debe başlıkları

ales sorularının 8 yıl boyunca çalınması

  • otur yeğenim anlatayım:

    2010 ağustos ayları,

    yüksek lisans öğrencisiyim, ders aşamasındayım. öyp programı başladı. her yerde deli gibi 2şer 3er kadrolar açılıyor. bu sefer girdim a.q. diyip o kadar üniversite arasından 8 tane belirledim. kadro sayısı fazla olduğu için şansım daha yüksek olan üniversiteler. hepsi de doğu ve güneydoğu anadoluda. bunlara belgeleri gönderdim, başvurumu yaptım.

    bir hafta sonra sınava girecek adayların listeleri açıklandı. hepsinde 1. sıradayım. hepsinde 2-3 kadro açılıyor. sınava alınacak aday sayısı = kadro sayısı x 4. yani en az 8 adayla yarışıyorum.

    diploma notu, ales puanı ve kpds/üds puanı üzerinden yapılan ilk hesaplamalara göre belirlenen listelerde 2. adaya en az 30 puan fark atıyorum. 2. adaya 50-60 puan fark attığım iki üç üniversite var. hayatımda araştırma görevlisi olma umudum hiç bu kadar yüksek olmamış. hepsinin de sınav tarihleri birer ikişer gün arayla, sadece 8. sıraya koyduğum üniversite ile 2. sıraya koyduğum üniversitenin sınavları aynı gün olduğu için 8. üniversitenin yapacağı sınava girmeyeceğim.

    o sırada batıda güzide bir ilimizde dandik bir dil kursunda üç kuruşa köpek gibi çalışıyorum, bir yandan da yüksek lisansıma devam ediyorum. geleceğe yönelik umutlarım tavan yapmış. akademisyen olacağım, avrupalara gideceğim, doktoramı falan yapacağım, bütün kariyer planlarım çizilmiş. yolda yürürken ağaçları bile öpesim geliyor. o kadar mutluyum.

    tek bir sorun var.

    bu 7 ili dolaşıp akşamları öğretmenevinde kalıp gündüzleri sınavlara girebilmek için yaklaşık 15 günlük bir zaman dilimini doğu ve güneydoğu anadoluda geçirmem gerekiyor. bunun için param yok. babamı aradım. durumu aynen bu şekilde anlattım. "baba bu sefer kesin oldu. garanti. 8 üniversitede zaten şu anda birinciyim, o sınavları güle oynaya geçicem." babam kenara ayırdığı son parayı bana gönderiyor ve macera başlıyor.

    gittiğim hiçbir yerde bütün adaylar gelmemiş sınavlarda en fazla 3 kişiyle yarışıyorum. benim dışımda ne hikmetse geri kalan bütün adaylar ya türbanlı bacılarımız yada fatih üniversitesi gibi yerlerden mezun abiler. birazcık işkilleniyorum ama sonuçta neredeyse hiçbirisi yüksek lisansa başlamamış. hepsi yeni mezun. (o zamanlar aday listeleri falan üniversitelerin sitelerinde açık açık yayınlanıyor. kim alesten kpdsden kaç puan almış, hangi üniversiteden mezun olmuş, rahatlıkla rakiplerinin seceresini dökebiliyorsun ortaya)

    sevinçten çıldırıyorum.

    neyse, bütün sınavlar bitiyor. bayburtta en son sınava girdiğim için orada öğretmenevinde kalıyorum. tekrar yaşadığım şehre dönüp git-gellerle uğraşıp daha fazla masraf yapmamayı planlıyorum. kadroyu kazanacağım, belgelerimi vereceğim, dönüp eşyalarımı toplayıp geri geleceğim.

    o öğretmenevi odasını hiç unutmam, ülkedeki şerefsizliğin bütün hayallerimi yıktığı, şu anki umutsuzluğumun temelinin atıldığı oda.

    üniversiteler tek tek sınav sonuçlarını açıklıyor. sınava girecek aday listesinde adı olmayan insanlar mı dersiniz, aramızdaki puan farkını kapatabilmek için ince hesaplar yapılıp 1 puan fazlasının (tesadüf)verildiği adaylar mı dersiniz? her türlü hile hurda yapılmış. günlerce kabuslar içinde her üniversiteden açıklanan kazanamadığım listeleri inceliyorum. (listeler hala bilgisayarımda kayıtlıdır) aynı yolda yürümeyi planlayan ve aynı akibeti yaşayan arkadaşlarla konuşuyoruz. çok pis bir oyun döndüğü belli ama elimizde listelerden başka kanıt yok. üniversiteyi arıyoruz, sizin sınava girecek aday listesinde adı olmayan adam nasıl sınavı kazanır diye üniversiteye soruyoruz adamlar bize sonradan belgelerini getirdi diyor, kardeşim sonradan diye birşey yok, son tarihten sonra size ulaşan belgeyi zaten kabul edemezsiniz, siz ne yaptınız diyoruz, telefonlar suratımıza kapatılıyor.

    sonrasında şehrime dönüyorum boynum bükük, olayı anlattığım herkes "beceremedin, millete bok atıyosun, yok torpilmiş yok sorular verilmişmiş falan filan" havasında.

    bu insanlar daha sonra kpss, polis sınavı gibi skandalları yaşadıktan sonra beni arayıp özür dilediler, birader biz durumu çakmamışız adamlar her yeri ele geçirmiş diyenler falan filan...

    şu an geldiğimiz noktada benim kaybımı kim karşılayabilir, zaman içinde akademinin herşeyinden vazgeçtim çünkü akademi = fetö oldu. bunun oluşunu görerek, yaşayarak anladık.

    bu saatten sonra a.q. fetönün de fetöyü fetö yapanın da.

    ben kim miyim? o harcanan yüzlerce/binlerce gençten sadece biriyim. benim gibi kaç kişi var. bu tamir edilebilecek bir durum mudur?

    edit: açıklama 1: bu üniversitelerin hiçbirine dava açmadım. sadece trabzon üzeri dönüş yaparken trabzonda yarım saat mola vermişti otobüs bir tanesinin akademik personel daire başkanını arayıp yaptıkları herşeyi bildiğimi, param olsaydı onlarla uğraşarak (dava) hepsini hoplatmak için belgelerin elimde olduğunu falan söyledim fakat kimi kime şikayet edeceksin. daha sonra bu fikirden ve akademinin bütününden tamamıyla vazgeçtim. şu an özel sektörde kapitalizmin çarklarında tecavüz edilerek yaşamaya devam ediyoruz bir şekilde. halimizden herkes gibi memnun değiliz. ülke yangın yerine dönmüşken kendi gemisini kurtardığını zannedip geri kalan hiçbirşey umurlarında olmayan milyonlarca varlığa(insan değil) şaşırarak, kızarak bir şekilde yaşamaya devam ediyoruz.

    açıklama 2: yaşadıklarımı tamamıyla anlatmadım tabiki. 2009 - 2013 arası bir süreçti akademi maceram. cemaatlerin üniversitelerde yarattığı zulüm korkunç boyuttadır. inanın bana ben zurnanın son deliği bile değilim. koskoca profesörleri (gerçek olanları) korkutup kaçırmak için ne mobbingler uyguladılar o orospu çocukları. bize zulmedip fetö davalarında hapis yatan ünlü rektörler gördü bu gözler. ben gerçekten mağdur edilen binlerce gençten sadece birisiyim ama hiçbir zaman mağduriyetimle ön plana çıkmaya çalışmadım, çalışmayacağım da. dikkat ederseniz bu yazıda mümkün mertebe şehir ismi bile vermemeye özen gösterdim. biz aydınlıkla, bilimle cemaatlerin savaşında sadece bir neferdik, neferlerin ismi bile olmaz. bu ülkede nice bilim insanları ne komik iddialarla yıllarca hapis yatırıldı. bana kadro vermemeleri artık bundan sonra zerrece umrumda değil.

    açıklama 3: e niye yazdım? başlığı görünce anılar depreşti. işin iç yüzünden birşeyler paylaşmak istedim. bir de burası zaten anonymous gibi olduğu için sakınca görmedim. bunlar sadece birkaç ayrıntı. bütün detayları az sayıda dostlarım bilir.

  • --- spoiler ---

    savcılık harekete geçmiş ve 20 bin akademisyenin sicili, geçmişi ve sınav başarıları incelemeye alınmış.
    --- spoiler ---

    adım gibi eminim şu haberi okuyan herkesin aklına ilk furkan gelecek. furkii bakalım bundan da yırtacak kadar torpilli misin?