taraftarından ders almamız lazım. adamlarda vasat sevicilik yok. öyle ya da böyle katkı veren yasin'e bile bela okuyorlar. bizimkiler ise aykut, alper gibi tiplere hayran.

    buradan aykut'u savunanlara sesleneyim. ya ağır salaksınız, ya öylesine futbolu takip ediyor ve taraftarcılık oynuyorsunuz ya da balık hafızalısınız. bu adamın günahlarını yazmaya kalksak sayfalar yetmez be. bu adam koskoca fenerbahçe kulübünde staj yaptı resmen. siz yıllarca bu rezillikleri, vasatlıkları kabullendiniz.

    tanım: fenerbahçe'den nemalanan türk futbolcu eskisi. camia çocuğu ayağına koca kulübü düdükledi. seviye düşürttü. ağırbaşlı, efendi bir imaj çiziyor diye de süper karakterli ulu bir insan sanılıyor. bu kadar yıl kulüpte barınmasının sebebi aziz beceriksizinin başkalarıyla çalışamaması. borusunu ancak bu aykut'un üstünde öttürebiliyordu.

    şimdi biliyorum yarım aklınızla saçma sapan mesajlar döşeyeceksiniz bana. hiç zahmet etmeyin. üşenmezsem baştan aşağıya aykut'un çetelesini dökerim bir ara buraya.

    burada hala bu adamı savunuyorsunuz falan iq kaybediyorum yapmayın etmeyin. yıl olmuş 2018. 2019 sezonu başlayacak. yıllar yıllar önce bile belliydi bu adamın ne mal olduğu. yeni mi doğdunuz naptınız ?

    bu adam basitçe türkiye'nin özetidir. liyakat falan olmadan ülkenin en büyük kulübüne tepeden teknik direktör olarak inmiştir. yaptığı sayısız rezilliklerden sonra medyadaki arkadaşları tarafından insanların yüzüne baka baka taşak geçilircesine kollanmış. vasıfsız ama efendi, söz dinleyen bir tip.

    taktik anlayışı da şudur: herkes defans yapsın ister. 11 oyuncunun da götünü yırtarcasına defans yapmasını ister. gol için de 90 dakikada elbette rastgele bir gol atarız düşüncesindedir. erken öne geçerse bütün planları bozulur. yıllardır da böyledir. hatalarından zerre ders çıkarmamıştır. top çevirip zaman öldürmeye çalışır. en sevdiği, hayalini kurduğu, bütün taktik anlayışını üzerine kurduğu senaryo: dakika 70'e kadar defans yap, top çevir, oyunu öldür. 70'ten sonra oyunculara birazcık özgürlük verip, becerikli oyuncuları oyuna sokup gol ara. duran top kovala. o dakikadan sonra attığın golü rakip zaten çıkaramaz. mentalite bu. eğer bu hayali senaryo maç içinde gerçekleşir de yine de puan kaybederse suçu hakeme atar, bireysel hatalara atar, oyunun gereklerini yaptık ama olmadı der.

    futbolcular kazan kaldırmadığı sürece bu taktikle kendince bir şeyler yapabilir. büyük konsantrasyon ve efor gerekiyor. fedakar ve hocaya inanan futbolcular bulmalı. ancak vasat oyuncular kabul ediyor bu adamın kafasındakileri. bence milli takımda iş yapar. samimiyim bu konuda. söz geçirebileceği bir ekip toplayıp kafasındakileri uygularsa bu kanser futbolla milli takım turnuvalarında ite kaka başarı yakalayabilir. milli takım maçları buna müsaittir.

    yunanistan'ın euro 2004 başarısı sonrası bizim çakma mourinho'lara bir aydınlanma geldi. defans yapmayı böyle bir felsefi kalıplara sokup yüceltip benimsediler. bu da o akımdan nasibini alanlardan. ulan dalyarak 100 milyon eurolar döküp bütün oyuncularından götünü yırtarcasına savunma yapmasını istiyorsun zaten. sanki üstün matematiksel hesaplamalar yapıp müthiş felsefik çıkarımlarla milimetrik taktikler yapıyor.

    gitsin bir anadolu takımına kendisine saygı duyan 3-5 amele toplasın yine bir standart ortaya koyar ligde.

    fenerbahçe'ye en çok zararı vermiş kişidir. aziz'in hiç değilse iyi bir dönemi vardı. özellikle zico'yu yollayana kadar.

  • “kadro çok vasattı ama hoca çok başarılı oldu, bu kadroyu bile 2. yaptı” diyenlere iki kelam edelim.

    aragones döneminde yokluktan gökhan gönül stoper oynadı, daum döneminde yokluktan deniz barış sağ açık oynadı da ben bir defa bile kadro çok dar ama hoca başarılı diye bir yorum görmedim.

    zico; önder turacı, maldonado, vederson, uğur boral gibi isimlerden oluşan kadrosuyla çıktığı şampiyonlar ligi çeyrek final maçında kadıköy’ü chelsea’ye dar etti de ben bir defa bile hoca bu kötü takımla neler yaptı diye bir yorum okumadım.

    ersun yanal, bir önceki yıl gs’den 10 puan fark yiyen takımı alıp doğru dürüst takviye bile yapmadan nisan ayında şampiyon oldu da ben bir kez bile hoca bu vasat takımı nisanda şampiyon yaptı diye bir haber görmedim.

    nasıl bir güçmüş ki hem yazılı, hem görsel, hem de sosyal medyada aykut hoca başarılı algısını yerleştirmek için ellerinden geleni yaptılar, yapıyorlar. ben de bu algıyı yemeyen bir fenerbahçeli olarak kombine almak için kendisinin gitmesini bekliyorum.

  • bir takım konuları netlestirmekte fayda var;

    -takımına hevesle bağlı insanların, zorlu hayatlarında ancak bu aidiyetle ile mutlu, huzurlu ve sabırlı olabilen milyonlarca insanın elinden bu hissi alan,

    -bir takımın brezilya gibi top oynayan, bol pozisyona giren, bol pozisyon veren ama o maci 6-3, 5-1 galip ya da 4-3 malup bitiren, taraftarlarını temmuz ayında yapılan hazırlık maçlarında bile sabahtan maçın heyecanına sokan futbol tipinin genetik yapısıyla oynayan

    - fenerbahçe tarihinin gelmiş geçmiş en yetenekli oyuncusu mudur bilmem ama gelmiş geçmiş kumulatif açıdan açık ara en karakterli, yetenekli, lider, aile babasi, sempatik, entellektuel, zekifutbolcusunu, alex de souzayı sevenlerinden bilinçli bir şekilde ayırmış ve muazzam bir boşluk ve üzüntüye sebep olan

    - taraftarlarına "biz herhalde ayrıcalıklı bir takım değiliz, özel değiliz, mahmut hocadan ve okuldan kaçıp maça giden hababam sınıfındaki ekibin tuttuğu takım değiliz, malatyaspor, kayseri erciyes spor gibi birseyiz." hissini veren

    bir adamın "takımı defans oynatıyor abi" nin ötesinde bir arızası olmalı bence.
    niyete dair bir arıza.

    yoksa biz 4 senede sadece bir kere şampiyon olduk, bir sezon daha ön elemede vardara elendik, bir sezon ön elemede young boysa, paoka elendik. bu sene çok gol attık dense de bunların 20 tanesini 30 34 uncu hafta arasında attık. yani bu bahsedilenler sebep değil sonuç .

    velhasıl mesele defans oynatmanın çok ötesinde.

    not: herseyi unuturum ama bir şey çok zoruma gidiyor; alex'i gönderdiği, aralarının bozuk olduğu sezon da 31. haftada fenerbahce galatasarayla sahasında oynuyor. beraberlik cimcomu şampiyon yapar net. galibiyet te bizi onların önüne geçirir. alex o maçta gol atmış 79 uncu dakka mac 2-2, bu skor galatasaraya yarıyor. fenerde deli gibi bastırıyor. bu adam 79 da macın bitimine en az 15 dakka varken alex i oyundan cikardı. kontratak oynamadığımız bastırdığımız bir ortamda yerine issiar dia yı alarak. çok net ki bu adamın gözünü kör eden şey her ne ise fenerbahçenin şampiyonluğundan daha önemliydi.

  • istifa etmemesine sevindiğim teknik direktör. zaten böyle sönük bir şekilde, "istifa edecek" dedikoduları ile gitmemeliydi.

    bence prosedür şöyle işlemeli;

    aykut kocaman ile görüşülür ve "sen bizim kocaman umudumuzsun" gibi laflar edilerek tazminatsız 10 yıllık bir sözleşme imzalanır. "iki gün sonra stadımızda tören yapacağız" denir. kendisi de bu kadar başarısız olmasına rağmen "ben galiba kocaman umutlarıyım" diyerek mutlu olur.

    ertesi gün medyaya ya da kocaman'a duyurulmadan alex, tüm yetkiler kendisine verilecek şekilde sportif direktör olur, luxemburgo ya da zico gibi biriyle ve aynı günün gecesinde türkiye'ye gelir.

    bir sonraki gün türk filmlerindeki gibi bir mizansen yaratılır ve aykut kocaman'a "sizi yeni sportif direktörümüzle görüştüreceğiz, bundan sonra kendisine bağlı çalışacaksınız" denir.

    kulüp binasındaki sportif direktör odasında alex de souza oturmaktadır. koltuğunun arkası kapıya dönüktür.

    aykut kocaman kapıyı çalıp içeri girer. koltukta oturanı göremez. sonra bacak bacak üstüne atmış olan alex, yere basan ayağıyla yavaş yavaş döner ve "bundan sonra u-21'le çalışacaksın, ben istemedikçe de a takımı yönetemeyeceksin" der.

    aykut kocaman "ama ama" derken, "tamam, vazgeçtim, kovuldun" der alex ve cebinden twitini çıkarıp "şlaks" diye o anın fotoğrafını çeker, daha sonra o fotoğraf büyütülüp stadın girişine asılır.

    fenerbahçe başkanı olsaydım ben böyle yapardım. öyle sessiz sakin istifa etsin gitsin ile olacak şey değil, içimin soğuması için aykut kocaman'ın böyle bir şey yaşaması gerek.

  • galatasaraylı arkadaşlarımın bari o kalsın diye temennide bulunduğu antrenördür..

  • yallah konyaspora dikine futbol düşmanı.
    (bkz: ali koç başkan fenerbahçe şampiyon).

  • kendisi hakkında yazacaklarımı basit bir örnek üzerinden anlatmaya çalışıcam. saçma olabilir ama durumu açıklıyor bana kalırsa. baştan söyliyim bu tarz yemek işlerinden hiç anlamam, böyle bir olayın yaşanma olasılığı olmayabilir bile; örnek havada kalabilir, varsayım benimki sadece.

    sanayide bir esnaf lokantası düşünün. oranın aşçısı aykut kocaman. bildiğimiz klasik yemekleri yapıyor. esnafa soruyoruz nasıldır yemekleri diye ‘güzeldir abi, karnımızı doyuruyoruz’ diyolar. gel zaman git zaman büyük bir otelde baş aşçı ihtiyacı doğuyor. aykut’un ününü duyuyorlar, gel bizde çalış diyolar. tamam diyo aykut başlıyor çalışmaya.

    ama çalıştığı ortam kendisinde herhangi bir değişiklik yaratmıyor. aynı yemekleri yapmaya devam ediyor. müşteriler şikayetçi ‘kardeşim biz buraya kuru fasulye pilav yemeye gelmiyoruz ki, daha özel şeyler yap buraya geldiğimize değsin’ diyolar. ama aykut’un düşünce sabit: doyuyolarsa tamamdır. müşteriler ‘tamam yemeği doymak için yiyoruz ama buraya da farklı şeyler tatmaya, yemekten zevk almak için geliyoruz’ kafasındalar haklı olarak. aykut’un elinde bi dünya malzeme var ama ‘getirin ordan 1 çuval patates de, güzel bir patates oturtma yapalım bugün’ diyor.

    şimdi bu adamın futbol mantığı da buna benzer. ‘ee kazanıyoruz daha ne yapalım? en çok gol atan takım biziz niye mutsuzsunuz?’ çünkü burası fenerbahçe hoca, konyaspor değil! her şey rakam değil burda. bu kafayla orda başarılı da olursun, insanları da mutlu edersin. nitekim yaptın da. ama burda olmaz ve olmadı da.
    evet bu sezon taraftarın seçim sürecine kendini kaptırması(haklı olarak), aşırı sayıda bireysel hata vs. derken şampiyonluk adım adım gitti. ‘bu kadroyla bu nokta bile başarı uzay takımı beşiktaş’ı bile geçti abi yea’ diyenler var. ulan kimse de demiyor ki bjk cl’de gruptan namağlup lider çıkarken, bu herif vardar’a elendi diye. vardar ulan vardar! allah’tan korkun ya vardar ne lan?!! eskaza avrupa’ya gitsek bu haftaya bile gelemezdi bu takım kimse onu düşünmüyor.

    ‘ama abi bu kadroyla bu kadar’ diyenlere de şunu diyim; bu kadroyu babam mı kurdu lan? aykut kurdu amk. ‘geçen seneyle arada fark yok o kadar yea, dick’e göre başarılı’ al bak aynı kadro: dirar, soldado, guliano, isla, neto, janssen, valbuena, ekici, kameni, elif elmas. sıfırdan yeni 11 kurulur yeni gelen adamlarla mallık yapmayın. dirar’la atıf’la falan 3 kulvarı götürebileceğini düşündü bu herif. bu bile büyük bir rezalet. millet portakallı ördek bekliyor, bu adam 'getirin ordan domatesi biberi menemen yapalım' modunda.

    hala itiraz eden olursa basit bir şey yapmalarını isticem. bazılarına göre en başarılı avrupa sezonumuz uefa yarı finali (bana göre cl çeyrek finali ama neyse). şimdi üst taraftaki şükela modunda tümü yazısına tıklayın. bakın bakalım o en başarılı avrupa sezonunda bile taraftarın kendisi hakkında düşünceleri nasılmış? ben söyliyim kısaca, olumlu değil elbette.

    bu adam fenerbahçe’nin başında 4 sene geçirdi. sadece 1 şampiyonluk kazandırdı. o da, aziz yıldırım’ın tabiriyle; aslan yürekli futbolcuların sayesinde. (başta 44 gole etki eden alex) sonuç: başarısızlık.

    hakkını yiyemeceğim ve takdir ettiğim tek bir nokta var onu es geçmiyim. kulübün en zor zamanlarında başta olmuş ve takımı bir şekilde saha içinde tutmuştur. şartlar daha iyi olsa belki başarı da gelirdi ama artık gemi kaçtı. ‘sistem oturtalım yea, biraz vefa gösterelim adama yea’ diyen olursa hatırlatmak isterim ki burası hayır kurumu değil spor kulübü. kendisi biraz fenerbahçe’yi seviyorsa yeni denizlere yelken açsın kendiliğinden.

    taraftar kendisini istemiyor. bu çok net.

    son olarak şunu söyliyim; kabahatin en büyüğü kendisinde değil. asıl kabahat, koca takımı bu zihniyette birine teslim eden leblebi beyinli yönetim ve o yönetimin başındaki baş manyakta! sakın tek suçu aykut kocaman'a yıkmayın; en büyük sorumlu aziz yıldırım denen ruh hastası manyaktır!